10 saat önce
Ne İzledim? #53
Son 26 yılın en kötüsü olan 2015'i izlediğim son filmleri yazarak bitireceğim. Hayatımın en kötü yılıydı şüphesiz ama çok şükür ki hayattayız. Bu yıl ölümü de gördüm, ayrılığı da gördüm, dibi de gördüm. Ryan Gosling'in Drive'da Carey Mulligan'ı sevdiği gibi sevip Michelle Williams'ın Blue Valentine'de Ryan Gosling'i sevdiği gibi sevildim. Bekleme kısmı ise İsmail Abi'nin gelmeyecek gemiyi beklemesi gibiydi. Vedalar Leyla ile Mecnun'un zamansız bitmesi gibiydi. Hep bir şeylerden umut çıkarmaya çalıştım ama olmadı. Hayatımda ilk defa yeni bir yıldan umutluyum. Bu yılki üzüntülerimin karşılığı akşama Milli Piyango'da büyük ikramiye olmalı. Bazen Mr. Nobody gibi yaşıyoruz. Hatta hayat Truman Show'muş da sonunda Truman Burbank bizmişiz gibi çıkacak diye de korkmuyor değilim ama bari 2016 yılında aşk hayatımız The Graduate'te Benjamin'in Elaine'i kilisede nikahtan kaçırması gibi, iş hayatımız Walter Mitty'nin amacına ulaşması gibi olsun be güzel kardeşlerim.
J.K. Simmons mu şimdi bu ? Bildiğin Vern Schillinger. Vern Schillinger tüm kötülüklerin babasıdır. Filmden çıkarılan mesaj bu olmamalı ama bende acayip derecede enstrüman çalma isteği uyandırdı. Kendimi Andrew yerine koyduğumda ise onun gibi davranacağımı düşündüm. İnsanın sınırlarını bildiği değil, sınırlarının üzerine çıkabileceğini anlatan; lezzetli bir yapım olmuş.
Süresi biraz uzundu ama diyaloglar sıkmıyor. Hikaye boğmuyor. Atmosferi ve konusu gerçekçi. Bir gecede kurulan bağ biraz gerçekçilikten uzak. Buna rağmen oyuncular doğal ve başarılı. Mantık hataları var evet ama filmin güzelliğine gölge düşürmüyor. Çoğunluk gibi ben de çok beğendim, Avrupa sinemasını seviyorum.
Çok seviyesiz bir mizahı var ama acayip güldüm. Tam kafa dağıtmalık bir film. Özellikle Madafaka Jones sahneleri güldürüyor. Polis kovalamaca sahnesi müthişti. İlk filmde Kurt ve Dale karakterleri bu kadar salak değildi sanki, onu pek sevemedim. Yardımcı oyuncu kadrosu çok iyi. Jennifer Aniston yine çok zarif. Chris Pine da rolüne çok yakışmış.
Yerden yere vurulacak bir film değil. Klişe hikaye bile olsa 90'ların tatlılığını barındıran sevimli bir film.
Bkz. Ne İzledim? #1
Bkz. Ne İzledim? #2
Bkz. Ne İzledim? #3
Bkz. Ne İzledim? #4
Bkz. Ne İzledim? #5
Bkz. Ne İzledim? #6
Bkz. Ne İzledim? #7
Bkz. Ne İzledim? #8
Bkz. Ne İzledim? #9
Bkz. Ne İzledim? #10
Bkz. Ne İzledim? #11
Bkz. Ne İzledim? #12
Bkz. Ne İzledim? #13
Bkz. Ne İzledim? #14
Bkz. Ne İzledim? #15
Bkz. Ne İzledim? #16
Bkz. Ne İzledim? #17
Bkz. Ne İzledim? #18
Bkz. Ne İzledim? #19
Bkz. Ne İzledim? #20
Bkz. Ne İzledim? #21
Bkz. Ne İzledim? #22
Bkz. Ne İzledim? #23
Bkz. Ne İzledim? #24
Bkz. Ne İzledim? #25
Bkz. Ne İzledim? #26
Bkz. Ne İzledim? #27
Bkz. Ne İzledim? #28
Bkz. Ne İzledim? #29
Bkz. Ne İzledim? #30
Bkz. Ne İzledim? #31
Bkz. Ne İzledim? #32
Bkz. Ne İzledim? #33
Bkz. Ne İzledim? #34
Bkz. Ne İzledim? #35
Bkz. Ne İzledim? #36
Bkz. Ne İzledim? #37
Bkz. Ne İzledim? #38
Bkz. Ne İzledim? #2
Bkz. Ne İzledim? #3
Bkz. Ne İzledim? #4
Bkz. Ne İzledim? #5
Bkz. Ne İzledim? #6
Bkz. Ne İzledim? #7
Bkz. Ne İzledim? #8
Bkz. Ne İzledim? #9
Bkz. Ne İzledim? #10
Bkz. Ne İzledim? #11
Bkz. Ne İzledim? #12
Bkz. Ne İzledim? #13
Bkz. Ne İzledim? #14
Bkz. Ne İzledim? #15
Bkz. Ne İzledim? #16
Bkz. Ne İzledim? #17
Bkz. Ne İzledim? #18
Bkz. Ne İzledim? #19
Bkz. Ne İzledim? #20
Bkz. Ne İzledim? #21
Bkz. Ne İzledim? #22
Bkz. Ne İzledim? #23
Bkz. Ne İzledim? #24
Bkz. Ne İzledim? #25
Bkz. Ne İzledim? #26
Bkz. Ne İzledim? #27
Bkz. Ne İzledim? #28
Bkz. Ne İzledim? #29
Bkz. Ne İzledim? #30
Bkz. Ne İzledim? #31
Bkz. Ne İzledim? #32
Bkz. Ne İzledim? #33
Bkz. Ne İzledim? #34
Bkz. Ne İzledim? #35
Bkz. Ne İzledim? #36
Bkz. Ne İzledim? #37
Bkz. Ne İzledim? #38
Watford 1 - 2 Tottenham
Championship'te çok desteklediğim Watford bu sezon yükseldiği Premier Lig'e renk katan takımlardan oldu. Mütevazı sayılabilecek bir kadroya göre oynadıkları futbol zevk veriyor. Troy Deeney'nin birkaç yıldır takipçisiyim. Ama Odion Ighalo'nun Premier Lig'de yaptığı patlama bana çok büyük sürpriz oldu. Matej Vydra'nın yıllardır yapamadığı patlamayı Ighalo'nun yaptığını düşünüyorum. Tottenham maçını da boş geçmedi Nijeryalı. Tottenham bu maça farklı bir diziliş ve anlayışla çıkmasına rağmen yine kendi oyununu oynadı. Harry Kane'den beklenen bol bu seferlik gelmedi ama Kane yine etkili oyunuyla maçın kilit adamı oldu. Lamela'ya attırdığı gol ile de skora katkıda bulundu. Lamela'nın golü yine akıl dolu bir vuruştu. Son Norwich maçında Rabona denemiş ağları bulamamıştı. Nathan Ake'nin atılmasıyla Tottenham deplasmanda 3 puan için yüklendi. Son dakikada Watford'un çizgi üzerinden çıkarılan tartışılan pozisyonunun gol çizgisi teknolojisiyle gol olmadığı belirtildi. Bu pozisyonun hemen sonrasında Trippier'in güzel ortasına Son Heung Min müthiş bir vuruşla galibiyeti getirdi ve Spurs'ü yılın son maçında şampiyonluk yarışında ciddi bir rakip haline getirdi.
Watford : Gomes; Anya, Catchart, Britos (60' Prödl), Ake; Abdi (46' Behrami), Watson, Capoue, Jurado (68' Nyom); Deeney, Ighalo.
Tottenham : Lloris; Alderweireld, Dier, Vertonghen; Trippier, Carroll (68' Son), Dembele (45' Eriksen), Rose; Lamela, Alli (81' Chadli); Kane.
Sarı Kartlar : Alli, Britos, Jurado, Deeney, Ighalo, Alderweireld.
Kırmızı Kart : 63' Ake.
Goller : 17' Lamela, 41' Ighalo, 89' Son
19 maçlık ilk yarı sonucunda Premier Lig'de oluşan puan durumu şu şekilde :
Leicester City'nin yeni yıla lider girme hedefi tutmadı ama rüyası devam ediyor. Manchester City benim hala en büyük favorim. Tottenham'ın sinsice zirveye tutunmasından keyif alıyorum. Palace, West Ham ve Watford'un bulunduğu yer de oldukça sürpriz. Aston Villa ve özellikle Sunderland'in kurtulması çok zor gözüküyor. Swansea orada çok kalmaz. Liverpool ciddi bir çıkış yakalayabilir. Everton'ın keyif veren futbolunun yerinin ise çok daha üst sıralar olduğunu düşünüyorum. İlk yarıya damga vuran isimler şüphesiz; Mahrez, Vardy, Kane, Özil, Ighalo, Lukaku, Ranieri ve Bilic. Ligin ilk yarısının en büyük hayal kırıklığı ise Mourinho ve Chelsea.
Fenerbahçe 2 - 1 Sivasspor
Bu sezon ilk defa lig maçına gidemedim, şartlar çok acayipti. Kazanacağımızı biliyordum ama oynanan iyi futbol çok daha büyük moral oldu. Şöyle de bir sıkıntı var; ne zaman iyi oynasak saçma sapan bir pozisyonda gol yiyoruz. Bugün 2, hadi taş çatlasın 3 pozisyon verdik ve 1 gol yedik. Diego'nun iyi başlayıp erken sakatlanması da kötü oldu. Ozan orada oynayınca üzerine çok büyük baskı biniyor ve yetersiz kalıp kendini taraftarın önünde buluyor. Top Van Persie'nin önüne düşünce gol atacağını biliyorsunuz ya bu hissi seviyorum. Çok gol atsın, tüm golleri o atsın mümkünse... Topal yine harika oynadı. Keza Kjaer öyle. Bu sezon galiba ilk kez stoperimiz gol attı. Her sezon aldığımız savunma skor katkısını bu sezon pek alamıyor gibiyiz. Volkan Şen bir iyi, bir kötü oynadı. Bulduğu şansı daha iyi değerlendirmesini beklerdim. Eneramo'dan gol yesek çıldırırdım, ligin en etkisiz santraforu bence. Beykan'dan gol yememize de üzüldüm ama beklediğim bir şeydi. Gelenektir. Maç sonu açıklamalarına attığı golden çok daha fazla üzüldüm. Fenerbahçe'den "Onlar" diye bahsetmesi küçük ama hoş olmayan bir detaydı. Okan Buruk'un açıklamalarını normal karşıladım. Vitor Pereira'nın Caner hamlesi maçı getiren bir hamle oldu. Caner ortasıyla adresi buldu. Kaçırdığımız pozisyonların bazıları saç baş yoldurtucuydu. Markoviç'i izlemek çok büyük keyif, keşke goller de atabilse... Ligin ilk yarısında, bu kadar eleştirinin içerisinde 40 puan çok iyi. Üstelik derbileri de kazanamadık. Normal bir sezonda derbileri kazanıp Anadolu'da takılırız. Şampiyonluk yolu Anadolu'dan geçiyor; bu performans bizi şampiyon yapar. Zaten Beşiktaş'ın ligin ilk yarısını lider bitirdiği son sezonda da biz şampiyon olmuştuk.
Tottenham 3 - 0 Norwich
Geçtiğimiz haftasonu televizyonda ne kadar maç varsa muhtemelen hepsini izlemişimdir. Geçen hafta hayatımın en kötü haftalarındandı. Haftasonunu futbola ayırmak durumunda kaldım, güzel maçlar da oldu. Norwich güzel takım be, düşmesin. Kötü de başlamadılar maça. Redmond ne zaman patlamayı yapacak merak ediyorum. Declan Rudd çok iyi maç çıkarmasına rağmen 3 gole engel olamadı. Harry Kane gollerine bu maçta da devam etti, yakın zamanda Gareth Bale'i geçecektir. Tom Carroll yine kısa süre oynayıp skora katkıda bulundu. Pochettino; Mason ve Alli'den sonra Carroll'ı da kazanırsa çok büyük iş yapmış olur.
Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Davies; Dier, Dembele (86' Chadli); Eriksen (72' Carroll), Alli (79' Son), Lamela; Kane.
Norwich : Rudd; Martin, Bennett, Bassong, Olsson; Mulumbu (73' Howson), Tettey; Redmond, Odjidja-Ofoe (73' Dorrans), Brady (79' Mbokani); Jerome.
Sarı Kartlar : Tettey, Dier, Howson.
Goller : 26'(p) ve 42' Kane, 80' Carroll.
Inter 1 - 2 Lazio
Pazar gecesi "biraz izleyeyim, erken uyurum" diye başlayıp sonuna kadar büyük keyifle izlediğim maçtı. Stefano Pioli destekçisi olduğumu bilenler bilir. Bu sezon takımda çok olağanüstü bir şanssızlık var ancak futbol olarak Lazio kötü bir futbol oynamıyor. Ligdeki son galibiyet 25 Ekim'de Torino'ya karşıydı. Pioli hocamın da Mancini'ye karşı hiç galibiyeti yok. Mancini'nin de teknik direktör olarak Lazio'ya mağlubiyeti yokmuş. Çok entresan istatistiklerinden olduğu bir maçtı. Bu sezon performans beklentisinden uzak kalan Candreva'nın golleriyle Lazio kazandı. İlk gol klas kokuyordu ama penaltıyı kaçırmasına şaşırmadım. Sahada daha düzgün penaltı ayağı olan Biglia varken Candreva'nın kullanması gerekmezdi. Yine de dönen topu iyi takip edip tamamlamasıyla galibiyeti getirdi. Inter'in baskın oynadığı dakikalardı ve penaltı liderin direncini kırdı. Şüphesiz geceye Felipe Melo damgasını vurdu. Türkiye'de el bebek, gül bebek büyütülen Melo; İtalya'da kartlara doyamıyor. Biglia'ya yaptığı müdahale kasıtlı yapılmış ve pişmanlığın fayda etmeyeceği nitelikte; tipik bir Felipe Melo müdahalesiydi. Inter'in golünde Perisic'in pası şahane, her zaman kart gören Mauricio'nun izlemesi fiyaskoydu. Icardi'nin bitirişi golcü işiydi. Lazio deplasmanda lideri yenerek moral buldu ve yeni yıl öncesi umut tazeledi. Ligde 7 maç aradan gelen galibiyetten sonra yeni yılda ilk rakip ligin yeni takımı Carpi olacak. Inter'de Murillo yeni Cordoba olabilir.
Inter: Handanovic; Montoya, Miranda, Murillo, Telles (89' Palacio); Melo, Medel; Biabiany (58' Ljajic), Jovetic (58' Brozovic), Perisic; Icardi.
Lazio : Berisha; Konko, Mauricio, Hoedt, Radu; Biglia, Parolo, Milinkovic-Savic; Candreva (90+4' Patric), Felipe Anderson (84' Keita), Matri (74' Djordjevic).
Sarı Kartlar : Biglia, Biabiany, Milinkovic-Savic, Candreva.
Kırmızı Kartlar : 90' Melo, 90+2' Milinkovic-Savic.
Goller : 5' ve 87'(p) Candreva, 61' Icardi.
Gençlerbirliği 0 - 1 Fenerbahçe
Hiç sevmediğim Ankara soğuğunda alınan kritik galibiyet. Gençlerbirliği yabancı oyuncularıyla toplama takım havası veriyor. Kağıt üzerinde iyi kadro ama takım olma konusundaki sıkıntıları küme düşme potasını gösterdi. Oynadıkları futbol kötü. Fenerbahçe'nin bu kadar kısır bir futbol oynayan, üretemeyen rakibine karşı daha çok pozisyona girmesi ve daha çok gol bulması gerekirdi. Bu olmadığı için eleştiriler normal. Fenerbahçe'nin savunma anlayışı çok övülüyor. Bu güzel gelişme elbette ama üretkenliği de biraz arttırmak gerekiyor. Alves çok faul yapıyor ama formunda gözle görülür bir yükseliş var. Kjaer son haftalarda kusursuz oynuyor. Volkan Demirel'e bu maçta da çok iş düşmedi. Gençlerbirliği'nin hiçbir atağı korkutmadı. Fenerbahçe ise Markovic ve Nani'nin bireysel çabasıyla pozisyonlar üretti. Markovic'in süper ortasına Fernandao'ya sadece dokunmak kaldı. Markovic, Nani gibi oyuncular biraz da bu yüzden önemli. Takım kötü bile oynasa ön plana çıkıp maç alma sorumlulukları var ve bunu şu ana kadar yerine getirebilmelerinden çok memnunum. 65-70 arası peşpeşe bulduğumuz pozisyonlardan çıkaramadığımız golü aramadığımız için şanslıyız. Gökhan Gönül yine çok iyi oynadı, es geçmeyelim. Souza çok etkisizdi, onu da es geçmeyelim. Biraz katkı be kardeşim. Ersun Yanal'ın maç sonu çok iyi analizleri vardı yine. Gençlerbirliği'nin sahada basmadığı alanları gösterdi. Net kötü takım, kağıt üzerinde iyi ama sahada ve saha dışı yönetiminde kötü. Bize her zaman ters gelen bir deplasman olması dolayısıyla galibiyet güzel. Fenerbahçe Ankara'dan 3 puanla dönerse şampiyon olur. Bu gelenek bu yıl da sürmeli. Van Persie - Vitor Pereira ilişkisine Fernandao'nun da dahil olması kötü oldu. Bu iş artık kabak tadı vermeye başladı. Fenerbahçe'nin iyiliği için devre arası kampında sorunlar mutlaka çözülmeli. Mete Kalkavan ligin en kötü hakemlerinden. Nani'nin sürekli hakemlerle didişmesini sevmesem de maç sonu serzenişinde haklı.
Southampton 0 - 2 Tottenham
Geçen hafta yazamadım. Tottenham'ın yenilmezlik serisi çok baştan savma bir takım olan Newcastle tarafından bozuldu. Daha dramatik olanı bunun son dakikada ilginç bir golle bozulmasıydı. Spurs için talihsiz bir andı, ancak takım bu hafta Southampton karşısında oldukça diri ve geçen haftayı iş kazası olarak gösteren bir futbol oynadı. Southampton beklentilerin biraz altında gözükse de; hala taş gibi takım. Zor bir deplasmanda rahat bir galibiyet oldu Tottenham için. Harry Kane'in attığı gol haftanın en güzel gollerindendi. Dele Alli de cila yaptı. Southampton'ın ikinci yarıdaki çabası Hugo Lloris'in ellerine takıldı ve Spurs haftayı 2-0'lık galibiyetle kapattı.
Southampton : Gazzaniga; Cedric, Fonte, Van Dijk, Bertrand; Wanyama, Clasie (78' Ward Prowse); Mane, Davis (64' Long), Tadic (64' Juanmi); Pelle.
Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Davies; Dier, Dembele; Lamela, Alli (79' Carroll), Eriksen (86' Chadli); Kane (90' Son).
Sarı Kartlar : Fonte, Alli.
Goller : 40' Kane, 43' Alli.
Fenerbahçe 1 - 0 Başakşehir
Gündüz çok güzel bir hava vardı ama maç esnasında tribün oldukça soğuktu. Maç biter bitmez ısıtıcıların kapanmasına da eksi puan. Askerde bile kazan dairesindekiler sıcak suyu 5 dakika fazladan açık tutabiliyor. Sahada insanı ısıtan bir futbol da yoktu ama son haftalardaki oyundan sonra takımın bende bu kadar kredisi var. Emre'yi yeniden Kadıköy'de görmek güzeldi. Semih de unutulmadı. Muhtemelen Bekir olsaydı Bekir de tribüne çağırılırdı.
Başakşehir çok net iyi takım. Önemli eksikleri vardı. Her halükarda rahat kazanacağımızı düşünüyordum ama olmadı, çok zorlandık. Cüneyt Çakır yine ligin standartlarında bir hakemlik yaptı. Avrupa'daki performansından eser yoktu, yine çelişkili kararlar söz konusuydu. İlk yarıda Badji ve Uğur Uçar çok sert oyun ortaya koydu. Badji'nin atılma esnasında Emre kenara bağırıyordu, ben tamamen ona odaklanmıştım. Pozisyonu eve gelince izledim, karar doğru. Hatta geç bile kalınmış demek yanlış olmaz. Bireysel performansları yorumlayacak olursak; Souza'nın takımdan ayrı düz koşusundan memnun değilim. Hocanın 10 kişilik rakibe karşı Ozan'ı çıkarıp Souza'yı sahada tutmasından memnun değilim. Kjaer'den ve Gökhan Gönül'den memnunum. Markovic zaman zaman parlayıp sönse de rakip 10 kişi kaldıktan sonra takımı ateşlemesinden memnunum. Van Persie'yi yeniden izlemek güzel. Nani sahada kötü gözüktüğü zaman bile takım adına çok büyük bir koz. Bu sezon ilk defa bizi ipten alışı değil. Her golü birbirinden güzel. Nani'ye sahip olmak çok güzel olay. Diego'nun yedek başlaması güzel mesajdı ama Diego'ya el mahkum. Özellikle oyun tıkanmışken tek çare Diego'ydu. Alper'in sakatlığı da umarım ciddi değildir. Form tutmaya başlamışken sakatlanması kötü olur.
Bu hafta ligde çok keyifli maçlar oynandı. Kayseri-Akhisar, Eskişehir-Gaziantep, Rize-Trabzon, Antalya-Mersin, Beşiktaş-Galatasaray maçları çok keyifliydi. Bu maçların yanında bizimki biraz sıkıntılı gözükse de kötü oynarken 3 puanı kazanabilmek de önemli. Ha bu biraz 25.Hafta sonrası olayıdır ama üst üste maçlar yapılan dönemde normal karşılanmalı.
Fenerbahçe 1 - 1 Celtic
Soğuk maçlar başladı, Trabzon maçıyla birlikte tribünde soğuğu hissetmeye başladım. Yine de severim bu havada oynanan maçları. Beraberliğin Fenerbahçe'ye yettiği maçları ise sevmem. Galatasaray oynasa yatarak beraberlik alır, bir şekilde kurtarır ama Fenerbahçe genelde zorlanır. Celtic son zamanlarda izlediğim savunma kurgusu en zayıf takımlardan biri. Fenerbahçe'nin son haftalarda yükselişe geçen futbolu var. Yine sahada karakter, olgun bir takım görmek mümkündü. Markovic'in biraz çekimser oyununu sevemesem de golümüzü atan oyuncu olması ve gol öncesi yaptığı efsane deparla maça damgasını vuran isimlerden oldu. Diego'nun takıma zararı bu maçta da devam etti. Çok rahat oynadığımız, 2'yi bulup rahatlayacağımız maçın son yarım saatini bizim için işkence haline getirdi ve takımı olumsuz etkiledi. Maça damga vuran diğer oyuncumuz oldu. En büyük damgayı ise Kaptan Gökhan Gönül vurdu. Mükemmel mücadelesini hiç unutulmayacak bir asistle süsledi. Euro 2016 etkisi mi, yoksa Şener'e formayı kaptırma etkisi mi bilmiyorum ama dünyanın en iyi sağ beki gibi oynamaya devam ettikçe izlemesi çok büyük keyif verecek. Maç sonu ayrıca tribüne çağırılması güzeldi. Bir parantez de Abdoulaye Ba'ya açalım. Yapmış olduğu müdahale yine benim asla unutmayacağım bir müdahale oldu. O kadar temizdi ki; can havli söz konusu değildi. Topu almaya geldi, topuğunu koydu ve aldı. Celtic'in savunması çok beceriksizdi, 1 gol atabilmiş olmamız üzücü. Fernandao-Ozan değişikliği bence yerinde bir hamleydi. Yorgun takımın skoru koruması gerekiyordu. İleride baskı beklentisini Fernandao karşılayamıyor. Hele ki yorgun Fernandao'nun karşılamasını beklemek hayal kırıklığı yaratabilir. Ben Vitor Pereira'nın bu maçtaki değişikliklerini beğendim. Celtic'te iki maçta en çok dikkatimi çeken oyuncu Forrest'tı. Bu maçta oyuna girdikten sonra beni çok tedirgin etti. Sol kanatta çok etkili oyun ortaya koydu. Umarım kurada Braga çıkar.
Fenerbahçe : Fabiano; Gökhan, Ba, Alves, Hasan Ali; Souza, Topal, Diego; Markovic (83' Caner), Alper, Fernandao (86' Ozan).
Celtic : Gordon; Lustig, Boyata, Simunovic, Tierney; Bitton, Johansen (74' Rogic); McGregor, Allan (74' Commons), Armstrong (63' Forrest); Nadir.
Sarı Kartlar : Diego, Johansen, Simunovic, Ba, Boyata, Tierney, Lustig.
Kırmızı Kart : 67' Diego.
Goller : 39' Markovic, 75' Commons.
Saint Etienne 1 - 1 Lazio
Gruptan çıkan iki takımın rahat mücadelesi olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde. İki takım da pozisyonlara girmesine rağmen maçı hakkı da beraberlik gibi görünüyor. Saint Etienne kadrosunda Eysseric, Pogba, Bahebeck, Maupay gibi sevdiğim oyuncular var. Pogba'yı FM 16'da Eskişehirspor'a getirdim, taş gibi oynuyor sağolsun. Lazio'da da Alessandro Matri adam zaten, gol atınca sevindim. Lazio'nun forvetlerinin gol atmaya ihtiyacı var. Maçta sol bek oynayan Konko'nun asisti harika. Hoedt'in performansı sevindirici. Bir kupa maçı falan kaçırmadıysam Chris Oikonomidis'in ilk resmi maçıydı bu maç. Avustralyalı oyuncu 84 dakika sahadaydı. Felipe Anderson'un golleri gibi saç kıvırcıklığı da bana Alex'i hatırlattı. Ama kaptırdığı top Eysseric'in golüne neden oldu. Haftasonu Sampdoria maçı Pioli için belirleyici olabilir. Dnipro da Rosenborg'u yendi ama kupaya erken veda etti. Saint Etienne ve Lazio bir üst tura yükseldi.
Saint Etienne : Moulin; Brison, Karamoko (27' Bayal), Pogba, Polomat; Diomande (57' Pinheiro), Clement; Bahebeck, Corgnet (64' Bamba), Eysseric; Maupay.
Lazio : Berisha; Basta, Mauricio, Hoedt, Konko; Felipe Anderson, Cataldi, Parolo, Oikonomidis (84' Candreva); Matri (74' Morrison), Djordjevic.
Sarı Kartlar : Hoedt, Mauricio, Brison, Cataldi.
Goller : 52' Matri, 76' Eysseric.
Tottenham 4 - 1 Monaco
Maç dönüşü trafiğindeydim. Eve gelene kadar bu maçtan 5 bildirim geldi. 3 tanesi gol bildirimi, hepsinde aynı isim. Tottenham'ın kafası rahat olduğunda, Lamela'nın da kafası rahat olduğunda ikisini seyretmek keyif veriyor. Monaco harcadığı büyük paralardan sonra şimdi de potansiyelli yeteneklerin olduğu bir takım. Toulalan'ı tüm gollerde topa yetişemeyen adam olarak görürsünüz. El Shaarawy çabuk parladı, çabuk söndü. Hala kumaşında bir şeyler var, gol vuruşu nefis ama yine de elit futbolcu klasmanında yer alacak bir yetenek olamayacak. Monaco'da takip ettiğim oyuncu Bakayoko. İstatistiklere bakılırsa fena oynamamış bu maçta. Carroll'dan hiç umutlanmadım. Onomah'dan belki bir şeyler çıkar. Ama Carroll'ın attığı gol de takdirlik. Subasic'in performansı muhtemelen Tolga Zengin'den sonra gecenin en kötü performansıdır. Monaco'nun savunmasını görünce 4-1'e şükretmesi gerektiğini düşündüm. 3 stoper dizilişi gözüküyor ama 3 oyuncu da aslında stoper değil.
Tottenham : Lloris; Trippier, Alderweireld, Wimmer, Davies; Dier (42' Bentaleb), Carroll; Lamela (62' Chadli), N'Jie (79' Alli), Onomah; Son.
Monaco : Subasic; Wallace, Toulalan, Elderson; Silva (65' Diarra), Pasalic, Bakayoko, Dirar; Moutinho (46' Lemar); Traore (56' Lottin), El Shaarawy.
Sarı Kartlar : Wallace, Bentaleb, Toulalan, Dirar.
Goller : 2', 15', 37' Lamela, 61' El Shaarawy, 77' Carroll.
Anderlecht'in Qarabağ'ı 2-1 yenmesinden sonra gruptan Tottenham ve Anderlecht çıktı. Oluşan puan durumu şu şekilde :











