Galatasaray 77 - 84 Fenerbahçe | Penny!

Fenerbahçe'nin maçı kazanmak için Galatasaray'dan en az 2 tane fazla sebebi vardı.Birincisi; Zafer Kalaycıoğlu faktörü.Geçen yıl takımı satışa getiren,kendisini Türkiye'nin en iyi koçu zanneden,bir nevi hain Zafer Kalaycıoğlu'na sağlam bir ders vermek gerekiyordu.Üstelik kendi seyircisi önünde ders vermek olayın anlamını ve zevkini arttıracaktı.İkinci sebep ise namağlubiyet.Yenilgisiz Fenerbahçe'nin bileğini bükecek pek takım yok ligde.Galatasaray,Beşiktaş gibi ezeli rakiplerimize yenilmedikçe pek maç kaybedeceğimizi sanmıyorum.Diğer mağlubiyetler fazlasıyla sürpriz olur.Maça Nevlin'in sayılarıyla başladık.Galatasaray Yasemin ve Douglas ile yanıt verdi.Dengede geçen periyod 22-20 üstünlüğümüzle sona erdi.İlk çeyreği Galatasaray tek faul ile bitirdi yanlış hatırlamıyorsam.İkinci çeyrekte Galatasaray daha sert bir savunma anlayışıyla oynamaya başladı.Penny Taylor'ın sayılarıyla oyunu dengede tutmaya çalıştık ve 17-15 lik üstünlük sağladık.Üçüncü çeyrek ise oyunun geri kalanından bambaşka bir şekildeydi.Galatasaray sağlam savunmasının yanı sıra hücumdaki etkinliğini de arttırınca 26-15lik bir üstünlük sağladı bu çeyrekte.Yine Taylor'ın sayılarıyla oyunu dengede tutmaya çalıştık lakin Galatasaray son bölümlerde iyi bir performans ortaya koydu.İlk 2 çeyrekte 35 sayı atabilen Galatasaray,üçüncü çeyrekte 26 sayı birden atmayı başardı.Yumuşak savunmamızın payı da çok büyüktü bunda tabi.Hücumda da sadece Penny'nin ellerine baktık diyebilirim.Son çeyreğe 61-54 geride girmemiz büyük dezavantajdı.Bir el lazımdı Fenerbahçe'ye,maçı kazandıracak bir el.İşte o elin Penny Taylor olduğu aslında çok da netti.Sadece biraz daha destek alması gerekiyordu hücumda.O destek Powell ve Esmeral'den geldi işte.Nevriye ve Nevin'in katkısı da tartışılmaz fakat onlar maç genelinde de iyi performans sergilediler zaten.Powell'ın kritik üçlükleri de görülmeye değerdi.Savunmayı da sağlamlaştırdık bu çeyrekte.Maç boyu yaptığımız en iyi savunmayı yapmamıza rağmen zaman zaman Young'u çok unuttuk.Young da sayılarıyla Galatasaray'ı ayakta tutmaya çalışan isim oldu.30 sayı ile en iyi periyot performansımızı gösterdik ve geriden gelip maçı kazanmayı bildik.Zafer Kalaycıoğlu'nun son çırpınışlarını izlemek zevkliydi.

Penny Taylor maça damgasını vuran isimdi.25 sayıyı görünce maç sonunda az geldi gözüme.Sanki bütün sayılarımızı o atmış gibi düşündüm.Müthiş bir performans sergiledi gerçekten.Marie Ferdinand ve Cappie Pondexter'dan sonra böyle bir oyuncuyu bulamamıştık.Geçen sene alınan Katie Smith bu yükü pek kaldıramamıştı.Ya da beklentilerin altında bir performans sergilediği için bana öyle geliyor.Penny Taylor büyük basketbolcu.Nevin de çok iyiydi.Nevriye ise hastalığına rağmen çok iyiydi.Ajavon'un diğer Gs maçlarındaki performansını aradım.Pek süre alamadı ama oyundayken de pek etkili görünmedi.Galatasaray'da Douglas ve Young'ı beğendim.Zaten skorun yükünü çeken oyuncular ikisiydi.
30 Kasım 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler

1 Yıl...

Blogger dosyasını açalı birkaç yıl,bu blogu açalı ise tam 1 yıl oldu bugün.30 Kasım 2008'de,2-1 yendiğimiz Beşiktaş maçı öncesi girişi yapmışım.Üzerinden tam 1 yıl geçti.Geçen gün Ortega'nın 3.yıl konusunu görünce aklıma geldi ilk ne zaman yazmışım diye bakmak.Neyse ki Ortega sayesinde kaçırmadım yıldönümünü :) Blogu açma amacım sadece gönlümden geçenleri ve kişisel fikirlerimi yazmaktı.Bugüne kadar 476 konu gireceğimi de ummazdım.Fenerbahçeliyim ve Fenerbahçe tarafından bakarak yazıyorum.Kimi zaman o çok eleştirilen Antu stilinde yazıyorum.Okunması tabi ki hoşuma gidiyor ama okunmasa da bu şekilde yazmaya devam ederdim. :) Şimdi Galatasaray-Fenerbahçe bayan basketbol maçı için tv karşısına geçiyorum.Dileğim bu yazıdan sonra da o galibiyet hakkında birşeyler karalamak...

Okuyan,takip eden,seven sayan herkese selamlar...Herkese teşekkürler...

(Ulan ne resim koyacağıma da karar veremedim.Neyse S.W.Scott iyidir iyi...)
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio 0 - 0 Bologna

11 mi oldu 12 mi ? Saymaktan vazgeçtim artık...Lazio ilk 2 hafta kazandı,ondan sonrası boşa geçen haftalardan ibaret.Haftaya Roma maçı var.Dün çıkacak bir galibiyet takımın moralini tavan yaptırabilirdi.Aslında Ballardini bir inattan vazgeçerek geçen hafta doğru bir adım atmıştı.Stendardo hamlesiyle her maç gol yeme sorununa bir son vermişti.İşin kolayı buydu aslında Ballardini için.İşin kolayını geç uyguladı.Hazır kolayı bulmuşken dün de değerlendirdi.Stendardo yine oynadı.Savunma yine üçlü kuruldu.Lazio gol yemedi,pek pozisyon da vermedi.Stendardo'yu da öylesine severim işte.Takımın gol yememesinin sebebi olarak gösterebilecek kadar severim.Çok pozisyon buldu Lazio.En azından araya 1 tane gol sıkıştıracak kadar pozisyon buldu.Beceriksizlik,şans faktörleriyle atılamayan bir gol ile 2 puanı bıraktı Lazio.Maç bitiminden yuhalama sesleri yükseldi Olimpico'dan.Kameralar direkt Lotito'yu gösterdi hatta.Roma derbisi öncesi yine bir idman basımı gerçekleşir mi göreceğiz ? Ama Ballardini gidici,Lotito'yu tahttan indirmek ise pek kolay değil.Roma form tuttu,Totti'nin dönüşüyle ve golleriyle de moralleri üst düzeyde.Dün mağlubiyetten çevirdiler maçı.Roma'nın şansı yüksek derbi öncesi...Dilerim Lazio galibiyet hasretine son verir.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 1 - 3 Kasımpaşa

Bayram rehaveti var üzerimde...Hiç yazasım yok.Tıpkı bizim takımın akşamki hali gibiyim.Fenerbahçe'nin kötü gidişatı geçen yıl ruhuma işlemişti.Gergin,sıkıntılı bir sezon geçirmiştim.Bu yıl böyle bir durum söz konusu değildi ama dün akşam oynanan futboldan sonra böyle bir ruh haline girmiş bulundum.

