Fenerbahçe 4 - 0 Antalyaspor | Başladığı gibi bitsin

Türkiye'de hakkında en çok spekülasyon çıkan takım Fenerbahçe. Bu spekülasyonların etkisinde kaldığı zaman da en ufak bir sıkıntıda büyük sorunlar yaşayan takım da Fenerbahçe. Dolayısıyla Aykut Kocaman'dan kısa zamanda bir sihirli değnek beklemek yanlış olurdu. Fakat taraftar en azından Aykut Kocaman'ın takımı Daum kadar oynatmasını, Young Boys gibi 2.sınıf bir takımı geçmesini bekliyordu. Yaşanan hayal kırıklığı da taraftarı olumsuz yönde etkiledi. Buna ben de dahilim tabi ki...

Aykut Kocaman'dan bekleyemeyiz dediğim o sihirli değnek, akşam takıma dokunmuş gibiydi. Tabi büyük bir şansı da olduğunu düşünüyorum hocanın. Sakatların hepsi birden iyileşti. Topuz,Özer,Gökhan oynayacak duruma geldi. Lugano takıma döndü. Lugano'nun dönmesi demek Savunma*2 demek benim için. Türkiye'nin en iyi defans oyuncusu. Varlığı ve yokluğu tabi ki en net farkedilen isim. Sahaya baktığımızda geçen seneden kalan 10 oyuncu, aynı dizilim, tek fark Stoch. Fakat gözle görülür bir fark olduğu da aşikar. Bir diğer farklar ise ; futbol oynamayı özlemiş bir Mehmet Topuz. Kafa olarak rahat gözüken bir Kral Semih. Sakatların dönmesiyle saha içi temposunu yakalayan bir Alex. Fenerbahçe'yi farka götürmek için yeterli sebepler bence. Antalyaspor geçen sezon oldukça iyi bir takımdı. Savunma hatlarının bozulması dün akşam takımı epey etkiledi. Yeni savunma hattı da muhakkak oturur. Ancak bu epey zaman alabilir. Antalyaspor bir 8-10 hafta ekstra zorluk çekecek diye düşünüyorum.

Fenerbahçe'nin iştahlı ve disiplinli oyunu, Antalyaspor'un vasatın altında görüntüsüyle pekişince ilk yarım saatte ortaya 4 farklı skor çıktı. Daha da çıkardı. Gerisi talihsizlik. Fenerbahçe'nin hücum gücünün Alex'ten geçtiğini bilmeyen yok. Antalyaspor'un pasif futbolu Alex'in elini kolunu sallaya sallaya oynamasına göz yumması anlamına geliyordu. Eee elini kolunu sallayarak oynayabilen bir Alex'in de neler yapabildiğini tüm Türkiye biliyor. Takımdaki pas trafiğini beğendim. Hazırlık maçları ve Young Boys maçlarında en hoşuma gitmeyen şey takımın pas yapamaması ve umut vermemesiydi. Dün akşamki oyun bu izlenimlerimi sildi. Takım pas yaptıkça umutlarım arttı.

Fenerbahçe taraftarının en sevdiği adamlardan olması gereken Semih Şentürk; anlamsızca eleştiriliyordu son zamanlarda. Her insanın işinde zor günler geçirdiği olur. Her futbolcunun formsuz dönemi olur. İnsanlar yaşadıkları sevinçleri nasıl bu kadar çabuk silip atabiliyorlar anlayamıyorum. Semih Şentürk Türkiye'nin en iyi golcüsüdür. Nasıl gol atılabileceğini en iyi bilen adamıdır. Young Boys maçlarında da oynaması gerekirdi Semih'in. Maç sonunda yazmıştım. Gökhan Ünal'ın 90 dakikada giremediği pozisyonlara 5 dakikada girdi Semih. Dün akşam kendini tekrar hatırlattı. Hakkında ileri-geri konuşanlara tokat gibi cevap yapıştırdı. Dilerim hep böyle devam eder. Çünkü biliyorum ki ; onu eleştiren,gitmesini isteyen taraftar bu tokat gibi cevaptan mutludur. Semih'in yedekten gelip gol kralı olduğunu gördü bu gözler. Bu sezon Niang'ın arkasından gelip yine gol kralı olabilir. Semih bu. Kral Semih!

Tek çekincem Aykut Kocaman'ın yabancı kontenjanı ile birlikte takımı nasıl kuracağıdır. Elde kesilemeyecek olan 3 yabancı savunmacı var. Lugano, Bilica, Andre Santos'un yerini garanti görüyorum. Geriye kalan 3 yabancı da Alex,Stoch,Niang olacaktır. Yani Selçuk Şahin'in de onbir yolu açık gözüküyor. Şu kaliteli kadroya Selçuk İnan takviyesi yapılmasını can-ı gönülden isterim. Dia'yı 4-3-3'e dönmek istediği zamanlarda Alex'in yerine oyuna alabileceğini, hatta bunu hemen hemen her maç yapabileceğini düşünüyorum Aykut Kocaman'ın. PAOK maçı için çok umutlandım. Yunanistan'da da kazanabileceğimizi düşünüyorum. Yeter ki takım iştahını kaybetmesin.Fenerbahçe'nin sezona farklı kazanarak başladığı yıllarda genelde şampiyon olduğunu hatırlıyorum. 2000-2001'deki 4-0lık Kocaelispor maçı, 2006-2007 açılışındaki Kayseri Erciyes maçı gibi bir havası vardı akşamki maçın da. Dilerim sezon sonu da aynı olur. Başladığı gibi bitsin diyelim...
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Abla İzinde Beyler

Dün Mamadou Niang'ın sağlık kontrolünde gözlerim ablayı aradı. Kolay değil... Daum gitti,geldi. Zico geldi,gitti. Aragones geldi,gitti. Kezman'la Güiza'yla yıllardır forvetsiz oynadık. Fenerbahçe'de değişen çok şey oldu. Ancak her sağlık kontrolünde fotoğrafa girmeyi başaran ablamız değişmedi. Benim hatırladığım dönem bu. Belki öncesi de vardır. Şanslı bir ablamız olduğu kesin... Her sporcumuz camiaya adım atar atmaz bu ablamızın kontrolünden geçiyor. Dün göremedik. Yıllık izne çıkmıştır diye umuyorum. Kendisine blog aracılığıyla selamım olsun. Özletme abla...











Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Detay

Çok gereksiz iki detay dikkatimi çekti dün akşam. Kanalları gezerken Kanal D'de "Green Street Hooligans" filmine rastladım. Holiganlar Kulübü diye çevrilmiş ve TV'de İlk ibresiyle yayınlanıyordu. Filmi severiz, sayarız. Futbolu yakından takip edip bu filmi izlemeyen pek insan da yoktur. Lakin, dün akşam Tv'de İlk diye verilen film, daha önce ATV'de Holiganlar ismiyle yayınlanmıştı. Mesut Yar'lık yapıyorum, olmamış Kanal D diyorum.

Aynı saatte Show Tv'de Rob Schneider'ın "Big Stan" filmi oynuyordu. Rob Schneider severim. Yemekteyiz'e katılsa oturur izlerim. Film de fena değil, eğlendiren bir Rob Schneider yapımı. Eksiği ; Adam Sandler'ı filmin herhangi bir anında göremiyoruz. Bir 10 dakika da Show Tv'ye göz gezdirdim. Film her cümlede 3-4 kelime sansürlenmiş şekilde yayınlandı. Uyuşturucu, tecavüz kelimeleri de sansürlenmiş artık, bilginiz olsun. Dolayısıyla bu kadar sansür olunca, film de bir boka benzemiyor. Madem bu kelimeler yasaklı, yayınlamayın.
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Mamadou Niang

Nihayet dedirten bir transfer oldu kendisi. Aylardır, hatta ayları bırak; yıllardır bir forvet hasreti çekiyordu Fenerbahçe taraftarı. Bana göre Kezman büyük transferdi. İlk sezon çok maç kazandırdı. Ama nedense daha çok kazandırdıklarıyla değil kaçırdıklarıyla, atamadıklarıyla akıllarda kaldı. Güiza durumu ise çok vahim. Kazandırdığı maçlar oldu, ama kaybettirdikleri çok daha vahimdi. Üstelik Fenerbahçe'ye gelip bu kadar alay konusu olacak kadar kötü işler çıkaran bir isim hatırlamıyorum ben.

Aykut Kocaman'ın aklında hep bir 4-3-3 dizilimi olduğu, teknik direktörlüğe geldiği günden beri verdiği demeçlerden anlaşılıyor. Bu dizilimi düşünerekten Stoch ve Dia transferlerini yaptırdı. Merkeze ise bitirici ve kuvvetli bir oyuncu arayışı vardı. Daha doğrusu adayları vardı desek daha doğru olur. Bu iş için ise Mamadou Niang uygun bir isim. Transferde çok büyük isimlere,çok büyük paralar saçmayıp; ihtiyacımız olan türde isimleri almamız yönetimin hoca ile transfer konusunda fikir alış verişini gösteriyor. Ancak yine de şunu belirtmeliyim ki; hala bir stoper, bir ön libero, bir yedek kaleci eksiğimiz mevcut. Aykut hocanın bu eksiklerinin farkında olduğundan eminim. Yönetimin de Stoch,Dia,Niang transferlerinde olduğu gibi Aykut hocayla sağlam bir fikir alışverişi yürütüp, bu transferleri noktalandırması gerekiyor. Bu kadar geç kalınmış olmasına rağmen, yoğun bir çalışmayla 15 günde bir stoper,bir ön libero alınabilir kanaatindeyim. Transferde iletişim ve para konuşuyor sonuçta. Geç yapılan forvet transferi, yapılamayan savunma transferi bizi Şampiyonlar Ligi'nden etti. Onu da göz ardı etmemek lazım. O yüzden ne kadar seri davranırsak o kadar iyi. Hatta günü kurtarmak adına; Deivid ve Bilica'ya tazminatları ödenip bile gönderilebilir. Bunca zamandır ders alamadığımız bir konu olsa da; yapacak başka birşey yok.

Niang'ı Strasbourg'da oynadığı dönemlerde takımın en iyi oyuncusu olarak anımsarım hep. Marsilya'ya, büyük bir takıma geçişinin geç olduğunu düşünürüm. Ancak çok büyük başarıları olmaması; Fenerbahçe'de daha iştahlı oynayacağı izlenimini de veriyor bana. Tek handikapı gittiğinde para kazandıracak bir transfer olmaması. Onda da kendimizi "ne zaman para kazandıracak adam aldık ki?" diyerek avutabiliriz. Benim kafama takılan şey ; Robbie Keane ve Pavlyuchenko'yu gerçekten yaşlı diye reddedip, Niang'ı almış olabilir miyiz ?

Sonuç olarak Mamadou Niang'ın Fenerbahçe ile kanının uyuşacağını ve Aziz Pierre gibi gittiğinde büyük bir saygıyla anılacağını düşünüyorum. Nihayet adam geçebilen, 3 beygir gücünde, süratli, bitirici, adam gibi bir forvetimiz oldu. Üstelik lider vasıflı olması gibi bir ekstrası da var. Fenerbahçemize hayırlı olsun. Dileğim; Dia ve Niang'ın büyük başarıları sayesinde Fenerbahçe'nin her yıl Fransa'dan oyuncular alması.
15 Ağustos 2010 Pazar
Yazan: steven_stiffler

Tottenham 0 - 0 Man. City

Geçen sezonun en zevkli Tottenham maçlarından ikisi Man. City ile oynananlardı. Birinde Tottenham müthiş futbolla farklı kazanmış, diğerinde deplasmanda final niteliğindeki bir maçı kazanıp CL vizesini almıştı. Dolayısıyla ligin ilk haftası ikisinin karşılaşacak olması manidardı. Tottenham'ın Manchester City'ye karşı bariz bir üstünlüğü var Premier Lig'de. Yine bu üstünlüğünü sürdürüp, kazanmasını bekliyordum Tottenham'ın. Haftaiçi Harry Redknapp'ın transfer mutsuzluğuyla ilgili açıklamaları olduğunu duydum. Gerçekten ben de hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur bu konuda. Tottenham'ın en azından bir stoper almasını beklerdim. Yine de bu maça çıkarken, oturmuş ve geçen sezonun kadrosuyla çıkacak olan Tottenham, bir adım önde gözüken taraftı. Mancini'nin ise yeni yıldızlarını izleme fırsatımız olacaktı. City'de en merak ettiğim şeylerden birisi; geçen sezon kiralık gönderilen kaleci Joe Hart'ın gösterdiği iyi performansın ödülünü alıp alamayacak olmasıydı. Bugün Mancini eldivenleri Hart'a giydirdi. O Hart bugün Man.City'ye 1 puan kazandırmakla kalmadı. Özellikle ilk yarıdaki mükemmel oyunuyla tarihi bir farktan da kurtardı. Tottenham geçen sezon bıraktığı yerden devam etti aslında... Sağlı sollu ataklar, Defoe'nin rakip savunmayı dağıtması, Bale'in soldan bindirmeleri geçen sezondan kalan birikimlerdi. Her biri olduğu gibi devam etti. Tottenham yine göze hoş gelen futbol oynamasına , ilk yarı tek kale oynamasına , maç boyunca 15-16 gol girişimi yakalamasına rağmen kazanmayı başaramadı. Ya da Joe Hart'ı geçmeyi başaramadı diyelim. Bu arada Harry Redknapp'ın pek değerlendirmeyeceğini düşündüğüm Giovani Dos Santos'u sonlara doğru oyuna aldığını da ekleyelim. Son zamanlarda izlediğim en iyi kaleci performanslarından birisiydi bugün Joe Hart'ın performansı. İngiltere Premier Ligi nihayet başladı. Anelka'nın şampiyonluk yarışında Tottenham'ı da iddialı görmesi güzel. Anelka demişken; Chelsea de kaldığı yerden farklı kazanmaya devam etti. Günün sürprizi ise ligin çömezi Blackpool'dan geldi. Deplasmanda Wigan'ı 4lediler.
14 Ağustos 2010 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Hernanes Geldi !


Lazio'nun yeni yıldızı Hernanes atkıyla pozu verdi nihayet :) Bu sene FM'de de Lazio'yu alma nedenlerinden birisi olacak kimisi için Hernanes. Uyum sağlarsa faydalı olacağına eminim.

Bu pozu paylaşmak istedim sadece. Herkese hatırlı Ramazanlar...
13 Ağustos 2010 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Anderson Hernanes

Öncelikle belirteyim; Hernanes çok izlediğim bir adam değil. Ancak biliyorum ki ; Brezilya'da piyasası en yüksek 8-10 futbolcudan birisi. 25 yaşında, olgun bir dönemde Lazio'ya geçecek olması avantaj. Serie A Avrupa'nın en zor ligidir. Her türlü atraksiyonun (maalesef şike skandalları da dahil) olduğu, basının futbolcuları çok baskı altına aldığı, skandallarıyla ünlü bir ligtir. 25 yaş bunları kaldırabilecek bir yaş... Reja orta sahayı 2 defansif, etli sütlüye çok karışmayan, savunma yapan; 1 de hem ileri hem geri sık sık gelip giden oyunculardan kuruyor. Hernanes de muhtemelen kaldığı takdirde Ledesma ile 2 defansif oyuncudan birisi olacak.

Lazio'nun transferlerinin çoğunun kapalı kutu olması beni düşündürüyor. Bresciano, Floccari takıma kolay uyum sağlayabilecek isimler. Ancak Garrido, Alvaro Gonzalez, Pablo Pintos, Hernanes gibi oyuncuların performanslarını merakla bekliyorum. Bu arada forvet için Hugo Almeida ismi gündemde şu sıralar. Gündemdeki diğer isimlerden Kevin-Prince Boateng ise Genoa'ya transfer oldu. Manfredini, Del Nero, Scaloni, Meghni gibi isimlerin de takımdan gönderilmesini beklerdim. Inzaghi, Siviglia, Dabo, Cruz, hatta hiç şans tanınmayan Hitzlsperger bile gönderildi. Lazio'ya 1. sınıf bir stoperin de şart olduğunu düşünüyorum.
7 Ağustos 2010 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Kura Sallamasyonlarım

Uefa Avrupa Ligi Play-Off eşleşmeleri için tahmin sallayasım geldi bugün.

Tahminlerim şu şekilde ;

Fenerbahçe - Timişoara
Galatasaray - Aris
Beşiktaş - Helsinki
Trabzonspor - Borussia Dortmund

Haydi bakalım. Herkese hayırlı cumalar bu arada...
6 Ağustos 2010 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Biz Gideriz Tersine

Anlatmak istediğimi başlıkta, tek cümleyle özetledim aslında... Türk Futbolu her geçen gün geriye gidiyor. Galatasaray'ın UEFA alması, Beşiktaş'ın Lucescu'yla UEFA'da çeyrek final görmesi, Fenerbahçe'nin Zico ile Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek final görmesi ; bizi gelecek için hep umutlandıran şeyler olmuştur. Ancak Galatasaray 10, Beşiktaş 6-7, Fenerbahçe 3 senedir bu başarıların yanına dahi yaklaşamıyor. Bunda takım iskeletini bozmak, hocada istikrar sağlayamamak hususları gerçekten önemli. Türk Futbolu'nun en büyük sıkıntısı, takımların çok sık hoca değiştirmeleri. Takımın iskeletinin temeli de hoca olduğuna göre, başarılı bir hocaya başarısız bir sezonundan sonra dahi destek olmak, sabır göstermek gerektiğini hâla kavrayamadık. Zihniyetler değişmedikçe Türk Futbolu hep geriye gidecek. Ve dün akşamki gibi, geçen seneki gibi bunun örneklerini önümüzdeki sezonlarda da göreceğiz.

Ben kendimce çok iyi bir Fenerbahçeliyim. Her Fenerbahçeli gibi... En kötü zamanlarımızda bile yönetimi istifaya çağırmayan, hiç bir futbolcuyu ıslıklamayan bir Fenerbahçeliyim. Bugün takım tutmuyor olsaydım; bana "Fenerbahçe nasıl bir takım?" diye sorsalardı, "Heyecanını kaybetmiş oyunculardan kurulu bir takım" derdim. Bu takım taraftarın da heyecanını kaybettiren bir takım olma yolunda ilerliyor üstelik. Hadi Alex yıllardır Fenerbahçe'de. Lugano yıllardır burada. Volkan 2 şampiyonluk travması yaşadı. Selçuk desen öyle... Bu adamlar bu travmalardan sonra heyecanını yitirebilir. Belirli zamanlarda formsuz olabilir. Futbolcudan önce insan bunlar. Lakin, 1 sezondur bizimle olan Andre Santos, Cristian Baroni, Gökhan Ünal, Bekir İrtegün gibi oyuncuların heyecanını kaybetme hakkı yoktur. Bu adamlar sportif olarak pek başarısı olmayan oyunculardır. Fenerbahçe için canlarını dişlerine takıp oynaması beklenenlerdir. Bu kadar heyecansız bir Fenerbahçe daha önce görmemiştim.

Aykut hocayı eleştireceğiz. Nasıl olsa hepimiz teknik direktörüz bu ülkede. Ancak eleştirmek başka, yiyip bitirmek başka... Tercihlerini eleştirebiliriz. Madem Gökhan Gönül iyiydi, niye Bekir'le başladın diye eleştirebiliriz. Cristian Baroni'ye nasıl tahammül etti diye eleştirebiliriz. Alex'i çıkardı diye eleştiririz. Ben bir de ; madem hızlı oyuncular aldırdın, neden yavaş futbol oynatıyorsun hocam ? diye soruyorum. Takım hücuma çıkmaya acizdi dün. Erken yoruldu, Koch zamanındaki kondisyon-fizik tabi ki yok. Cristian Baroni takımın el freni. İyi oyununu hep övdüğüm, çok görülmeyen ve benim görebildiğimi düşündüğüm olumlu yanlarını geçen sezon boyunca hep yazdım burada. Ancak gördüm ki, kafasında Fenerbahçe ve futbol yok Baroni'nin. Akşam takımı en olgun ataklarda bile frenleyen adam oldu. Stoch'un kendini yere atması ve oyundan atılması çok büyük acemilik. Selçuk,Kazım,Stoch. Son üç maçta, üç kıytırık oyundan atılma hikayesinin kahramanları... Issiar Dia takımın en gayretli oyuncusuydu. Heyecanını yenemeyip, pas ve şut arasında kalması onu turun getiren kahraman olmaktan alıkoyan sebep oldu maalesef. Aykut hocanın kafasında 4-3-3 yatıyor, ikinci yarı bunu bir kez daha belli etti. Takım hareketlenmişken, Stoch'un atılması bütün dengemizi bozdu.

Bize 1 Volkan, 10 tane Gökhan Gönül gerekiyor. Bunu da eklemeden edemedim. Son olarak ise ; her sezon transfer nasıl yapılamaz? örnekleri sunan yönetimimizle, otu boku ıslıklayan sözde taraftarımızla, ne yazık ki biten ya da bitmek üzere olan tribünlerimizle, heyecansız futbolcularla, Young Boys geldi diye sevinen uzmanlarla (!) işin çok zor Aykut hoca... Korkarım ki; Aykut hocaya da sabredemeyecek, 8-10 hafta sonunda göndereceğiz. Sonuçta yönetimin hiç birşeyden ders almadığı aşikar. Aykut hoca da çocukluğumun en büyük golcüsü olarak aklımda kalır o halde...
5 Ağustos 2010 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Maziden Fotoğraflar#7

Geçen SporMax'te Premier Lig programını izlerken gördüm. West Bromwich Albion'ın başında Roberto Di Matteo varmış. Bu sezon WBA'nın tekrar Premier Lig'e dönmesinde büyük pay sahibi olmuş ve WBA'ya ilk kez üst üste 2 sene Premier Lig'de tutmak istiyormuş.

Bir Roberto Di Matteo fotoğrafı paylaşasım geldi hemen. 1997 FA Cup Finalinde Middlesbrough'ya attığı gol.
4 Ağustos 2010 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Resmi Site Oyuncu Fotoğrafları Güncellenmiş !

Az önce resmi sitemizi gezerken futbolcu fotoğraflarının yıllar sonra, nihayet güncellendiğini farkettim. Resmi sitemiz Fenerbahçe'ye yakışmayacak derecede kötü. Senelerdir bu şekilde. Taraftarlar bu konuda hem fikir. 2007-2008 sezonunun fotoğraflarını kullanıyorlar o sezondan beri... O yüzden ne yalan söyleyeyim, fotoğrafların değiştiğini görünce, yeni formayla görünce 'nihayet!' dedim kendi kendime... Ancak fotoğraflara tek tek baktığımda büyük bir hayal kırıklığına uğradım.

Arka plan çok basit olmuş. Photoshop'u yeni kullanmaya başlayan, heves eden bir kardeşimize yaptırmışlar herhalde bu dizaynı. Arka planın daha sade olmasından yanayım. Issiar Dia zenci olduğu için bu karmaşık arka planda en net çıkan futbolcu olmuş. Ayrıca futbolcularımızın bir çoğu saç-sakal karışık bir şekilde çıkmışlar objektif karşısına. Hadi Gökhan Ünal'ın imajı bu. Ama diğerlerinin daha özen göstermesini beklerdim bu çekime. Faruk Yiğit'i aratmamışlar.

Hiç memnun kalmadım. Biz taraftar olarak herşeyin en güzeli kulübümüzde olsun istiyoruz. Yoksa tabi ki kıytırık bir site tasarımı,fotoğraf çekimi vs. deyip geçmesini biliriz. Keşke biraz İngiltere ligi takımlarının web siteleri,foto çekimleri örnek alınsa... Coca Cola League Two takımlarının bile şık site tasarımları var. Fotoğraf çekimlerinin ise şu şekilde, arka planda sahanın çimlerini göreceğimiz şekilde olmasını isterim.

Örnek 1 - Tottenham

Örnek 2 - Newcastle

Bu arada iyi haber ! Güiza'nın yeni formayla fotoğrafı eklenmemiş siteye... Gerçi gideceğini bilmeyen kalmadı artık...
3 Ağustos 2010 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -