Tottenham 4 - 0 Stoke | EPL 26.Hafta


Bugün tek maç izledim, aldığım keyif fazlasıyla tatmin etti. Tek taraflı bir maç oldu. Zaten Stoke City'nin bu kadroyla karşılık verebileceğini sanmıyordum. İki yıldır Stoke City kalecileri Tottenham maçına çıktığına pişman oluyor. Tottenham yine iştahlı başladı. Stoke City'nin herhangi bir oyun planı yokmuş gibi oynaması da ekmeklerine yağ sürdü. Harry Kane sazı eline aldı ve 45 dakika yetti. Maçın henüz başlarıydı, Wanyama'nın bir adam kovalaması vardı; Stoke City oyuncusu olmak istemezdim. Stoke'un ileri uçtaki oyuncusunun Crouch olması da ne bileyim; 2017 için oldukça yetersiz gözüküyor. Crouch önce bitirici golcü vuruşuyla gol attı. Sonra mükemmel bir usta işi vole attı. Öyle bir pozisyondu ki; vurmak için ben de gerildim resmen. Üçüncü gol biraz şansın da yardımıyla frikik golüydü. 37 dakikada gelen hattrick'ten sonra Dele Alli'ye attırılan bir gol ile yapması gerekenden çok daha fazlasını yapan bir Kane vardı sahada. İkinci yarı zaman zaman iştahı artan bir Spurs vardı ama tadında bıraktılar sanki... 4-0'lık galibiyetle White Hart Lane'deki seri de devam etti.

Tottenham : Lloris; Dier, Alderweireld (49' Wimmer), Vertonghen (66' Winks); Walker, Wanyama, Dembele, Davies; Alli, Eriksen; Kane (86' Son).

Stoke : Grant; Bardsley, Shawcross, Martins-Indi, Pieters; Whelan (82' Cameron), Adam (60' Afellay); Sobhi, Allen, Arnautovic; Crouch (60' Berahino).

Sarı Kartlar : Whelan, Adam, Arnautovic, Wimmer, Wanyama.

Goller : 14', 32', 37' Kane; 45' Alli.
26 Şubat 2017 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017


Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden biri de oyunun betası çıktığı an Serie B'den bir takım ile oyunu keşfetmektir. Bu yıl öyle keyif aldım ki; hala betadaki kariyerimle devam ediyorum. Son olarak 8. sezonumu bitirdim, 10 sezon tamamlayıp bir diğer geleneğim olan Championship kariyerime geçiş planlıyorum. Aklımda alternatif olarak bir de Celta Vigo var. La Liga oynamayı çok sevmem ama Celta Vigo ile keyif alacağımı düşünüyorum. Sekizinci sezon ağırlıklı yazacağım, ilk 7 sezonu biraz özetleyeyim.

  • İlk sezon Serie B standartlarına göre güçlü sayılabilecek kadromuzla uzun süre zirvede kalsak da Brescia'nın arkasında ikinci olarak yükselebildik. 
  • İkinci sezon haliyle ligde kalma tantanasıyla geçti. Çok zorlandığım dönemler oldu, transferde istediklerimizi yapamadık. Kiralık ve bedelsiz alabildiğimiz oyuncularla ligde kalmayı başardık. 
  • Üçüncü sezon transfere 10 milyon euro harcadık, biraz daha istediğimiz oyunculara yakın profilde isimler aldık. Bu arada oyunda gerçekten güzel oyuncular alabiliyorsunuz. Büyük takımların gözden çıkardığı isimlere bakmak yeterli olabiliyor. Baskının çok olmadığı bir takım olunca da genç yaşta direkt 11 oynatabiliyorsunuz. Roma'dan aldığım Arturo Calabresi böyle bir adamdı. 750 bine alıp 20 küsür milyona sattım. Forvete 350 bin euroya aldığım tecrübeli golcü Lucas Viatri'yle birlikte bu sezon ligde üst sıraları zorladık ve 4. bitirerek Avrupa Ligi vizesi aldık. Benim için de erken bir gelişmeydi.
  • Dördüncü yılımızda geçen sezonun etkisiyle önemli bir kaç oyuncuyu transferde kaptırdım. Yerlerini yine büyük takımların gözden çıkardığı Lucas Ocampos, Nuno Santos, Sebastiano Luperto (Buna çok para verdim ama değdi), Mario Pasalic gibi oyuncuları aldım. Geçen sezonki performansımızı sürdürdük ve ligi 5. bitirerek Avrupa Ligi vizesi aldık. İtalya Kupası'nda final oynadık ama tabi ki Juventus'a diş geçiremedik. 3-2 kaybederek kupa kazanma şansımızı yine teptik.
  • Beşinci sezon planlı çalışmaların kupa karşılığını aldığımız ilk sezonumuz oldu. Sadece 8.75 Milyon harcadık. Bunun 7.75'i forvet Khouma Babacar'a. Diğer oyuncular yine büyük takımların gözden çıkardığı Boschilia, Jose Mauri, Ruben Vezo gibi oyunculardı. Büyük golcümüz Lucas Viatri ve Serie A'ya çıktığımdan beri takımda önemli bir oyuncu olan Cavallaro'yu bedelsiz gönderdik. 9 gol üzeri gol atan oyuncumuz yoktu ama yine de harika bir sezon geçirdik. Ligi Juventus'un 5 puan ardından ikinci bitirdik. Avrupa'da ise tek mağlubiyet aldık. Turnuva boyunca müthiş bir performans göstererek finale yükseldik. Cüneyt Çakır'ın yönettiği, İstanbul'daki finalde Watford'u maçın başında kaptanımız Federico Viviani'nin frikik golüyle 1-0 mağlup ederek ilk kupamızı aldık. Serie A'da da yılın menajeri ödülünü ilk defa kazandım.
  •  Altıncı sezon transfer gelirimiz 58 Milyon Euro oldu. 46 Milyon Euro da harcadığım para. Ligi 2. bitirince biraz gaza geldim, şampiyon olacak bir takım kurmaya çalıştım. Ancak kolay olmadı. Mario Pasalic, Khouma Babacar, Luca Bittante gibi oyuncularımı satmak zorunda kaldım. Pasalic'i bedavaya almıştım, 28 Milyona sattım. Maxi Romero, Luka Jovic gibi golcüleri ucuza kapattım. Sol bek bulamayınca Torino'nun sol beki Federico Ricca'ya 11 milyon verdim. Bir de Emre Mor'a 18 verip kulüp transfer rekorunu kırdım. Bu ikili kulüp tarihinde zarar ettiğim isimler, bunun haricinde transferde hep büyük kârlar yaparak Verona'yı büyük takım haline getirdim. Emre Mor sadece bir rotasyon oyuncusu maalesef. Şampiyonlar Ligi'nde 3. olup, Avrupa Ligi'nde ilk elemede Chelsea'ye deplasmanda 6 attık. 2. elemede Schalke'ye elendik. Ligi ise üçüncü sırada bitirerek bir kez daha Şampiyonlar Ligi vizesi aldık.
  • Yedinci sezon 28,5 Milyon Euro harcarken gelirimiz sadece 3,7 Milyon Euro oldu. Artık para sıkıntımız zaten yok, bu yüzden bunu çok önemsemedim. Ancak Şampiyonlar Ligi elemesinde Manchester United çıkınca sert kayaya çarptık. 0-4 ve 1-0'lık skorlarla elenerek Avrupa Ligi'ne geçtik. Ligde şampiyon olur muyuz diye düşündüm ama maalesef Juventus'u geçmek çok zor. 8 puan geride ligi ikinci bitirebildim. PSG'den kiraladığım Tahith Chong önemli işler yaptı. Geçtiğimiz sezonun golcüsü Luka Jovic biraz suskun kaldı ama Maxi Romero sazı eline alarak toplam 16 gol attı. Ligde Fiorentina'yı 6-0 yendik. Avrupa Ligi'nde Çeyrek Final'de Leverkusen'e elendik.
Gelelim dananın kuyruğunu koparttığımız, şeytanın bacağını kırdığımız 2023-2024 sezonuna. Bir önceki sezon 4 Milyona aldığım solak stoper Marchizza'dan çok iyi para kazandım. Elimde zaten solak stoper Luperto vardı. Bu ikisi o kadar iyi ki yedek diye aldığım Marchizza'yı da oynatmak zorunda kaldım. Takımda iki çok önemli ismim var. Biri Viviani, diğeri Bianchetti. Özellikle Bianchetti Serie B'den beri takımda. Bu sezon yeni heyecan aradığı için ayrılmak istedi. Üzülerek sattım. 3 stoper, 2 kanat, 1 de ön libero transfer ettim. Artık Viviani'yi de yedeğe çekerim diye düşünüyordum. Edoardo Bianchi 3-4 yıldır takibimdeydi. Kulübün yeni transfer rekorunu kıran parayı verdik. Ancak sonradan pişman oldum diyebilirim. Özellikleri müthiş ama boyu 1,70. İkili stoperde oynadığında sıkıntı yaşıyoruz. 3-5-2'de kullanılabilir belki ama benim taktiğim 4 savunmacı, 1 ön libero, 2 göbek, 2 ofansif kanat ve tek forvet üzerine kurulu. Bekleri en iyi oynadıkları özelliğe göre sahaya koyuyorum. Mattiello iki yönlü, Scalera daha çok özellikli oynayabiliyor. Pezzella defansif bek oynamak isterken, Angelino soldan yardırmayı seviyor. Ön liberoda Viviani ve Doumbia'yı kullandım. Önlerinde ise iki yönlü orta saha olarak Mauri ya da Slavchev'i kullanıyorum. Slavchev de çok uzun zamandır takımdaki isimlerden. Oyun kurucu olarak Jorginho'yu kullanıyorum. Yokluğunda Viviani'yi buraya çekiyorum. Kanatlarda Felipe Anderson-Nuno Santos var. Emre Mor'u ilk yarı oynattım, sonra satıp Josip Brekalo'yu aldım. Brekalo başarılarımızda büyük pay sahibidir. Forvette ise Jovic, Romero, Mina'dan hangisi formdaysa onu tercih ediyorum. Jovic bir adım öndeki isim.


Şampiyonlar Ligi'nde sert bir gruba düşünce haliyle başarılı olamadık. Grubu 3. bitirerek yolumuza Uefa Avrupa Ligi'nde devam edecek sonuçlar alabildik.

Gelelim İtalya Kupası'na. Sezonun ilk kupasını aldık. Çok önemsediğim bir kupa değildi. Üstelik hep sert eşleşmeler oldu. Buna rağmen çok iyi performans gösterdik. Roma'yı 3-0 yendiğimiz maçta bir de penaltı kaçırmıştık mesela. Rövanşta Roma dağıttı, ama attığımız tek gol ile deplasman golüyle tur atladık. Juventus'u yendik. Finalde ise Milan geldi. Burada iğrenç bir fikstür vardı. 13 Mayıs lig maçı, 15 Mayıs kupa finali oynadık. Bunun peşinden 2 finalimiz daha vardı. Milan'ı maçın başında attığımız golle yendik ve bu kupayı Verona tarihinde ilk kez kazandık.


Aşağıda da maçın genel özeti var. Çok fazla topa sahip olan bir takım değiliz. Göbekten hücum yapmayı deniyoruz. Kanat oyuncularını da mümkün olduğunca içe sokmaya çalışıyorum. Ancak oyunun kanat oyunu zaafiyeti olduğu gerçek. Kanatlardan da çok sayıda gol bulunabiliyor.

Böylelikle sezonun ilk kupasını aldık. 1 hafta içinde kazanacağımız 3 kupadan ilki ve en önemsiziydi. Yorgunluktan dolayı çok baskın bir final oynayamadık. Zaten rotasyonlu oynamaya çalıştım. En büyük avantajım defansta kim oynasa diğerini aratmıyor. Pezzella uzun süreli sakatlanıp sezonu kapatmıştı. O yüzden sol bekte Angelino'yu çok fazla kullanmak zorunda kaldım ama idare edebildi.

Gelelim lige. Juventus'un alt sıralarda nal toplamasıyla ligde başarı bir nebze daha kolaylaştı. Ancak bu sefer de Inter ve Roma belaları çıktı başıma. Uzun süre zirveye oynadık. Zirveyi ele geçirdik, anlamsız puan kayıpları oldu. Özellikle ligin son bölümünde alt sıralardaki Crotone ve Latina'yı yenemeyerek üçüncü sıraya düştü. Crotone maçında 40 şut çektik, 2-2 berabere bitti.


İlk 3 haftada 2 mağlubiyet, 1 beraberlik aldık. Bundan sonra sezon boyunca sadece 2 mağlubiyet aldık. Ligdeki en büyük rakibimiz Roma'yı yenemedik ama Roma da Inter de çok kritik yerlerde puanlar kaybettiler. Son haftalarda sadece Milan'a takıldık. Kupa finalinden sonra ligde son maçımız olan Genoa'ya karşı 1-0 kazandık ve Verona tarihinin ikinci lig şampiyonluğunu aldık. Benim de 8 yıllık kariyerimin ilk şampiyonluğu oldu.


Gelelim son final öncesi Avrupa Ligi serüvenine. Şampiyonlar Ligi'nden elendikten sonra Avrupa Ligi'nde Sporting Lizbon ile eşleştik. Her iki maçı da kazanarak turladık. Bundan sonrası biraz ilginç. Peşpeşe iki İtalyan ekibiyle eşleştik. Önce Inter'e içeride 1-0 mağlup olduk ama deplasmanda 4-1 ile şov yaptık. Sonra Atalanta ile eşleştik. Atalanta ile önceki sezonda da Avrupa Ligi'nde eşleşmiş ve elemiştik. Adamların başına bela olduk resmen, bu turu zor da olsa geçmeyi başardık. Yarı finalde Fenerbahçe çıktı. Fenerbahçe'nin başında Ali Eren Beşerler var bu arada ahahaha. İlk maçı 2-0 kazandık. İkinci maç biraz rehavetle oynadık, 1-0 olunca ciddiyet koyarak skoru korumayı bildik. Sonrasında ise Atletico Madrid finali.


Maça erken gol yiyerek başladık. Her iki takımın da çok yorgun olduğu, kondisyonların 50lere düştüğü bir maç oldu. İlk yarı bitmeden beraberliği sağladık. İkinci yarı çok düşük tempo ve az pozisyonla geçti. Uzatmaya giden maçta uzatmada 10 kişi kaldık. Buradan sonra penaltıları düşünmeye başladık haliyle. Penaltılarda son penaltılara geride girdik. Atletico son penaltıyı kaçırdı, biz attık ve seri penaltılar devam etti. Wallace'ın penaltısıyla kazandık ve kupayı ikinci kez kazandık. Sezonu da üç kupayla bitirdik.


Oyuna hala koymadıkları çok önemli bir eksiklik kupa töreni. Dünyanın kupasını kazanıyoruz, yalandan konfeti hariç bir olay yok. Şu oyuna kupa töreni ekleseler çok daha keyifli olacak.

Oyuncuların sezon istatistikleri :

Son olarak önemli ekran görüntüleriyle bitireyim.







Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Empoli 1 - 2 Lazio | Serie A 25.Hafta


Bu aralar ciddi anlamda Serie A ve Ligue 1'e sardım. Fransa'da Monaco ve PSG izlemek oldukça keyifli olaymış. İtalya'yı ise sevdiğimi hep söylüyorum. Lazio iyi gidince daha keyifli bir hale geliyor. Cuma Juve, dün Lazio, bugün Inter'i izledim. Napoli ve Roma'nın pozitif futbolunu da seviyorum. Bu Atalanta nasıl sinsi sinsi gelip puan durumuna buraya yerleşti onu farkedemedim. Bugün ise Zeman'la ilk maçına çıkan ligin dibindeki Pescara'nın 5-0'lık galibiyeti olağanüstü bir sonuç oldu.

Empoli ligin vasat takımlarından. Kadrosunda ortalama üzeri hiç oyuncu yok. Lazio bu deplasmanda kazanmalıydı. Empoli'de Krunic mükemmel bir gol attı. Lazio için sıkıntılı dakikalar başlayacak mı diye düşünürken santrayla birlikte Immobile'nin yanıtı geldi. Empoli savunmasının şanssızlığının yanı sıra Immobile'nin takipçiliği de önemliydi. Yine Empoli savunmasının şanssızlığını içeren bir pozisyonda Balde Keita golü atarak Lazio için kritik bir geri dönüşü tamamladı.

Empoli : Skorupski; Laurini (78' Veseli), Bellusci, Costa, Pasqual; Krunic, Diousse, Croce (74' Mauri); El Kaddouri; Pucciarelli, Maccarone (72' Thiam).

Lazio : Strakosha; Basta (86' Bastos), Wallace, Hoedt, Radu (78' Djordjevic); Parolo, Biglia, Milinkovic-Savic (57' Balde Keita); Felipe Anderson, Lulic, Immobile.

Sarı Kartlar : Costa, Biglia, Diousse, Veseli.

Goller : 67' Krunic, 68' Immobile, 79' Balde Keita.
19 Şubat 2017 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe Adamın


Beşiktaş adına;
Oğuzhan'ın tahrikleri ve bunu Van Persie'den yanıt alana kadar sürdürmesi,
Kırmızı kart gören Tosic'in başkasının akredite kartıyla saha kenarında durması,
Lig maçında yarı sahayı geçemeyip "Evimizde yenilmeyiz, 3 atarız, 5 atarız" diyen Beşiktaş'ın 11 kişiyken bile çok iyi pozisyon bulaması,
 Beşiktaş taraftarının sahaya girmesi,
Şenol Güneş'in sağa sola saldırması,
Hakemin Lens'in golünü vermemesi,
Soyunma koridorlarında çıkan tartışmalar,
Yedek kulübesindeki Aras Özbiliz'in Lens'e saldırması,
Gökhan Gönül'ün goldeki çaresizliği,
Hasan Çetinkaya'nın başının yarılması,
Fikret Orman'ın süt kupası demeci,
Şenol Güneş'in yine "aşırı bilgelik" içeren filozof açıklamaları,
Beşiktaş taraftarının sus pus oturması,
Camianın hep bir ağızdan ağlayarak özüne dönmesi.

Fenerbahçe adına ise;
Robin Van Persie'nin maçı alması,
Sami Yen'de olduğu gibi Vodafone Arena'nın açılışının yapılması,
Lens'in verilmeyen golü,
Ozan'ın atamadığı pozisyonu,
Yüzde 100 pozisyonun ofsayt diye kesilmesi,
Robin Van Persie'nin dili,
Robin Van Persie'nin ayar içeren gol sevinci,
Alper'in Oğuzhan'a taraftarının önünde sus yapması (Gelenektir),
Lens'in yedek kulübesindeki Aras'ı çalımlaması,
Hepsinden önemlisi tribüne gelişte, gidişte, maç esnasında 90 dakika "Sadece Fenerbahçe" için bulunan taraftarın Arena'yı inletmesi.
6 Şubat 2017 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Pescara 2 - 6 Lazio | Serie A 23.Hafta


Maçları izlemiyor değilim. Hayattan pek keyif almıyorum sadece. Futbol eskisi gibi günü kurtarmıyor. Belki sadece evde kalınmış, yalnız hissedilen bir haftasonunu kurtarır. Bir gün belki eskisi gibi olur bilemiyorum. Marco Parolo kardeşimiz için açtım bu sayfayı bugün. Serie A'da bir defansif orta saha deplasmanda 4 gol attı dün. Bizde önliberolar pas atamadığı için eleştiriliyor. Marco Parolo dün sürekli gol aradı, sürekli golü kokladı ve önsezileri gerçekten çok iyiydi. Biraz da şansı olduğu kabul edilebilir. Pescara'da futbolculuğunu sevdiğim bir teknik adam ve ilgilendiğim 4 savunmacı var. Haliyle hallerine biraz üzüldüm. Stendardo'yu çok severim. Zampano, Biraghi, Gyömber potansiyelli gördüğüm oyuncular. Dağıldılar dün. İlk yarı 2-0 geriden gelen, bir de penaltı kaçıran takım ikinci yarı darmadağın oldu. Ligde kalmak için şansları çok, 23 maçta 9 puan mucize peşinde koşturacak. Lazio da iki mağlubiyetten sonra yeniden kazandı. Juventus mağlubiyeti tabi ki standarttı, ancak Chievo'ya son dakikada kaybedilen maç büyük kayıp oldu. Inzaghi hala kendine ve kadrosuna inanıyor gibi gözüküyor. Üstelik devre arasında hiç oynatmadığı Leitner'i aldıkları paraya sattılar. Bu da bir transfer standardıdır. Biz o kadar gol atan Emenike ve "Yıldız" Van der Wiel'i satamadık. Inzaghi'nin dün Tounkara ve Murgia'ya şans vermesi de güzeldi. Immobile'nin 5.golden sonra sevinmemesi de öyle.

Pescara : Bizzarri; Zampano, Stendardo, Gyömber, Biraghi (74' Crescenzi); Benali, Brugman (69' Cerri), Muntari (58' Mitrita); Kastanos, Verre; Caprari.

Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Hoedt, Lukaku; Parolo, Biglia (78' Murgia), Milinkovic-Savic; Felipe Anderson, Keita Balde (65' Lulic), Immobile (86' Tounkara).

Sarı Kart : Biglia.

Goller : 10', 14', 49', 77' Parolo, 29' Benali, 41' Brugman, 57' Keita, 69' Immobile.

Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 4 - 0 West Bromwich


Dün tek taraflı bir maç oynandı White Hart Lane'de. Tottenham'ı izlemek çok keyifliydi. Müthiş bir enerji, müthiş bir özgüven ve keyif içeriyordu takım. WBA deplasmanları biraz sinir bozucu oluyor son dönemde. Ama içeride çok rahattı bu kez Spurs. Chelsea galibiyetinden sonra serinin devam etmesi açısından önemli bir maçtı, güle oynaya geldi. Değişik bir dizilişle çıktı Pochettino. Kanatlarda Rose ve Walker'ı kullandı. Hücumda kanat oyuncusu yerine merkezden Eriksen, Alli ikilisini kullandı. Arkada da Wanyama ve Dembele olunca arkaya yaslanıp izledik biz de. Tottenham adına maçın en kötüsü Hugo Lloris'ti. Çünkü neredeyse hiç top gelmedi. Her golün hazırlanışı derslikti. İlk golde Harry Kane'in birinci sınıf golcü kontrolü ve vuruşu vardı. Sonrasında Eriksen'in şutuna McAuley müdahale ederek Foster'ı yanılttı. Tecrübeli eldiven Ben Foster çok iyi bir maç çıkardı dün. 4 gol yiyen bir kaleci için bu cümleyi kurmak da garip biliyorum. İkinci yarıda Harry Kane'in gollere devam etmesiyle hat-trick geldi. Zaman zaman tempoyu düşürüp gücü ekonomik kullandılar, zaman zaman yorgun olmalarına rağmen yüksek enerjiye devam ettiler. Tottenham için güzel bir gün oldu ve maç fazlasıyla ikinci sıraya yerleştiler.

Tottenham : Lloris; Dier, Alderweireld, Vertonghen (64' Davies); Walker, Wanyama, Dembele (83' Winks), Rose; Eriksen, Alli; Kane (90' Son).

West Bromwich : Foster; Dawson, McAuley, Olsson, Brunt (54' McClean); Fletcher, Yacob; Chadli (62' Robson-Kanu), Morrison, Philips (90' Field); Rondon.

Sarı Kartlar : Olsson, McAuley.

Goller : 12', 77', 82' Kane, 26' McAuley (Kendi Kalesine)

  • Conte'nin Chelsea'si dün son şampiyon Leicester City'yi deplasmanda 3-0'la geçerken Marcos Alonso maçın yıldızı oldu. Bir golü sağ ayakla atan sol bekin mükemmel bir şutu da direği yalayınca hat-trick şansından oldu. 
  • Sezona iyi başladığı hocasıyla yollarını ayırdıktan sonra büyük düşüşe geçen Hull City, yeni menajerleri Marco Silva ile Bournemouth'u 3-1 yendi. Maçın başında geriye düşmelerine rağmen bu şekilde kazanmaları takımın güven kazanması açısından önemli. Abel Hernandez attığı gollerle takımı sırtladı. Bu çocuğun çok daha iyi yerlerde olması gerekiyor.
  • Swansea City'nin yeni menajeri Paul Clement aldığı enkazla Arsenal karşısında farklı mağlubiyeti önleyemedi. Galler temsilcisinin ligde kalma şansını çok düşük görüyorum.
  • West Ham'da Andy Carroll'ın attığı gol uzun süre sosyal medyada paylaşılacak gibi gözüküyor.
  • Çöp Sunderland yine kaybetti, belki de Jermain Lens Fenerbahçe'ye bir adım daha yaklaşmış olabilir.
15 Ocak 2017 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 1 - 0 Crotone


Kızlar gelin kaslı adam fotosu var. Kar dolayısıyla iki günlük ev hapsini Lazio - Crotone maçıyla değerlendirdim. Serie A'ya verilen kısa aranın ardından Lazio için güzel başlangıç oldu. Eksikler dolayısıyla hücum rotasyonunda Luis Alberto ve Lombardi eşlik etti dün Immobile'ye. İkisinin de iyi oynadığını söyleyebiliriz. Leitner ve Kishna'ya da sıra gelsin, onları da görelim. Crotone biraz zayıf ve tecrübesiz gözüküyor. Kadrolarında Sampirisi, Martella, Ferrari ve Falcinelli gibi Serie A'da uzun yıllar oynayacağına inandığım oyuncular var. Ama dün maça damgasını vuran tartışmasız 5 numara giyen kaleci Festa'ydı. Biglia'nın kaçırdığı penaltıda şansı yardım etse de çok kritik kurtarışları vardı. Parolo'nun şutuna verdiği refleks müthişti. Lazio aslında oyunu istediği gibi yönlendiren taraftı, gelmeyen gol son dakikalarda takım üzerinde baskı yarattı. Büyük çabayla gelmeyen gol son dakikada Bruno Martella'nın hatasıyla geldi. Immobile beklenmedik anda topu önünde buldu ve haftalar süren gol hasretine son verdi. Ortaya da yukarıdaki fotoğraf çıktı haliyle.

Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Hoedt, Radu; Parolo, Biglia (82' Cataldi), Milinkovic-Savic; Lombardi (77' Kishna), Luis Alberto (82' Rossi), Immobile.

Crotone : Festa; Sampirisi, Ferrari, Ceccherini, Martella (90+1' Simy); Rohden, Barberis, Crisetig, Stoian (52' Palladino); Trotta (81' Rosi), Falcinelli.

Sarı Kartlar : Lombardi, Festa, Rohden, Immobile


Gol : 90' Immobile
9 Ocak 2017 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

100 Maç 59 Gol


23 yaşındaki Harry Kane, Tottenham'ın haftasonu aktığı Watford deplasmanında Premier Lig'teki 100. maçına çıkarken 2 gol atarak toplamda 59 gole ulaştı. Bu istatistik sanırım Thierry Henry ile aynı. Hadi biraz da espriye vuralım; 2017 yılında Ronaldo + Messi = 0 Gol, Harry Kane = 2 gol. Blogda pek çok golünü yazmışımdır, bu gözler kalecilik yaptığını bile gördü Kane'in. Hali hazırda dünya futbolunun sayılı golcülerinden, nazar boncuğu bırakmayı unutmayalım.
3 Ocak 2017 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Inter 3 - 0 Lazio | Serie A 18.Hafta


Irz düşmanı Icardi'nin fotoğrafını koymak istemedim. Yine ilk yarısını izleyip, aslında çok keyif almama rağmen uyumak zorunda kaldığım bir maçtı. GMT +2 Özleniyorsun. Skorunu kesinlikle haketmeyen bir maç. İlk yarı Lazio'nun çok net üç pozisyonu var. Inter savunması hem becerikli, hem şanslıydı. Inzaghi hocamın savunma seçimini de pek beğenmedim ama buna rağmen ilk yarı taş gibi bir Lazio sahadaydı. Stefano Pioli hocamı da severim, son dönemde düşüşe geçmiş ve nihayetinde Lazio'dan kovulmuştu. Ancak Serie A'nın en iyi hocalarından olduğunu düşünüyorum. Inter'i de toparlamaya başladı. Dün ilk yarıda savruk bir takım vardı sahada ama ikinci yarı peşpeşe gollerle işi kolaylaştırmışlar. Banega'nın golüne şapka çıkarılır. Marchetti'nin performansı maçı kaybettirmiş. İlk golde Milinkovic-Savic hatası var, Marchetti de kötü yerde yakalanmış. İkinci golde De Vrij'ın hatası, Icardi'nin kurnazlığı var. Marchetti yine kötü yerde. De Vrij 20 milyon euroluk adamsın be kardeşim! Üçüncü gol zaten Marchetti'nin iflas bayrağını çektiği gol olmuş. 18 hafta sonunda ilk 5 garanti ama performans daha iyisini hakediyordu.

Inter : Handanovic; D'Ambrosio, Murillo, Miranda, Ansaldi (63' Nagatomo); Brozovic, Kondogbia; Candreva (86' Gabriel Barbosa), Banega (74' Palacio), Perisic; Icardi.

Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Wallace, Patric (59' Keita Balde); Parolo, Biglia (83' Cataldi), Milinkovic-Savic; Felipe Anderson, Lulic (72' Lombardi), Immobile.

Sarı Kartlar : Ansaldi, Felipe Anderson, Lulic, Miranda.

Goller : 54' Banega, 56' ve 65' Icardi.
22 Aralık 2016 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 3 - 1 Fiorentina | Serie A 17.Hafta


Yeni saat uygulamasından olan şikayetimi dile getirmek için her gün bir imkanım oluyor. Avrupa maç programı da bunlara dahil. Dün Lazio-Fiorentina maçının ilk yarısını izleyip yattım. İki takım arasında önemli bir ezeli rekabet var ve buna bağlı olarak tribünler iyiydi. Lazio'nun peşpeşe iki galibiyetiyle Roma mağlubiyeti telafi edilen bir kazaya dönüştü. Mister Inzaghi yine derli toplu bir oyun anlaşıyla sahadaydı. İlk yarıda tempo oldukça iyiydi, sıkıcı bir maç olmadı. Önce Lazio yokladı. Immobile'nin karambolde kaçırdığı pozisyonda biraz kızsam da; tekrarını izlediğimde yapılabilecek en iyi vuruşlardan birini yaptığını düşünüyorum. Felipe Anderson - Milinkovic-Savic - Keita Balde işbirliği Lazio'nun kilidi açmasını sağladı. Üç oyuncu da usta işi yaptı. Önce Anderson'un pası, sonra Milinkovic-Savic'in asisti. Keita'ya usta bir kaçış ve bitiriş kaldı. Tataruşanu iyi kaleci, Fiorentina kadrosu fena değil. Paulo Sousa ile lige iyi başlamışlardı ancak istikrarlı gidemediler. İlk yarının sonlarında Lazio iyice rahatladı ve Biglia'nın penaltısıyla soyunma odasına 2 farkla gitti. Fotoğraf çok güzel bu arada.

İkinci yarıyı özetten izledim. Maçın kırılma anı Marchetti'nin kurtardığı penaltı elbette. Ilicic lakayıt oynayan bir oyuncu ama yine de penaltıda pay Marchetti'nin. Zarate oyuna girer girmez farkı bire indiren golü atıp bir de yersiz "duymuyorum" işareti yapmış. Zarate'yi severim, büyük yetenek. Ancak kafadan sorunları olduğu ortada. Futbolculuk kariyerinin en verimli dönemini geçirdiği Lazio'ya gol atıp hareket yapmak tipik bir Colin Kazım tavrı. Neyse ki Radu fişi çeken golü atarak ağzının payını vermiş. Kısa ara öncesi Inter deplasmanı var. Çarşamba günü bu maçtan en az 1 puan çıkarsa Lazio için çok verimli bir ilk yarı olacak. Oynamadığı tek takım Crotone kalacak. Immobile'ye bir alternatif alınmalı Ocak'ta, çok rahat oynuyor.

Lazio : Marchetti; Bastos, De Vrij, Radu; Felipe Anderson (77' Wallace), Milinkovic-Savic, Biglia, Cataldi (85' Murgia), Lulic; Balde Keita (68' Kishna), Immobile.

Fiorentina : Tataruşanu; Tomovic (46' Cristoforo), De Maio, Astori; Tello (80' Chiesa), Vecino, Sanchez, Olivera; Ilicic (59' Zarate), Bernardeschi; Kalinic.

Sarı Kartlar : Tomovic, Olivera, Bastos, Bernardeschi, Astori, Sanchez.

Goller : 23' Keita Balde, 45+3' Biglia, 64' Zarate, 90' Radu.
19 Aralık 2016 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ne İzledim? #54


"Uzun zaman sonra Thadland'den herkese merhabalar, mekanıma hoşgeldiniz" diye giriş yapmak isterdim ama maalesef henüz kendi Thadland'imi bulmuş değilim. Ben de sizin gibi aramaya devam edenlerdenim. En sevdiğim iştir buraya izlediğim -eski ya da yeni, güzel ya da değil- filmleri kısa kısa yazmak. Bunu uzun zamandır yapmadım; aslında bu yıl film izleme açısından çok verimli bir yıl geçirmedim. Biraz daha dizilere sardığım bir sene oldu. Kendimi epey Gallagher hissediyorum. Son dönemde favori listemdeki filmlerin bile ismini hatırlayamadığım oluyor. Uykusuzluk gelince bir bakayım dedim; tam 1 yıldır yazmamışım. Sonra toparlayayım dedim; kaliteyi de biraz düşürmüşüm. Bir sonraki yazıda çok daha iyi filmler yer alacak, şimdilik bu liste ile dönüş yapıyorum. Listeyi düzenlerken bir kez daha zamanın ne kadar hızlı geçtiği acı gerçeğiyle yüzleştim. Hepsini izlediğim dün gibi lakin üzerinden 1 yıl geçen filmler olmuş. Artık gençlik filmleri bile genç hissettirmiyor. BMS gazıyla girmişken fonda da The Dnc şarkılarını açtım. Ortamda Alex Moran ve Thad Castle eksik.

Full aksiyon ama çok fazla klişesi var. Biraz kanlı film yapalım demişler, tam olarak onu da becerememişler. Kesinlikle sıkıcı değil. İzlenebilir elbette, beklentiyi düşük tutup izlemek daha keyifli kılacaktır.

Filmin temasını sevdim. El kamerasından da bir rahatsızlığım yok. Chronicle tarzı olmuş, Chronicle'ı da sevmiştim. Zamanda yolculuk olayına biraz daha goygoy bir yaklaşımda bulunulmuş. Yalnız hikayenin karmaşık bir hal aldığı olay çok üzdü beni. Bu olmamalıydı sebep ya. İzlenebilir, sanki devamı da gelebilecekmiş gibi bir havayla bitti. "Sana saçma gelecek ama... Galiba dünyayı değiştirmek üzereyiz."

Kim Ki Duk ağır sorunlu ve rahatsız bir insan ama tutkuya ve bağlılığa olan farklı bakış açısıyla kendisini sevdiriyor. Hwal'de yine vazgeçilmezlik, tutku, bağlılık gibi unsurları kendi kafasından anlatmış ve izleyiciye farklı bir hava hissettirebiliyor. Her açıdan başarılı film, sessizliğe de alışınca zaten insan sıkılmıyor. Son sahnesini beğenmedim sadece, o kadar gözümüze sokmasına gerek olmayan bir sahne vardı. Diğer Kim Ki Duk filmlerine benzer bir hava Hwal'de de var, 7/10 puan verdim helalinden.

Bir sahnede kameraman yansıması yakaladım ama net iyi film, modern ortam romantikleri mutlaka sevecektir. Nick'in 6 yıl sonra Hannah'yı gördüğünde yaptığı bakış sahnesi muazzam Chris Evans oyunculuğu içeriyor. Aynı zamanda bana yakın zamanda yaşadığım 2 olayı anımsattı. Ya da bilmiyorum ben hala filmlerde hatırlamak istemediğim şeyleri hatırlıyor da olabilirim. "O gitti gideli en iyi halim bu sanırım. Somut bir şeyler biliyorum artık çünkü. Yıllarca hayal kurup olasılıkları düşünmek yerine bittiğini biliyorum artık." Çok duygulandırdı be.


"Lars and The Real Girl" Lars yalnızlığında ama biraz daha farklı bir yaşam biçimi olan; görünümü kadar büyük kalbi olan Fusi'nin soğuk ülkedeki sıcak karakterini keyifle izledim. Konu biraz absürt duruyor belki ama hikaye bir o kadar doğal. Kadınlara karşı son dönemde koyduğum mesafeye Fusi ile birlikte bir miktar daha mesafe ekledim.

Mesaj kaygısıyla çekilip de böyle tempolu ve eğlenceli film çok yoktur. Hikayenin geçtiği siyahi varoş mahallesinin atmosferini ve temposunu güzel yansıtmış. Chanel Iman'ı görmek güzel, şarkılar süper. It's My Turn Now sürekli dinlenebilecek kalitede.

Beklentisiz izledim, benim için "çerezlik" bir film olması yeterliydi ama çok daha fazlasını verdi. Kurgusunu da beğendim, bağlanış şekli de güzeldi. E sonu da merak uyandırdı. Çocuk filmi gibi ama büyüklere de hitap edebiliyor. Farklı bir süper kahraman hikayesi izlemek isteyen değerlendirebilir. İtalyan filmi olması ayrıca ilgimi çekti, sevdiğim bir lisan. 7/10, devamı gelecek gibi sanki...


Kumarın ve kumarcının dostu olarak ben beğendim. Başroldeki The Walking Dead Carol'a benzeyen abinin performansı oldukça sürükleyici. İki kişilik bir hikaye ve kurgu olmasına rağmen sıkıcı değil. Kumar içeren bir hikayeye duygu yükleyebilen bir film olmuş, helalinden 7/10 puan çalışır.

Bir sabah televizyonda gördüm. Her zaman olduğu gibi yine başından kalkamadım. İşim vardı, erteledim. Film boyunca Rocky'nin hazırlandığı Apollo Creed dövüşü bana göre biraz kısa sürüyor. Round geçişleri biraz hızlı diyeyim. Ama verdiği gaz, özellikle şarkısının coşturması adamı spor salonuna koşturuyor. Rocky'nin ne denli bir romantik serseri olduğunu da görüyoruz. Yalnız şaka maka filmin üzerinden 40 yıl geçmiş, verdiği heyecan hala aynı.

Diziye olan özlemden dolayı çok büyük beklentiyle izleyince beklentinin altında kalıyor, kabul etmek gerekir. Ancak filmde yine özendirici, cezbedici ve eğlenceli parti ortamı var. Bazı sahneler abartı ve gereksiz, sanki aceleye getirilmiş gibi. Hayranlarının filmin çekilmesi için bütçeye katkı yapması önemli fedakarlık. Bu fedakarlığa daha güzel bir film gelebilirdi diye düşünüyorum. Yine de sıkılmadan izledim. Dizisi 20 dakika her şeyi unutturup güzel vakit geçirtirdi. Filmi de 1 buçuk saat boyunca en azından eğlence veriyor.

Yakın zamanda Adana'ya da gelen Scarlett Johansson ve Chris Evans'ın hiç yaşlanmadığının kanıtı niteliğinde bir film olmuş sanki. Sınav filmi buradan esinlenmiş ama Sınav daha iyi. Daha çok duygu var, bunda konu güzel ama tipik Amerikan soğukluğu ve duygusuzluğu ile çekilmiş. Yer yer absürt sahneler barındırıyor ve oldukça klişe bir son ile kapanıyor.

Avrupa Şampiyonası'na verilen 2 günlük arada, sıcaklarda soğuk bir iklimde geçen bir film olması nedeniyle biraz serinlemek için, biraz nostalji yapmak için izledim. Bir de ikinci filmi izlemeden tekrar izlemek istedim. Tabi ki ikinci filmi hala izlemedim. Özellikle yol filmi olması, 90lar havası taşıması dolayısıyla iyi vakit geçirmek için güzel bir seçenek. Sakarlık ve salaklık kısımları şimdi biraz abartı geliyor tabi. 

Sıkmıyor, akıyor, izlenebilir bir hali var ama sonu yaklaştıkça mantık hataları tavan yapıyor. J Lo hala çok güzel. Film ise beklediğimden farklı bir konuda gelişti, psikolojik bir film olarak fena değildi. Çerezlik kategorisinde değerlendirilebilir.  

İzlediğim en kötü Steve Carrell filmiydi. İlk 45 dakika iyi idare ettim, umutluydum ama 45 dakikadan sonra sürekli bitsin diye süresine baktım. Çok sıkıcı, bir o kadar insana bir şey vermeyen, çerezlik bile diyemeyeceğim bir film olmuş. 4/10 Steve Carrell ve Paul Rudd hatrına.

"Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır" diye belirtmeye gerek olmayacak kadar sıradan bir hikaye. Ayrıca çok duygusuz bir anlatım söz konusu. İzlediğim kötü spor filmlerinden biri oldu. 

17 Aralık 2016 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -