Yazan : steven_stiffler 15 Şubat 2011 Salı

Çok uzaklara değil; birkaç hafta öncesine bakıyorum. Antalyaspor maçına... Sahada ne yaptığını bilmeyen, ruhsuz oynayan, Gökhan Gönül'ün golüyle ite kaka kazanan bir Fenerbahçe görüyorum. Hemen ardından oynanan Trabzonspor maçı ve takımın iyi futbolunu hatırlıyorum. Ve o maç ile değişen Fenerbahçe'nin çehresini görüyorum. Trabzon karşısında başlayan karakterli futbol anlayışı, önce Manisa deplasmanında; dün akşam da Kayserispor maçında devam etti. Kaysersispor'un ligin en iyi takımlarından birisi olduğunu düşünürsek; bu kadar iyi oynamamız şampiyonluk isteğimizin göstergesi olarak kabul edilebilir. Yavaş yavaş taraftar da o havaya girdi zaten. Son 2 maçtır tribünler doluyor ve dolmaya devam edecektir. Yeter ki bir kötü sonuçla takıma olan inancı yitirmeyelim.

Kadrolar yazdığında Volkan Babacan'ı kalede görünce umutlarım arttı. Çok kötü kaleci Volkan; hiç umut vaad etmiyor. Kalede duruşu güven vermiyor. Ee Alex'in de bunun farkında olduğu uzak mesafeden herkes orta beklerken, kaleye şut atmasıyla anlaşıldı. Alex gibi diğer oyuncular da farkında olup daha fazla şut denemesi yapmaları lazımdı. Emre'nin yokluğunda Dia-Özer ikilisini kanatlara; Mehmet'i ortaya çekmek mantıklı seçimdi. Dia oynadığı zaman Niang daha güven veriyor. Ve bu iki Senegalli birbirlerine katkı sağlayınca daha mutlu oluyor sanki... Kayserispor'un kaliteli kadrosunda Zalayeta ve Amrabat en dikkat edilecek isimlerdi. Lugano'nun kart sınırında olması Zalayeta karşısında sertliğe başvuramayacağı demekti. Ancak gerek Yobo, gerek Lugano yeterince sağlam oynayarak Zalayeta'nın etkisiz olmasını sağladılar. Amrabat gibi süratli bir oyuncunun sağda oynaması Andre Santos'un çok hücuma çıkmamasını gerektirecekti. Santos da bu görevi yerine getirdi. Bir kaç kilo vermiş ve kendine özgüveni gelmiş gibiydi. Santana gibi çift yönlü bir oyuncunun erken oyundan çıkması da Şota'nın planlarını bozdu. Fenerbahçe'nin tehlikeli bir Kayserispor'a karşı en büyük avantajı erken gol bulması oldu. Volkan Babacan kazmalığı aracılığıyla gelen gol; Aykut hocanın dediği gibi maça olan bağlantımızı arttırdı. İkinci yarıda tempo düşükken gelen Lugano'nun golü skoru rahatlatıp, güveni arttırdı. Cristian hamlesi de orta sahayı diri tutmak için gerekli bir hamleydi. Özer de uzun zaman sonra böyle bir şans bulmasına rağmen takımda sırıtmadı. Ancak çok güçsüz ve zayıf gözüküyor. Paslarının çoğu ağır çekim gidiyor. Biraz daha kendine güvenerek oynaması, Özer'i önemli bir koz yapacaktır.
Kaptan yine kusursuz, Niang da yorulana kadar etkili oynadı.

Hem oyuncuları, hem taraftarı inançlı ve mücadeleci görmek şampiyonluk yolunda önemli bir etken olacak. Bu sürekliliği sağlarsak; arada gelen puan kayıplarına rağmen şampiyonluğu yakalarız. Zaten tek hedef kaldı, sürekliliği de sağlayalım bir zahmet. Beşiktaş maçında beraberlik kötü sonuç olmaz. Yenersek; kapılar ardına kadar açılır.

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -