Bursaspor 0 - 2 Fenerbahçe | Kralın Dönüşü

Etkili ve arzulu futbolun yanında Stoch'un ve Semih'in performansı beni en çok mutlu eden detaylar oldu akşam. Aynı zamanda geçen sezon mağlup edemediğimiz tek takımdı Bursaspor. İki maçta da çok iyiydik bence, şanssız iki beraberlik almıştık. Özellikle Kadıköy'deki maçta hakemin Semih'e yapılan net penaltıyı vermediğini hatırlatalım. Semih ilk maçta da golümüzü atan isim olmuştu. Yani Semih bir şekilde Bursaspor maçlarında adından söz ettiriyor.

Çoğunluğun beklediğinin aksine, Galatasaray mağlubiyetinden sonra takımın dağılacaını değil de kenetleneceğini ve Bursaspor maçında kazanacağını düşünüyordum. Hocamızın doğru kadro tercihi de işimizi kolaylaştırdı. Geçen sezonki Kayserispor deplasmanında yaşadığımız kötü tecrübeye rağmen yedekte stoper bulunmaması düşündürücüydü. Bursaspor iyi kadrosunun hakkını veremeyen bir futbol oynayan, vasat altı bir takım görüntüsünde... Kadroyla ters orantılı bir performans gösteriyorlar. Sağ bekleri Chretien'e spikerlerimiz Basser dese de; o benim gözümde her zaman Chretien olacak. Chretien, N'Diaye, Vederson, Ozan, Sestak ve Carson gibi isimler ligin her takımında kadroya girebilecek oyuncular. Buna rağmen Ertuğrul Sağlam'ın tutturamadığı bir maya var. Ben bunun önce şampiyon takımın, sonra geçen sezon 3. olan takımın dengesizce bozulmasına bağlıyorum.

Stoch ve Dia tipinde iki oyuncumuz olduğu için çok şanslıyız. Bu sezon Şampiyonlar Ligi hakkımız çalınmasaydı, bu ikilinin çok ekmeğini yiyecektik. Olmuşa çare yok. Stoch ve Dia'dan geçen sezon ağırlıklı olarak formda olan Dia'ydı. Bu sezon ise ibre Stoch'tan yana. Özellikle içe katederek vurduğu şutların isabeti de artınca, skora katkısı da direkt olarak arttı. En güzel tarafıysa; rakipler Stoch'un ne yapacağını ezbere biliyor ama engelleyemiyor. Çok yetenekli, çok seri ve forma için çok hırslı.

Galibiyeti kolaylaştıran diğer faktörler de var tabi... Sadece Stoch değil, takımın geneli arzuluydu. Gökhan Gönül bu sezon en iyi maçını çıkardı. Serdar Kesimal uzun süredir oynamıyor olmanın verdiği istekle risksiz, temiz bir oyun ortaya koydu. Emre de çok arzuluydu. Gereksiz hırsı hariç tabi... Gidecek söylentilerinin olduğu bir dönemde her maç saha içinde takım arkadaşlarıyla sorun yaşıyor olması can sıkıcı. Hem basına malzeme veriyor, hem de hakkında olumsuz yazılar yazılıyor diye şikayet ediyor. Gitmez diyordum ama gözüken o ki; devre arasında gidebilir. Duyumlar doğru olabilir. Ben de senelerdir Emre'nin yanında Appiah  ya da Aurelio gibi bir oyuncu koyamadığımıza yanarım. Özer'in de akşam pozitif bir oyun ortaya koyduğunu düşünüyorum.

Semih Şentürk benim için özel bir oyuncudur. Her zaman savunduğumu az çok bilirsiniz. Bu sezonki formsuzluğunu psikolojik olarak değerlendiriyorum. Sonuçta bir senelik emekleri çalındı. Her futbolcumuza "aslında size bir yıl boşuna mücadele ettiniz" denildi. Kim olsa psikolojisini etkiler. Semih'i diğer oyunculara nazaran daha fazla etkilemiş gibi gözüküyor. Kral dün akşam golünü attı, gözleri doldu, çubuklu formasına şükretti. Bizim de yüzümüzü güldürdü. Ligde ilk golü... Manisaspor maçında verilmeyen nizami golü var bir de. Pozitif futbol, zor gözüken deplasmanda alınan 3 puan; Trabzonspor maçı öncesi yüzlerimizi güldürdü. Ama Kralın Dönüşü'nün verdiği mutluluk da bambaşka be... Kral Semih'ten önümüzdeki maçlarda gollerin devamını bekliyorum.
13 Aralık 2011 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Stoke 2 - 1 Tottenham | EPL 15.Hafta

İki farklı yarı değil de, iki farklı maç oynandı sanki dün Britannia Stadium'da... Stoke kadrosunda eski Tottenhamlılar; Crouch, Palacios, Etherington, Woodgate gibi isimler var. Etherington'ın değil ama diğerlerinin Tottenham'dan ayrıldıktan sonra eski takımlarına karşı verdikleri ilk sınav oldu. Ancak maça damgayı daha eski bir Tottenhamlı olan Matthew Etherington vurdu.

Maça istekli başlayan taraf Stoke City'ydi. Birkaç tehlikeli pozisyonun ardından golü de buldular. Etherington ilk yarı bitmeden 2 gol atarak; Tottenham'a şoku yaşattı. Haftalardır kazanıyordu Tottenham. Kendini zirve mücadelesinin içinde bulmuştu. İlk yarıda yenilen 2 gol planları sekteye uğrattı.

İkinci yarı ise bambaşka bir Tottenham vardı sahada. Adeta tek kale oynadılar. Lennon yerine oyuna giren Defoe, Stoke savunmasını daha fazla rahatsız etti. Pozisyonlarda ise daha çok Modric'i, Adebayor'u gördük. Geliştirilen organize atakların yanı sıra, ceza sahası dışından etkili şutlar da vardı. Özellikle Modric ve Parker'ın şutları akıllarda yer etti. Tottenham'ın verilmeyen nizami bir golü var.  Kaboul'un kırmızı kartından sonra ise; Stoke bir kaç kez etkili atak yapsa da; maçın skoru 2-1'de kaldı.
12 Aralık 2011 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lecce 2 - 3 Lazio | Serie A 15.Hafta

Serie A'da zirve mücadelesi veren Lazio; İtalya'nın Yılmaz Vural'ı Serse Cosmi'nin çalıştırdığı, ligin dibindeki Lecce ile deplasmanda puan mücadelesi verdi. Lider Juventus'un zorlu Roma deplasmanına çıkacağı hafta alınacak 3 puan zirveye puan olarak daha fazla yaklaşmak demekti.

Maç kadrolarını not düşelim.

Lecce : Benassi, Oddo, Ferrario, Tomovic (46' Giandonato, 56' Grossmüller), Mesbah, Obodo, Cuadrado, Muriel (81' Piatti), Giacomazzi, Olivera, Di Michele

Lazio : Marchetti (62' Carrizo), Stankevicius, Biava (46' Cana), Diakite, Radu, Ledesma, Gonzalez, Lulic, Hernanes, Rocchi (46' Cisse), Klose

Ligin en cacık kadrolarından birine sahip olan, benim kümede kalma şansını en düşük gördüğüm takım olan Lecce; maça istediği gibi başlayabildi aslında. 12.dakikada Di Michele'nin penaltı golüyle 1-0 öne geçtiler. Bu gol Lazio'nun direncini kırmadı. Bir yan top organizasyonuyla beraberlik geldi. Diakite'nin kafa vuruşunu Klose tamamladı. Reja çılgın hoca... Galibiyet isteğini ikinci yarının başında yaptığı değişikliklerle vurguladı. Rocchi yerine Cisse değişikliği tartışılmaz da; Biava yerine Cana değişikliği büyük bir riskti. Reja, Cana'yı gol atsın diye oyuna sokmadı. Sadece savunmayı üçleyip, orta sahayı kalabalıklaştırıp, daha ofansif bir diziliş için Cana'yı tercih etti. Cana'nın bonusu ikinci yarının başında gelen bir gol oldu. Lecce 59'da Ferrario'nun kafa golüyle beraberliği sağladı. Marchetti'nin yerine kaleye geçen Carrizo uzun bir süre sonra Lazio formasıyla maça çıktı. Maçın son bölümünde baskıyı arttıran Lazio; Klose'nin şık kafa golüyle maçı kazandı. Tipik bir Klose kafa golüydü aslında. Ustalık kokuyordu. Ligde 8 gole ulaştı Miroslav. Gol krallığı için iddialı gözüküyor.

Udinese kazandı, Milan berabere kaldı. Juventus'un akşam puan kaybedeceğine inanıyorum. Lazio için kârlı bir hafta sayılabilir. Haftaya Udinese, Stadio Olimpico'ya geliyor.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Galatasaray 3 - 1 Fenerbahçe | STSL 14.Hafta

2008 Kasım'da başlamışım blog yazmaya. Yani ilk kez Galatasaray mağlubiyetiyle ilgili yazacağım. Aslında çok uzun uzadıya söyleyeceklerim de yok. Maçtan önce söylemiştim; 5-0 da yenilsek hakkım futbolcularımıza helaldir demiştim. Onlar Kocaman Aykut ve Kaptan Alex önderliğinde aylarca yenilmediler.  Emekleri çalındı, yine işlerine baktılar. Her zaman çubukluya layık oldular. Bizim başımızı hiç bir zaman öne eğmediler. Kurulan ittifakların oyunlarına karşı isyanlarını sahada gösterdiler. Bir derbi mağlubiyeti tabi ki takımımızın gözümüzdeki asaletini kaybettirmeyecekti.

Hocamız sahaya çıkarken hatalı bir taktiksel yaklaşım belirlemişti. Her zaman oynadığımız dizilimi bozup, yeni bir dizilimle çıkılacak maç değil Galatasaray deplasmanı. Haa içeride olsa; kim oynamış, nasıl oynamış farketmiyor zaten. Ama Seyrantepe'de bu riski almaya değmezdi. Bilica tercih edilebilirdi, onu eleştirmiyorum. Ancak bu kadar kötü bir performansla iyice kredisini tüketmiş oldu. Sağlık olsun. Aykut hocamın canı sağolsun. İlk kez derbi kaybetmiş, çok mu?  Bilica dahil futbolcularımızın hepsinin canı sağolsun. Bu zor günlerde; Fenerbahçe isyanını, Fenerbahçe başkaldırışını gerçekleştiren futbolcularımız bu isimlerdir. Bilica'nın da zor günlerde illa ki katkısı oldu. Dün akşam maçın içine etmesi bize sadece 3 puan kaybettirdi. O da önemsiz, niteliksiz... Bu sezon şampiyonluk sezonumuz değil, Fenerbahçelilik sezonumuz. İnanıyorum ki; kendi futbolumuzla başlayabilseydik, Galatasaray ne kadar iyi olursa olsun maçı kazanacaktık. Akıttığınız terlerin son damlasına kadar helal olsun. Bursaspor maçıyla birlikte yeni bir seriye başlarız diye ümit ediyorum. Altı üstü boktan ligin tek güzel şeyi olan derbinin ilk ayağını kaybettik.

Benim için taraftarlık herşeyden önce gelir. Dolayısıyla "Hakeden kazandı,hebele höbele" şeklinde bir yaklaşımda bulunmayacağım. Futbolda her zaman hakeden kazanmaz. Hele ki ülkemizde futbol eskisi gibi heyecan verici değil, güzel değil... Geçen sezon hakeden şampiyon oldu da ne oldu ? Emekleri çalınmadı mı ? Dün akşam Şampiyonlar Ligi'nde hakeden takım mı son maçını oynadı ? Türk Futbolu'nda "hakeden kazandı" muhabbeti gereksiz. Manchester United-Chelsea maçında hakeden kazanabilir. Juventus-Milan maçında hakeden kazanabilir. Ama Türk Futbolu'nda sadece Fenerbahçe kazanmalı.
8 Aralık 2011 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

2011 Yılın 11'i Oylaması

Her yıl oyladığım ve blogda paylaştığım UEFA Yılın 11'i oylarımı verdim. Pek tatmin etmedi beni bu seneki oylama... Mesela Cristian Maggio'yu çok severim. Ama bu listede görünce şaşırdım. Messi, Ronaldo, Xavi, Iniesta gibi oy vermek farz olan isimlere oy vermedim. Mesut ve Modric konusunda duygusal davrandım. Forvete ise müthiş patlama yapan ve bence günümüzün en iyi iki santraforu olan Cavani ve Falcao'yu tercih ettim. Ronaldo ve Messi kusura bakmasın artık... Hoca olarak yaptığı yatırımların karşılığını alan Jürgen Klopp'u tercih ettim. Müthiş bir sezon geçiren Hummels, Nani, Pique, Bale gibi isimleri ise görmezden gelmedim.
7 Aralık 2011 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio 3 - 0 Novara | Serie A 14.Hafta

Novara İtalya'da sempatik bulduğum bir takım. Serie B'ye yükseldiği sezonun ertesinde Serie A'ya çıkması ve geçen sene bahis oynadığım zamanlarda beni yanıltmaması ve Laziovâri renkleriyle beğendiğim bir takım. Kadrosu diğer takımlara göre oldukça yetersiz gözüküyor ve muhtemelen küme düşme adaylarından biri. Geçen hafta Juventus mağlubiyetiyle zirve yarışından biraz aşağı inen Lazio ise; Novara karşısına tekrar yarışta gözükmek için çıktı. Beklentim zor bir galibiyetti, kolay oldu.

İlk gol Giuseppe Biava'dan, diğer goller ise Kaptan Rocchi'den geldi. Goller yan toplardan. Novara kalecisi Ujkani'nin yan toplarında ciddi bir zaafı varmış gibi gözüktü. Özellikle Biava'nın golünde; ne Biava topa kafa vurmayı biliyor, ne de Ujkani topa çıkmayı. Kalecinin hatası ağır basınca Biava'nın topu da ağlarla buluştu. Stankevicius iyi oturdu Lazio savunmasına. Ben Dias'ı Biava'dan daha çok beğeniyorum. Ama bir süre Biava-Stankevicius ikilisinin oynamasından yanayım.

Inter, Roma, Fiorentina gibi takımların berbat bir sezon geçirdiği Serie A'da; Lazio bu gidişatını sürdürmeli ve en azından ilk 3'te yer bulmalı. 15.Haftada lider Juventus Roma'ya konuk olacak. Puan kaybı muhtemel... Lazio ise ligin dibindeki Lecce ile oynayacak. Milan ya da Udinese önümüzdeki haftayı lider kapatabilir.
6 Aralık 2011 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ne İzledim? #12

Kasım ayı oyun ayı dostlar. Dolayısıyla; bilgisayar oyunu oynamaktan film izlemeye pek vakit ayrılamıyor. Ha bir de hiç yapmam dediğim birşey yaptım. Yabancı dizi akımına tutuldum. Aslında Chuck,Spartacus gibi demirbaş dizilerim vardı ama ipin ucunu kaçırmak istemiyordum. The Walking Dead, Game Of Thrones gibi dizileri izledim. Çerez niyetine de 2 Broke Girls, New Girl, Blue Mountain State var. Yani; bu sefer az filmden bahsedebileceğim.
Gençlik filmlerinin pek çoğunu izlemişimdir. Genelde "vakit geçsin" düşüncesiyle izlediğim filmlerdir. Sayısı çok fazladır, çok azı kalitelidir. İşte onlardan biri de; 10 Things I Hate About You. 1999 yapılmış bu filmi 12 sene sonra izlediğim için bir pişmanlık duymadım değil. Diğer gençlik filmlerine göre bir artısı; belaltı esprilerin azlığı. Ancak bundan çok daha fazlasını sayabilirim. Ayrıca oyuncu kadrosu oldukça kaliteli ve rollerin hakkı verilmiş. Yine Heath Ledger'ı izlerken içim burkuldu. Casanova filmindeki gibi hayat dolu bir role hayat vermiş. Film çekildiğinde henüz pişmemiş olduğunu düşünürsek; çok iyi bir performans sergilemiş hani. Keşke yaşasaydı da; daha fazla filmini izleyebilseydik. Filmle alakalı iki saçma notum var.

İlk notum; Filmi izlemeden, izlemek aklımda dahi yokken bir gün önce; Can't Take My Eyes Of You şarkısını mırıldanıyordum. Bu filmde de Heath Ledger'ın şarkıyı söylediği sahneyi görünce paradoks dolu anlar yaşadım. İkinci notum ise; Heath Ledger ve sevgilisi rolünü oynayan Julia Stiles'ın yüz benzerliği acayip. Sadece ben mi benzettim bilmiyorum ama birbirlerine çok benziyorlar. Kardeş rolü falan da oynayabilirlermiş.

Bir filmde Danny McBride varsa, aşırı dozda küfür vardır. Normalde komedi filmlerinden küfürden çok rahatsız olan bir izleyici değilim. Ancak bu filmde çok abartı, çok gereksiz küfürler var. Danny McBride'ın Your Highness filmini sevmiştim ama bunu pek sevemedim. Sabun köpüğü bir film.
Before Sunrise izlemeye başladığımda neyle karşılaşacağımı bilmiyordum. Konusunu okumadım, ne tür bir aşk filmi izleyeceğimden habersizdim. Filmin konusu; trende tanışan iki gencin birbirleriyle zaman geçirmeleri ve aşık olmaları üzerine kurulu. Zaten tanışma ve kaynaşma olayı da çok hızlı gelişiyor. Ancak filmi farklı kılan aşktan ziyade felsefik yaklaşımlar. Samimi ve yerinde tespitler var. Zaman zaman sıkılır gibi oldum ama doğallığı filmin içinde kalmama yetti. Herkesin başına gelebilecek bir hikaye. Mükemmeli her zaman uzakta buluruz çünkü. Bak yine duygulandım... Bir efkar,bir efkar sorma... İkinci filmini de en kısa zamanda izleyeceğim. Gerçi böyle söyleyince aylar geçiyor izlemiyorum.

İdiot ağır olmuş be sanki... Saf, temiz bir karakter Ned. Biraz fazla mal ama olsun. Ben Ned karakterini Lars And The Real Girl'de Ryan Gosling'in canlandırdığı Lars karakterine benzettim. Film de; insanı sebepsizce mutlu edebilen, gülümsetebilen bir film olmuş. Oyuncu kadrosunun biraz altında bir yapım olduğunu kabul ediyorum. Bu arada Paul Rudd, Şenay Gürler'in sakallı versiyonu gibi.

Klişe gibi gözüken bir "vücut değiştirme" teması işlenmiş olsa da müthiş eğlendim izlerken. Zaten "The Hot Chick" filmi de favori komedilerimdendir. Çok kaliteli bir komedi filmi. Bebekli sahneler kahkaha attırıyor. Uzun zamandır bu kadar güldüğüm bir film hatırlamıyorum. En son "Tucker and Dale", "Paul", "Your Highness" filmlerinde gülmüştüm. Ayrıca The Change Up'taki Olivia Wilde > Diğer tüm filmlerindeki Olivia Wilde 7,5/10 veriyorum. Komedi sevenler mutlaka bir şans vermeli panpalar.

5 Aralık 2011 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Fenerbahçe 4 - 2 Ankaragücü | STSL 13.Hafta

Beklendiği gibi iddianame tam Galatasaray maçı öncesi açıklandı. Fenerbahçe'nin durumu zaten malum... Cumartesi sabahı Ankaragücü maçı var diye uyanıp, öğleden sonra küme düşürüldüğümüzü bile öğrenebileceğimiz süpersonik bir adalet sistemimiz var. Taraftar futbolu umursamıyor. Sadece ben değilim, kimse umursamıyor. Futbol ve skor arka planda. Öncelik Fenerbahçe'nin hakları, Fenerbahçe'ye verilmesi gereken destek.

Kadroda kim var,kim yok onu bile maçın başında kadroları anons ederken öğreniyorum. Rakip takım kadrosuna ise hiç bakmıyorum. Fenerbahçe'm yine Kocaman Aykut ve Kaptan Alex önderliğinde sahaya çıkıyor. Alex sahaya adımını atar atmaz tribünlerde öyle bir heyecan... Yine şampiyonluk tezahüratları, yine maçın başlangıç düdüğüyle omuz omuza. Hayatımda ilk kez görüp tribünde omuz omuza yaptığım insanlar yine benim kardeşim, arkadaşım, abim, ablam... En güzeli de; onca hakkı yenen, emekleri çalınan futbolcularımız alınterlerinin son damlasına kadar mücadele ediyor. Tek amaçları yine Fenerbahçe'ye layık olmak, yine tribündeki bizleri mutlu edebilmek. Bunu yaparken futboldan da zevk alabiliyorlar. Bu da tribündeki bizleri mutlu etmeye yetiyor. Geçirdiğimiz zor günlerde, en azından bize hakettiğimizi veren futbolcularımızla ve hocalarımızla gurur duyabiliyoruz.

Fenerbahçe tribünü benim için her zaman güzeldir. İyi/Kötü bir yana; tribündeki insan her zaman güzeldir. Bazen tezahürata katılım çok olur, kötü bir tribün atmosferi oluşur. Ama tek amaç Fenerbahçe'nin kazanmasıdır. Herkes Fenerbahçe için dua eder. Dün böyle güzel bir ortam vardı işte... Bu sezonun en güzel tribünlerinden biri ilk taraftarlı maçımız olan İstanbul Belediye maçıydı. Karabük maçında ise çok keyifli bir tribün vardı. Dün ise; her ikisi mevcuttu. Hem tezahüratlara katılım olması gerektiği kadar fazla, hem de keyifli bir tribün vardı.

Futbolumuz da göz doldurdu. 2 gol yedik ama çok pozisyon vermeden yedik. Ankaragücü kötü takım. Biz de açıklarını bilerek oynadık. Stoch'un iştahlı futbolu mükemmel gollerini getirdi. Aynı zamanda taraftarın Stoch'u bağrına bastığı bir maç olmasını sağladı. Geçen hafta çok önemli bir pozisyonu harcamış ve eleştirilere maruz kalmıştı. Yine bu sezon form grafiği oldukça yüksek olan Cristian Baroni'nin de güzel bir füzesini izledik. 2 sene önce Ankara'da da Ankaragücü'ne benzer bir gol atmıştı. Hani şu Serkan Kırıntılı'yı bağlayıp rahat kazandığımız maç (!). Beni en çok sevindiren ise Dia'nın golü oldu. Sakatlıktan yeni çıkan Issiar Dia, biraz da şans faktörüyle önünde bulduğu topu gol yapınca ayrı mutlu oldum. Dia ve Stoch benim Fenerbahçe'de uzun yıllar görmek istediğim oyuncular. Dia'yı geçen sezonki kadar mutlu görmediğimde üzülüyorum. Ayrıca attığı her golden sonra tribünlere koşup, sevincini taraftara sarılarak yaşamasını samimi buluyor ve seviyorum. Şimdi dandik ligin en kayda değer maçı olarak gözüken derbi var. Galatasaray'a karşı yine kazanmak için gideceğiz. Skordan çok Emre'nin oynayıp oynamayacağını merak ediyorum. Lütfen oyna Emre...

Fenerbahçe 13.Hafta geride kalırken hâla ligde lider. Galatasaray ise gönüllerin şampiyonluğu unvanına ve kumpas yardımıyla seneye Şampiyonlar Ligi'ne gitmeye en yakın takım olarak gözüküyor.
4 Aralık 2011 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 3 - 0 Bolton | EPL 14.Hafta

Paok mağlubiyetiyle hayal kırıklığı yaratan Tottenham, dün evinde Tuncay'ın takımı Bolton'ı ağırladı. Bolton kaliteli kadrosuna ve iyi bir menajere sahip olmasına rağmen ligde kalma mücadelesi veriyor. Tabi ki bu kötü gidişatta Owen Coyle'un payı var. Ancak Coyle benim ligde en sempatik bulduğum ve başarılı olabileceğine inandığım bir menajer. Bir diğeri Ian Holloway'di gerçi, Blackpool küme düştü :)

Tottenham maça Bale'in korner organizasyonunda ön direkte attığı golle 1-0 önde başladı. Selçuk Şahinvâri bir ön direk golüydü der, İngiliz futbolseverlerin tepkisini çekerim. Gary Cahill'in 18. dakikada gördüğü kırmızı kart, Tottenham için kolay gözüken bir maçın üzerine bal kaymak oldu. Tottenham'ın özellikle 30. dakikadan ilk yarı bitene kadar oluşturduğu sert bir baskı ve yakaladığı bol miktarda gol pozisyonu var. Bu pozisyonlar golü getirmedi. Daha doğrusu hâla ligin en iyi kalecilerinden biri olduğunu düşündüğüm Jaaskelainen geçit vermedi.

İkinci yarıda 50.dakikada Lennon'ın attığı gol ile skor 2-0 oldu ve Tottenham rahatladı. Defoe 60'da skoru 3-0'a getirdi. Yine bol miktarda gol pozisyonu kaçtı ve önemli bir fark yemekten kurtulan Bolton oldu. Owen Coyle için söyleyeceğim son şey; Klasnic'i tekrar futbola döndürdü ve takıma kazandırdı. Keşke aynısını da Tuncay için yapsa...

Gallerli Gareth Bale, geçtiğimiz hafta yaşamını yitiren Galler futbolunun unutulmaz isimlerinden Gary Speed'i anmayı ihmal etmedi. Bale maça "RIP Gary Speed" yazan özel bir kramponla çıktı ve golden sonra kramponunu objektiflere gösterdi.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Vaslui 0 - 0 Lazio | UEL 5.Hafta

Vaslui dirençli takım. Lazio ilk maçta gruptaki ekstra puan kaybını yapmıştı. İyi oynadığı Lizbon maçını da kaybetmişti, ancak evinde vasat bir Rumen takımını yenememek daha ekstra bir kayıp olsa gerek. Üstelik Vaslui'nin orada aldığı 1 puan; Vaslui'yi yarışın içine sokan ve tutan 1 puan olarak da nitelendirilebilir.

Dün gece oynanan maçın hakkını beraberlik olarak söyleyebiliriz. İki takımın da yer yer etkili, yer yer cılız; sonuç olarak gol olabilitesi düşük atakları oldu. Rocchi ile beraber Lazio'nun daha baskılı oynadığını düşünüyorum. Vaslui'nin oyun şablonu kaptanları Adailton üzerine kurulu. Adailton'un duran toplarına da çok güveniyorlar.

Son hafta maçları çok kritik. Lizbon gruptan çıkmayı garantiledi. Belki yedek ağırlıklı çıkarlar Lazio deplasmanına. Vaslui ise; Zürih deplasmanına gidecek. Zürih'in şansı kalmadı. Ancak Vaslui klasman olarak Zürih'ten iyi bir takım değil. Çok hayati 2 maç oynanacak. Lazio zora soktuğu şansını değerlendirmek için Lizbon'u yenmek zorunda.
2 Aralık 2011 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 1 - 2 Paok | UEL 5.Hafta

Futbolun adaletsiz olduğu akşamlardan biri Londra'da yaşandı dün. Avrupa Ligi'ni pek umursamayan Redknapp; yine yedek ağırlıklı fakat daha tecrübeli bir kadroyla sahaya çıktı. Dünkü kadro diğer maçlara nazaran gerçekten kalitenin ağır bastığı, Paok'u yenebilecek bir kadroydu.

Maça başlar başlamaz yenilen 2 gol, Tottenham'ın gardını düşürdü. Corluka'nın Tottenham klasında olmadığını hep söylüyorum. Dün berbattı, ağır kaldı. Paoklu Georgiadis'e karşı epey zorlandı. İşler kötü giderken bir şans doğdu Tottenham'a. Hakem tartışmalı bir penaltı kararı verdi ve Stafylidis'i kırmızı kartla oyundan attı. Şahsi düşüncem; penaltı olmadığı yönünde. Bu karar maçın gidişatını da oldukça değiştirdi. Hem gol geldi, fark 1'e indi. Hem Tottenham maçı tek kaleye döndürdü. Haa Tottenham bastıracaktı, rakip yarı alana yerleşecekti. Ancak Paok bu ataklara karşı bu kadar aciz kalmayacaktı.

İkinci yarı tek kale oynandı maç. Tottenham dünyaları kaçırdı, inanılmaz goller kaçtı. Çok tartışılacak bir hakem kararı var yani. Defoe'nin ofsayt gerekçesiyle sayılmayan golünde kale çizgisi üzerinde yatan bir Paoklu futbolcu vardı. Yine Tottenham'ın 5-6 kişiyle ofsayta kaldığı bir duran top organizasyonu var ki; evlere şenlik. Bale'in oyuna girmesi de kaderi değiştirmeye yetmedi. Tottenham işini mucizelere bıraktı. Tottenham gibi kupayı kazanabilecek bir takımı turnuvada izlemek varken; Paok,Rubin gibi sıkıcı takımlara kaldık. Son maçta olması gereken senaryo; Paok, Rubin Kazan'ı yenmeli. Tek fark olduğunu düşünürsek; Tottenham'ın Shamrock'a deplasmanda en az 5 fark atması gerekecek. 5 dediğimiz rakam; Tottenham'ın grupta 5 maçta attığı gol sayısına eşit. Yazık oldu.
1 Aralık 2011 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -