Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efsane Mirsad Türkcan
Yine, Yeniden, Herşeye Rağmen
Kurulan ittifakları,
Bozalım oyunlarını,
.....................,
Kaldıralım kupaları !
Fenerbahçe 75 - Galatasaray 67
Çok iyi olmayan Galatasaray karşısında Taurasi ve Prince'in skorer oyununu engelleyemeyince ilk yarıda oldukça zorlandık. Üstelik ilk yarıda yerlilerden katkı alamadık. Matovic iyi başladığı maçta devamını getiremedi. Angel erken faul problemine girdi. Penny ve Nevriye'den katkı alamadık. Galatasaray ise berbat guardı Işıl'a rağmen; Taurasi, Charles ve Prince ile skora gitmeyi başardı. Bizim en etkili oyuncumuz ise Zane Tamane'ydi. 44-36'lık skor ile soyunma odasına gittiğimizde dahi içimde kaybedeceğimize dair en ufak bir his yoktu.
İkinci yarı ekran başına geçtiğimde farkı eritmiştik bile... Yakaladığımız 18-4'lük müthiş seri ile öne geçtik. Bir daha da bırakmadık. İlk yarı her zamanki görüntüsünden uzak gözüken Birsel Vardarlı'nın devreye girmesi Galatasaray'a yetti bile... Zane Tamane'nin etkili oyununu sürdürmesi, Elina Babkina'nın da beklentinin üzerine çıkan etkili performansı maçı Fenerbahçe'ye getirdi. Penny Taylor'ın sakatlığından dolayı oyundan erken alınması, Esmeral'in kötü ötesi performansı bile Fenerbahçe'yi durdurmaya yetmedi. Zaten Birsel sazı ne zaman eline alsa Fenerbahçe'yi durdurmak o kadar imkansızlaşır. Bir de Birsel'i Işıl ile kıyaslar ki onu hiç sormayın.
Son çeyrekte takım halinde iyi oynadığımızı düşünüyorum. Uğruna çeşitli dümenler çevirdikleri Taurasi'nin bireysel oyunu da işimizi oldukça kolaylaştırdı. Bu kupa için iyi kadro kuran, onca para harcayan Galatasaray'ın hevesi yine kursağında kalırken; Fenerbahçe Avrupa'daki namağlup gidişatını sürdürdü. Bu muazzam tribünün hakkı bu galibiyetti. Tribünde ezerek başladığımız maçı, sahada ezerek bitirdik. Final için son bir maç var artık. Ondan sonra inşallah bir Avrupa Şampiyonluğu daha kutlayacağız. Fenerbahçe kadınları hem sahada, hem tribünde, her yerde...
Lider!
Fenerbahçe 96 - 82 Galatasaray | TKBL 6.Hafta
Bugünkü Galatasaray maçına oyuncularımız her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Kupası rövanşı olarak baksalar da; taraftarın bakış açısı çok farklıydı. Galatasaray'ı mağlup etmek Fenerbahçe için yeni birşey değil... Bugünkü maçın önemi Taurasi'den sorulacak hesaptı. Yer yer küfürlü tezahüratlar duyuldu, çok abartı olmadığını düşünüyorum. Taurasi'ye tepkiyi ıslıkla ve tezahüratlarla veren bir Fenerbahçe taraftar profili vardı Caferağa'da. Taurasi çok daha fazlasını haketti, o ayrı. Ama böyle bir durumda biz Galatasaray'a konuk olsaydık; oyuncumuza verilen tepki çok daha farklı olurdu. Bu yüzdendir Galatasaraylıların hala Emre Belözoğlu'ndan intikam almayı beklemeleri... Taurasi'nin bugün kudurmuşçasına sağa sola saldırışı, eski takım arkadaşlarına yapmış olduğu kasti fauller ne karakterde bir insan olduğunu gözler önüne serdi. Oyuncu demiyorum, oyunculuğu da geçtim; ben insanlıktan bahsediyorum. Olayda haklılık, haksızlık vardır. Camiaya kin duyarsın, saygı duymazsın anlarım. Ancak eski takım arkadaşlarına yapılan kasti faullere anlam veremiyorum. Bugün bu çirkeflikteki Taurasi'nin oynadığı adil olmazdı.
İlk yarıdaki dengeli oyun, iki takımın da basit hataları skorda fark getirmedi. Hakemlerin maç boyu sergilediği rezalet performans pek çok pozisyonda barizdi. İkinci yarıda bambaşka bir Fenerbahçe vardı ve üçüncü çeyrekte çok rahat bir şekilde farkı açtık. Son çeyrekte 20 sayıya kadar çıkardık. Sonuçta 96-82'lik skor çıktı. Gönül isterdi, 100 olsun.
Galatasaray Kadın Basketbol Takımı'nın yabancıların sürüklediği bir takım olduğu, yerli kalitesinin yerlerde süründüğü ortada. İstatistiklere de bu şekilde yansıyor zaten... Fenerbahçe'de ise yine Birsel ve Nevriye'nin skora katkısı vardı. Angel ise 24 sayı,5 ribaund, 2 asist ile maçın kazanılmasında başroldeydi. Matovic ve Penny de 15'er sayı kaydetti.
Maçı kazanan Fenerbahçeli oyuncular, ezeli rakiplerini tek tek tebrik ederek uğurladı.
Fenerbahçe 71 (3) - Galatasaray 72 (2)

5’te 5… Evet 5’te 5 yapmak için başladık sezona. Diğer branşlarda istenen başarılar elde edildi. Taraftar şampiyonluğa kitlenmiş durumda. Serinin 5. maçında Sinan Erdem Spor Salonu’nda kendi seyircimizin önündeyiz.
Oyuncularımız maça, kendi seyircimiz önünde galibiyet alıp seriyi bitirmek için çıktı. Bunu maçın ilk anlarındaki baskılı oyundan anlamak hiç de zor değil. Fakat Galatasaray Cafe Crown ‘da maça, en azından bu maçı alıp seriyi tekrar kendi sahalarına taşımak için çıktığı için oldukça çekişmeli bir maç seyredeceğimiz belliydi. Zira öyle de oldu. İlk 2 periyotta Fenerbahçe Ülker zaman zaman sayı farkını açmasına rağmen başa baş bir mücadele izledik diyebiliriz. Çünkü Fenerbahçe Ülker öne geçip farka gitmeye çalıştığı sıralarda Galatasaray Cafe Crown oyuncuları hemen aradaki farkı kapatmak için atak yaptılar ve başarılı oldular. Bu sefer 2 takım oyuncuları da faul yaparak oynamak durumunda kaldılar ve fazlasıyla serbest atış izledik. Bu başa baş mücadele 2. Periyodun sonlarında Fenerbahçe Ülker’in hızlı hücumlarıyla oyunu birden bizim lehimize döndürdü fakat Galatasaray Cafe Crown farkında açılmasına izin vermedi ve ilk yarı 41-41’lik eşitlikle sona erdi.
Daha önceki maçlardan tecrübelerime dayanarak 3. Periyotta Fenerbahçe’nin farkı açacağı ve şampiyonluk için o son adımı biraz büyük atacağına inanmıştım fakat beklediğim olmadı. Belki bunun sebebi çok güvendiğimiz üçlüklerin isabet bulmamasıydı. İtiraf etmek gerekirse Galatasaray Cafe Crown üçlüklerde daha iyiydi. Biz de pota altı mücadelemizi iyi verdik ve skor, isabet bulmayan üçlüklere rağmen aleyhimize dönmedi. Ta ki 4. Periyoda kadar…
4. Periyoda hızlı ve etkili başlamamıza rağmen belki şanssızlık belki gereksiz üçlük atma çabalarımız GS Cafe Crown’un farkı az da olsa açmasına sebep oldu. Bu dakikalardan sonra pas verirken , ribaund alırken daha panik oynamaya başladık. Fakat tam o sırada sahneye Ukiç çıktı ve onun sayısıyla geri gelen şansımız Ömer Onan’ın muhteşem üçlüğü, Lavrinoviç’in hemen ardından bulduğu sayı ve Gs’nin top kayıpları Fenerbahçe Ülkeri’i yeniden kendine getirdi. Andriç’in sayısından sonra gelen Preldziç’in üçlüğü Fenerbahçe Ülker’i artık tamamen ateşlemişti. Bir şey unutmamak lazım ki özellikle bu periyotta GS Cafe Crown, Luksa Andriç sayesinde bulduğu sayılarla Fenerbahçe Ülker’in sayılarına çok hızlı cevap verebilmiştir. Son 1 dakika hakkında ise yorum yapmak çok zor. Tutulan nefesler ve boşa giden üçlükler sayesinde o an gözüm kimseyi görmedi. Spahija'nın telaşla aldığı mola sonrası iyi bir hücum çizememesi, Emir'in skor üstünlüğü bizdeyken boş yere üçlük kullanması son saniyelerde bizim adımıza gerçekleşen talihsizliklerden oldu.Spahija mola sonrası en azından bitime 35 saniye kala atış kullandırsa, dönen topta sayı bile yesek son topu kullanmak için 10-11 saniye gibi bir süremiz olacaktı. Son 10 saniye nasıl geçti neler oldu hatırlaması çok güç. Sadece tek hatırladığım Joshua Shipp’i durduramamamız ve seriyi Abdi İpekçi’ye taşımalarına izin vermemiz. Ama Fenerbahçe Ülker’in kalitesi ve takımın şampiyonluğu ne kadar çok istediği belli olduğu için bu maçın sonucunda tüm taraftarlarımızın yüzünün güleceğine inanıyorum.
****Maç yazısı konuk yazar olarak Merve (Merveilleux) arkadaşım tarafından yazılmıştır. Kendisi zaman zaman konuk yazar olarak blogda yazacaktır.
Galatasaray 74 (1) - Fenerbahçe 85 (3)
2 gün önce bir Cafe Crown arası verdiğimiz filme kaldığı yerden devam etmekteyiz. Filmin final sahnesi Salı akşam Sinan Erdem'de olacak. Seri başlarken tahminim 4-1 ile şampiyonluktu. Galatasaray'ın Abdi İpekçi'de taraftar gazıyla bir maç kazanabileceği tahminim tuttu.Sezon başından beri beklenen performansı veremediğini düşündüğüm Lavrinovic'in final serisinde çok iyi oynadığını görmemek imkansız. Ancak bu maça öyle bir girişi vardı ki; Ömer Onan'ın 3. maçta birden parlayıp sönmesi gibi değildi. Maç boyunca devam etti. Sezon içerisinde bu hücum ribaundlarında zaman zaman çok çıldırdığımı hatırlıyorum. Bugün özellikle ilk yarıdaki hücum ribaundları performansımız bize maçı getiren etken oldu. Maçın genelinde pota altındaki etkili oyunumuzla kazandık ve seriyi 3-1'e getirdik. Tomas'ın çok katkı veremeden sakatlanması üzse de, Salı akşamı yerine Kinsey'in oynayabilecek olması biraz teselli etti. Ukic ve Lavrinovic'in maçı domine etmesine yer yer Preldzic ve Oğuz'un da katkı vermesiyle bir ara 7 sayı geriye düştüğümüz maçı kazandık. Özellikle basiretsiz hakemlere rağmen, ilk yarının son bölümünde yakaladığımız 10-0'lık seri takımda doping etkisi yarattı ve ikinci yarıda ne yaptığını bilen bir takım olarak sahada yer almamızı sağladı. Geri düştüğümüz bölümde yine pota altında etkili olarak oyunu çevirdik. Oğuz'un smacı ise maçın bitimine 6 dakika kala "Asaletin bize yeter" tezahüratınıa başlayan tribünlere güzel bir görsellik sundu.
Salı akşamı şampiyonuz. 5'te 5 geliyor. Fenerium da bunun için güzel bir tişört yapar umarım.
Herşeye Rağmen Şampiyon!
Müthiş bir serinin daha sonuna geldik. Mutlu sona ulaşan tarafa olduk. 6 sene üst üste oldu şimdi; bu final serilerinin de en az 4ünü izlemişimdir. Ancak benim hatırlayacağım en anlamlı şampiyonluk bu olacak. "Herşeye Rağmen" dememizden rahatsız olmuş kimileri. Nelere rağmen şampiyon olduk bir hatırlayalım;- Hacettepe'nin doping skandalı en başta geliyor tabi ki. Bize Taurasi gibi dünyanın en seçkin basketbolcusuna ve Penny Taylor gibi çok büyük bir basketbolcuya mâl olan bu skandala rağmen,
- Avrupa Şampiyonluğu hedefimizin, hayalimizin çalınmasına rağmen,
- Medyanın doping skandalındaki tutumuna rağmen,
- Doping skandalı sorumlularının vermeleri gereken hesabı verememelerine rağmen,
- Didem Akın'ın pasif menajerliğine; iyi/kötü hiç bir olayda ortada gözükmemesine rağmen,
- Yabancılardan beklenen verimi alamamamıza rağmen... Vajda'nın bir türlü oynayamaması, Horakova'nın hayal kırıklığı yaratan performansı, Matovic'in beklentileri karşılayamayan istikrarsız performansı, Angel'ın Twitter'dan yazdıklarına rağmen...
- Zico'dan sonra gördüğüm en babacan hoca olan Ratgeber'in yaptığı basit yanlışların, aşırı sert eleştirilmesine rağmen,
- .......................
- ...............
- ...........
- .......
- Ve Fenerbahçe üzerinde oynanan bütün kirli oyunlara rağmen...
Adı Fenerbahçe!
Fenerbahçe'nin 3 kulvarda maç oynayacağı, önemi büyük bir gündü bugün. Tofaş maçı biraz çantada keklik görünüyordu, kabul. Diğer iki karşılaşmanın kritikliği ise tartışılmazdı. Fenerbahçe Ülker'in maçını seyretmedim. Tercihimi Ziraat Bankası maçını izlemekten yana kullandım. Ara ara skor kontrolü yaptım sadece, yetti. Ziraat Bankası'nın çirkefliği son maçtan sonra iyice tescillenmişken; eze eze yenmek güzel olurdu. Ancak kaliteli bir ekip oldukları gerçek. Favori diyorlardı, bence Arkas daha güçlü bir takım. Ziraat'te Tischer ve Celitans gibi etkili oyunculara karşı; Marshall, Coşkoviç ve Miljkoviç'in performansları çok önemliydi. Bu üçlü gününde olduğunda bize rakip de farketmez gerçi. Castellani'nin gelişiyle bu üçlü yeniden doğdu adeta. Sadece üçü açısından değerlendirmek de yanlış aslında... Tüm takım Arjantinli hocanın gelişiyle küllerinden doğdu. Demeter zamanında çabuk demoraliza olan, iyi organize olamayıp basit hatalar yapan bir Fenerbahçe izliyorduk. Castellani kısa zamanda takımda olumlu bir hava yarattı ve final vizesini aldırdı. Demeter'in takımı olsaydı, şu Ziraat Bankası'nı eleyemezdik diye düşünüyordum. Şampiyon olamasak dahi; Castellani'nin kalmasını istiyorum. Arkas ile çok zorlu bir final serimiz var, inşallah maçlardan en azından birine gidip takımı destekleme fırsatı da bulurum.Abdi İpekçi'de aldığımız 1 galibiyet ve serideki 1-1lik durumla saha avantajını elde etmiştik. Caferağa'daki 2 maçı kazanmak şampiyonluk demek. İlk ayağını da kazasız belasız atlatmak büyük bir avantaj demek. Maç beklediğim gibi dengeli başladı. Galatasaray iyi bir şut yüzdesiyla başlayınca; iyi oynadığımız dakikalarda bile farkı açamadık. Yalnız Galatasaray'a sınıf atlatan oyuncular belli. Fowles, Augustus ve Tamika. Bu üçlünün gününde olması, Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye karşı başa mücadele vermesi anlamına geliyor. İlk yarıda Nevriye, Matovic ve Angel'ın etkili oyunuyla skoru önde götürmeyi başardık. İkinci yarıda ise sahneye sürpriz bir isim çıktı. Avrupa Şampiyonası'nın MVP'si seçilerek Fenerbahçe kariyerine başlayan; sezon başından beri "Ha oynadı,ha oynayacak" diye iyi oyun beklediğimiz Horakova sahne aldı. Hem savunma yaptı, hem makinalı tüfek gibi skora bağladı işi. Peşpeşe sayılarla farkın açılmasını ve seri yakalamamızı sağladı. Aslında tüm takım iyiydi, haksızlık etmeyelim. Nevlin'in çok kritik müdahaleleri oldu. Anete'nin üçlükleri çok kritik anlarda geldi. Son çeyreğin başında yakaladığımız seri maçı koparmamızı sağladı. Maçın yıldızı Horakova ve Angel ikilisiydi. Angel çok istekli ve hırslıydı. Maç sonrası açıklamaları da çok aklı başındaydı. Sevinmek için erken dedi, uyardı. Taurasi ve Penny'den sonra daha fazla sorumluluk almaya başlayan Ivana Matovic'i ise ayrı bir seviyorum. Nevriye sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen ; zaman zaman oyunda gözükmese de iyi oynuyor. Birsel bugün hücumda çok görünmese de, her zaman taraftarın sevgilisi. Şimdi şampiyonluk için tek bir adım kaldı. O maçı da kazanıp, Hacettepecilere iyi bir mesaj vermek lazım...
Bir gün, üç branş, üç galibiyet.. Yakar, yıkar geçer tüm dünyayı, Adı Fenerbahçe!
Fenerbahçe Ülker 75 - 73 PE Valencia
Emir Fenerbahçe'de en çok eleştirdiğim isimlerden birisi, bu akşam maç sonunda 1 saniyede 2 kere blok yaparak Valencia'ya son darbeyi indiren oyuncumuz oldu. Sadece maç sonu değil de, genel anlamda bakmak gerekir Emir'e. Bu akşam müthiş oynadı. Sadece Ömer Onan'ın bu kadar coşması, maçın 1 numaralı kahramanı yapmadı Emir'i.- Ömer ve Mirsad... Sizi her zaman Fenerbahçemizin parkedeki ruhu olarak gördük. Siz de her zaman formanın hakkını verdiğiniz için teşekkürler.
- Ömer Onan insan değilsin. Savunmanı zaten herkes,her zaman konuşuyor. Ancak hücumda da herşeyi yapıyorsun. Fenerbahçe'nin en büyük değerlerinden birisisin. Basketbolcu değil de; futbolcu olsaydın yine takımı adına herşeyi yapan, olağanüstü bir futbolcu olurdun.
- Ukic bugün biraz iyi olsaydı, Valencia maçını bu kadar heyecana bırakmaz; daha farklı bir skorla kazanırdık diye düşünüyorum.
- Ayrıca Kaya'nın ve Oğuz'un da pek katkısı olmadı maça. Buna rağmen kazanmak, ayrı bir güzel.
- Jasikevicius tecrübesiyle takıma kısa sürede çok katkı sağlıyor. Müthiş oynuyor, oynatıyor.
- Lavrinovic hala formsuz.
- Kinsey'in olmaması savunmamızı da etkiledi.
- Taraftar iyi gibi başladı, sıradanlaştı. Maçın havasına giremedi gibi... Ancak Ntv de sesi epey kıstı gibi geldi bana.
- Murat Kosova; Türk medyasının en iyi spikerisin. Açık ara...
- Sean May ne oldu ? Kaçırdım o kısmı... Niye oynamadı ?
- 2de 2 yaptık. Şimdi Valencia ile Olympiakos yesinler birbirlerini...
- Bu karaktersiz hakemler bizi şampiyon yapmaz gibi geliyor bana... İnşallah maçlarda ezdiğimiz gibi, final de ezeriz hakemleri.
Olympiakos 70 - 84 Fenerbahçe
Haftabaşından beri heyecanla beklediğim maçta mükemmel bir galibiyet alan Fenerbahçeli oyuncularımızın hepsine helal olsun, hepsine teşekkürler. Üçüncü periyoddaki etkisiz oyuna rağmen baştan sona kadar maçtan kopmadık. Müthiş bir üçlük isabet oranıyla oynadık. 3 çeyrek boyunca bizi çıldırtan May, son çeyrekteki oyunuyla mutluluğumuzda pay sahibi oldu. Teodosic denen çirkef karakter, yine Türkün önünde eğilmek zorunda kaldı. Marko Tomas mükemmel oyunuyla maçın yıldızı oldu. Ukic ve Preldzic'te müthiş oynadılar. Ömer Onan yine her zamanki kritik anların adamı Ömer Onan'dı. Son çeyrekteki üçlüğüyle maçı kopardı. 2008'den beri evinde yenilmeyen Regal Barcelona'nın serisini bozmuştuk. Şimdi de evinde 20 maçtır yenilmeyen Olympiakos'un serisini bozduk. Fenerbahçe çok pis koyar ! Müthiş bir gurur bu... Bu takım Avrupa Şampiyonluğunu hakediyor. Son olarak; Koçun da dediği gibi; WE ARE FENERBAHCE! "Seni Seviyoruz Koç!".Gitmez Dediğim Penny de Gitti
Zamanında Marie Ferdinand, Cappie Pondexter benim için neyse; Penny Taylor da oydu. Dümenin başındaki isimdi. Taurasi tartışmasız dünyanın en iyisi. Ancak duygusal bağımız kuvvetlenecek kadar bizimle olamadı. Penny geldiği günden bu yana sayı attı, takımın şampiyonluğunda rol oynadı. Dergiye poz vermek için giydiği çubuklu efsane forma ona bir başka yakışmıştı. Ancak bu gidişi ona hiç yakışmadı. Kızmak değil, sinirlenmek de değil duygularım. Penny Taylor'ı seviyorum, ne olursa olsun. Yanlış lanse edilmesin. Tabi ki hiç kimse Fenerbahçe'den büyük değil... Dünyanın en büyük spor kulübüyüz diyoruz, kimsenin kaprisini çekmek zorunda değiliz. (Haaa çekiyoruz o ayrı). Ben Penny'nin gidişinin kapris olduğunu zannetmiyorum. Kulüpten 649494 gün gecikmeli de olsa gelen açıklama, tam benim beklediğim gibi. Tamam kulüp bazı şeylerin üstüne örtmeye, işine geldiği gibi lanse etmeye alıştırdı bizi. Ancak Penny'nin olayı tam benim düşündüğüm ve tahmin ettiğim gibi açıklandı. Ve doğru bir şekilde açıklandığını düşünüyorum. Penny'de bir güvensizlik oluştuğu belliydi. Gitmeyi düşündüğü de belliydi. Hepimizin içinde bir şüphe,bir korkuydu. Ancak; Penny Taylor'ın takımdaki diğer arkadaşlarını bırakıp gideceğine ihtimal vermiyordum. Yanılttı, canı sağolsun... Gönül farklı şeyler isterdi. Bu akşam Ekaterinburg maçında oynasaydı, Final Four sonucunda Avrupa'da bize kupa getirip öyle gitseydi. Bu sezon kaldıracağımız lig şampiyonluğuna daha fazla katkı verseydi. O zaman Cappie gibi unutulmaz bir oyuncu olurdu.Bir sözleşme feshi haberi yok, bu biraz umut veriyor. Bir ikna çabası var gibi gözüküyor.Çok suyunu kaçırmadan bir açık kapı bırakmalı, düşünmesi için süre vermeliyiz. Basketbol şubemiz son zamanlarda kötü yönetiliyor gibi gözükse de; ben bir B planının olduğunu düşünüyorum yine. Taurasi'nin yerine hemen transfer edilen Angel gibi, Penny'nin yerine de düşünülen bir isim vardır muhakkak.
Takım arkadaşlarına, taraftara sırtını dönüp gitsen de; yolun açık olsun Penny...
Fenerbahçe 89 - 62 Panküp Kayseri
Panküp Kayseri, ligde ve Avrupa'da bu sezon bizi mağlup edebilen tek takım. Kazaya uğramıştık, henüz sezon başıydı ama olsun. İlk çeyrekteki dengeli oyun, maçın zor geçeceğinin sinyallerini verse de; ikinci çeyrekte maçı kopardık. İlk çeyrekte sağlam savunma yapsak da sayı üretmede oldukça sıkıntı çektik. Takımın henüz oyuna ısınamadığını düşünüyorum. Penny ve Nevriye skora katkı vermeye çalıştılar. Yeni kraliçemiz Angel McCoughtry de çeyreğin sonlarında oyuna girdi ve sayıyla tanıştı. İkinci çeyrekte çok rahat bir oyun çıkardık. Hem iyi hücum ettik, hem iyi savunma yaptık, hem de Panküp kötü hücum etti. Periyodun başında yakaladığımız 12-0 lık seriyle farkı açtık ve rakibin gardını düşürdük. Barbara Turner'ın sayılarıyla heyecanını yitirmemeye çalışan Panküp başarılı olamadı. Angel McCoughtry'nin erken faul problemine girmesiyle henüz tam performans göremedik. 17-16lık ilk çeyrekten sonra ikinci çeyreği farklı ve rahat bir şekilde 42-28 önde tamamladık. Kalan 2 periyotta zaman zaman oyundan düşmeler yaşasak da farkın erimesine izin verdik. Panküp de beklediğim direnci gösteremedi zaten. Maçın ilginç notlarından birisi; ilk 3 sayılık isabetimizi Birsel Vardarlı ile bu çeyreğin sonlarında bulmamız oldu. Zaten o dakikaya kadar 1 yada 2 kere üçlük atış denemiştik. Koç Ratgeber genelde içeriden oynamayı tercih etti. Final periyodunda rahat oyunumuzu devam ettirip maçı 89-62 kazandık. Oyunun sonlarında doğru Panküp benchi ve oyunculardan Sanford çirkin tavırlar sergiledi. Panküp Koçunun hakeme "hırsıızzz!" diye bağırışı televizyondan çok rahat duyuldu. Maçın en güzel sayısı hücum süresinin dolmasına 2 saniye kalan kenardan başlayan oyunda Nevriye'nin attığı üçlüktü. Angel McCoughtry ilk maçında oldukça heyecanlı gözükse de, iyi oyunuyla bize umut vaad etti. Maç bitimindeki röportajı da çok sempatikti. Twitter ve Facebook'tan aldığı Hoşgeldin mesajlarından bahsetti. Hepsine tek tek cevap verecek kadar mütevazı bir sporcu. Oyun stili ve tavırlarını da çok sevdiğim Marie Ferdinand'a benzettim. Fenerbahçemize hoşgelmiş. Penny Taylor'ın Dee'nin gidişinden sonra biraz moralini bozuk gördüm, doğal olarak. Ancak zamanla toplayacağını ve uzun yıllar bizimle olacağını düşünüyorum. Penny Taylor sadece Diana Taurasi gitti diye, diğer arkadaşlarından vazgeçecek yapıda bir oyuncu değil. Mavi formamız iyi,güzel ama çubukluyu özledim.Fenerbahçe 86 - 59 Beşiktaş CT
Yılın ilk derbi mücadelesinde Caferağa'da Beşiktaş Bayan Basketbol Takımı'nı ağırladık. Benim de gitmek istediğim bir maçtı ancak gidemedim. Taurasi olayından sonra taraftarın Dee için pankart açması güzel bir detaydı. Ancak Dee maçta mıydı hala bilmiyorum. Beşiktaş her ne kadar Fenerbahçe ayarında bir takım olmasa da ; ligin güçlü sayılabilecek takımlarından birisi. Fenerbahçe'nin savunmayı sağlam tutarak maçı rahat kazanabileceğini düşünüyordum. Fakat Beşiktaş ilk 2 periyotta dirençli bir oyun sergiledi ve maçın dengede gitmesini sağladı. Özellikle Marques pota altında takımımızı epey zorladı. İlk çeyreği 19-15 önde kapattıktan sonra, ikinci çeyrekte de benzer bir oyun vardı. İlk çeyrekte sazı eline alıp peşpeşe 7, toplamda 9 sayı atan Penny Taylor 2.çeyrekte sayı üretmede sıkıntı yaşayınca; takım maça ağırlığını koyamadı. Bu periyottaki dengeli oyun farkın açılmasına engelledi. Üçüncü çeyrekte Fenerbahçe oyuna ağırlığını koymaya başladı. Nevriye'nin de katkısının artmasıyla, Penny'nin tekrar skor üretmeye başlamasıyla fark açılmaya başladı. En çok sayı ürettiğimiz periyot bu oldu. Toplamda 29 sayı ürettik. Beşiktaş bu 29 sayıya 17 sayıyla karşılık verdi. Son çeyreğe farklı önde girmenin rahatlığıyla; Beşiktaş'ın da oyundan düşmesiyle güle oynaya maçı bitirdik. Hocamız maçın sonlarında Olcay Çakır ve Özge Kavurmacıoğlu'na da yer verdi. Genç oyuncularımız maça girer girmez ; Olcay asisti yaptı, Özge sayıyı attı. Özge'nin isabet bulmayan bir de üçlük denemesi var. Maçın yıldızı 15 sayı,12 ribaund ile oynayan Nevriye Yılmaz. Birsel ve Penny de her zamanki gibi müthiş oynadılar. Penny 20 sayı, Birsel 16 sayı üretti. Ayrıca Matovic de 15 sayıyla skora katkı yapan oyuncularımızdan.Taraftara gelince; çok iyi bir tribün performansı sergilediler. Takımı oldukça ateşlediler. Özlediğimiz görüntüler bunlar... Maçın sonunda Birsel'in taraftara teşekkürü de güzel jest oldu. Beşiktaş'ı 86-59 gibi farklı bir skorla yenerek yeni yıla derbi galibiyetiyle başladık.
Barcelona Zaferi
Gurur!
Turnuva öncesinde "Final oynayacağız" deseler inanmazdım. Bir çok kişi hem fikirdir. ABD'nin şampiyon olacağı konusunda olduğu gibi... Sırpları mağlup etme şeklimiz bile yıllar sonra tüylerimizi diken diken etmeye devam edecek. Biz final oynadık bu kupada. Dünya Şampiyonası'nda yahu... Keşke dün akşam taraftarımız biraz daha canlı,hareketli olsaydı. Takıma mutlaka olumlu yansıması olacaktı. Keşke takımımız da kendisi gibi oynayabilseydi de maçın sonuna kadar iddialı olabilseydik.Ülkemize bu gururu yaşatan, spor sevmeyen sevmeyen herkesi birbirine kenetleyen basketbolcularımızı teşekkürler. Gururumuz oldunuz!










