Archive for 2009

Taner Taktak Hacettepe'de!

FM 2009 ile hayatımıza girmiş bir isimdir Taner Taktak.Nedeni de çok basit.Türkiye'de Anadolu takımlarına alınabiliyordu.İngiltere'de alt liglerde de herhangi bir takımda iyi bir yedek oluyor,oynadığında sırıtmıyordu.Makul ücreti de cabası...

Bu elemanı canlı izlemek kısmet olmadı.Bundan böyle Bank Asya'da Hacettepe forması giyecekmiş.Keşke Süper Lig'e bir takıma gelseydi de,nasıl futbolcu olduğunu görseydik Taner Taktak'ın...FM topçusu olarak kalmaz umarım.Hacettepe'ye hayırlı olsun...
31 Aralık 2009 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

2010


Yeni yıl benim için pek birşey ifade etmiyor.Woody gibiyim aynen...Zaten hem bugün,hem yarın full time çalışmak durumundayım.Sövüyorum.

2008 kötü,2009 daha da kötü bir yıldı benim için.Genel olarak da böyle diyebilirim.2010'un daha kötü olmayacağının garantisi yok o yüzden.Ülke olarak aynı şeylerle uğraşacağız.Hayatımızda muhakkak ki değişikler olacak.Ama hiç değişmeyecek şeyler de var.Biraz sayayım nelerin değişmeyeceğini ;

  • Bütün siyasetçiler bildiklerini okumaya devam edecekler.Biz de birbirimizi yemeye...
  • 2010; bana şehit vermeyeceğimizin,şehitlere ağlamayacağımızın garantisini verebilir mi ?
  • Asgari ücrete 10 lira,memur maaşına 8 lira zam gelecek.Doğalgaza yüzde 100,Elektriğe yüzde 90,suya yüzde 60 zamlar gelecek.
  • Ülke olarak fakirleşmeye devam edeceğiz.Asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca insan olacak.İşsiz sayısı yine artacak.Başta kim olursa olsun,ekonomik kriz safsatasıyla ebemize atlayacaklar afedersiniz.
  • Toplum olarak çalışarak zengin olamayacağımız bir kez daha anlayıp,şans oyunlarına yönelmeye devam edeceğiz.
  • AB,Ermeni Sorunu,Terör sorunlarıyla uğraşmaya devam edeceğiz.
  • Milleti dolandıranların cebi biraz daha dolacak.
  • Toplum her gün olduğu gibi yozlaşmaya devam edecek.Özellikle yaşadığım ilçe olan Gebze'de malum 3 cümle yeni yılda da kullanılmayacak. (Teşekkür ederim,Özür dilerim,Rica ederim)
  • İnsanlar birbirlerini düdüklemeye devam edecek.Uyuşturucu satıcıları gençleri zehirlemeye,köylerde 15 yaşında kızlar zorla evlendirilmeye,pipisine hakim olamayanlar tecavüz etmeye,cinayet hobisi olanlar da adam öldürmeye devam edecek.
  • 17 Ağustos 2010'da "Depremin 11.yılı" deyip,o günü yine anacağız.Ertesi gün unutacağız.
  • 1 yıl daha yaşlanma garantimiz hayırlı olsun.
  • Fenerbahçe, Galatasaray'ı 2010'da yenecek.Tarife yine değişmeyecek.
  • Hakemler yine boktan yönetim sergileyecek.
  • Fenerbahçe şampiyon olursa ligin kalitesi yine düşecek.
  • Yazın astronomik rakamlarla bir sürü transfer olacak.
  • Her gün yeni bir kolpa grosso şarkıcı türeyecek.
  • Boktan Türk filmleri çekilecek.Biz de sinemaya gidip izleyeceğiz.
  • Biri bana Acun Ilıcalı'nın yeni bir absürt program yapmayacağının,Yetenek Sizsiniz yarışmasını sakız gibi uzatmayacağının garantisini versin!
  • Emo akımından sonra Ganguro akımı da Türkiye'ye gelecek.Bundan böyle gangurolarla taşak geçeceğiz.
  • Korsan film ve müzik indirmeye devam edeceğiz.Emekçiler de çıkıp "Korsan Cd almayın,albüm çok ucuz 20 lira hede hödö" diyecek.
  • Evlendirme programları televizyonumuzun vazgeçilmezi olmaya devam edecek.
  • Vasıfsız insanlar saçma sapan programlar sayesinde belli bir üne kavuşacaklar.
  • Serhat Ulueren her hafta gündemi sarsmaya devam ederken,M.Ali Birand hâla haber sunmayı öğrenemeyecek.
  • Hadi kutlayalım o zaman.
Bugünü kutlayacak olanlara,2010'dan umudu olanlara mutlu yıllar dilerim...
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 2 - 0 West Ham | Ve Modric sahnede...

Lige fırtına gibi başlamıştı Tottenham.Daha sonra Modric'in uzun süreli sakatlığıyla birlikte istikrarı ister istemez bozuldu.Kranjcar fena performans göstermedi ama Modric gibi sazı eline alamadı tabi ki.Yine de zirveden kopmayarak,Modric'siz dönemi iyi bir şekilde atlattı Tottenham.

Haftasonu deplasmanda 0-0 berabere biten Fulham maçının 71.dakikasında oyuna giren ve sahalara dönen Luka Modric,bugün West Ham ile yapılan derbi mücadelesinin 11.dakikasında çok klas bir gole imza attı.Topu sağdan kapıp gelen Lennon'ın payını da vermemiz gerek.Kanat oyuncusu dediğin böyle hızlı olacak.Modric'in goldeki dengesiz vuruşu güzeldi.Lakin Defoe'nin golü enfesti.Sert şutunda Green'den dönen topa koşarak bir sert şut daha gönderdi.Türkiye'de pek izleyebildiğimiz tarzda bir olmadığı için çok güzel geldi bana belki de...

Ezeli rakibini yenen Spurs böylelikle zirve takibi sürdürdü.Modric'in dönüşüyle yürüyeduracağına şüphem yok.
28 Aralık 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Yazık oldu Önder'e...

Olayın iç yüzünü bilmeden sallamak istemem.Lakin çok üzüldüm Önder ile yolların ayrılmasına...Türkiye'de kaliteli stoper bulmak zorken,milli takım yıllardır Servet-Zan kazmalarına mahkumken Önder gibi efendi,çalışkan,elinden geldiğince oynayan,yedekliği sorun etmeyen bir futbolcunun Fenerbahçe'den gönderilmesi çok önemli bir hatadır.Özellikle ilk senesinde müthiş performans göstermişti Önder.Luciano ile stoperde uyumluydu.Sağ bek oynaması da ekstra bir artısıydı.Zico ile çok yıldızı barışmadı dediler.Galatasaray ile görüşmüş,Rusya yolunu tutmuştu.Aragones'in gelişiyle kendi cebinden para ödeyip Fenerbahçe'de kalmayı tercih etmişti.

Süper futbolcu,müthiş futbolcu diyemeyiz Önder için...Adam kaçırırdı.Çekimser oynardı.Ama kapasitesinin üstüne çıkabilen,kişilikli bir futbolcuydu.Fenerbahçe formasını üzerine yakıştıran bir futbolcuydu.Zaten geldiği günden beri,geçenlerde yaşadığı sorun dışında bir problemini hatırlamıyorum.Formda olduğu dönem milli takım formasını giyemedi en çok ona yanarım.O formayı o dönem üstüne geçirseydi,şimdi Servet'le ikisi oluştururdu muhtemelen milli takım savunma göbeğini.

Önder'i beğenen,seven bir taraftar olarak üzüldüm gönderilecek olmasına...Galatasaray'a gitse şu haliyle banko oynar.Muhtemelen de Galatasaray'a gider diye düşünüyorum.Devre arası olmadı,sezon sonu gider.Servet gibi çıkış yakalar."Keşke gitmeseydi" deriz.

Kazım gibi disiplinsizliği baş ağrıtan adamlar dururken,olan Önder gibi sessizlere oluyor işte...Futbolda bile böyle...
25 Aralık 2009 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Katy Perry'yi bulana gofret !

2009'un gözde şarkıcılarından Katy Perry'nin West Ham taraftarı olduğunu,hatunla az çok ilgilenen herkes biliyordur herhalde.Kendisi MTV Müzik ödüllerine bile West Ham dizaynlı bir kıyafetle katılmıştı.
Hanımefendi Twitter hesabına üstteki fotoğrafı ekleyerek "Ben neredeyim?" diye sormuş.Fotoğraf biraz büyük olsa aramaya tenezzül eder,cevabı yapıştırmak isterim.Lakin fotoğrafta değil Katy Perry sahadaki futbolcular bile seçilecek gibi değil.(Yalan len yalan.Cech değil mi şu turuncu formalı olan ? :) )

Arif Erdem'in Henry'ye söylediğini iddia ettiği o soruyu sormak isterim Katy Perry'ye.

-Oğluuum Katy Perry sen manyak mısın ?

Yine de ben bu fotoğrafta Katy Perry'yi bulup işaretleyen olursa gofret ısmarlarım helalinden.
21 Aralık 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Trabzonspor 0 - 1 Fenerbahçe | Hakeden Lider!


Lige müthiş bir başlangıç yapan Fenerbahçe'miz,10.haftadan sonra düşüşe geçmiş ve bunu bekleyen medyanın büyük eleştirilerine maruz kalmış olmasına rağmen ligin ilk yarısını hakettiği yerde,liderlik koltuğunda bitirdi.Şimdi Fenerbahçe için iyi bir hazırlık dönemi geçirme,moral depolama ; Fenerbahçe düşmanı basın içinse Fenerbahçe'yi eleştirecek detaylar arama vakti !...

Sahaya taraftarın istediği 11 sürüldü dün Daum tarafından.Sadece Güiza yerine Semih'i ister taraftar.Ama Semih son haftalarda formsuz.Güiza'dan aşağı kalır yanı yok.Tek artısı gol vuruşlarındaki yeteneği bence.Okçu 5 pozisyonda 1 gol atarsa,Semih 3 pozisyonda 1 gol atabilir.Gerçi Güiza maça iyi bir şut atarak başladı ve bu da artı bir moral oldu kendisine.Maçın da tempolu başlaması,iki takımın bir çok pozisyona gireceğine işaretti.Güiza'nın da en az 5-6 pozisyona gireceğini ve mutlaka birisini atabileceğini düşündüm.Şenol Güneş Trabzonspor'a getirdiği olumlu havanın yanı sıra,doğru sistemi kurmaya çalışan bir hoca.2 yıldır Alanzinho'ya solda kullanmaya çalışıyor Trabzon hocaları.Alanzinho forvet arkası daha etkili bir oyuncu.Arkasından Colman desteğini de düşünürsek,bolca pozisyon bulabilecek,pozisyona sokabilecek bir oyuncu.Kaledeki Onur tercihi de Şenol Güneş'in Türk futboluna bir kaleci armağan etme isteği olabilir.Tony Sylva yerine Onur'u tercih etmesi bence çok sorgulanacak bir seçim değil.

İlk 20-25 dakikalık bölümden dolayı maçın bol gollü geçmesini bekledim.Sağolsun Güiza yine zoru başararak gollü geçecek bir maça mani oldu.Galibiyet golünü atması,bunu 2 haftadır yapması herşeye bedel o ayrı.Bol gollü maç izlemek zevkli fakat Fenerbahçe'nin kazanması her zaman daha önemli.Trabzonspor'un maç başında hatalı ofsayt ile kesilen çok net bir pozisyonu var.Hadi santimetre ile kaçırılır,1 metre ile kaçırılır da neredeyse 1,5-2 metre geriden geliyor adam.Bizim de çalınmayan bir penaltımız var.Selçuk İnan'ın ceza sahası içine eline gelen top net penaltı gerektirir.Gazetelere göz atamadım henüz.Ama eminim ki Trabzon'un ofsayt pozisyonunu yazıp,bizim bu penaltı pozisyonumuza yer vermeyen bir çok yazar vardır yine.

Güiza'nın golünden sonra sevincini Semih'le paylaşması çok manidar.Semih kadar hakkı yenen oyuncu yok bu ülkede.Semih'in hakkının yenmesinin mevcut sebebi Güiza'ya verilen milyoncuklar.Ama ikili arasındaki ilişkiye baktığımızda Semih'in ne kadar sağlam karakterli bir insan olduğunu görüyoruz.Birlikte oynadıklarında Güiza'nın golünde ilk sevinen Semih kameralara yansıyor.Tek forvetli sistemde Güiza oynadığında,golü atıp Semih'e koşuyor.İkisine de helal olsun gerçekten.Basının her gün yazıp çizdiği gibi Fenerbahçe'nin takım içinde o kadar fazla sorunu olmadığı da oyuncuların gol sevincindeki hallerinden apaçık belli.Takımda bir kenetlenme olduğunu söyleyip abartabilirim hatta.Var bir ışık var...Alex'in asistine de değinmeye gerek yok herhalde.Klasına yakıştı.

Fenerbahçe ve Galatasaray'ın hızlı başladıkları,kopar giderler denilen,80+ puanla şampiyon gelir denilen ligimizde şu an 5 takım zirve mücadelesi veriyor.Yine güzel ve çekişmeli bir lig olacak.Ama her zaman hakem hataları konuşulacak ve etki edecek.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Blackburn 0 - 2 Tottenham

18.maçta gelen 10.galibiyet ve toplanan 33 puan. Manchester United ve Liverpool'un kaybettiği haftada kazanmak da artı bir moral oldu.Crouch geldiğinden beri çok da kötü oynamıyor ama ilk defa bir maçı kazandırdı.Blackburn sıralamada rahat gözükse de,puanlamaya bakıldığında hiç de öyle gözükmüyor.

Tottenham geçen sezon 18 maçta 5 galibiyet,4 beraberlik,9 mağlubiyet ile 19 puan toplayabilmişti.

Blackburn : Robinson - Jakobsen,Givet,Nelsen,Salgado (64'Pedersen) - Chimbonda,Grella,N'zonzi,Hoilett (81'Roberts) - McCarthy,Di Santo (72' Kalinic=

Tottenham : Gomes - Bassong,Dawson,Corluka,Assou Ekotto - Huddlestone,Lennon(90' Hutton),Palacios (58'Jenas),Kranjcar - Crouch,Defoe (67'Keane)

Sarı Kart : Corluka
Goller : Peter Crouch 45' ve 83'
20 Aralık 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 3 - 0 Man.City

İngiltere Premier Lig'i bu yıl FM oyunlarındaki gibi geçiyor.FM serilerinde mutlaka potansiyelli bir takım sükse yapıp,ligde zirve yarışına dahil olur.Everton,Tottenham aklıma gelen ilk takımlar oyunlarda.Fakat gerçekte son yıllarda görüyoruz ki; Şampiyonlar Ligi'ne giren 4 takım standart.Arsenal,Chelsea,Manchester United,Liverpool.Arada farklı takımlar sükse yapsalar da; genelde ligi en iyi UEFA derecesi alarak bitirirler.

Bu yıl gidişat çok farklı.Chelsea,Arsenal ve ManU arasında geçecek gibi gözüken bir şampiyonluk yarışı var.Genç Arsenal'ı biraz daha şanssız görüyorum tecrübe faktöründen ötürü.İlk 4'e girmek için kapışan birkaç takımın olması ise EPL'nin izlenebilirliğini arttırıyor.Onlardan birinin Tottenham olması da duygusal açıdan mutlu ediyor tabi beni.

Tottenham,Aston Villa,City ve Liverpool arasında geçeceğini düşünüyorum 4.lük kapışmasının.Zaten şu andaki görünüm de bu yönde.Dün akşam Tottenham,City'yi 3-0 yenerek bu hedef doğrultusunda 3 puanı aldı.İçerdeki Stoke ve Wolves maçlarında kaybedilen puanlara yanarım.Tottenham iyi oynuyor,kadrosu ve hocası da bunun için biçilmiş kaftan zaten.Yenilse bile iyi oynuyor Tottenham.Biraz da şansı yaver gittiğinde galibiyetler peşpeşe gelebiliyor.

Defoe çok formda.Dün akşam yine fırsatçılığını konuşturan bir gol attı.İlk golde Kranjcar'ın fırsatçılığı var.City savunması iki golde de hatalı.Üçüncü gol ise EPL kalitesine yakışan bir gol.Kranjcar gelirken azbuz şüphem vardı ama adam uydu bu takıma.Arap saçtığı paralarla aldığı savunmacıların hatalarında ne düşündü merak ediyorum.City gibi üst sıra mücadelesindeki bir rakibinden kritik bir 3 puanı aldı Tottenham.City'nin gözden kaçan bir penaltısı var.

Üstüne basa basa "Ah ulan Stoke! Ah ulan Wolves!" demeden geçemiyorum...

Tottenham : Gomes - Corluka,Bassong,Dawson,Assou Ekotto (90'Bale) - Huddlestone,Lennon,Palacios,Kranjcar - Crouch,Defoe (90'Jenas)

Man.City : Given - Micah Richards,Onuoha,Toure,Sylvinho - Barry,Ireland,De Jong (71'Petrov),Robinho (60'Santa Cruz) - Tevez,Adebayor

Sarı Kartlar : Sylvinho,Palacios,De Jong,Kranjcar,Tevez

Goller : 37' ve 90' Kranjcar,54' Defoe
17 Aralık 2009 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Boru değil; Roberto Carlos

Futbola,yıldız futbolcuya nasıl doymuş bir toplumsak; gelmiş geçmiş en iyi solbeki bile beğenemedik bu ülkede.Beğendiremedik daha doğrusu.

Yıllarca ismi yazıldı,çizildi.Fotomaç'ın epey bir manşet ihtiyacını giderdi Roberto Carlos haberleri.Yüzüncü yılın ardından,şampiyon olmuş takıma bonservis bedeli ödenmeden transfer edildi Roberto Carlos.Böylesi bir adamın bonservis bedeli ödenmeden alınması bile büyük başarıyken,muhalefet olanlar hemen yaşını bahane etti.Hooijdonk değildi sanki,34 yaşında gelip takımı şampiyon yapan.Hooijdonk ile Roberto Carlos'un kariyeri kıyaslanamaz bile.Hooijdonk üst düzey golcüdür ama Roberto Carlos dünyada tektir.Real Madrid'de hala yeri doldurulamayan adamdır.Dünyanın en çok gol atan defans oyuncularındandır bir kere.Attığı bir çok gol jenerikliktir,youtube malzemesidir.

Ronaldo göbeklisini her haliyle efsane olarak nitelendirenlerin Carlos'u beğenmemesi trajikti.Olayın içine renk giriyor tabi bizim ülkede.Galatasaraylısı,Beşiktaşlısı beğenmez tabi Carlos'u.Objektif bakanlar zaten kendini belli ediyordu.

Carlos Türk futboluna kupa kazandırmadı belki ama,önemli katkılar yapan bir isim oldu.İlk geldiği sezon takımın Şampiyonlar Ligi'ndeki tarihi performansında payı çok büyüktü.Takım adeta sınıf atladı.Bunda Zico'dan sonra en büyük pay Carlos'undu bence.Çünkü geldiği günden beri takımı o havaya sokmaya çabalıyordu.Zaman zaman Alex'ten alıyordu dümeni,takıma abilik yapıyordu.Zaman zaman Zico'nun yardımcısı gibiydi.Türk takımlarının isimlerinin bile anılmadığı bir dönemde,Fenerbahçe ismini daha geniş kitlelere duyurdu.

Frikik golü atamıyormuş,arkada boşluk veriyormuş,alemciymiş,reklam yıldızıymış Carlos.Yaşı tabi ki dezavantajdı,ama o dezavantajı pek yansıtmadı sahaya.Zaman zaman rakiplerin sağından atıp solundan insanüstü deparlarıyla geçişlerini izledik,büyülendik.Zaman zaman artistik hareketlerini izledik.Götü göbeği büyüttü,yine de hızından çok şey kaybetmedi.Tabi ki 25 yaşındaki gibi hızlı değildi.Ama ligdeki bütün sol beklerden hızlı olduğunu rahatlıkla iddia ederim.

Aldığı para çok gözüktü.Ama o paranın hakkını fazlasıyla verdi.Takıma sınıf atlattı,takımın ismini Dünya çapında duyurdu,CL maçlarında rakiplerimizin bize saygı göstermesini sağladı.18-19 yaşında Türk futbolcularla aynı sahaya paylaştı yeri geldi.Hangi Türk futbolcu,bir gün Türkiye'de yada Avrupa'da Roberto Carlos'la maç yapacağını hayal edebilirdi ki ? İşte o yüzden, maç öncesi formasını alabilmek için söz aldılar.Carlos'tan forma istediği için eleştirilen futbolcular bile oldu.Ülkeye her yıl Roberto Carlos transfer oluyormuş gibi...

PES'te,FM'de bile alamayacağımız Roberto Carlos'u izledik dünya gözüyle.Kimimiz sarıldı,kimimiz imza aldı.Bir efsane geldi geçti Fenerbahçe'den,Türk Futbolu'ndan.Gelişi olay olmuştu,gidene kadar yaptığı en ufak hatayı bile olay yaptılar bu yüzden.

Ligde attığı ilk gol Sivasspor'a,Kezman ortasına kafa vurarak attığı goldü.O an tribünde arkamda 40-45 yaşında bir abi alıyordu."Hayırdır abi ?" dedim."Böylesi adamın formamızı giydiğine inanmak güçken,bir de golün anonsunu yapıyoruz.Nasıl ağlamayayım?" dedi.İşte o gün daha iyi anladım,Roberto Carlos'un nasıl sevileceğini ve sevilmeyeceğini.

Yolun açık olsun Roberto Carlos.Bir gün mutlaka yolumuz tekrar kesişecektir.İleride çocuklarıma anlatabileceğim anılar bıraktığın için teşekkürler.
16 Aralık 2009 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

İddaa#42 | Yatış Rekorum

İddaa'ya çok para basan bir insan değilim.En fazla 5 misli girerim.Bugüne kadar hiç 5 misli kuponlarımı tutturamadım.4 ve 3 mislilerde tutturduğum zamanlar oldu.En yüksek oranım 27 civarıydı.5 haftadır Fantazi üst kuponları yapıyorum ve 1 lira ile yatırıp,mutlu oluyorum.İlk hafta 12de 10 yaptım.Ondan sonrakilerde bu düzeye yaklaşamadım.

Bu hafta sonu yine misli kuponlarım yatmışken,1 lira verdiğim 124 oranlı bu kuponum coşmuş gidiyordu.Fransa Ligi'nden üst yakalamışlığın ve Villarreal maçının 90da üst olmasının ulaştırdığı nirvanada çok uzun süre kalamadım.Maçın başında Sevilla gol atınca üste gider diye bekledim,olmadı.0-1 bitti maç.1e 124 deli orandı be :)

Tekten yatmak bir yana,son maçtan yatmak ayrı bir koyuyor insana.Bir süre oynamayacağım bu oyunu.

Ferdi Tayfur'dan geliyor o zaman;
"Gece hayatım bitti,kadehi yere attım,beni kutlamalısın,İddaa'yı bıraktım..."
14 Aralık 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio'nun Serie A'daki 3000.Golü

Kolarov'un dün Genoa'ya attığı,kritik 3 puanı getiren gol aynı zamanda tarihi bir gol.1929'a kadar bölgesel bir lig olarak düzenlenen Serie A'da 1929 yılında Lazio'nun ilk golünü Aldo Spivach Bologna'ya karşı kaydetmiş.1000.lig golü 1951 yılında Flamini'den gelmiş.Flamini golü Legnano'ya karşı kaydetmiş.2000.gol ise 41 yıl sonra atılmış.Tanıdık bir isim golü kaydeden.Şu anda Gençlerbirliği'nin hocalığını yapan Thomas Doll, 1992 yılında Cagliari karşısında Lazio'nun 2000.lig golünü kaydetmiş.

17 yıl sonra 3000.gol atıldı dün.Sırp sol bek oyuncusu Kolarov attığı golle tarihe adını yazdırmış oldu.Ekim ayında UEFA Avrupa Ligi'nde Levski karşısında Matuzalem'in attığı gol de Lazio'nun Avrupa'daki 200. golü olmuştu.

Resim için Solo la Lazio bloga teşekkürler...
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 1-0 Genoa

Serie A'nın ofansif futbol oynayan iki takımının mücadelesinden tek gol çıkt dün.Lazio haftalar sonra galip gelmeyi başardı ve kritik bir 3 puan aldı.Ballardini'nin bu maçta takımın başında olacağına ihtimal vermiyordum.Roma mağlubiyetinden sonra gönderileceğini düşünüyordum.Roma maçındaki iyi futbol mu tuttu acaba takımda ? Lazio taraftarı sabırsızdır,şaşırdım haftaiçi gönderilmemesine.Takımın bir hava değişikliğine ihtiyacı var.Firmani ile Del Nero'yu da hatırlamış hoca dün.Sağlam Lazio'ludur Firmani.

Lazio : Muslera - Siviglia,Stendardo,Radu - Lichtsteiner(86'Scaloni),Brocchi(18'Del Nero),Firmani,Kolarov - Meghni - Rocchi,Zarate

Genoa : Scarpi - Biava,Moretti,Bocchetti - Rossi,Milanetto(80'Zapater),Juric,Criscito - Mesto(46'Palacio),Sculli,Palladino

Sarı Kartlar : Criscito,Siviglia,Milanetto,Juric,Zarate,Biava,Moretti,Rocchi
Kırmızı Kart : 67'Bochetti

Gol : 39'Kolarov
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe Acıbadem 3 - 0 Beylikdüzü

Bayan voleybol takımımız 9.maçını da kazanarak yola devam etti.Toplam 27 set,dolayısıyla 27 puan aldı ve sadece 1 set verdi.Voleybol futbol gibi komple takım performansına dayanan bir oyun değil.Bireysel performansların ve yeteneklerin etkisi çok daha fazla oluyor.Elde böylesine üstün bir takım varken,rakiplerin umudu da olmuyor.İlk set ile birlikte gardları düşüyor.Maçlar antrenman havasında geçiyor.Beylikdüzü genç oyunculardan kurulu zayıf bir takım.Tek yabancıları var,o da etkili bir isim değil.16 yaşındaki kızı oyuna aldılar bugün.17 yaşında Burcu,20 yaşında Sena gibi genç oyuncuları vardı.O kadar rahat bir maç oldu ki,güle oynaya geçti.Gamova smaca bile gerek duymadan,plaseleriyle sayılar aldı.Jan de Brandt 1992 doğumlu oyuncumuz Cemre'ye ilk kez resmi müsabakada yer verdi.Birkaç maçtır sakatlığına rağmen oynayan Nihan'ı,her maç sahada olan Osmokrovic'i ve kaptan Çiğdem'i de dinlendirdi hoca.Çiğdem kaptan molalarda bile arkadaşlarına talimatlar verdi gerçi.Oynamış kadar yoruldu maaşallah.İpek'i de ilk defa bu kadar uzun süre izleme fırsatı buldum.Rahat bir maç olmasının etkisiyle rahat bir oyun ortaya koydu o da...Hücumda en yüksek yüzdeye Seda Tokatlıoğlu sahip.

Hafta içi Biala maçımız var.Anna Baranska ablamız İstanbul'a geliyor.Severiz.Taraftarımızın Prostejov maçındaki müthiş desteğine benzer bir destek göstereceğine ve bu maçı da çok zorlanmadan alacağımıza eminim.Maç sonu oyuncularımıza yapılan çiçekli jest de çok güzeldi.Bir de anlam yüklü bir tezahürat vardı : "Futbolcular gelsin,sizi izlesin!"
13 Aralık 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler

Fenerbahçe 3 - 2 Ankaragücü

Evde lig tv olmaması,Allahın unuttuğu bir mevkiide oturmamdan ve havanın da çok soğuk olması nedeniyle maçı izlemeye dışarı çıkamadım dün akşam.O yüzden geniş geniş fikirlerimi yazmak yerine kısa kısa özetlerden ve haberlerden gördüklerimi yazacağım.

  • Hafta içinde takıma verilen cezalardan sonra oyuncuların nasıl bir psikolojide olacakları konusunda merak içerisindeydim.Normalde tabi ki ekstra bir motivasyon sağlamasını beklerim.Ama kabul ediyorum ki,bizim futbolcularımız biraz rahat.Hepsi olmasa da,şu dönemde bir çoğu öyle.O yüzden isteksiz olmalarından çekiniyordum.
  • Daum sadece Steaua deplasmanında 11de şans verdiği Özer'i nihayet 11e koydu.Özer gayet iyi oynadı.Asisti falan çok şık.Son dakikada çizgiden çıkardığı top tartışmaları beraberinde getirse de gol verilmediği için Özer'e bir + puan da yazılabilir.Ne defans oyuncuları var,o tip topları çıkaramayan.
  • Özer'in şut düşünceleri iyi ama biraz güçlenmesi gerek.Alex ile özel olarak çalıştığını biliyoruz.Şutlardaki düşüncesi de bunu belli ediyor zaten.Ama zayıf vuruşlar yapıyor.Sert vuruşların üzerinde durması gerek.
  • Akşam hücumda fena değildik.Özellikle yenik duruma düştükten sonra iyi pozisyonlar bulduk.Ama savunmamızın eksiksiz olduğu bir maçta ilk defa bu kadar çok pozisyon verdiğimize şahit oldum.Bunun nedeni umarım ki gol için bastırdığımız zaman,arkada boşluklar bırakmamızdır.
  • Roberto Carlos itirazdan sarı kart görerek kendine yakışmayan bir hareket yaptı bence.Ülkesine gideceğini açıklamış,erken de gitmek isteyebilir.Ama profesyonelliğine yakışmaz.Sheriff maçında en güzel şekilde uğurlayacağımızdan şüphem yok yine de.Şampiyonlar Ligi'ndeki başarılarımızda büyük pay sahibi olarak görüyorum.Takıma tecrübesiyle çok şey kattı.İyi de kötü de maçları oldu.Ama kolay değildi onu buraya getirmek.Boru değil,Roberto Carlos geçti ligimizden...Bununla ilgili birşeyler daha karalayasım var Sheriff maçından sonra.
  • Ankaragücü, Ankaraspor'un en iyi oyuncularını alarak çok iyi bir kadro oluşturmuş.Her hafta yeni bir Ankarasporluyu keşfediyorum kadrolarında."Oha lan bu da mı Ankaragücü'ne geçmişti?" tepkisini veriyorum.Akşam en iyi oynayan oyuncuları,yine Ankaraspor'dan gelen oyunculardı.Özellikle Meye,Aydın,Senecky çok etkili gözüktüler.
  • Takım 2-1'den 3-2 ye çevirmiş maçı.Buna rağmen son birkaç dakika oyunun kontrolünü eline alamıyor.Ayağa pas yapıp topa sahip olmayı sağlayabilirdik.Yok yere Ankaragücü'ne fırsatlar verdik ve son dakikadaki malum pozisyon gerçekleşti.
  • Pozisyon farklı açılardan,farklı görüntülere sahip.Bir açıdan çizgiyi geçmiş gibi gözüküyor,diğer açıdan geçmemiş gibi.Ben topun tamamının çizgiyi geçmediğini fakat büyük bir kısmını geçtiğini düşünüyorum.Gol verilebilirdi.
  • Şansal Büyüka ve Erman Toroğlu komediydi yine.Biri Güiza'ya "Okçuiiiza" diye hitap ederken,diğeri tuvalet kağıdı ve boruyla kale çizgisi çekmeye çalıştı.Fenerbahçe'nin gol yediğini ispatlayabilmek için şekilden şekile girdi.Sevmem,haz etmem.Lakin koskoca adamın şu hareketleri yapması çok yakışıksız duruyor gerçekten.Birileri Erman Toroğlu'na tuvalet kağıdının ne işe yaradığını öğretsin.
  • Alex'in oynayası varsa,Fenerbahçe'nin şansı daha yüksektir her zaman.Yeter ki Alex oynasın.Özer'le de iyi uyum gösterdi ayrıca.
  • Güiza'nın topuk asisti şıktı.Ama o asisti "asist düşüncesiyle" yaptığını düşünmüyorum.Galatasaray maçındaki gibi bir vuruş denemek istedi bence.
  • Güiza'nın güçsüz şutlarının gol olması da bir garip.Attığı golde yine çok güçsüz bir vuruş yaptı.Yine de takıma 3 puan getiren gol olması çok çok önemli.Onca para alıyor,takıma birşey kazandırmadı diyenler çoğunluktayken,arada böyle 3 puanlar getirmesi önemli.
  • 2 gol Alex'ten,1 gol Güiza'dan gelince ister istemez kulakları çınlatmış bulunduk yine :) Son galibiyetimizi de bu oyuncuların golleriyle almış olmamız hoş tesadüf oldu.
Nihayet şeytanın bacağını kırdık.Haftaya olumlu bir hava yakalamış Trabzonspor'la karşılaşacağız.Devre arası transfer çalışmalarını ise merakla bekleyeceğim.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Budur!

Kasımpaşa maçındaki "Taraftar kart,Fenercell" pankart muhabbetinden sonra taraftarın tepkisine kulak vermiş yönetim.İstediğimiz budur,bunu yapmak çok zor değil.

Resim nete düşsün diye bekliyordum.Antu'dan Dalm nickli renktaşımız almış görüntüyü sağolsun...
12 Aralık 2009 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Fenerbahçe Günü

Bugün Avrupa'da 3 maçımız birden var.Saat 18.00'da Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi'nde Dinamo Moskova deplasmanına konuk oluyoruz.Rakip takımda Safranova'nın geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hayati tehlikesi bulunuyor.Bundan dolayı ekstra motive de olabilirler,moral bozukluğuyla da oynayabilirler.Bence ilk seçenek.Sonuçta profesyonel sporcular.Dinamo Moskova gruptaki en ciddi rakibimiz.Onlarla yapacağımız iki maç grup liderini belirler.

19.30'da Caferağa'da bayan basketbolcularımızın Sika Brno ile maçı var.Fenerbahçe Ülker ise saat 20.15'te,ilk maçta 78-76 yendiği Asvel Lyon takımını ağırlayacak.Abdi İpekçi'deki yüzme muhabbetinden dolayı maç Ayhan Şahenk'te.İş çıkışı,oraya uğra,buraya uğra derken ancak erkek takımımızın maçına yetişebilirim herhalde bende.

18.00'de TV karşısına oturup,akşamı Fenerbahçe'yi izleyerek geçirebileceğimiz güzel bir gün...
9 Aralık 2009 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Roma 1 - 0 Lazio

Derbilerin puan,sıralama,form faktörünün çok dışında birşey olduğunu bir kez daha izledik dün akşam.Tipik bir Roma derbisi şeklinde başladı maç.Daha maça ısınamadan tribünlerden gelen ses bombaları ile ara vermek zorunda kaldık.Ballardini 3-5-1-1 dönüşümlü 5-3-1-1 düzeniyle çıktı maça son iki haftadır olduğu gibi.Ranieri ise tipik Ranieri komutlarıyla başlattı takımını maça.Sert ve defansif bir anlayışla oyundaydı Roma.Lazio ise üzerindeki baskının da etkisiyle ilk yarıda üretmeye istekli olan taraftı.Bu sezon izlediğim en temposu düşük Lazio maçıydı ayrıca.Her zaman ofansif ve göze hoş gelen bir futbol oynamaya çalışır Lazio.Ballardini de bu futbolu oynatmaya çalışır.Derbi psikolojisi ile dün tedbiri elden bırakamadı.Zico döneminde; Zico tedbirli ve defansif bir şekilde Galatasaray ile şampiyonluk maçı oynatmıştı bize.O sezon en defansif oynadığımız maçtı,sonucunda 1-0 kaybetmiştik.O maç ile şampiyonluk ve Zico gitti.Lazio'da da benzer bir durum görüyorum.Ballardini'nin muhtemelen son şansıydı,biraz daha ofansif düşünebilir,risk alabilirdi.Üstelik Roma da çok kötü oynuyordu.Savunmadaki en önemli ismi Mexes'in sakatlığı da Ballardini'nin işine gelen bir durum olmalıydı.İlk yarıda pozisyon yok,sadece mücadele vardı.

Matuzalem takımda en sevmediğim adamlardandır.Matuzalem'in Lazio'da oynayacak düzeyde bir futbolcu olduğuna inanmam.Fakat ilk yarıda epey hareketli ve istekli bir görüntüsü vardı.Çıkarılıp Foggia'nın oyuna girmesine normal şartlarda sevinirdim.Dün Foggia o kadar silik ve etkisiz oynadı ki; keşke Matuzalem oyunda kalsaydı dedirtti bana.Bir tane olumlu hareketini göremedim elemanın.İkinci yarıda Lazio ağırlığını hissettirmeye başladı.Zarate'nin yarattığı;Mauri'nin boş pozisyonda kaleye gönderdiği pozisyonda kaleci Julio Sergio mükemmel bir kurtarış yaptı.O kurtarış maçı Roma'ya getiren hareketti belki de...Derler ya "Maçın kırılma anı" diye.İşte o andı.O pozisyonda sonra,Roma bitime yakın biraz istekli oynamaya,risk almaya başladı.Riise gibi bir tecrübenin olması da çok büyük avantaj Roma için.Sol kanadı oldukça iyi kullandı.Muslera da yaptığı estetik kurtarışlarla gözümüze hitap etti.Bu Muslera,bu kalede adam olacak.Roma'nın golünden sonra Ballardini geç kalınmış Rocchi hamlesini yaptı.Takım bastırırken,oyuna hakimken alınabilecek bir Rocchi çok daha faydalı olabilirdi.Foggia'da bir numara yoktu,takımı 10 kişi oynattı.Çıkarıp Rocchi'yi dahil edip Mauri'yi biraz geriye çeker,çift forvete dönerdi hoca.Paçayı kurtarması mümkündü bu hamlelerle bence.Yenilen golden sonra Rocchi'yi oyuna aldı.Ondan sonra da şişir gülüm Rocchi'ye zaten...Ranieri'nin en akıllı hareketi sarı kartlı,agresif oynayan Menez'i oyundan çıkarıp Brighi'yle ikinci yarıya başlaması oldu.Pizzarro da oyuna hiç katkı yapamadığı gibi takımını son dakikalarda 10 kişi oynattı.

Totti'nin yaptığı artistliklere cevap ikinci yarıdaki maçta verilecektir.Baronio sakalın çok şekil olmuş bu arada hacı.Stendardo'ya ayrı bir parantez açmak istiyorum her maç.Bu adam dün oynadığı futbolla kendisini bunca zamandır oynatmayanlara en iyi cevabı bir kez daha verdi.Ballardini bugün,yarın şutlanır.Lotito istemese bile taraftar indirir tahttan hocayı.Yerine gelecek hoca umarım ki Stendardo'yu onbirde değerlendirmeye devam eder.Zenga'nın,Donadoni'nin boşta olması aklıma ilk bu iki ismi getiriyor.Donadoni çirkin futbol oynatıyor,Zenga ise yeterli bir hoca değil bana göre.Dilerim büyük bir adım atılıp Lazio'lu Mancini'yi takımın başında görebiliriz.
*Diakite 87,Siviglia 13 numara.Coriere dello sport yanlış yazmış.
7 Aralık 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

AS Roma - SS Lazio | Derbi öncesi...

Sağcılarla-Solcuların derbisi,hede hödö.Futbolun içine siyasetin karıştırılmasına sinir olan bir insanım.Bu akşam yine o derbi var.Siyasi derbi denildiğinde akla gelen ilk derbi.Bir yanda form tutmuş,moralli bir Roma; diğer yanda 11 maçtır kazanamayan,Avrupa defterini de kapatan,formsuz,moralsiz,baskı altındaki Lazio.

Derbilerin sonucu hiç belli olmuyor.Favorisi olsa da sonucu belli olmuyor.O yüzden bu maçta Lazio şu kadar zamandır kazanamamış,Roma şunu etmiş muhabbetini bir yere bırakmak istiyorum.Geçen sezon da Lazio daha kötü bir durumdayken kazanmıştı diye hatırlıyorum.Hem de 4 golle...

İki takım da İtalya futbolunun köklü,başarılı takımlarındandır.Roma'nın 2,Lazio'nun 1 şampiyonlığu olması çok mühim değil.Avrupa'da büyüklüğü şampiyonluk sayısıyla orantılı tutmuyorlar bizim gibi.Aralarındaki ezeli rekabetten ben zevk alıyorum,futbolsever zevk alıyor.Kimimiz Lazio'luyuz bu akşam,kimimiz Roma'lı.Kimimiz ise futbolsever olarak iyi oynayanı destekleriz.Zira ben geçen hafta El Classico'da öyle yaptım.Futbolu da hiç beğenmedim,kazanana da sevinene de üzülmedim.

Roma formda dediğimiz gibi.Ranieri pek ofansif düşünen bir hoca değildir.Mexes ve Riise'nin sakatlıkları vardı en son,ne oldu bilmiyorum.Ranieri de zaten Cicinho'ya hazır ol demiş.Cicinho sağ bek,Motta sağ bek.Birini sola kaydırabilir Ranieri Riise'nin oynamama durumunda.Burdisso da savunmada oynayabilir Juan ile birlikte.Tabi Juan'ın da hafif bir sakatlığı söz konusu.Roma'nın herşeyi Totti oynuyorsa,sakatlıkları o kadar da önemsemezler.Totti sahalara dönüşünü sağlam yaptı çünkü.En büyük kozları bu akşam Vucinic'le birlikte.

Lazio'da ise taraftar 2 defa antrenman bastı.Ballardini'nin tahtı sallantıda.Son haftalarda farklı sistemler denemeye başladı.Bugün de 5li savunma konuşuluyor.Ulan ne 5li savunması ? Beraberlik düşünmek zamanı değil Ballardini.Zaten 11 haftada yeterince beraberlik alındı.Bu beşli savunmada 3 stoper,iki de bek düşünüyor Ballardini.Aslında iki maçtır buna yakın bir taktik deniyor.Fakat bekleri biraz ofansif oynatıyor.Burada daha defansif bir düşünce içerisinde olduğu söyleniyor.Brocchi ve Baronio'nun formaları ise garanti gözüküyor.

Maçtan yarım saat önce NTV Spor'da rekabetin belgeseli var.Onu da not alalım...
6 Aralık 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Eskişehirspor 2 - 1 Fenerbahçe

Sorunlu bir dönem geçiriyorum şu sıra,bir de üzerine bu futbol ve sonuçlar eklenince kendimi potansiyel kanser hastası adayı olarak görmeye başladım.Kötü bir dönem geçirmiş,buna rağmen haftaiçi Twente gibi iç sahada kolay yenilmeyen bir takımı yenmeyi başarmışsın.Savunmadaki önemli oyuncun Bilica da dönmüş,arkayı da sağlama almışsın bir nebze.Ulan niye düzgün oynamazsın ? Nasıl oynayamazsın ? Anlayamıyorum.

Emre'nin bu yıl ne kadar önemli bir rol üstlendiğini belirtmeye gerek yok.Emre ile bambaşka oynuyoruz.Belli ki sakatlıktan ötürü riske edilmedi,yumurta bir tarafa dayanınca oyuna alındı.Lakin yarım saat kaldığı oyunda bile Selçuk'tan kat be kat iyi oynadı.Selçuk'u özellikle geçen yılki iyi performansından ötürü her daim takım rotasyonunda görmek isterim.Bu yıl o kadar kötü oynuyor ki;6-7 yıldır nasıl bu formayı giydiğine şaşırmaya başladım.Selçuk düz oyuncu,Deniz düz oyuncu,birkaç düz oyuncu var.Fakat yerli oyuncular olmak zorunda kadroda ve bunlardan iyisi de pek yok.Emre iyileşince oynayamayacağını bilen Selçuk kendini göstermek için hiç bir çaba sarfetmedi.Aldığı her topu ezdi,öldürdü,mahvetti.Eskişehir zor deplasmandır her takım için.Özellikle büyük takımlara karşı ekstra motive oldukları 2 yıldır aldığı sonuçlardan belli.Kadrosundaki önemli eksikler ise dikkat çekiciydi.Doğa,Serdar,Ümit Karan gibi üç önemli oyuncusu yoktu.Sahadaki Alper ve iki gol atan Adem'i düne kadar tanımıyordum bile...Biz ise ideale yakın bir kadroyla sahadaydık.Tek önemli müdahale Selçuk'tu.Vederson sene başından beri istikrarla iyi oynuyor.Akşam sol bekte kötüydü.Andre Santos ise döküldü resmen döküldü.Önemli eksikleri olan,19 yaşındaki Alper'i bu maçta oynama cesareti gösteren Rıza Çalımbay'ın bir şansı da Selçuk-Andre-Vedo üçlüsünün berbat formuydu kesinlikle.

Maçın hakkı beraberlikti.Maalesef ki öyleydi.Takım dökülüyor,Eskişehir de fena oynamadı tamam.Lakin aman aman da bir futbol oynamadılar.Zaten sahadaki futbol çok çirkindi.Devre arası olsa da Man.City-Chelsea maçına baksam diye içimden geçirdim.Bu tip döküntü maçları genelde daha çok isteyen,araya golü sıkıştıran kazanır.Yine öyle oldu.Eskişehir temiz bir galibiyeti isteyerek,inanarak kazandı.

Hakem maçın genelinde iyiydi.Ama yaptığı kritik hatalar vardı.Maç 0-0ken çalınmayan penaltımız var.El Saka Lugano'yu bariz bir şekilde yere indiriyor.Bilica'nın gol öncesi pozisyonu faul.Ama korner kullanırken uyuyan futbolcuların hiç mi suçu yok? Var,bütün suç hatta.Rakibi iyi analiz edemeyen Daum'un hiç mi suçu yok ? Var.Sene başından beri her maç hakkımız yenirken ses çıkarmayan yönetimin de suçu var.Ama Fenerbahçe bunları bahane edemeyecek kadar büyük bir kulüp.Bunları konuşarak Eskişehir'in hakkıyla aldığı galibiyeti gölgelemek ayıp olur.

Bilica çok iyi; Lugano ve Cristian ise iyiydi akşam.Semih'i ise Fenerbahçe forması altında ilk kez bu kadar etkisiz izledim.İlk kez bu kadar saçma sapan işler yaparken izledim.Neyse ki kredisi büyük bizde; Güiza saçmalayacağına Semih'imiz saçmalasın...Çift vuruşu kaleye vuran Alex ise beni epey şaşırttı.Aklın nerede kaptan ? Takım içinde bilmediğimiz bir sorun var gibi gözüküyor.Lakin bu sorun öyle Brezilyalıların gruplaşması,şunun buna küsmesi,bunun buna tepki göstermesi gibi birşey değil.

Eskişehirspor taraftarı her zamanki gibi büyük maç olması dolayısıyla da çok etkiliydi.Bandoyla Arriba girmeleri Arjantin Ligi izliyormuşum havası verdi bana.Zaten o ligde oynanan futbol da çoğu zaman böyle sıkıcıdır.Eskişehirspor'u galibiyeti için tebrik ediyorum.İyi bir silkinmemiz gerek artık.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Maurito

Lazialita dergisinin Aralık ayı kapağında Mauro Zarate'nin bu pozu var.Nice abuk sabuk giyinen futbolculardan iyi bir giyim şekli en azından...Örneğin; Servet :) 2010 takvimi de hediyeymiş.Nereden bulacaksak işte...
4 Aralık 2009 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Fenerbahçe 3 - 0 Prostejov

Avrupa arenası olmasına rağmen Prostejov karşısında da rahat bir galibiyet bekliyordum.Oyuncularımız da bu psikolojiyle çıktılar maça."Avrupa arenası olması" psikolojisi ağır basmış olacak ki ilk set biraz tedirgin gördüm takımımızı.Bu yüzden de ilk set epey dengede geçti.Nihan ve Blom'un sakatlıkları vardı maçtan önce.Blom oynatılmadı.Nihan ise yine fedakarlık yapıp oynamak istemiş olsa gerek.Bence risk edilmese de olurdu.Songül'ü değerlendirebilirdi Jan hocamız.Nihan'ın hırsı ve isteğine ayrı parantez açmamız gerek.Takımdaki en hırslı oyunculardan birisi...Geçen sene Anja'nın hırsına hayran kalmıştım.Bu yıl da Nihan Yeldan'ı Eda Erdem ile birlikte takımdaki en hırslı oyuncular olarak gösterebilirim.İlk seti 25-18 alarak ikinci sete daha rahat başladık.Prostejov kadro standartının da altında bir oyun sergiledi.Yada sergileyemedi diyelim.Sadece blok yaparak bile 8-10 sayı aldık.Tekli bloklarla bile sayı aldık.Prostejovlu oyuncularda bir bitse de gitsek havası sezdim.Maç boyunca bugün ilk kez oynayan Glass'ın üzerine oynadık.Glass'ın etkisiz oyunu da epey işimize geldi.Az ekmeğini yemedik ilk iki sette.Üçüncü set rehavet kendisini gösterdi.Biraz yorgunluk da diyebiliriz.Ben bu yıl ilk defa Jan de Brandt'ın kadro rotasyonundan yararlanmamayı tercih ettiğini gördüm.Örneğin Frauke iyiydi tamam ama Naz'a da süre verebilirdi.Çiğdem'in üzerine oynandığı bölümlerde Songül'ü alarak hamle yapmayı denedi.Ligde her oyuncuya ufak tefek de olsa süreler veriyor hocamız.Bugün takımın gözle görülür yorgunluğunda,top öldürememe sorununda oyuna müdahale beklentilerim boşa çıktı.Üçüncü sette çok zorlandık.Sezon boyu yaşayacağımızı düşünüyorum bu 3.set rehavetini.Bu tip durumlarda da tecrübenin devreye girmesi gerekiyor.Gamova ve Osmokrovic'e,hatta Çiğdem'e büyük iş düşüyor.

3-0lık galibiyet alarak sürpriz olmasına izin vermedik.Şampiyonlar Ligi'ne de galibiyetle başlamış olduk.Taraftarımız da çok iyiydi,gidenlerin ayağına,sesine sağlık.Haftaya gruptaki en zor maçımızı Dinamo deplasmanında oynayacağız.O maçı alırsak güle oynaya lider çıkarız diye düşünüyorum.Maçın en güzel hareketi de Frauke'nin pasında müthiş bir smaç yapan Eda Erdem'in hareketiydi bence.Tekrarını izlerken bile keyif aldım...
Yazan: steven_stiffler

Twente 0 - 1 Fenerbahçe | Maç seçmek...

Fenerbahçe taraftarı olumsuz sonuçlardan çok çabuk etkilenen bir taraftar kitlesi.Zaman zaman ben de etkileniyorum kabul.Lakin içimdeki güven hissi herşeyden önce gelir.Geçen sezon kötü sonuçlarda hissedemediğim o güveni bu sene kaybettiğimiz her maçta hissedebiliyorum.Biliyorum ki lig uzun maraton,üç kulvarda birden yarış içerisindeyiz.Bizim kötü bir tarafımız o hiç beğenmediğimiz,QTM diye hitap ettiğimiz basının gazına çok çabuk gelmemiz.Olası bir mağlubiyette iyi oynamışsak,o mağlubiyet bir şekilde sindiriliyor.Fakat Kasımpaşa maçındaki gibi rezil bir mağlubiyet almışsak,basının da gazına gelerek takımı eleştirme konusunda acımasızca davranabiliyoruz.Bugünkü gibi bir galibiyette ise birden Kasımpaşa yenilgisini unutuverebiliyoruz.Takımdaki ışıktan,o çok eleştirdiğimiz isimlerin iyi oyunlarından söz ediyoruz.Bunun Fenerbahçe'ye zarar verdiğini düşünüyorum.Bu akşamki galibiyetin üzerine birkaç maç daha kazanıp,taraftarın güveninde dengeyi kurmak gerek.Oyuncularımız bu konuda bilinçlidirler eminim ki...

Twente'yi 1-0 yenerek,1-0lık deplasman galibiyeti serimizi sürdürdük.En zor deplanımızın en çok pozisyona girdiğimiz deplasman olması da çok garip.Ben bile kuralar çekildiğinde bu deplasmanı 1 puandan sayıyordum.İçerdeki maçın kaybı planları değiştirmişti tabi.

Daum yine galibiyetten pek emin gözüküyordu öncelikle.Kadro seçimi de idealdi.Özer'i Kasımpaşa maçında oynatmayan Daum'dan bu maçta oynatmasını,Mehmet'i Baroni'nin yanına çekmesini zaten beklemiyordum.Hatta Steau deplasmanında nasıl oynattığına da hâla şaşıyorum.Bugün taşlardaki en önemli oynama kesinlikle Bilica'ydı.Sezon başında alınmasına karşı olduğum Bilica ilk maçlarda beni pek yanıltmayan görüntüler sergilese de sonradan inanılmaz toparladı.Savunmada olması adeta güven veriyor diğer oyunculara.Bilica'nın da gözle görülür bir şekilde kendine güveni söz konusu zaten.Artistik çalıma bile kaçıyor eleman,o huyunu sevmiyorum pek.Deplasmanda kazanmak isteyen bir takımın maça nasıl başlaması gerekiyorsa öyle başladık.Emre'nin bölgesinde Cristian'ın,Cristian'ın bölgesinde Selçuk'un oynaması da mantıklı seçimlerdi.Cristian orta sahada hem pres yapan,hem hücuma katkı sağlayabilen bir isim.Takım geriye çekildiğinde ise iki stoperin arasında kendine yer edinip savunma yapabilen bir isim.Her ne kadar Selçuk onun bölgesinde oynamış gibi gözükse de Selçuk'un yapması gerekenleri de Cristian yaptı bugün.Emre'nin yaptığı önde basma işini yaptı öncelikle.Cristian ve Mehmet'in önde yaptığı pres bize epey top kazandırıp,tehlikeli pozisyonlar bulmamızı sağladı.Bu pozisyonlarda da Güiza'nın beceriksizliği,diğer oyuncuların şanssızlığı ön plana çıkıyor tabi.Twente'de N'Kufo zaman zaman geriye gelip top falan almaya çalıştı.Zamanında Kezman ileride top alamadıkça çok denerdi bunu.N'Kufo da top alamadıkça geriye gelip geriden top almaya çalıştı.O derece istekli bastık orta alanda,ben bile şaşırdım.

İkinci yarı ilk yarıdan çok farklı değildi.İlk yarıdaki dengeli oyun,araya 1 gol sıkıştıranın galip gelebileceği şekildeydi.İkinci yarıda da aynen devam etti.Direklerden dönen toplar,kaçan goller yanıltmasın.Maç araya bir gol sıkıştıranın alacağı bir maçtı.O golü de biz sıkıştırdık.1-0'dan sonra da farkı arttırabilirdik.Fakat maçı almıştık zaten.Takım istekliydi ve gol yemeyecekleri belliydi.En rahat izlediğim maçlardan biriydi.Takım sezonun en akıllı ve en kaliteli futbolunu oynadı bana göre.Twente özellikle Sheriff'in golünden sonra panikleyip şuursuzca saldırmaya başladı.O arada arkada inanılmaz pozisyonlar verdiler.Antalyaspor'a son dakikada attığımız gol pozisyonunda olduğu gibi pozisyonlar yakaladık.Alex çok şanssız bir günündeydi.

Bireysel performanslara değineyim kısa kısa.Cristian ve Bilica sahanın en iyileriydi.Cristian takımın hamallığını yapıp,bütün yükü çekti adeta.Bunun yanı sıra hücuma katkıları ekstraydı.Son dakikada kaleciye çalım denemesi de çok akıllıcaydı.O pozisyonda penaltı verilebilirdi.Çok sert olmasa da ayağa bir müdahale var.Bilica savunmanın güvenini arttırdı ve o gol yemediğimiz maçlara geri döndürdü bizi.Çok sağlam oynuyor Bilica,çok da kritik müdahaleler yaptı.Carlos da öyleydi.Boş kaleden çıkardığı top ve sakatlandığı pozisyonda topu uzaklaştırması kritik hamlelerdi yine.Selçuk kötüydü.Cristian o kadar iyiydi ki,Selçuk'un kötülüğü fazla dikkat çekmedi.Selçuk'un yükünün altına da girdi Cristian.Mehmet Topuz ilk yarıda çok çok iyi oynadı.Yoktan var ettiği pozisyonlar var.İkinci yarıda ise biraz yorulmuş gözüktü.Vederson o alıştığımız ortalarını çok fazla yapmadı ama mücadelesi yeterli düzeydeydi.Alex iyi fakat şanssızdı.Güiza kötü fakat şanslıydı.Zannetmeyin ki o Alex'e attığı milimetrik pası becerisiyle attı.Zannetmeyin ki ikinci yarıda sol kanattan rakibi çalımladığı pozisyonda becerisi yardım etti.Lugano Bilica ile oynadığında farkını çok belli ediyor.

Twente takımı Zico döneminde elendiğimiz AZ Alkmaar profilini andırıyor.N'kufo - Koevermans, Stoch-Boukhari, Dembele-Ruiz, De Zeeuw-Tiote eşleştirmeleri yapabiliriz.N'kufo hiç 33-34 yaşında gibi değil.90 dakika mücadele ediyor.Ruiz çok iyi futbolcu.Yıldız potansiyeli olan bir futbolcu.Fakat Lugano tam belalısı oldu.İlk olarak Kosta Rika-Uruguay maçındaki kafa golüyle Kosta Rika'yı kupa dışına iterek Ruiz'in Dünya Kupası arenasında gözükmesine mani oldu.Bu sefer de Ruiz'in üzerinden yaptığı kafa vuruşla galibiyet golünü attı. Tiote yıllardır Fenerbahçe'de görmek istediğim tür ön libero oyuncusu.Lakin Cristian varken değil tabi...Stoch zaten ilk maçtan beri konuştuğumuz isim.Chelsea'ye gidince şımarmazsa adam olur.Şımarma potansiyeli mevcut kendisinde sanki biraz.Douglas da fena stoper değil.Fizik olarak biraz daha irileşmesi,ayılaşması lazım.Kaleci ise çok şanslıydı bugün.Her zaman bugünkü kurtarışları yapabileceğini zannetmem.

Takım içinde büyütülecek bir sorun olduğuna inanmıyorum.Tek sorun oyuncuların maç seçmesi.Oyuncular bariz bir şekilde maç seçiyor.İlk olarak lige bir hevesle başladılar,galibiyet serisi geldi.Antep mağlubiyetten itibaren biraz motivasyon düşüşü yaşadılar.Bundan dolayı da maç seçme psikolojisine girdiler.Bu maç seçme olayını Daum'un çözümlemesi gerek.Yoksa Zico dönemindeki gibi ligi kaçırıp,Avrupa'da iyi bir dereceyle (kupa demiyorum!) sezonu bitirebiliriz.
2 Aralık 2009 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

CEV Indesit Bayanlar Şampiyonlar Ligi Takım Kadroları

En kıyak kulüpler arası turnuva başladı dün akşam yapılan 3 maçla.Fenerbahçe'nin bu yıl mücadele edecek olması bu turnuvayı büyük bir heyecanla beklememe neden oldu.Önceden ara sıra izler,az çok takip ederdim.En iyi oyuncuları,en iyi takımları bir arada izleyebildiğimiz bir turnuva bu.Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi'ndeki hedeflerden dolayı bu sene Sayın Mehmet Ali Aydınlar'ın kurduğu ekibe güvenimiz sonsuz.Ligde her takım çerez geliyor Fenerbahçemize,asıl ligimizin Şampiyonlar Ligi olduğunu ispatladı takımımız.

Dün akşam A Grubu'nda Cannes deplasmanda Belgorod'u 25-21,25-17 ve 25-20lik setlerle 3-0 mağlup etti.Fenerbahçemizin bulunduğu C Grubu'nda ise Dinamo Moskova deplasmanda Bielsko-Biala takımını 3-2 mağlup etmeyi başardı.D Grubu'nda ise Metal Galati sahasında Fakro Muszynianka(Bunun ismini yazmak ölüm...) takımını 3-1 yendi.Bu turnuvada sevmediğim şey,aynı grup maçlarının farklı günlerde oynanması.Futboldan alışmışım aynı grup maçlarının aynı günde oynanmasına.Böylesi biraz absürt geliyor.

Turnuva başlamışken takım kadrolarını bir araya toparlayıp bir konu hazırlayayım istedim.Oyuncuların forma numaraları,mevkileri ve takım kadrolarını bir araya topladım.Mevkilerde ufak tefek hatalarım olabilir,hakkında bilgi bile bulunmayan oyuncular var çünkü.

A Grubu ile başlayalım:

Universitet Belgorod (Rusya)
Geçen yıl Fenerbahçe'deki hırsı,sempatikliği ve azmiyle bana voleybolu daha çok sevdiren Anja Spasojevic'in yeni takımı Rus ekibi.Takımın en önemli ismi ise,Olga Viktorovna Hrjanovskaya.
1 - Inna Smirnova - Pasör Çaprazı (1990 doğumlu)
2 - Marianna Yazepchik - Pasör (1987)
3 - Olga Viktorovna Hrjanovskaya - Pasör (1980)
4 - Elena Ponomareva - Pasör Çaprazı (1972)
5 - Tatiana Shchukina - Orta (1991)
7 - Lyubov Yagodina - Smaçör (1977)
8 - Ekaterina Kryvets - Orta (1984)
9 - Ekaterina Orlova - Pasör Çaprazı (1987)
10 - Alexandra Belozerova - Libero (1985)
11 - Ekaterina Starodubova - Libero (1984)
15 - Natalia Rogacheva - Orta (1982)
16 - Anja Spasojevic - Smaçör (1983)
17 - Natalia Kulikova - Smaçör (1982)

RC Cannes (Fransa)
Elif Ağca'nın da bir dönem oynadığı,meşhur takvim pozları veren takım.Kadrodaki en önemli yıldızı; Victoria Ravva.
1 - Karine Salinas - Pasör (1973)
2 - Amadea Durakovic - Pasör Çaprazı (1988)
3 - Katerina Buckova - Orta (1978)
4 - Maryna Marchenko - Smaçör (1985)
5 - Eva Yaneva - Smaçör (1985)
6 - Valentina Fiorin - Smaçör (1984)
7 - Ana Antonijevic - Pasör (1987)
8 - Mirela Delic - Orta (1981)
10 - Alexandra Fomina - Libero (1975)
11 - Irina Polechtchouk - Orta (1971)
12 - Victoria Ravva - Orta (1975)
13 - Nadia Centoni - Pasör Çaprazı (1981)
14 - Mimona Arzile - Orta (1990)
15 - Andrea Negru - Pasör (1976)
16 - Felicia Reppen - Pasör (1990)
17 - Dina Yotov - Pasör Çaprazı (1989)
18 - Laura Ong - Libero (1989)

ZOK Rijeka (Hırvatistan)
Hırvat ekibinin yaş ortalaması epey düşük.Grupta en az şansa sahip olarak nitelendirebilirim.
2 - Dosen Paola - Libero (1988)
3 - Buljat Barbara - Smaçör (1992)
5 - Katerina Cernjeka - Smaçör (1986)
6 - Mia Todorovic - Smaçör (1986)
7 - Elena Simic - Smaçör (1979)
8 - Danijela Andelic - Smaçör (1985)
9 - Katerina Pilepic - Smaçör (1985)
10 - Ana Starcevic - Orta (1986)
11 - Alexandra Milosavljevic - Pasör (1980)
12 - Tea Pesut - Smaçör (1990)
13 - Samanta Fabris - Smaçör (1990)
14 - Petra Kramolc - Smaçör (1986)
15 - Bernarda Brcic - Pasör (1991)
16 - Ivana Kalebic - Orta (1989)

Volley Bergamo (İtalya)
Grubun favorisi.Herşeyden önce İtalyan olması bile yeter favorilik için.Onun dışında yıldızları var.Führst,Piccinini,Lo Bianco gibi oyunculara sahip.
1 - Serena Ortolani - Pasör Çaprazı (1987)
3 - Caterina Fanzini - Smaçör (1985)
5 - Katarzyna Gujska - Pasör (1975)
6 - Sara Carrara - Libero (1992)
7 - Christiane Führst - Orta (1985)
8 - Enrica Merlo - Libero (1988)
9 - Lucia Bosetti - Smaçör (1989)
12 - Francesca Piccinini - Smaçör (1979)
13 - Valentina Arrighetti - Orta (1985)
14 - Eleonora Lo Bianco - Pasör (1979)
15 - Antonella Del Core - Smaçör (1980)
18 - Mariana Zambelli - Orta (1981)

Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom'un bulunduğu B Grubu'na geçelim.

Scavolini Pesaro (İtalya)
Voleybolun tescilli güzeli Skowronska'yı kadrosunda bulunduran takım.
1 - Senna Usic - Smaçör (1986)
3 - Ilario Garzaro - Orta (1986)
5 - Francesca Mari - Pasör (1983)
6 - Elke Wijnhoven - Libero (1981)
7 - Katarzyna Skowronska - Pasör Çaprazı (1983)
8 - Laura Saccomani - Smaçör (1991)
9 - Draga Marinkovic - Orta (1982)
10 - Francesca Ferretti - Pasör (1984)
11 - Martina Boscoscuro - Libero (1988)
12 - Carolina Costagrande - Smaçör (1980)
13 - Marija Usic - Smaçör (1992)
14 - Martina Guiggi - Orta (1984)


Dabrowa Gornicza(Polonya)
Polonya ekibinin en tecrübeli kozları ; Karczmarzewska-Pura ve Sliwa.
1 - Agata Karczmarzewska-Pura - Pasör Çaprazı (1978)
2 - Marzena Wilczynska - Smaçör (1978)
3 - Aleksandra Liniarska - Orta (1981)
5 - Magdalena Sadowska - Pasör Çaprazı (1979)
6 - Joanna Staniucha Szczurek - Smaçör (1981)
7 - Katarzyna Walawender - Smaçör (1982)
8 - Ewelina Sieczka - Smaçör (1988)
9 - Malgorzata Lis - Orta (1981)
10 - Krystna Tkaczewska - Libero (1987)
11 - Magdalena Sliwa - Pasör (1969)
12 - Marta Haladyn - Pasör (1988)
13 - Katarzyna Gajgal - Orta (1981)

Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom (Türkiye)
1 - Duygu Bal - Orta (1987)
2 - Gözde Kırdar - Smaçör (1985)
3 - Gizem Güreşen - Libero (1987)
5 - Kinga Maculewicz - Orta (1978)
6 - Polen Uslupehlivan - Pasör Çaprazı (1990)
7 - Arzu Göllü - Pasör (1969)
9 - Özge Kırdar - Pasör (1985)
10 - Güldeniz Önal - Smaçör (1986)
11 - Bahar Toksoy - Orta (1988)
12 - Jelena Nikolic - Smaçör (1982)
13 - Serpil Ersarı - Libero (1990)
16 - Debby Stam - Smaçör (1984)
17 - Neslihan Darnel - Pasör Çaprazı (1983)
18 - Maja Poljak - Orta (1983)

Mulhouse (Fransa)
Fransız temsilcisi hakkında pek bilgim yok.Lakin Pesaro ve Vakıfbank'ın yanında şans tanımıyorum Mulhouse takımına.
1 - Myriam Closter - Orta (1989)
3 - Dominika Sieradzan - Smaçör (1980)
4 - Christina Bauer - Orta (1988)
5 - Anna Rybaczewski - Smaçör (1982)
6 - Deborah Ortschitt - Libero (1987)
7 - Alexia Djilali - Pasör Çaprazı (1987)
8 - Coralie Larnack - Orta (1982)
9 - Aminata Coulibaly - Pasör (1988)
10 - Regan Hood - Smaçör (1983)
11 - Armella Faesch - Pasör (1982)
12 - Isaline Sager-Weider - Orta (1988)

Gelelim Fenerbahçe'mizin şanslı kura çektiğini düşündüğüm C Grubu'na.Bu grupta Dinamo Moskova en kaliteli rakibimiz.İlk maçımızı yarın akşam Prostejov ile oynayacağız.

Fenerbahçe Acıbadem (Türkiye)
1 - İpek Soroğlu - Orta (1985)
3 - Nihan Yeldan - Libero (1982)
4 - Songül Dikmen - Libero (1981)
6 - Frauke Dirickx - Pasör (1980)
8 - Alice Blom - Smaçör (1980)
9 - Seda Tokatlıoğlu - Smaçör (1986)
10 - Cemre Erol - Smaçör (1992)
11 - Ekaterina Gamova - Pasör Çaprazı (1980)
12 - Çiğdem Can Rasna - Orta (1976)
13 - Natasa Osmokrovic - Smaçör (1976)
14 - Eda Erdem - Orta (1987)
17 - Naz Aydemir - Pasör (1990)
18 - Merve Tanıl - Pasör (1990)

Modranska Prostejov (Çek Cumhuriyeti)
Eski oyuncumuz Kimberly Glass kadrosunda tanıdığımız bir isim olarak dikkat çekiyor.Yarın akşam ağırlayacağımız rakibimiz.
2 - Ogonna Nnami- Smaçör (1983)
3 - Juliana Valente - Smaçör (1985)
4 - Milada Spalova - Orta (1979)
5 - Lucia Törökova - Pasör (1984)
6 - Sona Novakova - Pasör (1975)
7 - Marketa Tomanova -Libero (1982)
8 - Gabika Tomasekova - Orta (1983)
9 - Corina Ssuschke - Orta (1983)
10 - Solange Soares - ? (1980)
11 - Monika Kucerova - Pasör Çaprazı (1983)
12 - Petronela Biksadska - Smaçör (1982)
13 - Ivana Bramborova Pasör Çaprazı (1985)
18 - Kimberly Glass - Smaçör (1984)

Dinamo Moskova (Rusya)
Geçen yıl formamızı giyen Oksana Parkhomenko'yu kadrosunda bulunduran takım.Godina,Gioli,Safronova gibi yıldızlarıyla dikkat çekiyor.Gruptaki en ciddi rakibimiz diyelim.
1 - Evgeniya Kozhukhova - Pasör Çaprazı (1990)
2 - Valeriya Goncharova - Smaçör (1988)
3 - Lesya Makhno - Smaçör (1981)
5 - Mariya Perepelkhina - Orta (1984)
6 - Oksana Parkhomenko - Pasör (1984)
7 - Natalya Safronova - Smaçör (1979)
8 - Natalia Goncharova - Smaçör (1989)
9 - Victoria Kuzyakina - Libero (1985)
10 - Anna Matienko - Pasör (1981)
12 - Simona Gioli - Orta (1977)
13 - Elena Ezhova - Libero (1977)
17 - Elena Godina - Smaçör (1977)

Aluprof Bielsko-Biala (Polonya)
Polonya'daki Avrupa Şampiyonası'nda çok beğendiğim Anna Baranska'nın takımı Bielsko.Takımın bir diğer yıldızı ise Dorota.
1 - Anna Baranska - Smaçör (1984)
2 - Eleonora Dziekiewicz - Orta (1978)
3 - Karolina Ciaszkiewicz - Smaçör (1979)
5 - Helena Horka - Smaçör (1981)
6 - Iwona Waligora - Smaçör (1985)
7 - Berenika Okuniewska Tomsia - Orta (1988)
8 - Katarzyna Skorupa - Pasör (1984)
9 - Agata Sawicka - Libero (1985)
10 - Jolanta Studzienna - Orta (1977)
11 - Anna Kaczmar - Pasör (1981)
12 - Natalia Bamber - Pasör Çaprazı (1982)
13 - Dorota Anna Swieniewicz - Smaçör (1972)
14 - Magdalena Matusiak
18 - Magdalena Pytel - Orta (1992)

Son olarak D Grubu :

Metal Galati (Romanya)
Sadurek,Borovinsek gibi tanınmış oyunculara sahip Romen takımı.
2 - Milena Sadurek - Pasör (1984)
4 - Veronica Maria Gomez Carabali - Smaçör (1985)
5 - Nneka Obiamaka Onyejekwe - Orta (1989)
7 - Alexandra Trica - Smaçör (1985)
9 - Sonja Borovinsek - Orta (1980)
11 - Suzana Cebic - Libero (1984)
12 - Mira Golubovic - Orta (1976)
13 - Sabina Miclea Grigoruta - Pasör (1990)
14 - Jelena Alajbeg - ? (1989)
15 - Ana Maria Berdila - ? (1993)
17 - Daiana Georgiana Muresan - Pasör Çaprazı (1990)
18 - Olga Tocko - Smaçör (1982)

Zarechie Odintsovo (Rusya)
Kadrodaki en önemli yıldız; şüphesiz Brezilyalı Paulo Pequeno.
1 - Walewska Moreira de Oliveira - Orta (1979)
2 - Inna Razdobarin - Libero (1987)
3 - Maria Zhadan - Pasör (1983)
4 - Paulo Pequeno - Smaçör (1982)
5 - Ekaterina Bogacheva - Smaçör (1990)
6 - Daria Marangoz - Smaçör (1990)
7 - Svetlana Kryuchkova - Libero (1985)
8 - Anastasia Markova - Smaçör (1987)
9 - Olga Fateeva - Pasör Çaprazı (1984)
10 - Anastasia Shmeleva - Smaçör (1985)
11 - Tatiana Kosheleva - Smaçör (1988)
12 - Elena Lisovskaya - Orta (1983)
13 - Daria Goryaeva - Smaçör (1993)
14 - Ekaterina Pankova - Pasör (1990)
16 - Julia Burlakova - Smaçör (1994)

Fakro Muszynianka (Polonya)
1 - Izabela Belcik - Pasör (1980)
2 - Mariola Zenik - Libero (1982)
3 - Anna Witczak - Smaçör (1982)
4 - Dorota Pykosz - Orta (1978)
5 - Elzbieta Skowronska - Smaçör (1983)
6 - Agnieszka Bednarek - Orta (1986)
7 - Marta Solipiwko - Pasör Çaprazı (1981)
9 - Agnieszka Srutowska - Pasör (1978)
10 - Joanna Mirek - Smaçör (1977)
11 - Slwia Pycia - Orta (1981)
12 - Izabela Zebrowska - Pasör Çaprazı (1985)
16 - Aleksandra Jagielo - Smaçör (1980)

Asystel Volley Novara (İtalya)
Turnuvanın en iyi kadroya sahip takımı.Flier,Tom,Kozuch gibi hem güzel hem başarılı oyuncularla da en çok izleyici çekebilecek takımıdır aynı zamanda.Ayrıca resmi siteleri de çok kaliteli.Listedeki bütün takımların resmi sitelerine göz attım.Novara'nın resmi sitesinin diğerlerine oranla çok üstün olduğunu söyleyebilirim.
3 - Valeria Rosso - Orta (1981)
5 - Paola Paggi - Orta (1976)
6 - Anna Podolec - Smaçör (1985)
7 - Cristina Barcellini - Smaçör (1986)
8 - Jenny Barazza - Orta (1981)
9 - Irina Kirillova - Pasör (1965)
10 - Carolina Zardo - Libero (1992)
11 - Chiara Scarabelli - Libero (1993)
12 - Manon Flier - Pasör Çaprazı (1984)
13 - Imma Sirressi - Libero (1990)
14 - Margareta Kozuch - Smaçör (1986)
15 - Logan Tom - Smaçör (1981)
18 - Letizia Camera - Pasör (1992)

Haydi Fenerbahçe Acıbadem! Layık olduğun kupayı kap getir...
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Galatasaray 77 - 84 Fenerbahçe | Penny!

Fenerbahçe'nin maçı kazanmak için Galatasaray'dan en az 2 tane fazla sebebi vardı.Birincisi; Zafer Kalaycıoğlu faktörü.Geçen yıl takımı satışa getiren,kendisini Türkiye'nin en iyi koçu zanneden,bir nevi hain Zafer Kalaycıoğlu'na sağlam bir ders vermek gerekiyordu.Üstelik kendi seyircisi önünde ders vermek olayın anlamını ve zevkini arttıracaktı.İkinci sebep ise namağlubiyet.Yenilgisiz Fenerbahçe'nin bileğini bükecek pek takım yok ligde.Galatasaray,Beşiktaş gibi ezeli rakiplerimize yenilmedikçe pek maç kaybedeceğimizi sanmıyorum.Diğer mağlubiyetler fazlasıyla sürpriz olur.Maça Nevlin'in sayılarıyla başladık.Galatasaray Yasemin ve Douglas ile yanıt verdi.Dengede geçen periyod 22-20 üstünlüğümüzle sona erdi.İlk çeyreği Galatasaray tek faul ile bitirdi yanlış hatırlamıyorsam.İkinci çeyrekte Galatasaray daha sert bir savunma anlayışıyla oynamaya başladı.Penny Taylor'ın sayılarıyla oyunu dengede tutmaya çalıştık ve 17-15 lik üstünlük sağladık.Üçüncü çeyrek ise oyunun geri kalanından bambaşka bir şekildeydi.Galatasaray sağlam savunmasının yanı sıra hücumdaki etkinliğini de arttırınca 26-15lik bir üstünlük sağladı bu çeyrekte.Yine Taylor'ın sayılarıyla oyunu dengede tutmaya çalıştık lakin Galatasaray son bölümlerde iyi bir performans ortaya koydu.İlk 2 çeyrekte 35 sayı atabilen Galatasaray,üçüncü çeyrekte 26 sayı birden atmayı başardı.Yumuşak savunmamızın payı da çok büyüktü bunda tabi.Hücumda da sadece Penny'nin ellerine baktık diyebilirim.Son çeyreğe 61-54 geride girmemiz büyük dezavantajdı.Bir el lazımdı Fenerbahçe'ye,maçı kazandıracak bir el.İşte o elin Penny Taylor olduğu aslında çok da netti.Sadece biraz daha destek alması gerekiyordu hücumda.O destek Powell ve Esmeral'den geldi işte.Nevriye ve Nevin'in katkısı da tartışılmaz fakat onlar maç genelinde de iyi performans sergilediler zaten.Powell'ın kritik üçlükleri de görülmeye değerdi.Savunmayı da sağlamlaştırdık bu çeyrekte.Maç boyu yaptığımız en iyi savunmayı yapmamıza rağmen zaman zaman Young'u çok unuttuk.Young da sayılarıyla Galatasaray'ı ayakta tutmaya çalışan isim oldu.30 sayı ile en iyi periyot performansımızı gösterdik ve geriden gelip maçı kazanmayı bildik.Zafer Kalaycıoğlu'nun son çırpınışlarını izlemek zevkliydi.

Penny Taylor maça damgasını vuran isimdi.25 sayıyı görünce maç sonunda az geldi gözüme.Sanki bütün sayılarımızı o atmış gibi düşündüm.Müthiş bir performans sergiledi gerçekten.Marie Ferdinand ve Cappie Pondexter'dan sonra böyle bir oyuncuyu bulamamıştık.Geçen sene alınan Katie Smith bu yükü pek kaldıramamıştı.Ya da beklentilerin altında bir performans sergilediği için bana öyle geliyor.Penny Taylor büyük basketbolcu.Nevin de çok iyiydi.Nevriye ise hastalığına rağmen çok iyiydi.Ajavon'un diğer Gs maçlarındaki performansını aradım.Pek süre alamadı ama oyundayken de pek etkili görünmedi.Galatasaray'da Douglas ve Young'ı beğendim.Zaten skorun yükünü çeken oyuncular ikisiydi.
30 Kasım 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler

1 Yıl...

Blogger dosyasını açalı birkaç yıl,bu blogu açalı ise tam 1 yıl oldu bugün.30 Kasım 2008'de,2-1 yendiğimiz Beşiktaş maçı öncesi girişi yapmışım.Üzerinden tam 1 yıl geçti.Geçen gün Ortega'nın 3.yıl konusunu görünce aklıma geldi ilk ne zaman yazmışım diye bakmak.Neyse ki Ortega sayesinde kaçırmadım yıldönümünü :) Blogu açma amacım sadece gönlümden geçenleri ve kişisel fikirlerimi yazmaktı.Bugüne kadar 476 konu gireceğimi de ummazdım.Fenerbahçeliyim ve Fenerbahçe tarafından bakarak yazıyorum.Kimi zaman o çok eleştirilen Antu stilinde yazıyorum.Okunması tabi ki hoşuma gidiyor ama okunmasa da bu şekilde yazmaya devam ederdim. :) Şimdi Galatasaray-Fenerbahçe bayan basketbol maçı için tv karşısına geçiyorum.Dileğim bu yazıdan sonra da o galibiyet hakkında birşeyler karalamak...

Okuyan,takip eden,seven sayan herkese selamlar...Herkese teşekkürler...

(Ulan ne resim koyacağıma da karar veremedim.Neyse S.W.Scott iyidir iyi...)
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio 0 - 0 Bologna

11 mi oldu 12 mi ? Saymaktan vazgeçtim artık...Lazio ilk 2 hafta kazandı,ondan sonrası boşa geçen haftalardan ibaret.Haftaya Roma maçı var.Dün çıkacak bir galibiyet takımın moralini tavan yaptırabilirdi.Aslında Ballardini bir inattan vazgeçerek geçen hafta doğru bir adım atmıştı.Stendardo hamlesiyle her maç gol yeme sorununa bir son vermişti.İşin kolayı buydu aslında Ballardini için.İşin kolayını geç uyguladı.Hazır kolayı bulmuşken dün de değerlendirdi.Stendardo yine oynadı.Savunma yine üçlü kuruldu.Lazio gol yemedi,pek pozisyon da vermedi.Stendardo'yu da öylesine severim işte.Takımın gol yememesinin sebebi olarak gösterebilecek kadar severim.Çok pozisyon buldu Lazio.En azından araya 1 tane gol sıkıştıracak kadar pozisyon buldu.Beceriksizlik,şans faktörleriyle atılamayan bir gol ile 2 puanı bıraktı Lazio.Maç bitiminden yuhalama sesleri yükseldi Olimpico'dan.Kameralar direkt Lotito'yu gösterdi hatta.Roma derbisi öncesi yine bir idman basımı gerçekleşir mi göreceğiz ? Ama Ballardini gidici,Lotito'yu tahttan indirmek ise pek kolay değil.Roma form tuttu,Totti'nin dönüşüyle ve golleriyle de moralleri üst düzeyde.Dün mağlubiyetten çevirdiler maçı.Roma'nın şansı yüksek derbi öncesi...Dilerim Lazio galibiyet hasretine son verir.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 1 - 3 Kasımpaşa

Bayram rehaveti var üzerimde...Hiç yazasım yok.Tıpkı bizim takımın akşamki hali gibiyim.Fenerbahçe'nin kötü gidişatı geçen yıl ruhuma işlemişti.Gergin,sıkıntılı bir sezon geçirmiştim.Bu yıl böyle bir durum söz konusu değildi ama dün akşam oynanan futboldan sonra böyle bir ruh haline girmiş bulundum.

Daum'un iyi bir hoca olduğunu,fakat iyi bir taktisyen olmadığını savunanlardanım.Ayrıca biraz ezbere oynatma huyu da var olumsuz etkenlerden sayabileceğimiz.Fakat iç sahada,özellikle bu tip takımlara karşı 4-3-1-2 sistemini denememiz gerektiğini düşünenlerdenim.Dün akşam herkes 11de Özer'i beklerken Daum yine bir şaşırtma yaparak farklı bir dizilime yönelik kadro sürdü sahaya.4-3-1-2 sistemi sahadaydı.Fakat oyunun içeriği pek sisteme uymadı.Takımın ruhsuzluğu,itici güç olan taraftarın yokluğu da tabi ki olumsuz etkendi.Ama 4-3-1-2 böyle oynanmaz.Oynanılması gerektiği gibi oynansa,biraz da hırs olsa sonuç böyle olmazdı.Mehmet Topuz resmen sol kanat gibi oynatıldı.Ortada Selçuk-Cristian.Sağ taraf bomboş.Buna rağmen Kasımpaşa sağ kanadımızı kullanmayı tercih etmeyip solu tercih etti.Carlos'un "bitse de gitsek havası" Kasımpaşa'lı oyuncuların da işine geldi.O kanattan beklemediğim kadar atak yaptılar.Volkan'ın ilk golü içeri almasına değinmek istemiyorum.En rezil zamanlarında bile destek olduğum isimlerden birisi.28 yaşına geldi,hala bu tip rezil goller yiyebiliyor.İlk gole verdiğimiz erken yanıttan sonra atakları sıklaştırmayı,kontrolü ele almayı beklerdim.Rezalet futbol oynadık.İyi oynayan Mehmet Topuz'un oyundan alınması da tam bir fiyaskoydu.İkinci yarının ortalarında istatistikler ekrana geldi.Kasımpaşa bizden 100 küsür fazla pas yapmıştı.Bu yıl ilk defa böyle bir istatistik gördüm.Beşiktaş maçında bile pas yüzdemiz epey yüksekti.Kötü oynadığımız her maçta topun hakimiyeti bizdeydi.Pas ortalaması 500ü aşardı.Dün akşam 300lerde sürünüyorduk.Ferguson'ın meşhur sözüne zıt bir durum ortaya çıktı.İstatistik görülmesi gereken herşeyi gösterdi dün akşam.

Yediğimiz 3.gol ofsayt.Bu gol takımın direncini muhakkak ki kırmıştır.2-1 mağlup oynayıp 2-2yi yakalamak için saldırmak vaaaar,bir de 3-1 mağlup oynayıp 3-3ü yakalamanın düşük ihtimalini düşünüp hücum yapmak var.Hakem yine kalitesiz bir yönetim ortaya koyarak bedavadan gol yememize sebebiyet verdi.Yenilgi için tabi ki bahane değil.Ama her hafta böyle hatalar yapılması tam bir rezalet! Puan farkını 5e çıkarıp rahatlamak varken,saçma sapan bir kayıpla rakiplerimizi sevindirdik yine.Şampiyon olmak istiyorsan,bu tip kritik virajları döneceksin.İstiyorum demekle olmuyor ne yazık ki...

Bir parantez de Cenk İşler'e.35lik Cenk top ayağındayken müthiş süratli şekilde topu sürüp,ustaca gol vuruşu yapabiliyor.Acaba Güiza'dan da böyle bir depar,drippling vs. görebilecek miyiz ölmeden ?
29 Kasım 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Efsane!

Adamımdı Iverson.Küçükken izlediğim Henry Turner,Dallas Comegys ikilisi sayesinde sevmeye başladığım basketbolda sevgimi tavan yaptıran NBA yıldızıydı.Lise 1'e gittiğim dönem yaz tatilinde çalışmıştım.Haftalık alırdım ücretimi.Bir hafta aldığım haftalıkla Philadelphia-3 Iverson tişörtü almıştım.Üzerime tam oturmamıştı,ama beğendiğim için almıştım işte.1-2 sene sonra tam olmaya başladı,hala da giyerim.

O Philadelphia'yı bıraktı,bende bıraktım.Denver'a sempati beslemeye başladım.Denver'dan sonra Detroit'e gitti.Detroit takasta Billups'ı verdi.Billups da muhterem bir sporcudur.Renklerini de çok sevdiğim Detroit'i bırakmadım.Iverson döneminde takip ettiğim ve kadrosuna iyiden iyiye alıştığım bir takım olmuştu artık.

NBA'de en sevdiğim eleman hâla Iverson.1975 doğumlu,eminim ki hâla oynamaya müsait fiziği.Fakat o bırakmayı tercih etti.En azından kendisini Sixers tribününde göreceğimize eminim.Fakat izlemeye doyamadığım gerçek...
26 Kasım 2009 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Napoli 0 - 0 Lazio

Lazio ve Napoli arasında ezeli bir rekabet vardır.Bu maçın önemi sadece haftalardır kazanamayan Lazio'nun 3 puan alması değildi bu yüzden.Napoli de inişli çıkışlı gidiyor gerçi.Üst sıralarda olmalarına rağmen istikrarlı sonuçlar aldığı söylenemez.İşin üstüne bir de ezeli rekabet etiketi yapıştırılınca maça ilgi epey oluyor.

Ballardini'nin iyi niyetine güvenim sonsuz.Hugo Broos'u Trabzonspor'da son derece iyi niyetli ve göze hoş gelen bir futbol oynatmaya çalışmasıyla hatırlayacağım.Ballardini de aynı benim için.Göze hoş gelen bir futbol oynatmaya çalışıyor.Hatta oynattığı da oluyor,lakin skora yansıtma sorunları var Lazio'nun.3 yıldır süre gelen bir Stendardo'yu unutma geleneği var Lazio teknik heyetinin.Delio Rossi gitti,adam şans bulur diye düşünürken Ballardini de kadroya almadı Stendardo'yu.Takımdaki kötü gidişat durmak bilmeyince,Diakite'nin yetersizliği,Siviglia'nın morukluğu gözler önüne serilince Stendardo'ya sarıldı dün Ballardini.Çok da iyi oldu.Ligin ilk 2 haftası galip gelen,o günden beri de 11 maçtır kazanamayan Lazio; sadece deplasmanda 0-0 berabere kaldığı Fiorentina ve ilk hafta 1-0 yendiği Atalanta'dan gol yememişti.Napoli gibi güçlü bir hücum hattına karşı gol yemediler dün.Stendardo'nun muhakkak ki etkisi var bunda.Mevcut Lazio kadrosundaki en iyi stoper bana kalırsa...Zaten diğerlerine stoper demeye bin şahit ister.3-4-2-1 dizilimiyle oynamış dün Lazio.Cribari,Radu ve Stendardo'nun önünde defansif özellikleri olan Baronio ve Brocchi.Sol kanatta yine defansif özellikli Kolarov.Foggia ve Zarate forvet arkası,Cruz ileride.Napoli de benzer bir dizilimle oynamış.Hamsik-Lavezzi destekli Quagliarella hücum hattı Lazio'nunkine oranla daha etkili bir hat tabi ki.Gönül isterdi Lavezzi ile Zarate golleri atsın,Arjantin'den nağmeler sunsunlar,zevkli bir maç izleyelim.

Napoli deplasmanından alınan 1 puan iyidir.Lakin durum çok kritik hâla.12 puanla düşme hattında yer alan Livorno ile aynı puana sahip Lazio.Haftaya Bologna'yı ağırlayacak.11 maçlık seriye bir son verip,Roma maçına bunun moraliyle çıkmak gerekir.
23 Kasım 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ve Totti döner,Roma kazanır

Bu hafta bir değişiklik yapıp Roma'yla ilgili birşeyler karalayayım dedim.Totti'nin yokluğunda Roma'nın düştüğü durum malum...Türkiye'de Fenerbahçe'de Alex'in yokluğu mutlaka konuşulur.Alex'siz Fener kazanamaz,gol atamaz vs. denir.Aynı şey İtalya'da Roma için geçerli olmalı.Zor günler geçiren ezeli rakip Roma,Totti'nin dönüşüyle ve 35 dakikada attığı 3 golle ligin sürpriz ekiplerinden Bari'yi mağlup etti.Totti niye bu kadar sevildiğini,neden bu kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı bir nevi.187 gole ulaşmış ligde...Tam olarak forvet diyemeyeceğimiz bir oyuncu için müthiş bir rakam.200ü geçeceği aşîkar...Alex bıraktığında Fenerbahçe'nin nasıl bir takım olacağını ne kadar merak ediyorsam,Totti bıraktığında da Roma'nın nasıl bir takım oluşturacağını o kadar merak ediyorum.
22 Kasım 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -