Tottenham 1 - 1 Wolves | EPL 21.Hafta

Tottenham için talihsiz bir haftasonu oldu. Puan kaybının tek sebebi; benim Tottenham için bahis oynamam. X/1 oynamış, fantezi peşinde koşmuştum. Wolverhampton ters takım. En azından ilk yarı direnirler diye düşünmüştüm. Hakemin de etkisiyle golü attılar. Hatalı bir korner kararı belki maç içinde çok göze çarpmaz. Ama o korner golle sonuçlanırsa; hakemin büyük bir etkisi olmuş demektir. Böyle bir karar neticesinde golü attı Fletcher. Walker'ın auta bıraktığı topa korner kararı gelince; Tottenham geriye düştü.

Ancak zaten maçta üstün olan taraf olan Tottenham, yediği golden sonra ağırlığını daha da arttırdı. Wolves'ın iyi bir kadrosu var, lige renk katan bir ekip. Mesela ben kalecileri Hennessey'i beğenirim. Arada yaptığı absürt hatalarla hatırlanır oysa... Kightly ve Jarvis gibi iki seri ve mücadeleci kanat oyuncuları var. Karl Henry gibi gösterişsiz bir görev adamları var. Arsenalli Frimpong da bu kadroda kendini gösterebilecek bir oyuncu. Forvetleri Fletcher'ı da beğenirim. Ward da iyi bir bek ama ben olsam Elokobi'yi ilk onbirde tercih ederim. Bir takımın hızlı kanat oyuncuları varsa; deplasmanda tehlikelidir. İşte Jarvis ve Kightly'den bu yüzden çekiniyordum. Ancak golü kontraatakla değil de; duran topta atabildiler. Zaten iki seçenekleri vardı, ikisinden biri duran toptu.

Tottenham'da Modric çok sorumluluk aldı. 1-1'i bulduktan sonra kaçan goller şaka gibi... Fenerbahçe-Trabzonspor 1-1'lik maçı gibiydi. Hennessey çok ekstra çaba göstermeden kalesinde devleşti. Gerçekten şanslı olduğunu düşünüyorum. Tottenham'a sezon başında iyi bir stoper, iyi bir sağ bek, iyi bir forvet transferi istediğimi yazmıştım. Sağ bek takım sorunu Walker ile çözüldü. Stoperde hâla 1. stoper denebilecek bir adam yok. Dawson, King, Kaboul, Gallas hangisi oynarsa oluyor. Ama direkt oynayacak, yıldız bir isim lazım. Benim gönlümde yatan isim biraz pişmesi şartıyla Mamadou Sakho. Spurs için şampiyonluk zor ama imkansız değil. O şampiyonluğu getirebilecek isim de; bol bol gol atan bir santrafor. Falcao olabilirdi, Cavani olabilirdi. Hadi Cavani zor ama sezon başında Falcao alınabilirdi. Adebayor faydalı ama çok gol atamıyor.

21 Ocak 2012, Manchester City-Tottenham maçı var. Şu Wolves maçı kazanılsaydı, beraberliğe razıydım. Ancak şu an tek çare kazanmak. Kurt Redknapp bunu başarabilir, kimse aksini iddia edemez.
15 Ocak 2012 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Bu Alemde Kral Lefter!

Kelimelerin yetersiz kaldığı ân... Ölüm.
Çubuklu forma deyince akla gelen belki de ilk isim; Ordinaryüs Lefter.
Dünya gözüyle gördüğüm, elini öptüğüm, çayını içtiğim, dedem gibi sevdiğim Büyük Fenerbahçeli...
Belki benim gözlerimin Lefter'i Alex; babamın gözlerinin Lefter'i Rıdvan ama dedemin gözlerinin Lefter'i ta kendisi...
Hepimizin gönlündeki gerçek efsane.
Formayı kaç kere giydiği, attığı golleri bir tarafa;  "İçimdeki Fenerbahçe aşkını tarif etmem imkansız. ‘Kalbini sök ver’ deseler, Fenerbahçe için şu anda çıkarır veririm"demesi bile gözleri doldurmaya, onun için ağlamaya yeter.
Heykelinin dikildiğini dünya gözüyle gördü ya, çok şükür...
Fenerbahçe çubuklu ruhunda büyük yeri olan efsanesini kaybetti. Ruhu çubuklunun içinde yaşamaya devam edecek...
"Cihatlar, LEFTERLER, Canlar, Fikretler" 100 yıl sonra bile hâla sevilen birer abide olarak kalacaklar.

Bu tezahürat ilk defa bu kadar insanı ağlatıyor:

Bitti kalem, doldu defter.
Bu alemde kral Lefter!

Allah bana da ömrüm boyunca Lefter dedem gibi Fenerbahçe sevgisiyle yaşayıp, Fenerbahçe sevgisiyle ölmeyi nasip etsin. Emanetin, Fenerbahçe sevdan emin ellerde...

Mekanın cennet olsun dedem...
13 Ocak 2012 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 2 - 0 Everton | EPL 1.Hafta

Ligin ilk haftasında; Londra'daki isyanlar dolayısıyla maç ertelenmişti. Yine bir diğer notum; Tottenham'ın geçen sezon Everton'ı yenemediğiydi. Bu erteleme maçını ise hep cepte görüyordum. Pek çok Tottenham maç yazımda belirtmişimdir.

Everton bu ligin en tatsız takımlarından. Hem istikrarsız bir performansları var, hem beklentilerin altındalar; hem de taraftarı heyecanlandıracak bir oyuncu alacak durumda olmadıkları için transfer yapmadılar. 2 aylık Donovan'a umut bağlamış durumdalar. Çok beğenirim de, taraftarı heyecanlandıracak bir isim değil. Geçen hafta kaleden kaleye gol atan Tim Howard; bu sefer yediği her iki golde de o golü attığına pişman edildi. Adeta Bolton kalecisi Bogdan'ın ahını almış gibiydi. Everton'da Moyes da pek mutlu gözükmüyor. Umutlu hiç değil... Everton için birşeylerin değişmesi şart. Tottenham'ın kadrosu senelerdir aynı mesela. Ancak; bir iki takviyeyle hem taraftarı heyecanlandırıyorlar, hem de transferlerden fayda sağlıyorlar. Benim cepte gördüğüm maç beklediğim gibi bitti. 2-0'lık galibiyetle; 45 puana ulaştı Spurs. Lider City'nin 3 puan gerisine, Manchester United ile ise eşit puanda. Chelsea'ye de bir 8 puan takmışlığı var. Daha ne olsun ?

Cumartesi günü rakip Wolverhampton. Lütfen sürpriz olmasın ve Tottenham sezon sonuna kadar şampiyonluk yarışının içinde olsun!
12 Ocak 2012 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 3 - 1 Gaziantepspor | STSL 19.Hafta

Dünyanın en siyasi ligi Spor Toto Süper Lig, 19.Hafta maçlarıyla devam etti. Tabi ki yine zevkten dört köşe olduk, yine futbola doyduk. Müthişti yaa... Tipik yalanlarımı attıktan sonra; zamanım el verdiğince birşeyler karalıyorum.

Haftaiçi olmasına rağmen, işten çıkamama ihtimaline rağmen; şans eseri çıkabildik ve düştük yine yollarına... TFF'ye ve yönetimine olan sevimli görüşlerim de devam etti elbette. Hep söylediğimi yine söyleyeyim; yarın öbür gün iyi bir skoru övdüğümde adım skor taraftarına çıkmasın. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu'nda bulunmamın tek nedeni; sevdama sahip çıkmak. Skor hiç umrumda değil. Psikolojik şartlardan dolayı iyi futbol beklentim yok. Galibiyet ise her şekilde keyiflendiriyor, mutlu ediyor.

Geçen sezonki Gaziantepspor maçı malum... Hepimiz 90+4'te kendimizden geçmiş, kimimiz gözlerine inanamamış, Türkiye'nin 4'te 3'ü teşvikli takımı yenerek şampiyonluğun kilidini açmıştık. O maçta skorda büyük katkı sahibi olan Miroslav Stoch; dün akşam da galibiyetin baş mimarı oldu. Takımın ilk yarı berbat bir futbol oynadığını kabul ediyorum. Ancak ikinci yarıdaki mücadele galibiyet için yeterliydi. Çok net hatırlıyorum; skorborda baktım dakika 64'tü. 0-1 geride olmamıza rağmen içim rahattı. En az 2 golün geleceğini biliyordum. Hatta; "Fenerbahçe'nin Gaziantepspor'a peşpeşe goller atacağını önceden biliyorduk!"

Peşpeşe gelen 2 gol bizi coşturmaya yetti. Zaten ikinci yarı takımı tribüne çağırdığımızdan beri, özellikle elektriklerin de kesilmesiyle tribünler üzerindeki ölü toprağını attı. İnanç artınca hemen sahaya yansıyor tabi... Fenerbahçe futbolcusu da bu inanca yanıt verecek kapasite ve yüreği taşıyor. 2-1 yetecekti, 3-1 galibiyetin üzerine yakılan bir keyif sigarası oldu.

Takımdaki her oyuncunun emeğine saygım sonsuz. Ancak şu bir gerçek ki; Miroslav Stoch en büyük hücum gücümüz. Dün akşamın gol atmayı en fazla hakeden ismiydi. Ne güzel adamsın sen Stoch...
11 Ocak 2012 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Büyük Stoch

Arkadaşın adı Jake Ballard'mış. Amerikan Futbolu oyuncusuymuş. Fotoğrafı tesadüfen gördüm. Kendisi aslında dev bir Miroslav Stoch. Google görsellerdeki fotoğraflarıyla çok benzemese de; bu fotoğrafıyla Stoch'tan hallice bir tavrı var.
8 Ocak 2012 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 3 - 0 Cheltenham | FA Cup 4.Tur

Kupa maçlarını oldum olası sevmem. Ama İngiltere'dekiler öyle değil... Alt lig takımlarının devleri eleme sürprizleri, Premier Lig takımlarının da oynama şansı bulamayan oyuncuların oynaması kupa maçlarını daha izlenebilir kılıyor. Yine de Redknapp'ın dün için oldukça tecrübeli bir kadroyu sahaya sürdüğünü ve sürprizden kaçındığını söyleyebilirim. Giovani Dos Santos, Pavlyuchenko ve Defoe'nin golleriyle gelen 3-0'lık galibiyette; maçın adamı Giovani Dos Santos oldu. Ben yetenekli olduğunu ama Tottenham'da oynayacak kapasitede olmadığını düşünüyorum. Sadece bu tip kupa maçlarında forma giyebilir. Bu sezon Avrupa Ligi maçlarında da göz dolduran bir performans sergilemişti. Pienaar, Krancjar gibi isimler de anca bu tip maçlarda oynayabilecek gibi gözüküyor. Tottenham'da kadro istikrarı falan eyvallah tamam da; bu tip misyonunu tamamlayan isimler yenilenmeli.

Tottenham 5. turdaki rakibini beklerken; FA Cup'ta günün sürprizi Swindon Town'dan geldi. Paolo Di Canio reyizin çalıştırdığı Swindon Town, Wigan'ı 2-1 yenerek kupada tur atladı.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Siena 4 - 0 Lazio | Serie A 17.Hafta

Son 2 maçından beraberlikle ayrılan Lazio, Siena karşısında sezonun en ağır yenilgisini aldı. Siena ligin en mütevazı kadrolu takımlarından biri. Lazio karşısında kendi sahalarında kazanmaları tabi ki sürpriz olmaz. Ancak 4-0lık skor şaşırtıcı bir skor oldu. En azından zirveyi hedefleyen Lazio için yakışıksız bir sonuç oldu.

Lazio'nun 2-0'a kadar pozisyon bulamadığı maçta, Siena Destro önderliğinde pek çok gol pozisyonu buldu. Mattia Destro; FM oyunlarının gelecek vaad eden forvetlerindendir. Gerçekte bu patlamayı yapacak mı merakla beklediğim isimlerdendir. Dünkü performansıyla ufak da olsa bir ışık verdiğini düşünüyorum. 2 penaltı, 1 kırmızı kart; Lazio'ya öldürücü darbeler oldu.

Siena : Pegolo, Angelo, Rossettini, Del Grosso, Terzi, Gazzi (67' Codrea), Grossi (49'Mannini), Brienza, Bolzoni, Calaio, Destro (84' Reginaldo)

Lazio : Bizzarri, Scaloni (45' Carrizo), Biava, Stankevicius, Radu, Ledesma, Sculli (80' Diakite), Cana (45' Gonzalez), Lulic, Cisse, Klose

Sarı Kartlar : Destro, Rossettini,Sculli, Del Grosso
Kırmızı Kart : 45' Bizzarri

Goller: 12', 81' Destro, '35p, '45+4p Calaio

Fenerbahçe için Alex neyse; Lazio için Hernanes o. Fayda bazında söylemiyorum. İkisi kıyaslanamaz bile... Ancak iki takımın da beyni iki Brezilyalı. İkisi olmadığı zaman iki takımın da hücum gücü kısıtlı. Lazio için gerçek hedef ilk 4 içinde kalmak olmalı...
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ne İzledim? #13

Yoğun bir haftanın ardından bugünüm boş ya; oturdum 2011 başından beri izlediğim filmleri saydım. Nasıl olsa hepsini blogda yazıyorum. 117 film izlemişim, fena değil sanki ? Ortalama 3 günde 1 film izlemek demek... 2012 yılında hedefim 118 film. Maksat rekor gelişsin. Bu gereksiz bilgiyi de sizlere ilettiğime göre Aralık 2011'de izlemiş olduğum filmleri not ederek seriyi devam ettirebilirim.

Farklı bir filmle başlayayım, belki merak uyandırır. Bir ara çok fena sarmıştım Güney Kore filmlerine... Ancak uzun bir süredir Güney Kore yapımı bir film izlemiyordum. Adamlar iyi yapıyor, güzel yazıyor da; mimik konusunda çok sıkıntılılar. Olsun, onları da öyle seviyoruz. Kimssi Pyoryugi; borç batağından bunalıp intihar etmeyi düşünen Kim'in (Güney Kore'deki milyonlarca Kim'den birisi) intihar etmeye çalışırken; şehrin içindeki ıssız bir adaya düşmesini konu ediyor. Buraya kadar size çok sıradışı gelmemiş olabilir. Ancak filmi izledikçe Korelilerin sinemaya bakış açısını bir kez daha takdir ettim. Az bütçe ve az oyuncuyla iyi filmler yapıyorlar. Issız adada yaşam mücadelesine alışmaya çalışan çekik gözlü Robinson Crusoe'yla; odasından dışarı çıkmayan, hayatı sadece günün belli saatlerinde fotoğraf makinasıyla pencereden dışarı bakmakla geçen asosyal kızın absürt ilişkisini çok sıradışı bulacaksınız. Fotoğraf makinasında da bir objektif var, sormayın. Zaten kız teknolojinin köpeği olmuş, ondan asosyal bana sorarsanız. Neyse; yine her Kore filminde olduğu gibi mide bulandırıcı birkaç sahne olsa da hem güldürebilen, hem hüzünlendirebilen bu film oldukça izlenebilir olmuş.

"Daha yeni mi izledin lan?" demeyin. The Hangover'ı izlerken eğlenmiş, ancak çok gülmediğimi ve abartılan bir film olduğunu söylediğimde; üzerime adeta yumurta fırlattınız. İkinci film için hiç ilham gelmedi. Nasıl olsa benzer bir hikaye diye düşünüyordum. Derin bir "ancaaaaak" çektikten sonra diyebilirim ki; ilk filmden çok daha iyi olmuş. Hem eğlendim, hem güldüm, hatta yer yer kahkaha attım. Umarım tadında bırakılır da Part III gelmez diyecektim ki; geleceğini öğrendim. Kim bilir, her filmde yarım puan artan derecelendirmem belki Part III'te de devam eder ve 8/10 veririm.

Sıradışı bir film olduğunu, fakat "En İyi Film" oscarı alacak kapasitede olmadığını düşünüyorum. Birbirinden bağımsız hikayeleri birbirine bağlamak ve mesaj vermek için çok kasmışlar gibi geldi bana... Aslında hikayelerin tek tek işlenişi oldukça etkileyici. Bazı sahnelerde müzikler etkileyici. Oyuncu kadrosu oldukça iyi. Mütevazı bir bütçeden bahsedilmiş ama o bütçeyle iyi oyuncular oynatılmış. Irkçılıkla alakalı olduğu söyleniyordu ama sadece ırkçılık konusuyla ele alınmış bir film değil.

Beklentilerimi karşıladı. Gösterimdeyken gidemediğime üzülmüştüm. Aslında Ryan Gosling'ten dolayı iyi bir film izleyeceğimin bilincindeydim. Sadece izlemek için doğru zamanı bekledim, ilham bekledim. Çok eğlenceliydi, kahkaha attıran bir tarzı yok ama gülümseten pek çok sahne mevcut. Emma Stone'u bir türlü sevemedim, çok itici geliyor bana. Hele o lanet ses tonu... Hikayenin sonu şaşırtmasa da; türünün en iyi filmlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Ryan Gosling ve Steve Carell yerine başka oyuncular oynasa 7 puan verirdim. Ancak bu ikilinin olmasından dolayı 8/10 verdim.

Sırf sonunda şaşırtmaca yapalım diye çekilmiş bir gerilim filmi. İzlerken sıkılmadım ama sonunu da beğenmedim. Çok anlaşılabilir bir film olduğunu düşünmüyorum. Vasat diyorum ve 5/10 ile değerlendiriyorum. Emily Browning denen bebe! Bir filmin de güzel olsun be arkadaş!

Bir gece bir duygusalım, bir aşk filmi izleyesim geldi sormayın. Hemen harddisklerimdeki arşivleri karıştırdım. Letters To Juliet'i taa çıktığı zaman indirmiştim. O günden beri arşivde izlenmeyi bekliyordu. Tam aşk filmi izleme modundaydım ya; şans eseri görüp izledim. Bu kararımdan da son derece memnunum. "Sıcak,temiz bir hikaye" derler ya; aynen öyle. İçim ısındı lan, mutluluk doldum. Böyle filmler insanı kısa bir süreli de olsa aşka inandırıyor. Amanda Seyfried'ı bu filmi izleyene kadar güzel bulmazdım. Sıradan bir sarışın gibi gelirdi bana. Ama Letters To Juliet'te gerçekten tatlıydı. Adeta dev bir kedi...  Sevgilisiyle "evde film izleme" olaylarına girecek arkadaşlara tavsiye ederim.

Dünya sinemasında bir Tim Burton gerçeği var. Yönetmeni Tim Burton olmasına rağmen nedense çok yüksek bir beklentim olmadan izlemeye başladım. Bir kapıldım, 2 saat nasıl geçti anlamadım. Gerçek bir başyapıt. Masalsı bir anlatım ve ben böyle filmleri seviyorum. Hüzünle karışık bir mutluluk var filmde... Ewan McGregor'ı pek sevmesem de rolün hakkını vermiş. Helena Bonham Carter'ın rol aldığı kötü bir film zaten izlemedim. Büyüleyiciydi ya ne yazsam bilmiyorum. 9/10 puan verdim ben. Mutlaka herkesin izlemesi gerekir diye düşünüyorum. İzlemezseniz üzülürsünüz. Bak yine hatırladım, yine o tüylerimi diken diken edişi aklıma geldi.


7 Ocak 2012 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Orduspor 1 - 1 Fenerbahçe | Fener Ulan!

Televizyon karşısına oturmamın ve tribünde olmamın tek bir amacı var bu sezon. Kutsal formama ve futbolcularıma sahip çıkmak... Şampiyonluk gibi bir beklentim yok. Olmamızı tabi ki istiyorum. Olursak eğer bugün konuştuğumuzdan çok fazla şeyle kendimizi savunabiliriz. Ancak; olamazsak kimseyi yerden yere vurmam. Ben futbolcumun ve teknik ekibimin değerini biliyorum. Ben kör değilim; manevi değerlerime sahip çıkıyorum.

Dünya futbol tarihinin en seksi ligi olan Spor Toto Süper Lig'in ikinci yarısı absürt haftaiçi maçlarıyla başladı. Birbirinden saçma gollerin atıldığı ve hakem kararlarının çıktığı tipik bir Süper Lig haftasında; Fenerbahçe son haftalarda olduğu gibi yine bir deplasmandan beraberlikle döndü. Canlar sağolsun, her zaman söylüyorum. Maçın ilk yarısını kaçırdım. İkinci yarısını izledim. Çok kötü oynamadığımızı ama çok iyi mücadele de edemediğimizi düşünüyorum. "Stoch neden çıktı, Semih kaç dakika yürüdü?" gibi gereksiz eleştirilere girmek istemiyorum. Semih için belki birkaç şey söyleyebilirim. Mesela; takımın simge oyuncularından birisiyken; bu kötü günlerde bu kadar kötü oynamasına anlam veremediğimi söyleyebilirim. Ama bu Semih'in gözümdeki sonsuz kredisini azaltmaz. "Tüh kaka Semih" olmaz. Hele sözde Fenerbahçeliler gibi Twitter üzerinden Semih'e küfür etmek aklımın ucundan dahi geçmez. Semih bu yahu... Bizi defalarca güldüren, mutlu eden... Fenerbahçe bu yahu! Onca haksızlığa rağmen dimdik ayakta durabilen... Aykut Kocaman ulan bu; bunca zorluğa rağmen takımını dimdik ayakta tutan kocaman yürek!

Bakın; Orduspor Galatasaray'ın pilot takımı staylası olabilir. Fenerbahçe'den aldığı 1 puanla bu sezonluk amacını gerçekleştirmiş olabilir. Mesela Hector Cuper gibi ünlü bir hocayı getirmeleri de çok güzel bence. Ancak; Orduspor'a vermiş olduğumuz 1,Galatasaray'a bırakmış olduğumuz 2 puanın önemsiz. Geçen sezon olsaydı önemliydi, kahrederdi. Bu sezon önemsiz. Dün akşam Fenerbahçe'yi acımasızca eleştirilenler; 3 Temmuz sabahını sindirebilenler. Seviyeli eleştirileri ayrı tutuyorum. Ben taraftarlığımın yanında iyi bir futbolseverim. Şu takımın forvet ihtiyacı olduğunu görmüyor muyum? Alexsiz olmadığını görmüyor muyum? Tabi ki görüyorum, tabi ki dile getirebiliyorum. Ancak hiç bir futbolcumun mücadelesini karalamıyorum. Hiç birinin emeğini hiçe saymıyorum. Eğer video olayı doğruysa; Cristian için elbet birşeyler söyleyecek, tepkimi göstereceğim. Ancak onun için de şu an doğru vakit değil.

Bugün yaptığı 3 günlük işin boşa gittiğini öğrense kıyamet koparacak insanlar; 1 sezonluk emekleri çalınan Fenerbahçe futbolcularını acımasızca eleştirebiliyorlar. Hevesin kaldıysa; o 3 gün boşuna uğraştığın işi tekrar aynı şekilde yap bakalım.

Bir maç yazısından ziyade bir iç dökme olduğunun farkındayım. Ancak insanın kutsal değerleri olmalı ve bu kutsal değerlere sahip çıkmalı. Benim en kutsal değerim; çubuklu formam, şanlı armam. Hâla geçen sezonki golleri izlerken gözlerim doluyor. Hâla 2 Temmuz günü elimde kombinem, Fenerium'dan aldığım yeni antrenman tişörtümle eve mutlu gelişimdeyim. "Sen hayallerdesin" diyenlere net bir şekilde "gerçeğin ta kendisini" yaşadığımı söyleyebilirim. Asıl siz hayallerdesiniz.

Sevgiler benim gibi düşünenler...
5 Ocak 2012 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 1 - 0 West Brom | EPL 20.Hafta

Benim için ligler henüz başlamadı dostlarım. Fenerbahçe hariç hiç bir maça ucundan bile bakamadığımı, yoğun bir iş temposu içinde olduğumu söyleyeyim. Dolayısıyla "maç geçiştirmeleri" şeklinde ilerleyen bir gidişatım var blogda. Liglere uzun ara verilseydi iyiydi. Zaten benim için Türkiye Süper Ligi de oynanmıyor. Fenerbahçe vicdanımın şampiyonu, Galatasaray da bu sezonun zorlama şampiyonu olur.

Benim için lig ve futbol demek; Serie A ve Premier Lig demek. La Liga'yı pek sevmiyorum, iki takımın hegomonyası bana çok çekici gelmiyor. Ama bir Premier Lig öyle mi? Mesela bu akşam Howard'ın attığı golü gördüm. Mesela Newcastle'ın şovundan haberdarım. Zaten flaş takım ünvanlarını ben bahiste onlara oynadıkça yitirmeye başlamışlardı. Premier Lig'de iyi ve doyurucu futbol oynandığı gibi Defoe gibi bir adam sarışınlaşabiliyor. "İşte Premier Lig bu!" deme isteği uyandırıyor bende. Son haftalarda Adebayor'un gölgesinde kalan Defoe; sarışınlaşarak Redknapp'ın gözünde yeni bir transfer izlenimi yaratmış olmalı. Hem ilk onbirde çıkıp, hem de galibiyet golünü atmış. Yeterli bir performans kendisi için... Tabi Tottenham için de öyle olmuş olmalı. United'ın bir mağlubiyet daha alması, Tottenham'a haftasonu yaptığı puan kaybını da telafi etme şansı sundu. Everton maçı eksiğiyle puan farkı 3'e indi. Yürüyedur Tottenham, temiz lig için sen de yuruyedur!
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Swansea 1 - 1 Tottenham | EPL 19.Hafta

Swansea ve Tottenham yılın son maçında Liberty Stadium'da karşılaştılar. İki takımın da pozisyon bulabildiği, tempolu bir maç olurken; sahadan çıkan beraberlik maçın hakkıydı. Swansea, Tottenham'a karşı cesur bir futbol sergiledi. Bu kadarını beklemiyordum. Tottenham ise her zamanki etkili futbolunu oynadı. Buna rağmen kaçırdıkları pozisyonları maç sonunda aradılar. Swansea maça daha etkili başlarken, kalede Friedel gole geçit vermiyordu. Tottenham ise; Assou Ekotto'nun hazırladığı, şık bir hareketle sonlandırdığı gol pozisyonunda; Van der Vaart ile öne geçti. Tottenham'ın gol sevincinde üzgün bir şekilde kameralara yansıyan Scott Sinclair; maç sonunda Swansea'ye beraberliği getiren golü atacaktı.

Tottenham'da Kyle Walker'ın boş kaleye büyük bir riski göze alıp çıkardığı top maçın hareketlerinden biriydi. Yine bir sonraki pozisyonda bu kez Luka Modric çizgiden bir şutu çıkardı. Gol yememeyi hakettiren bu kadar neden varken, kaleci Friedel'ın hatası pahalıya mâl oldu. Scott Sinclair maçın skorunu belirledi. Manchester United'ın sürpriz mağlubiyeti; Tottenham'a yaramadı. Bugünkü Sunderland-Manchester City maçı öncesi şu an en kârlı gözüken takım QPR'yi 1-0 yenen Arsenal.
1 Ocak 2012 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -