9 saat önce
Euro 2012 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya 1 - 2 İtalya | "Grande"lli
Müthiş İtalya müthiş... Çok uzun zaman sayılmaz; 2 sene önce "Gördüğüm En Kötü İtalya Milli Takımı" başlıklı bir yazı yazmıştım. İtalyanlar, Son Dünya Şampiyonu ünvanıyla çıktıkları 2010'da hüsran yaşamışlardı. Aradan geçen 2 yılda İtalya'nın yine eskisi gibi büyük yıldızları yok. Ama büyük takım oyuncuları ve büyük düşünen bir hocaları var.
Euro 2012 tahminlerimin patlayacağını bilerek yazmıştım blogda. İddaa'da da Almanya şampiyon olur oynadım. Twitter'da çok başka şeyler de yazdım, onları da paylaşacağım vakti gelince... Gönlümün İtalya'da olduğunu da her zaman söylerim. Bana futbolu bu kadar sevdirenlerdir İtalyanlar. Gerek milli takımıyla, gerek ligiyle, gerek muhteşem formalarıyla... 2006 Dünya Kupası'nda mükemmel oynayarak, hakederek şampiyonluğa ulaştılar. "İtalya defansif takım" klişesi o zamanlar son bulmalıydı. Aradan geçen 6 yıl o yıl oynadıkları futbolu unutturdu. Şampiyonluk unutulmaz,o başka... Şimdi Prandelli ile müthiş pozitif bir futbol ve müthiş bir ivme var. Almanya karşısında turlayacağına inanıyordum. Ancak bu kadar iyi oynamalarını da beklemiyorum. İngiltere maçında iyi futbol oynanmıştı ancak bunda kötü İngiltere'nin de payı vardı. Almanya maçı bambaşka... Müthiş seyir zevkinin yanı sıra ne yaptığını bilen bir İtalya vardı. En ilginci de; ne yaptığını bilen bir Balotelli olmasıydı.
Almanya'da Mesut Özil odaklı futbol; İtalya'nın Pirlo odaklı futboluna karşı kazanamadı. Bu tip maçlarda tecrübe kazanır ya, sadece Pirlo ve Buffon'un bile tecrübesi galibiyete yetti. Sağ bekte Balzaretti tercihi tartışmalıydı, Balzaretti sırıtmadı. Montolivo iki maçtır çok iyi oynuyor. Annesinin Alman olduğnu da ilk defa duydum. Spikerler arada şaşırtıcı bilgiler de verebiliyormuş. İtalya'nın ileri çıkmayan beklerine karşı, Almanya'nın kanatları ilk yarıda etkisiz kaldı. İkinci yarıda Reus'un girmesi illa ki bir hareket getirecekti; nitekim öyle de oldu. Ancak bu sefer de İtalya ekolü olan "savunma yapmak" konusunda ders verircesine oynadı. Alman futbolcuların şanssızlıkları da olmadı değil... Tabi berbat şutları da...
60'dan sonra Di Natale ya da Giovinco değişikliğiyle; iyi bir kontraatak takımına düşündüğüm İtalya'da, Underrated Diamanti oyuna girdi. Yine çok iyi oynadı. İki takım da üç değişiklik hakkını erken kullanarak kozlarını sonlara bırakmadı. Neticede İtalya istediklerini yapabilen takımdı ve galibiyete ulaştı. Son bölümlerde kaçan goller hariç tabi... Mesut'un gol atmasına sevindim, büyük futbolcu ama bir Pirlo değil. Cassano da çok büyük oynadı, çook...
B ve C Grubu yarı final oynar; B Grubu final yapar demiştim; tam tersi oldu. Şimdi sıra geldi sıkıcı İspanyol futbolunu mağlup etmeye... Prandelli'nin büyük payıyla İtalya'yı bir adım önde görüyorum. Başlıkta kelime oyunumu da yaptım, benden kralı yok şimdi! Grande Italia!
Euro 2012 tahminlerimin patlayacağını bilerek yazmıştım blogda. İddaa'da da Almanya şampiyon olur oynadım. Twitter'da çok başka şeyler de yazdım, onları da paylaşacağım vakti gelince... Gönlümün İtalya'da olduğunu da her zaman söylerim. Bana futbolu bu kadar sevdirenlerdir İtalyanlar. Gerek milli takımıyla, gerek ligiyle, gerek muhteşem formalarıyla... 2006 Dünya Kupası'nda mükemmel oynayarak, hakederek şampiyonluğa ulaştılar. "İtalya defansif takım" klişesi o zamanlar son bulmalıydı. Aradan geçen 6 yıl o yıl oynadıkları futbolu unutturdu. Şampiyonluk unutulmaz,o başka... Şimdi Prandelli ile müthiş pozitif bir futbol ve müthiş bir ivme var. Almanya karşısında turlayacağına inanıyordum. Ancak bu kadar iyi oynamalarını da beklemiyorum. İngiltere maçında iyi futbol oynanmıştı ancak bunda kötü İngiltere'nin de payı vardı. Almanya maçı bambaşka... Müthiş seyir zevkinin yanı sıra ne yaptığını bilen bir İtalya vardı. En ilginci de; ne yaptığını bilen bir Balotelli olmasıydı.
Almanya'da Mesut Özil odaklı futbol; İtalya'nın Pirlo odaklı futboluna karşı kazanamadı. Bu tip maçlarda tecrübe kazanır ya, sadece Pirlo ve Buffon'un bile tecrübesi galibiyete yetti. Sağ bekte Balzaretti tercihi tartışmalıydı, Balzaretti sırıtmadı. Montolivo iki maçtır çok iyi oynuyor. Annesinin Alman olduğnu da ilk defa duydum. Spikerler arada şaşırtıcı bilgiler de verebiliyormuş. İtalya'nın ileri çıkmayan beklerine karşı, Almanya'nın kanatları ilk yarıda etkisiz kaldı. İkinci yarıda Reus'un girmesi illa ki bir hareket getirecekti; nitekim öyle de oldu. Ancak bu sefer de İtalya ekolü olan "savunma yapmak" konusunda ders verircesine oynadı. Alman futbolcuların şanssızlıkları da olmadı değil... Tabi berbat şutları da...
60'dan sonra Di Natale ya da Giovinco değişikliğiyle; iyi bir kontraatak takımına düşündüğüm İtalya'da, Underrated Diamanti oyuna girdi. Yine çok iyi oynadı. İki takım da üç değişiklik hakkını erken kullanarak kozlarını sonlara bırakmadı. Neticede İtalya istediklerini yapabilen takımdı ve galibiyete ulaştı. Son bölümlerde kaçan goller hariç tabi... Mesut'un gol atmasına sevindim, büyük futbolcu ama bir Pirlo değil. Cassano da çok büyük oynadı, çook...
B ve C Grubu yarı final oynar; B Grubu final yapar demiştim; tam tersi oldu. Şimdi sıra geldi sıkıcı İspanyol futbolunu mağlup etmeye... Prandelli'nin büyük payıyla İtalya'yı bir adım önde görüyorum. Başlıkta kelime oyunumu da yaptım, benden kralı yok şimdi! Grande Italia!
İtalya 4 - 2 İngiltere | Çeyrek Final
Euro 2012 hakkında çok yazamıyorum ama pek çok maçı izledim. İspanya'ya karşı aşırı bir antipati beslemeye başladım. İspanya'nın Fransa karşısında oynadığı bayıcı futbola çok fazla dayanamadım ve yerine film izlemeyi tercih ettim. Öyle uyutucu bir İspanya-Fransa maçının ardından böylesi zevkli bir İtalya-İngiltere maçı gelmesi futbol adına müthiş oldu. Blogda tek yazabildiğim İtalya-İspanya maçıydı. Yine turnuvanın en iyi maçlarından birisiydi. Öyle bir maçı İspanya'nın oynaması da şaşırtıcı ya, her neyse... Dün daha güzelini, daha zevklisini izledik.
Maç müthiş başladı, müthiş devam etti. İtalya'da etkisiz eleman Motta'nın yerine Montolivo tercihi çok yerinde oldu. Prandelli ilk iki maçta savunmayı üçlü kurmuş, De Rossi'yi de savunmada değerlendirmişti. Bu iki maçta çok pozisyon vermemiş, etkin bir futbol oynamış ancak galip de gelememişti. İki maçtır ise savunmayı dörtlü kuruyor ve beklerde Balzaretti ile Abate'yi değerlendiriyor. Balzaretti ve Abate; Maggio ve Giaccherini'ye göre defansif yönü daha iyi oyuncular. Ancak İtalya bu kez sorunu Barzagli ve Bonucci'den oluşan tandem bölgesinde yaşadı. Maçın başında İngilizler bu ikilinin zaaflarından yararlanarak pozisyonlar buldular. Chiellini'nin yokluğu çok göz çarpıyordu ki; İtalya maçı domine edince işler değişti. Orta sahada De Rossi, Pirlo ve Montolivo; İngilizlere çok net üstünlük kurdu. Herkes Pirlo'nun oyunu yönlendirmesinden bahsediyor da; Montolivo da en az Pirlo kadar iyi oynadı. Müthiş paslar attı. İngiltere'de orta sahada çok iyi isimler var. Ancak; Pirlo'ya karşı hepsinin yetenekleri kısıtlı kaldı. Balotelli'nin kaçırdığı goller yine saç baş yolduruyordu. Ancak Terry'nin de hakkını vermek lazım. Nesta'ya, Maldini'ye çok doyamadım ama Terry de izlediklerim için en iyi stoperlerden birisi. Hodgson'ın 60'da iki değişiklik birden yapıp oyunu dengelemesi İngiltere'ye çok birşey katmadı. Ezilen, her an gol yiyebilecek olan İngiltere; biraz toparlandı ve beraberliği kurtardı.
İtalya'da Prandelli'nin en çok eleştirildiği nokta; şüphesiz ki Di Natale'yi oyuna almayışı. Eleştirilere ben de katılıyorum. Balotelli çok etkiliydi ancak son vuruş yapamıyordu. Yorulmuş Cassano'nun yerine Di Natale beklerken; Diamanti oyuna girdi. Diamanti underrated bir futbolcudur, çok beğenirim. Dün de çok iyi oynadı ve son penaltıyı atmak ona yakışırdı. Ancak dünkü oyun şablonu Di Natale gerektiriyordu. Savunmanın arkasına atılan toplarla sayısız pozisyon bulan İtalya'da bu pozisyonlara daha kolay girecek ve gol atabilecek oyuncu Di Natale'ydi. 90. dakikasında iki takımın da birer tehlike bulduğu maçın uzatmalarında tek hakimiyet İtalya'nındı. Maçı İngiltere kazansaydı, hem İtalya adına hem de futbol adına üzülürdüm. Neyse ki penaltılarda da olsa kazanan İtalya oldu. Akıllarda ise Pirlo'nun penaltısı kaldı. Hem İtalyanlar, hem İngilizler; uzun zaman bu penaltıyı hatırlayacaktır.
Maç müthiş başladı, müthiş devam etti. İtalya'da etkisiz eleman Motta'nın yerine Montolivo tercihi çok yerinde oldu. Prandelli ilk iki maçta savunmayı üçlü kurmuş, De Rossi'yi de savunmada değerlendirmişti. Bu iki maçta çok pozisyon vermemiş, etkin bir futbol oynamış ancak galip de gelememişti. İki maçtır ise savunmayı dörtlü kuruyor ve beklerde Balzaretti ile Abate'yi değerlendiriyor. Balzaretti ve Abate; Maggio ve Giaccherini'ye göre defansif yönü daha iyi oyuncular. Ancak İtalya bu kez sorunu Barzagli ve Bonucci'den oluşan tandem bölgesinde yaşadı. Maçın başında İngilizler bu ikilinin zaaflarından yararlanarak pozisyonlar buldular. Chiellini'nin yokluğu çok göz çarpıyordu ki; İtalya maçı domine edince işler değişti. Orta sahada De Rossi, Pirlo ve Montolivo; İngilizlere çok net üstünlük kurdu. Herkes Pirlo'nun oyunu yönlendirmesinden bahsediyor da; Montolivo da en az Pirlo kadar iyi oynadı. Müthiş paslar attı. İngiltere'de orta sahada çok iyi isimler var. Ancak; Pirlo'ya karşı hepsinin yetenekleri kısıtlı kaldı. Balotelli'nin kaçırdığı goller yine saç baş yolduruyordu. Ancak Terry'nin de hakkını vermek lazım. Nesta'ya, Maldini'ye çok doyamadım ama Terry de izlediklerim için en iyi stoperlerden birisi. Hodgson'ın 60'da iki değişiklik birden yapıp oyunu dengelemesi İngiltere'ye çok birşey katmadı. Ezilen, her an gol yiyebilecek olan İngiltere; biraz toparlandı ve beraberliği kurtardı.
İtalya'da Prandelli'nin en çok eleştirildiği nokta; şüphesiz ki Di Natale'yi oyuna almayışı. Eleştirilere ben de katılıyorum. Balotelli çok etkiliydi ancak son vuruş yapamıyordu. Yorulmuş Cassano'nun yerine Di Natale beklerken; Diamanti oyuna girdi. Diamanti underrated bir futbolcudur, çok beğenirim. Dün de çok iyi oynadı ve son penaltıyı atmak ona yakışırdı. Ancak dünkü oyun şablonu Di Natale gerektiriyordu. Savunmanın arkasına atılan toplarla sayısız pozisyon bulan İtalya'da bu pozisyonlara daha kolay girecek ve gol atabilecek oyuncu Di Natale'ydi. 90. dakikasında iki takımın da birer tehlike bulduğu maçın uzatmalarında tek hakimiyet İtalya'nındı. Maçı İngiltere kazansaydı, hem İtalya adına hem de futbol adına üzülürdüm. Neyse ki penaltılarda da olsa kazanan İtalya oldu. Akıllarda ise Pirlo'nun penaltısı kaldı. Hem İtalyanlar, hem İngilizler; uzun zaman bu penaltıyı hatırlayacaktır.
25 Haziran 2012 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
İspanya 1 - 1 İtalya | C Grubu
Dünkü Hollanda - Danimarka maçından sonra izlediğim ikinci maç oldu İspanya - İtalya maçı. Her iki maçtan da keyif aldığımı söylemeliyim. Genel kanı; şu ana kadar oynanan en iyi maçın İspanya - İtalya olduğu yönünde. Bunda iki hocanın tercihlerinin de payı büyük.
Yeniköy Kasabı Del Bosque maça forvetsiz çıktı. Villa'nın yokluğunda, Torres'in de formsuzluğu göz önüne alındığında; Llorente'yi görmezden gelmesi anlamsız. David Silva, Iniesta gibi silahların olduğu yerde forvet yokluğuna takmak belki tartışılır ama futbol bu. Forvetin olacak. 4-6-0 gibi uydurma bir sisteme karşıyım. İtalya'da da benzer bir sıradışılık söz konusuydu. Cruyff'un Dirk Kuyt için; "ben olsam sağ bek oynatırdım" demecinden sonra; Dirk Kuyt dün oyunda kaldığı kısa sürede sağ bek gibi oynamıştı. Acaba diyorum; De Rossi için de İtalya'nın efsanelerinden belli bir öneri mi geldi ? De Rossi stoper oynamayı becerdi, onu eleştirmem. Ancak Prandelli'nin bu tercihi makul düzeyde eleştirilebilir. İtalya'nın 3lü savunma hattı İspanya atakların 5li gözüktü. Giaccherini ve Maggio maçın büyük bölümünü bek gibi oynadılar. İlk yarıda istediklerini yapabilen kesinlikle İtalya'ydı. İspanya'yı durdurmayı başardılar ve gol atabilecek kadar da oynamayı bildiler. İkinci yarı hem tempo arttı, hem de tempoyla birlikte maç güzelleşti. Balotelli'nin kaçırdığı gol maçın kırılma anlarından biriydi. Arızalığını anlarım. Ancak Balotelli klasında bir golcünün orada o topu gol yapmayı bırak, topa vuramayışını anlamam. Bu pozisyondan sonra Balotteli yerine Di Natale oyuna girdi. Di Natale'ye büyük bir hayranlık duyarım ve geç patladığı için üzülürüm. Bu düzeyde bir golcüyü çok daha uzun yıllar izlemek isterdim. Pirlo'nun futbol ve sanat kokan pasında gol atması kaçınılmazdı. Kaleye ilk şutunda ağları havalandırdı 'Golcü' Di Natale. İtalya'da tam olarak Cassano-Giovinco değişikliğinin zamanıydı bu gol. Prandelli de aynısını düşündü ve Giovinco'yu saha kenarına gönderdi. Tam o anda Fabregas'ın golünün gelmesi; maç başından beri istediklerini yapabilen Prandelli'nin bir hamlesini baltalamış oldu. Değişiklik geldi ama 1-0 üzerine değil, 1-1'in ardına geldi.
Maçın devamında İspanya ağır bassa da; İtalya da kazanabilecek kadar oynadı. Son dakikada Marchisio'nun pozisyonu futbol adına gol olmalıydı. Torres'in kaçırdkları İspanya adına yine saç baş yoldursa da; oyunda kaldığı süre içerisinde Torres'in kötü oynamadığını düşünüyorum. İtalya'da ilk yarının iyilerinden Giaccherini, ikinci yarı sahada yoktu. Adamlarımdan Maggio ise maçın genelinde ortalamanın üstünde bir futbol sergiledi. Maggio bundan çok daha iyi. Kalan iki maçta gerçek performansını gösterebileceğini düşünüyorum.
Yeniköy Kasabı Del Bosque maça forvetsiz çıktı. Villa'nın yokluğunda, Torres'in de formsuzluğu göz önüne alındığında; Llorente'yi görmezden gelmesi anlamsız. David Silva, Iniesta gibi silahların olduğu yerde forvet yokluğuna takmak belki tartışılır ama futbol bu. Forvetin olacak. 4-6-0 gibi uydurma bir sisteme karşıyım. İtalya'da da benzer bir sıradışılık söz konusuydu. Cruyff'un Dirk Kuyt için; "ben olsam sağ bek oynatırdım" demecinden sonra; Dirk Kuyt dün oyunda kaldığı kısa sürede sağ bek gibi oynamıştı. Acaba diyorum; De Rossi için de İtalya'nın efsanelerinden belli bir öneri mi geldi ? De Rossi stoper oynamayı becerdi, onu eleştirmem. Ancak Prandelli'nin bu tercihi makul düzeyde eleştirilebilir. İtalya'nın 3lü savunma hattı İspanya atakların 5li gözüktü. Giaccherini ve Maggio maçın büyük bölümünü bek gibi oynadılar. İlk yarıda istediklerini yapabilen kesinlikle İtalya'ydı. İspanya'yı durdurmayı başardılar ve gol atabilecek kadar da oynamayı bildiler. İkinci yarı hem tempo arttı, hem de tempoyla birlikte maç güzelleşti. Balotelli'nin kaçırdığı gol maçın kırılma anlarından biriydi. Arızalığını anlarım. Ancak Balotelli klasında bir golcünün orada o topu gol yapmayı bırak, topa vuramayışını anlamam. Bu pozisyondan sonra Balotteli yerine Di Natale oyuna girdi. Di Natale'ye büyük bir hayranlık duyarım ve geç patladığı için üzülürüm. Bu düzeyde bir golcüyü çok daha uzun yıllar izlemek isterdim. Pirlo'nun futbol ve sanat kokan pasında gol atması kaçınılmazdı. Kaleye ilk şutunda ağları havalandırdı 'Golcü' Di Natale. İtalya'da tam olarak Cassano-Giovinco değişikliğinin zamanıydı bu gol. Prandelli de aynısını düşündü ve Giovinco'yu saha kenarına gönderdi. Tam o anda Fabregas'ın golünün gelmesi; maç başından beri istediklerini yapabilen Prandelli'nin bir hamlesini baltalamış oldu. Değişiklik geldi ama 1-0 üzerine değil, 1-1'in ardına geldi.
Maçın devamında İspanya ağır bassa da; İtalya da kazanabilecek kadar oynadı. Son dakikada Marchisio'nun pozisyonu futbol adına gol olmalıydı. Torres'in kaçırdkları İspanya adına yine saç baş yoldursa da; oyunda kaldığı süre içerisinde Torres'in kötü oynamadığını düşünüyorum. İtalya'da ilk yarının iyilerinden Giaccherini, ikinci yarı sahada yoktu. Adamlarımdan Maggio ise maçın genelinde ortalamanın üstünde bir futbol sergiledi. Maggio bundan çok daha iyi. Kalan iki maçta gerçek performansını gösterebileceğini düşünüyorum.
Euro 2012 Tahminleri
Türkiye'nin mucizevi maçlarının üzerinden tam 4 sene geçti. Euro 2012 yarın başlıyor. Pek çok turnuva gibi bunu da uzaktan izleyeceğiz. Türk Futbolu söz konusu olduğunda bu uzaktan izleme olayı bana normal ve alışıldık geliyor. Rengimizi belli edelim. Çocukluğumdan beri her turnuvada İtalya'yı desteklerim. Forza Azzurri!
Polonya ev sahibi kontenjanından birşeyler yapabilir. Vasat bir kadroları var. Borussia Dortmund'un Polonyalılarının takımı sırtlaması beklenebilir. Özellikle Lewandowski en büyük koz. Trabzonspor'da bile forma giyemeyen Brozek'in, Polonya'nın önemli kozlarından biri olduğu düşünülürse; Polonya'nın işi kolay gözükmüyor. Sivassporlu Grosicki dikkat çekebilir. Rafal Wolski ise Polonya'nın yıldız adaylarından.
2004'teki şampiyon kadrosunun ekmeğini uzun süre yiyen Yunanistan, bu sefer yeni yıldızlar çıkarmak zorunda. Potansiyelli oyuncuları yok değil. Ancak genel olarak vasat bir kadroları olduğunu düşünüyorum. Samaras'ın stilini beğeniyorum ve bu turnuvayla birlikte nihayet uluslararası bir alanda kendisini daha iyi gösterebileceğini düşünüyorum. Yunanistan'ın yine o üzerine yapışan "defansif" futbol anlayışından kurtulamayacağını düşünüyorum.
Avrupa Futbolu'ndaki Çek Cumhuriyeti gerçeğini gözardı etmemek gerekir. Kadroları bu sefer göz kamaştırıcı değil ama yine yıldız çıkarmaya müsait. Cech, Rosicky, Plasil, Baros gibi tecrübeli oyuncularının yanında Necid, Kadlec, Pekhart, Suchy gibi kendisini ispat etme çabasındaki oyuncuları var. Ama hani bazı oyuncuları da var; 30 yaşında ama 3-5 kez milli formayı giymiş. Çek Cumhuriyeti'nin yorumlarda fazla göz ardı edildiğini düşünüyorum.
Gruptaki sıralama tahminim;
Rusya 5
Polonya 5
Çek Cumhuriyeti 2
Yunanistan 2
Grubun mutlak favorisi tabi ki Almanya. İyi bir teknik adamları ve her zaman olduğu gibi iyi bir sistemleri var. Yıllardır Klose'nin yüklendiği gol yükünü bu kez Mario Gomez yüklenecektir. Mario Götze ve Marco Reus ligde yaptıkları patlamaları bu kez Uluslararası bir arenada yapmaya çalışacaklar. Almanya'nın grupta takılabileceği tek takım Hollanda. Portekiz belki beraberlik kurtarabilir ya da Ronaldo sihirbazlık yapabilir. Ancak Almanlar her halükarda bu gruptan çıkacaktır.
Son Dünya Kupası finalisti Hollanda, bu kez Avrupa Şampiyonası favorilerinden. Robben, Van Persie, Van der Vaart, Kuyt, De Jong, Sneijder gibi yıldızlarının yanı sıra Narsingh, Luuk de Jong, Strootman gibi genç oyuncuları var. Hollanda'da en önemli etken Robben'in paylaşımcılığı. Yine her topu bencil bir şekilde kullanmaya devam ederse; Portekiz takımı Hollanda karşısında bir sürpriz yapabilir. Sol beklerinde hala Bouma'nın olması da; dünya futbolunda kolay kolay sol bek yetişmediğinin bir göstergesi. Hem de Hollanda'dan bahsediyoruz. Hollanda'nın önü açık, en az yarı final görürler. Yeter ki bir maçı penaltılara gitmesin.
Portekiz yıllardır büyük turnuvalara büyük iddialarla gelir. Turnuvanın en iyi oyuncusu durumundaki Ronaldo en büyük kozları. Ancak oynayacağı diğer isimlere baktığımda tek başına Ronaldo'nun yetmeyeceğini düşünüyorum. Üç vasat kaleciye, fakat mükemmel savunma hattına sahipler. Ancak orta sahaları tam verim vermek zorunda. İsim olarak iyiler ama performans olarak ne kadarını sahaya verebilecekler? Nani'den şüphem yok sadece... Forvette Almeida, Postiga gibi isimler etkili olamaz. Nelson Oliveira patlarsa; hem kendisine hem Portekiz'e, hem futbola büyük kazanç olur.
Danimarka'nın da yıldızları var illa ki. Ancak bu grupta başarı yakalamaları çok zor. Muhtemelen bireysel performanslar parlayacaktır. En heyecan verici isim de Christian Eriksen olacaktır. Simon Poulsen ismi ise muhtemelen sol bek ihtiyacı olan Türk takımlarına, gazeteler tarafından pek çok kere yazılabilir. Beğenirim Poulsen'i. Forvetinde Bendtner olan, hâla Rommedahl'a bel bağlamış bir takımın çok da başarılı olmasını bekleyemezsiniz.
Gruptaki sıralama tahminim;
Almanya 9
Hollanda 6
Portekiz 3
Danimarka 0
Futbolseverler yine ağrılıklı olarak İspanya'ya dilenecektir. Oturmuş kadrosu, Avrupa Kupalarındaki başarıları, sistemleri, herşeyiyle yine en büyük favori İspanya. Grupta da zorlanmayacaktır. Şampiyonluk için en şanslı takım ama açıkçası ben yine İspanya'nın kazanmasını istemem. Farklı bir tat lazım, farklı bir renk lazım... Grupta 3'te 3 yapabilirler, o başka.
İrlanda'ya gelelim. Özel fanları olan bir takım. Robbie Keane'den dolayı ben de İrlanda'yı seviyorum elbet. Premier Lig kökenli oyuncularla oynayacak olmaları en büyük avantajları. Aiden McGeady kendisini gösterir ve yeni sezonda Rusya'da kalmaz diye düşünüyorum. Robbie Keane ise mutlaka gol atar. İtalya'yı ikincilik konusunda en fazla zorlayacak takım.
Hırvatistan da bir ekol belki ama bu turnuvada nedense pek umudum yok. İrlanda'yı daha çok istediğimden midir, yoksa İtalya'yla aynı grupta olmasından mıdır bilmiyorum. A Grubu'nda olsalardı çok rahat çıkarlardı, ondan eminim. Modric ve Srna'yla beraber Jelavic en önemli kozları olur.
Gruptaki sıralama tahmimin;
İspanya 7
İtalya 6
İrlanda 3
Hırvatistan 1
Zidane bıraktı bırakalı, Fransa'nın hali malum... O yıldızlar topluluğunun sırtı bir türlü doğrulmadı. Tıpkı İngiltere gibi Fransa'nın da başarıya acıkmış olması ve ikisinin aynı grupta olması D Grubu'nu çekici kılıyor. Fransa'da santrfor diyebileceğimiz iki futbolcu var. Koskoca kadroda iki golcü... Benzema ve Giroud. Giroud için Ligue 2'de oynarken hayranlık besliyordum. Şimdi Avrupa'nın gözde forvetlerinden birisi oldu. Fransa için ideal kadro; Lloris, Reveillerre, Rami, Mexes, Evra, M'vila, Cabaye, Ribery, Nasri, Benzema, Giroud.
Schevchenko'nun estirdiği yıllarda olsaydık; Ukrayna için ev sahipliği büyük bir nimet olurdu. Ancak artık öyle değil... Ukrayna futbolu kötü bir durumda değil ama kadroları çok kısıtlı. Adamların Selin diye futbolcusu var yahu! Şimdi ben böyle küçümsedim ya, adam kesin patlama yapar. Yarmolenko kendini ispat etmesini beklediğim oyuncu. Ukrayna'nın işi zor.
İyi bir kadroya sahip olan İsveç; turnuvanın sürpriz takımlarından biri olabilir. Bireysel olarak çok iyi oyuncuları olabilir, ancak takım halinde neler yapabileceklerini merak ediyorum. İdeal İsveç kadrosu; Isaksson, Lustig, Mellberg, Granqvist, Martin Olsson, Larsson, Elm, Wernbloom, Kallström, Zlatan, Toivonen şeklinde olmalı. Patlamayı ise Martin Olsson yapar ve küme düşen Blackburn'den iyi bir Premier Lig kulübüne transfer olur.
Gruptaki sıralama tahminim;
İngiltere 7
Fransa 4
İsveç 3
Ukrayna 2
Çeyrek Final Tahminlerim
Rusya - Hollanda
Almanya - Polonya
İspanya - Fransa
İngiltere - İtalya
Yarı Final Tahminlerim
Hollanda - İspanya
Almanya - İtalya
Final
Hollanda - Almanya
Şampiyon
Almanya
Gol Kralı
Robin Van Persie
A Grubu
Turnuvanın en yavan grubu. Rusya, Polonya, Yunanistan ve Çek Cumhuriyeti gibi birbirine denk güçlerde 4 takım var. Herkes Rusya'yı favori görüyor ama neye istinaden favori gördüklerini merak ediyorum. Heyecan vermeyen bir grup. Rusya içlerinde biraz daha ön planda gözüküyor olabilir. Rusların son yıllarda ligi de kaliteli ve liglerinde oynayan oyuncular ağırlıklı bir kadroları var. Ayrıca gruptaki en iyi forvet hattına sahip takım. Pavlyuchenko, Kerzhakov, Pogrebnyak ve tabi ki Arshavin diğer takımdaki oyunculardan oldukça üstün. Advocaat da iyi hoca. Her takımın matematiksel şansı %25 olarak görüldüğünden; ben biraz daha sağlam bir kadroya sahip olan Rusya'ya %26 şans veririm. %1'i Yunanistan'dan alırım.Polonya ev sahibi kontenjanından birşeyler yapabilir. Vasat bir kadroları var. Borussia Dortmund'un Polonyalılarının takımı sırtlaması beklenebilir. Özellikle Lewandowski en büyük koz. Trabzonspor'da bile forma giyemeyen Brozek'in, Polonya'nın önemli kozlarından biri olduğu düşünülürse; Polonya'nın işi kolay gözükmüyor. Sivassporlu Grosicki dikkat çekebilir. Rafal Wolski ise Polonya'nın yıldız adaylarından.
2004'teki şampiyon kadrosunun ekmeğini uzun süre yiyen Yunanistan, bu sefer yeni yıldızlar çıkarmak zorunda. Potansiyelli oyuncuları yok değil. Ancak genel olarak vasat bir kadroları olduğunu düşünüyorum. Samaras'ın stilini beğeniyorum ve bu turnuvayla birlikte nihayet uluslararası bir alanda kendisini daha iyi gösterebileceğini düşünüyorum. Yunanistan'ın yine o üzerine yapışan "defansif" futbol anlayışından kurtulamayacağını düşünüyorum.
Avrupa Futbolu'ndaki Çek Cumhuriyeti gerçeğini gözardı etmemek gerekir. Kadroları bu sefer göz kamaştırıcı değil ama yine yıldız çıkarmaya müsait. Cech, Rosicky, Plasil, Baros gibi tecrübeli oyuncularının yanında Necid, Kadlec, Pekhart, Suchy gibi kendisini ispat etme çabasındaki oyuncuları var. Ama hani bazı oyuncuları da var; 30 yaşında ama 3-5 kez milli formayı giymiş. Çek Cumhuriyeti'nin yorumlarda fazla göz ardı edildiğini düşünüyorum.
Gruptaki sıralama tahminim;
Rusya 5
Polonya 5
Çek Cumhuriyeti 2
Yunanistan 2
B Grubu
Her turnuvanın mutlaka bir "ölüm grubu" olur ya; işte Euro 2012'de aynı şeyi B Grubu için söylüyorlar. Portekiz bu gruba mutlaka heyecan katacaktır. Ancak Almanya ve Hollanda'nın yanında Portekiz'in şansını çok düşük görüyorum. Portekiz adına ilk maç çok kilit. Almanya'dan puan kurtarabilirlerse son maça kadar kovalarlar.Grubun mutlak favorisi tabi ki Almanya. İyi bir teknik adamları ve her zaman olduğu gibi iyi bir sistemleri var. Yıllardır Klose'nin yüklendiği gol yükünü bu kez Mario Gomez yüklenecektir. Mario Götze ve Marco Reus ligde yaptıkları patlamaları bu kez Uluslararası bir arenada yapmaya çalışacaklar. Almanya'nın grupta takılabileceği tek takım Hollanda. Portekiz belki beraberlik kurtarabilir ya da Ronaldo sihirbazlık yapabilir. Ancak Almanlar her halükarda bu gruptan çıkacaktır.
Son Dünya Kupası finalisti Hollanda, bu kez Avrupa Şampiyonası favorilerinden. Robben, Van Persie, Van der Vaart, Kuyt, De Jong, Sneijder gibi yıldızlarının yanı sıra Narsingh, Luuk de Jong, Strootman gibi genç oyuncuları var. Hollanda'da en önemli etken Robben'in paylaşımcılığı. Yine her topu bencil bir şekilde kullanmaya devam ederse; Portekiz takımı Hollanda karşısında bir sürpriz yapabilir. Sol beklerinde hala Bouma'nın olması da; dünya futbolunda kolay kolay sol bek yetişmediğinin bir göstergesi. Hem de Hollanda'dan bahsediyoruz. Hollanda'nın önü açık, en az yarı final görürler. Yeter ki bir maçı penaltılara gitmesin.
Portekiz yıllardır büyük turnuvalara büyük iddialarla gelir. Turnuvanın en iyi oyuncusu durumundaki Ronaldo en büyük kozları. Ancak oynayacağı diğer isimlere baktığımda tek başına Ronaldo'nun yetmeyeceğini düşünüyorum. Üç vasat kaleciye, fakat mükemmel savunma hattına sahipler. Ancak orta sahaları tam verim vermek zorunda. İsim olarak iyiler ama performans olarak ne kadarını sahaya verebilecekler? Nani'den şüphem yok sadece... Forvette Almeida, Postiga gibi isimler etkili olamaz. Nelson Oliveira patlarsa; hem kendisine hem Portekiz'e, hem futbola büyük kazanç olur.
Danimarka'nın da yıldızları var illa ki. Ancak bu grupta başarı yakalamaları çok zor. Muhtemelen bireysel performanslar parlayacaktır. En heyecan verici isim de Christian Eriksen olacaktır. Simon Poulsen ismi ise muhtemelen sol bek ihtiyacı olan Türk takımlarına, gazeteler tarafından pek çok kere yazılabilir. Beğenirim Poulsen'i. Forvetinde Bendtner olan, hâla Rommedahl'a bel bağlamış bir takımın çok da başarılı olmasını bekleyemezsiniz.
Gruptaki sıralama tahminim;
Almanya 9
Hollanda 6
Portekiz 3
Danimarka 0
C Grubu
2010 Dünya Kupası'nda hayatım boyunca gördüğüm en kötü İtalya milli takımını izlemiştim. İtalya yine çok iyi değil. Kemik kadrosu artık yok. Üstelik bir de yine şike skandalı var. Tam da turnuva öncesi... Takımda moraller bozuk. Criscito yok, sol bek Balzaretti'ye emanet. İlk kez İtalya'da iki siyahi oyuncu izleyeceğiz. Balotelli ve Ogbonna. Özellikle Ogbonna'yı çok merak ediyorum. Serie B'deki performansıyla milli takıma yükselen bir oyuncu neticede. Zaten çok fazla sorunu olan İtalya Milli Takımı, bir de Balotelli'nin çılgınlıklarıyla uğraşır mı ? Zannetmem. O kadar da değildir. Diamanti ve Borini kadronun sürpriz isimleri. Hadi Borini "ha patladı, ha patlayacak" denilen bir oyuncuydu. Chelsea'den geldiği Serie A'da attığı gollerle beklentileri karşıladı. Ancak Diamanti'nin 29 yaşında böyle bir turnuvaya gelmesi büyük başarı. Giovinco favori adamım, yeter ki oynatılsın. Buffon, Maggio, Chiellini, Bonucci, Balzaretti, Pirlo, De Rossi, Marchisio, Giovinco, Balotelli, Di Natale.Futbolseverler yine ağrılıklı olarak İspanya'ya dilenecektir. Oturmuş kadrosu, Avrupa Kupalarındaki başarıları, sistemleri, herşeyiyle yine en büyük favori İspanya. Grupta da zorlanmayacaktır. Şampiyonluk için en şanslı takım ama açıkçası ben yine İspanya'nın kazanmasını istemem. Farklı bir tat lazım, farklı bir renk lazım... Grupta 3'te 3 yapabilirler, o başka.
İrlanda'ya gelelim. Özel fanları olan bir takım. Robbie Keane'den dolayı ben de İrlanda'yı seviyorum elbet. Premier Lig kökenli oyuncularla oynayacak olmaları en büyük avantajları. Aiden McGeady kendisini gösterir ve yeni sezonda Rusya'da kalmaz diye düşünüyorum. Robbie Keane ise mutlaka gol atar. İtalya'yı ikincilik konusunda en fazla zorlayacak takım.
Hırvatistan da bir ekol belki ama bu turnuvada nedense pek umudum yok. İrlanda'yı daha çok istediğimden midir, yoksa İtalya'yla aynı grupta olmasından mıdır bilmiyorum. A Grubu'nda olsalardı çok rahat çıkarlardı, ondan eminim. Modric ve Srna'yla beraber Jelavic en önemli kozları olur.
Gruptaki sıralama tahmimin;
İspanya 7
İtalya 6
İrlanda 3
Hırvatistan 1
D Grubu
Şüphesiz ki İngiltere için artık patlama yapma vakti... Şampiyonluk yolu 6 maçtan geçiyor. Sadece 6 maç kazanarak Avrupa'nın en büyüğü olunabilir. Bir futbol ülkesi olan İngiltere için bunu başarmak çok zor değil. Kadroları her zaman iyi. Yıllardır çözemedikleri kaleci sorununu Joe Hart ile çözdüler. Artık mükemmel bir kalecileri var. Keza savunmaları her zaman mükemmel. Sorun biraz forvet gibi gözüküyor. Elinde Rooney olan bir ülkenin forvet hattını tartışmak yersiz gibi gözükse de; iyi bir Darren Bent'i arayacaklarını düşünüyorum. İngiltere için futbol 4-4-2'dir. Ancak 4-5-1 sistemiyle daha başarılı olacaklarını düşünüyorum. Hart, Johnson, Terry, Jones, Cole, Parker, Gerrard, Milner, Young, Walcott, Rooney onbiri ideal.Zidane bıraktı bırakalı, Fransa'nın hali malum... O yıldızlar topluluğunun sırtı bir türlü doğrulmadı. Tıpkı İngiltere gibi Fransa'nın da başarıya acıkmış olması ve ikisinin aynı grupta olması D Grubu'nu çekici kılıyor. Fransa'da santrfor diyebileceğimiz iki futbolcu var. Koskoca kadroda iki golcü... Benzema ve Giroud. Giroud için Ligue 2'de oynarken hayranlık besliyordum. Şimdi Avrupa'nın gözde forvetlerinden birisi oldu. Fransa için ideal kadro; Lloris, Reveillerre, Rami, Mexes, Evra, M'vila, Cabaye, Ribery, Nasri, Benzema, Giroud.
Schevchenko'nun estirdiği yıllarda olsaydık; Ukrayna için ev sahipliği büyük bir nimet olurdu. Ancak artık öyle değil... Ukrayna futbolu kötü bir durumda değil ama kadroları çok kısıtlı. Adamların Selin diye futbolcusu var yahu! Şimdi ben böyle küçümsedim ya, adam kesin patlama yapar. Yarmolenko kendini ispat etmesini beklediğim oyuncu. Ukrayna'nın işi zor.
İyi bir kadroya sahip olan İsveç; turnuvanın sürpriz takımlarından biri olabilir. Bireysel olarak çok iyi oyuncuları olabilir, ancak takım halinde neler yapabileceklerini merak ediyorum. İdeal İsveç kadrosu; Isaksson, Lustig, Mellberg, Granqvist, Martin Olsson, Larsson, Elm, Wernbloom, Kallström, Zlatan, Toivonen şeklinde olmalı. Patlamayı ise Martin Olsson yapar ve küme düşen Blackburn'den iyi bir Premier Lig kulübüne transfer olur.
Gruptaki sıralama tahminim;
İngiltere 7
Fransa 4
İsveç 3
Ukrayna 2
Çeyrek Final Tahminlerim
Rusya - Hollanda
Almanya - Polonya
İspanya - Fransa
İngiltere - İtalya
Yarı Final Tahminlerim
Hollanda - İspanya
Almanya - İtalya
Final
Hollanda - Almanya
Şampiyon
Almanya
Gol Kralı
Robin Van Persie