Daum'un iyi bir hoca olduğunu,fakat iyi bir taktisyen olmadığını savunanlardanım.Ayrıca biraz ezbere oynatma huyu da var olumsuz etkenlerden sayabileceğimiz.Fakat iç sahada,özellikle bu tip takımlara karşı 4-3-1-2 sistemini denememiz gerektiğini düşünenlerdenim.Dün akşam herkes 11de Özer'i beklerken Daum yine bir şaşırtma yaparak farklı bir dizilime yönelik kadro sürdü sahaya.4-3-1-2 sistemi sahadaydı.Fakat oyunun içeriği pek sisteme uymadı.Takımın ruhsuzluğu,itici güç olan taraftarın yokluğu da tabi ki olumsuz etkendi.Ama 4-3-1-2 böyle oynanmaz.Oynanılması gerektiği gibi oynansa,biraz da hırs olsa sonuç böyle olmazdı.Mehmet Topuz resmen sol kanat gibi oynatıldı.Ortada Selçuk-Cristian.Sağ taraf bomboş.Buna rağmen Kasımpaşa sağ kanadımızı kullanmayı tercih etmeyip solu tercih etti.Carlos'un "bitse de gitsek havası" Kasımpaşa'lı oyuncuların da işine geldi.O kanattan beklemediğim kadar atak yaptılar.Volkan'ın ilk golü içeri almasına değinmek istemiyorum.En rezil zamanlarında bile destek olduğum isimlerden birisi.28 yaşına geldi,hala bu tip rezil goller yiyebiliyor.İlk gole verdiğimiz erken yanıttan sonra atakları sıklaştırmayı,kontrolü ele almayı beklerdim.Rezalet futbol oynadık.İyi oynayan Mehmet Topuz'un oyundan alınması da tam bir fiyaskoydu.İkinci yarının ortalarında istatistikler ekrana geldi.Kasımpaşa bizden 100 küsür fazla pas yapmıştı.Bu yıl ilk defa böyle bir istatistik gördüm.Beşiktaş maçında bile pas yüzdemiz epey yüksekti.Kötü oynadığımız her maçta topun hakimiyeti bizdeydi.Pas ortalaması 500ü aşardı.Dün akşam 300lerde sürünüyorduk.Ferguson'ın meşhur sözüne zıt bir durum ortaya çıktı.İstatistik görülmesi gereken herşeyi gösterdi dün akşam.

Yediğimiz 3.gol ofsayt.Bu gol takımın direncini muhakkak ki kırmıştır.2-1 mağlup oynayıp 2-2yi yakalamak için saldırmak vaaaar,bir de 3-1 mağlup oynayıp 3-3ü yakalamanın düşük ihtimalini düşünüp hücum yapmak var.Hakem yine kalitesiz bir yönetim ortaya koyarak bedavadan gol yememize sebebiyet verdi.Yenilgi için tabi ki bahane değil.Ama her hafta böyle hatalar yapılması tam bir rezalet! Puan farkını 5e çıkarıp rahatlamak varken,saçma sapan bir kayıpla rakiplerimizi sevindirdik yine.Şampiyon olmak istiyorsan,bu tip kritik virajları döneceksin.İstiyorum demekle olmuyor ne yazık ki...

Bir parantez de Cenk İşler'e.35lik Cenk top ayağındayken müthiş süratli şekilde topu sürüp,ustaca gol vuruşu yapabiliyor.Acaba Güiza'dan da böyle bir depar,drippling vs. görebilecek miyiz ölmeden ?
29 Kasım 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Efsane!

Adamımdı Iverson.Küçükken izlediğim Henry Turner,Dallas Comegys ikilisi sayesinde sevmeye başladığım basketbolda sevgimi tavan yaptıran NBA yıldızıydı.Lise 1'e gittiğim dönem yaz tatilinde çalışmıştım.Haftalık alırdım ücretimi.Bir hafta aldığım haftalıkla Philadelphia-3 Iverson tişörtü almıştım.Üzerime tam oturmamıştı,ama beğendiğim için almıştım işte.1-2 sene sonra tam olmaya başladı,hala da giyerim.

O Philadelphia'yı bıraktı,bende bıraktım.Denver'a sempati beslemeye başladım.Denver'dan sonra Detroit'e gitti.Detroit takasta Billups'ı verdi.Billups da muhterem bir sporcudur.Renklerini de çok sevdiğim Detroit'i bırakmadım.Iverson döneminde takip ettiğim ve kadrosuna iyiden iyiye alıştığım bir takım olmuştu artık.

NBA'de en sevdiğim eleman hâla Iverson.1975 doğumlu,eminim ki hâla oynamaya müsait fiziği.Fakat o bırakmayı tercih etti.En azından kendisini Sixers tribününde göreceğimize eminim.Fakat izlemeye doyamadığım gerçek...
26 Kasım 2009 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Napoli 0 - 0 Lazio

Lazio ve Napoli arasında ezeli bir rekabet vardır.Bu maçın önemi sadece haftalardır kazanamayan Lazio'nun 3 puan alması değildi bu yüzden.Napoli de inişli çıkışlı gidiyor gerçi.Üst sıralarda olmalarına rağmen istikrarlı sonuçlar aldığı söylenemez.İşin üstüne bir de ezeli rekabet etiketi yapıştırılınca maça ilgi epey oluyor.

Ballardini'nin iyi niyetine güvenim sonsuz.Hugo Broos'u Trabzonspor'da son derece iyi niyetli ve göze hoş gelen bir futbol oynatmaya çalışmasıyla hatırlayacağım.Ballardini de aynı benim için.Göze hoş gelen bir futbol oynatmaya çalışıyor.Hatta oynattığı da oluyor,lakin skora yansıtma sorunları var Lazio'nun.3 yıldır süre gelen bir Stendardo'yu unutma geleneği var Lazio teknik heyetinin.Delio Rossi gitti,adam şans bulur diye düşünürken Ballardini de kadroya almadı Stendardo'yu.Takımdaki kötü gidişat durmak bilmeyince,Diakite'nin yetersizliği,Siviglia'nın morukluğu gözler önüne serilince Stendardo'ya sarıldı dün Ballardini.Çok da iyi oldu.Ligin ilk 2 haftası galip gelen,o günden beri de 11 maçtır kazanamayan Lazio; sadece deplasmanda 0-0 berabere kaldığı Fiorentina ve ilk hafta 1-0 yendiği Atalanta'dan gol yememişti.Napoli gibi güçlü bir hücum hattına karşı gol yemediler dün.Stendardo'nun muhakkak ki etkisi var bunda.Mevcut Lazio kadrosundaki en iyi stoper bana kalırsa...Zaten diğerlerine stoper demeye bin şahit ister.3-4-2-1 dizilimiyle oynamış dün Lazio.Cribari,Radu ve Stendardo'nun önünde defansif özellikleri olan Baronio ve Brocchi.Sol kanatta yine defansif özellikli Kolarov.Foggia ve Zarate forvet arkası,Cruz ileride.Napoli de benzer bir dizilimle oynamış.Hamsik-Lavezzi destekli Quagliarella hücum hattı Lazio'nunkine oranla daha etkili bir hat tabi ki.Gönül isterdi Lavezzi ile Zarate golleri atsın,Arjantin'den nağmeler sunsunlar,zevkli bir maç izleyelim.

Napoli deplasmanından alınan 1 puan iyidir.Lakin durum çok kritik hâla.12 puanla düşme hattında yer alan Livorno ile aynı puana sahip Lazio.Haftaya Bologna'yı ağırlayacak.11 maçlık seriye bir son verip,Roma maçına bunun moraliyle çıkmak gerekir.
23 Kasım 2009 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ve Totti döner,Roma kazanır

Bu hafta bir değişiklik yapıp Roma'yla ilgili birşeyler karalayayım dedim.Totti'nin yokluğunda Roma'nın düştüğü durum malum...Türkiye'de Fenerbahçe'de Alex'in yokluğu mutlaka konuşulur.Alex'siz Fener kazanamaz,gol atamaz vs. denir.Aynı şey İtalya'da Roma için geçerli olmalı.Zor günler geçiren ezeli rakip Roma,Totti'nin dönüşüyle ve 35 dakikada attığı 3 golle ligin sürpriz ekiplerinden Bari'yi mağlup etti.Totti niye bu kadar sevildiğini,neden bu kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı bir nevi.187 gole ulaşmış ligde...Tam olarak forvet diyemeyeceğimiz bir oyuncu için müthiş bir rakam.200ü geçeceği aşîkar...Alex bıraktığında Fenerbahçe'nin nasıl bir takım olacağını ne kadar merak ediyorsam,Totti bıraktığında da Roma'nın nasıl bir takım oluşturacağını o kadar merak ediyorum.
22 Kasım 2009 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 9 - 1 Wi9an | Defoe çıldırırsa...

İlk yarısı 1-0 biten maçta,Tottenham ikinci yarı tam 8 gol atarak haftaya damgasını vurdu.Dünya basınında da geniş yer buldu bu galibiyet dolayısıyla.Hangi siteye girsem Tottenham'ın 9-1'inden birşeyler var.Wigan öyle hatalar yapmış ki savunmada,herhangi bir League One takımını koy o hataları yapmaz Tottenham karşısında.İlk golde Crouch gibi tek meziyeti kafa vurmak olan adama top sektirip kafayla golü yiyorlar.İkinci yarıda Defoe gibi fırsatçıyı durdurmayı bırak,resmen asistler yapıyorlar.Defoe resmen çıldırmışçasına,kudurmuşçasına attı gollerini.Tottenham taraftarı da her golde ilk golmüş gibi sevindi adeta.Bu arada Bentley'in frikiği Kirkland kendi kalesine olarak yazılmış.FM'de olur o gollerden arada.Kaleci kendi kalesine yazar hep.Benzer bir golü 2 sezon önce Galatasaraylı Aykut yemişti sanırım.Tottenham bu 9-1lik skorla tarihinin en farklı EPL galibiyetini almış oldu.Defoe de attığı 5 golle Andy Cole'un rekorunu egale etmiş.İlk Tottenham döneminde bir maçta 90+da kaçırdığı penaltıyla puan kaybına sebep olan Defoe'ye çok sinir olmuştum.Satıldığı zaman da sevinmiştim.Bent aratmaz diye düşünmüştüm.Geri dönüşünde beklentilerimin çok üstünde performans sergilemeye başladı Defoe.Bent konusunda fikirlerim hâla aynı ama Defoe kendini aşmaya başladı.Asıl merak ettiğim Afrika'da İngiltere formasıyla neler yapabileceği...
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Beşiktaş 3 - 0 Fenerbahçe

Daum'un Galatasaray maçıyla başlayan ve birkaç maçtır değerlendirdiği Forvet Kazım hamlesinin bugün tutmayacağını bilemezdik.Ancak Mustafa Denizli'nin düşüncesi çok net belliydi.Fink'i Alex'in peşine salıp Alex'i kilitlemek.Alex'i kilitlemek demek bir bakıma Fenerbahçe'nin hücum gücünü de azaltmak demek Mustafa Denizli için.Aslında düşünüyorum da,çok basit bir fikir lan.Yani bunu düşünmek için Mustafa Denizli olmaya,uygulamak için de elinde bir Fink olmasına hiç gerek yok.Herhangi bir hoca bunu deneyebilir.Sonuç alır yada alamaz ama düşünmesi gerekir.

Kazım hamlesi maçın en kritik hamlesi aslında.Maç kazanılsaydı Daum dahi olacaktı.Kaybedildiği taktirde "Semih dururken Kazım'ı niye forvet oynattın?" sorusu akıllara gelecekti.Öyle de oldu.Maç başlar başlamaz kontrolü ele almaya çalıştık.Fakat Beşiktaş buna pek müsaade etmedi.Yavaştan hücumda kendini göstermeye başlamıştı ki,Serdar Özkan'ın penaltı gibi rahat bir pozisyonu kaçırması saç baş yoldurttu Beşiktaşlılara.Aslında birçok arkadaş maçın ilk 15 dakikasında Beşiktaş'ın daha iyi olduğunu,Serdar'ın bu pozisyonunu falan konuşuyor.Oysa Gökhan Gönül'ün Rüştü'yle karşı karşıya çaprazdan vurduğu pozisyon da en az bunun kadar net bir pozisyondu.Serdar belli bir kazmalık standartını aşamayan,ayağının ayarı olmayan (Güiza gibi) bir oyuncu.Gökhan ise topu nereye vurduğunu,vuracağını bilen tarzda bir oyuncu.Açısı da çok müsaitti o pozisyonda...İkisi de net pozisyonlardı abi sonuçta.Dallandırıp budaklandırmaya hiç gerek yok.Fenerbahçe'nin belirli bir onbiri,oyun karakteri ve sahaya yayılımı var.Ayağa top yapan,basit oynayan,iş sıkıştığında bireysel yetenekleri kullanan bir yapıya sahip.Bu yapıda en önemli detay takımın gerçekten bilinçli paslaşması ve savunmada top yaparken bile sakin oynaması.Beşiktaş'ta böyle bir şey yok.Ne oyun karakteri belli,ne kadrosu belli.Bugün 5 gol atan adamın,haftaya yedek kalması söz konusu olabilir.Yerine oturmamış çokça taş var yani.Bu da Fenerbahçe'nin sevdiği türden bir özellik.İlk yarıda özellikle Beşiktaş'ın göbeğini çok rahat geçtik.O çok methedilen Ernst-Fink ikilisinin oynadığı bölgede defansif orta sahamız Cristian bile at koşturdu bir ara.Solda Andre'nin etkisizliği,Carlos'un kendince birşeyler yapması; sağda ise sadece Mehmet Topuz'un bireysel çabaları vardı hücumda.Andre Santos aldığı topları fena kullanmadı ama etkisizdi işte.Topa hakim ama şuursuzca hareketler yapan bir görünüm çizdi.Dolayısıyla kanatlardan pek organizasyon yapamıyorken,göbekten çok zorlanmadan geçmemiz büyük avantajdı.Mehmet Topuz'un etkili olduğu dakikalarda Beşiktaş taraftarının epey bir sıkıntı çektiğini düşünüyorum.En azından tv karşısındakilerin öyle olduğunu gördüm.Tribündeki taraftarlar beklenen tepkiyi göstermediler.Sisli havada,uzaktan şutları içeri alışı zamanında pek çok can yakmış olan Rüştü'nün koruduğu kaleye Carlos'un yaptığı şut denemeleri de çok akıllıcaydı.Tecrübe diye içimden geçirdim...

İlk yarıda tartışılan bir penaltı pozisyonu var.Gökhan Gönül'e Deli İbraam'ın yaptığı hareket.Ben o pozisyonda kasıtlı bir hareket olduğunu düşünmüyorum.İbrahim topa müdahale ederim ümidiyle bacağını koyuyor,Gökhan da takılıp düşüyor.Penaltı çalınabilir de çalınmayabilir de...İkisinde de "neden?" diye sorulmayabilir.Fakat ondan önce bir başka pozisyon var ki;net penaltı.Ferrari ve Kazım olması gerek pozisyonun içinde tam hatırlayamadım şimdi.Ferrari'nin müdahalesi bariz bir şekilde topa değil.Kazım'ın estetikliğinin de payı var bunda...Müdahale net penaltı.

İkinci yarı daha besmele çekmemiştim ki önce Beşiktaş,sonra Fenerbahçe net birer pozisyon buldu.Sahanın en iyilerinden olan Emre'nin sakatlanmasıyla ise ip koptu.Emre'nin sakatlığına üzülemeden golü yedik.Hayatımda gördüğüm en garip ortalardan biriydi golün ortası.Yıllarca sağ ayaklı Ümit Özat sol bek oynadı bizim takımda,yıllarca ayağının dışıyla orta yaptı ama böyle giden bir topunu hatırlamıyorum.İbrahim Üzülmez'in ortası çok garip bir falso alarak Fink'in ayağından ağlara gitti.O topun gol olmaması için,o an oyunda olmayan Serdar Özkan'ın vurması lazımdı.Öteki türlü her şut gole giderdi.Oyun planlarındaki değişiklik,yenilen golün şoku,3 sol bekli kadro derken ikinci gol geldi.O dakikadan sonra ise ne oyun disiplini kaldı,ne başka birşey.Saldım çayıra mevlam kayıra.Semih ve Özer'in bile kurtarıcı olamayacağı dakikalar başladı.Bu maçı,bu gollerle bir de Emreli 11e 11 izlemek isterdim.Eminim ki o 3 gole bir şekilde karşılık verilirdi.Vederson hamlesi saçmaydı.Semih oyuna alınıp,Kazım sağa,Mehmet ortaya çekilebilirdi.Semih'i oyuna alırken oyundan çıkan ismin de Mehmet Topuz olmaması gerekirdi.Üçüncü gol ofsayt ama film kopmuştu zaten...

İlk yarıdaki oyunumuzu beğendim ben.Sezonun geneline sadece o oyunu yayabilirsek şampiyonluk zor olmaz.Zico'dan beri ilk kez böyle farklı bir mağlubiyet gördük yanılmıyorsam.Maçın skor hakkı da bu değildi gerçi...Şampiyonluk inancım yüksek.Kazım'a yüklenmek istemiyorum.İyi niyetine de inancım sonsuz...

Son bir not olarak belirteyim; artık çok sevdiğim Turkforum'da bile spor muhabbetinin tadı yok.Bölümün seviyesi yerlerde,düzgün bir yorum yapınca bile saçma sapan,sinirleri geren cevaplar alabiliyoruz.Antu'ya onca laf söyleyip Antu'dan çıkmayan;çok eleştirdikleri,kendi deyimlerince Antu ağzıyla konuşanlara da iyice kıl olmaya başladım.Bundan böyle Antu'da sallayıp rahatlayacağım,TD'de spor konuşacağım,belki başka bir forumda da genel şeyler...Yetti lan.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Sodjegiller

Sodje kardeşleri sorsam,tanıyan pek insan bulamayacağımı biliyorum.2002 Dünya Kupası esnasında gazetede yada bir dergide resmini görüp dikkatimi çekmişti Efe Sodje.O günden beri ara sıra kendisinden haber almaya çalışırım.İngiltere alt liglerinde futbol hayatını sürdürdü,son demlerini oynuyor.37 yaşında Efe Sodje.
Uzun,örgülü,giydiği forma rengine göre sakalını renklendiren renkli bir tip Efe.Davids stili gözlük taktığı dönemleri de var.Nijeryalı dedemiz kendisi gibi imaj düşkünü futbolcu kardeşlere sahip.
Sam Sodje bunlardan birisi.1979 doğumlu olan Sam de abi Sodje gibi İngiltere alt liglerinde oynuyor yıllardır.Reading'in Premier Lig'e çıktığı yıllarda pek forma şansı bulamasa da o havayı soludu.Sodjegillerin en şanslısı diyebiliriz belki bu yüzden...Saç stili olarak en efendi Sodje ilan ettim ben kendisini.Birçok zenci futbolcunun kullandığı örgülü modeli kullanıyor. (Bunun bir ismi vardı,bilemedim şimdi)
Üçüncü kardeş 1981 doğumlu Akpo Sodje.Şu anda Charlton Athletic forması giyiyor.Saç rengi olarak genelde sarıyı tercih ediyor.

Üçünü toplasan bir cacık etmezler,o ayrı...
20 Kasım 2009 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Afrika'ya Son Biletler

Yine uzaktan seyredeceğimiz bir Dünya Kupasının son biletlerinin heyecanını yaşadık dün gece...Grubumuzda bizi saf dışı bırakan Bosna-Hersek ilk maçta Portekiz karşısında oldukça şanssız bir mağlubiyet almıştı.Futbolun şans meleği Portekizlilerin yanındaydı adeta.Dün akşam Meireles'in golüyle yine galip geldi Portekiz.Dünya Kupasına katılmaya hak kazandı.Bosna-Hersek gitseydi destekleyeceğim takım olacaktı,yazık oldu Boşnaklara...En iyi milli takım jenerasyonlarını yakalamışken bir Dünya Kupası tecrübesi edinmeleri gerekirdi.
Domenech'in çirkinleştirdiği,sevimsizleştirdiği Fransa zoraki bir kupa vizesi aldı.Henry'nin ellediği,avuçladığı,parmakladığı topun sonucunda Gallas'ın golüyle finallerin kapısından girdi Fransa.Robbie Keane için İrlanda'yı Afrika'da görmek isterdim.Hareket Henry'ye yakışmadı.Fakat bu Fransızların balı da nereye kadar gidecek bilmiyorum.Genelde bir uzatma takımı havasındalar.Euro 2000'de de 90+3'te beraberliği yakalamış,altın golle kupaya uzanmışlardı.Hiç sevmiyorum Fransa'yı,gruplarda toslaması dileğimi sunuyorum.Formaları da çok itici olmuş zaten.Nipple gösteren formalara da oldum olası kılımdır.
Scheva için belki de son Dünya Kupası şansıydı.2006'da bu kupada boy göstermişti Schevchenko.Futbolun son baharını yaşayan bir golcü olduğunu göz önüne aldığımızda,ilk maçtaki avantajlı skoru da bir yana koyduğumuzda; Ukrayna'nın finallere katılamamasına en çok üzülen adam olabilir Scheva.Yunanistan ise Avrupa Şampiyonluğundan sonra kupalara katılma konusunda istikrar yakaladı.Bizim gibi birer kupada derece alıp da diğerlerine seyirci kalmadı en azından...
Hiddink'in Rusya'sı ilk maçtaki 2-1lik skor avantajına rağmen,9 kişi kaldığı Slovenya deplasmanında finallere veda etti.Bana göre Play-Offların en sürpriz sonucuydu bu.Kadro kalitesi olarak Slovenlerden 3 gömlek daha üstün bir takım Rusya.Euro 2008'de göze hoş gelen futbollarına da doyamadım.Keşke sürprizi Slovenya değil de,Bosna-Hersek yapabilseydi.Milli takımın başına Hiddink'in geçeceğine dair haberler hızlanır böylelikle...
Uruguay'a oldum olası sempati duymuşumdur.Sanırım en iyileri pek sevmediğimden,genelde böyle orta hallice potansiyelli takımları desteklediğimden olsa gerek.2002 Dünya Kupası'nda Rodriguez'in Danimarka'ya attığı gol hala gözümün önüne gelir.Lugano için Uruguay diyoruz bu sefer...Kosta Rika'yı eleyerek bu turnuvada kendini göstermeye hak kazandı Güney Amerika ekibi.
Kan dökülmesini beklediğim maçta Cezayir,Mısır'ı 1-0 yenerek vizeyi alan takım olmuş.Saifi kupayı kaldırmış bile...Yavaş bakalım Saifi.Mısır hep Afrika Kupaları'nda favori olan,genelde final oynayan bir takım.Kendimi bildim bileli Afrika'nın en iyi takımlarından olan Mısır'ı Dünya Kupalarında görmedim.Bu gelenek en az 4 yıl daha devam edecek.2002'de Senegal'in Fransa'ya yaptığını belki Cezayir de yapar.Aynı gruplara düşerlerse tadından yenmeyecek bir heyecan olacaktır.

Dünya kupasına katılan takımları listeleyelim;
Avrupa
İspanya
İtalya
Portekiz
Danimarka
Almanya
İngiltere
Fransa
Yunanistan
Hollanda
Sırbistan
Slovenya
İsviçre
Slovakya

Afrika
Güney Afrika
Gana
Nijerya
Cezayir
Fildişi Sahilleri
Kamerun

Güney Amerika
Brezilya
Arjantin
Uruguay
Şili
Paraguay

Kuzey Amerika
Honduras
ABD
Meksika

Asya
Avustralya
Japonya
Güney Kore
Kuzey Kore

Okyanusya
Yeni Zelanda
19 Kasım 2009 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -