10 saat önce
Anzhi 0 - 2 Tottenham | UEL 2.Hafta
Tottenham'ı izleyemedim dün. Geniş bir özet de bulamadım. Anzhi'nin geldiği durum acayip. Geçen sezonlarda para saçan Rus ekibi, şimdilerde maddi sorunlarla uğraşıyor. Yine de kadrolarında Traore'yi tutmaları bir başarı ama o da Ocak'ta elden kaçabilir.
Tottenham'da Uefa Avrupa Ligi kadrosu oynamış yine. Solda Fryers, stoperde Kaboul ve Chiricheş, ileride Defoe. Lamela hâla takıma tam ısınamamış gözüküyor, adamın henüz 90 dakikası yok. Lewis Holtby, geçen hafta kupada Aston Villa karşısında harika oynamış, asist şov yapmıştı. Dün akşam Holtby asistlerine, Defoe de gollerine devam etmiş. Chadli de attığı golle skor performansını sürdürenlerden...
Anzhi : Pomazan, Angbwa (79' Gadzhibekov), Adeleye, Ewerton, Tagirbekov, Jucilei, Razak, Ahmedov, Solomatin, Serderov (56' Eschenko), Abdulayov (46' Traore)
Tottenham : Lloris, Walker, Chiricheş, Kaboul (71' Dawson), Fryers, Sandro, Dembele, Lamela (72' Sigurdsson), Holtby (78' Eriksen), Chadli, Defoe
Goller : 34' Defoe, 39' Chadli
Tottenham'da Uefa Avrupa Ligi kadrosu oynamış yine. Solda Fryers, stoperde Kaboul ve Chiricheş, ileride Defoe. Lamela hâla takıma tam ısınamamış gözüküyor, adamın henüz 90 dakikası yok. Lewis Holtby, geçen hafta kupada Aston Villa karşısında harika oynamış, asist şov yapmıştı. Dün akşam Holtby asistlerine, Defoe de gollerine devam etmiş. Chadli de attığı golle skor performansını sürdürenlerden...
Anzhi : Pomazan, Angbwa (79' Gadzhibekov), Adeleye, Ewerton, Tagirbekov, Jucilei, Razak, Ahmedov, Solomatin, Serderov (56' Eschenko), Abdulayov (46' Traore)
Tottenham : Lloris, Walker, Chiricheş, Kaboul (71' Dawson), Fryers, Sandro, Dembele, Lamela (72' Sigurdsson), Holtby (78' Eriksen), Chadli, Defoe
Goller : 34' Defoe, 39' Chadli
İddaa#53
Bahis hayatımdaki başarısızlık oranı son zamanlarda düştü. Sırf şu cümleyi kurduğum için yeniden yükselecek biliyorum. Dün akşam Swansea handikap yapsa haftaiçi programını epey kârlı kapatacaktım. Zira Milan'ın son dakikada uydurma penaltısından kazandığım 3-5 kuruş da kenarda duruyor.
Bugünün programına baktım. Tempobet'ten oynamaya devam etseydim kesin kupon yapardım ama İddaa'da şu programdan kombine yapmak zor. Yine de tahminlerimi yazayım. Üzerine biraz çalıştım.
Slaven Belupo - Lokomotiva Zagreb
Lokomotiva'nın gol atmadığı maç yok. Slaven Belupo ise çok kötü bir performans göstermiş. Gol ortamalarına baktım. Lokomotiva 11 maçta 20 gol atıp, 10 gol yemiş. Her maç attıkları kadar, neredeyse her maç da yemişler yani. Slaven Belupo'da bu sayılar 10-16 şeklinde. Gol atıp yeme oranı yine yüksek. Bu maçtan ÜST kokusu alıyorum, 1.65 de güzel oran.
St. Pauli - Paderborn
İki takım arasında bariz kalite farkı var. Zaten St.Pauli ligin en güçlü takımlarından biri ve lig sonuna kadar Bundesliga yarışı içerisinde olacaklarını düşünüyorum. St.Pauli'nin kazanmasını bekliyorum, 1.50 orandan denenir. 1
Auxerre - Laval
Tam bir 2,5 alt ligi olan Fransa 2'de mutlaka 3-4-5 maç alt bitiyor. Bazen 7-8'i bile alt bitiyor. Şimdi böyle dedim diye bitmeyeceği tutar ama bana bu seçenekler arasında en cazip geleni Auxerre-Laval maçı oldu. Auxerre; 9 maçta 6 gol atıp 9 gol yemiş. Üst biten tek maçlarını deplasmanda Lens ile oynamışlar, iç saha maçlarının tamamı Alt. Laval'ın ligde gol yemediği maç yok. Her maç gol yemişler. Özellikle son haftalarda maçları üst bitiyor ama ben bu maçı Auxerre'in kazanacağını ve skorun kısır geçeceğini düşünüyorum. ALT
Villarreal - Granada
İspanya La Lig'da geçen hafta ALT haftasıydı, bir maç hariç hepsi 2.5 altında kaldı. Lige yeniden dönen ve beklenti üstü başlangıç yapan Villarreal, ligin kısır takımı Granada'yı ağırlayacak. Granada az attığı gibi, az da yiyor. Villarreal biraz daha TGS 2-3 takımı ama bugünkü maçın kısır geçeceğini düşünüyorum. ALT
Twente - Villarreal (DÜELLO)
Villarreal'in kazansa bile az gollü kazanacağını düşündüğümden, Twente'nin de deplasmanda Cambuur'a daha fazla gol atacağını düşünüğümden bu düelloda 2 oranıyla Twente oynanabilir. 1
Hannover - Hertha Berlin
Hannover'in 7 maçından 6sı 2-3 gol aralığında bitmiş. Hertha Berlin'in biraz daha karışık bir karnesi var. Daha çok üste meyilli bir takım olması dikkatimi çekti. O yüzden bu maçın da 2-3 gol aralığında olacağını, her iki takımın da gol bulma şansının yüksek olduğunu düşünüyorum. TGS 2-3
Sheffield United - Crawley
Sheffield'ın içinde olduğu süreç malum. Kulübün yeni zengin sahiplerine rağmen bir çöküşün içerisindeler. Transfer dönemine kadar bu böyle gidecek gibi gözüküyor. Ligde 9 maçın 7sini kaybettiler ve rakip Crawley şu an için en azından Play-Off kovalıyor. X2 çifte şans denenebilir.
Accrington - Dagenham
Accrington yıllardır takip ettiğim ve sık bahis yaptığım bir takımdı. Bu sezon çok kötüler. 9 maçta galibiyetleri yok. İç sahada biraz daha derli toplular. En azından gol atıyorlar. Dagenham'ın ise deplasman galibiyeti yok ama en azından form durumları rakibe göre daha iyi. Tercihim X2 çifte şans.
Bugünün programına baktım. Tempobet'ten oynamaya devam etseydim kesin kupon yapardım ama İddaa'da şu programdan kombine yapmak zor. Yine de tahminlerimi yazayım. Üzerine biraz çalıştım.
Slaven Belupo - Lokomotiva Zagreb
Lokomotiva'nın gol atmadığı maç yok. Slaven Belupo ise çok kötü bir performans göstermiş. Gol ortamalarına baktım. Lokomotiva 11 maçta 20 gol atıp, 10 gol yemiş. Her maç attıkları kadar, neredeyse her maç da yemişler yani. Slaven Belupo'da bu sayılar 10-16 şeklinde. Gol atıp yeme oranı yine yüksek. Bu maçtan ÜST kokusu alıyorum, 1.65 de güzel oran.
St. Pauli - Paderborn
İki takım arasında bariz kalite farkı var. Zaten St.Pauli ligin en güçlü takımlarından biri ve lig sonuna kadar Bundesliga yarışı içerisinde olacaklarını düşünüyorum. St.Pauli'nin kazanmasını bekliyorum, 1.50 orandan denenir. 1
Auxerre - Laval
Tam bir 2,5 alt ligi olan Fransa 2'de mutlaka 3-4-5 maç alt bitiyor. Bazen 7-8'i bile alt bitiyor. Şimdi böyle dedim diye bitmeyeceği tutar ama bana bu seçenekler arasında en cazip geleni Auxerre-Laval maçı oldu. Auxerre; 9 maçta 6 gol atıp 9 gol yemiş. Üst biten tek maçlarını deplasmanda Lens ile oynamışlar, iç saha maçlarının tamamı Alt. Laval'ın ligde gol yemediği maç yok. Her maç gol yemişler. Özellikle son haftalarda maçları üst bitiyor ama ben bu maçı Auxerre'in kazanacağını ve skorun kısır geçeceğini düşünüyorum. ALT
Villarreal - Granada
İspanya La Lig'da geçen hafta ALT haftasıydı, bir maç hariç hepsi 2.5 altında kaldı. Lige yeniden dönen ve beklenti üstü başlangıç yapan Villarreal, ligin kısır takımı Granada'yı ağırlayacak. Granada az attığı gibi, az da yiyor. Villarreal biraz daha TGS 2-3 takımı ama bugünkü maçın kısır geçeceğini düşünüyorum. ALT
Twente - Villarreal (DÜELLO)
Villarreal'in kazansa bile az gollü kazanacağını düşündüğümden, Twente'nin de deplasmanda Cambuur'a daha fazla gol atacağını düşünüğümden bu düelloda 2 oranıyla Twente oynanabilir. 1
Hannover - Hertha Berlin
Hannover'in 7 maçından 6sı 2-3 gol aralığında bitmiş. Hertha Berlin'in biraz daha karışık bir karnesi var. Daha çok üste meyilli bir takım olması dikkatimi çekti. O yüzden bu maçın da 2-3 gol aralığında olacağını, her iki takımın da gol bulma şansının yüksek olduğunu düşünüyorum. TGS 2-3
Sheffield United - Crawley
Sheffield'ın içinde olduğu süreç malum. Kulübün yeni zengin sahiplerine rağmen bir çöküşün içerisindeler. Transfer dönemine kadar bu böyle gidecek gibi gözüküyor. Ligde 9 maçın 7sini kaybettiler ve rakip Crawley şu an için en azından Play-Off kovalıyor. X2 çifte şans denenebilir.
Accrington - Dagenham
Accrington yıllardır takip ettiğim ve sık bahis yaptığım bir takımdı. Bu sezon çok kötüler. 9 maçta galibiyetleri yok. İç sahada biraz daha derli toplular. En azından gol atıyorlar. Dagenham'ın ise deplasman galibiyeti yok ama en azından form durumları rakibe göre daha iyi. Tercihim X2 çifte şans.
Trabzonspor 3 - 3 Lazio | UEL 2.Hafta
Beklediğim az gollü ve kısır bir maçken, çok ilginç bir maç izledik. Trabzonspor'un Lazio karşısında bu kadar iyi başlayacağını hiç düşünmemiştim. Petkovic'in maç öncesi verdiği "gençlere güveniyorum" mesajı Trabzonluları havaya sokmuş olsa da; genç oyuncuların isimlerini görünce rahatladım. Cavanda, Onazi gibi oynamaya alışmış isimlerdi. Bir de çok merak ettiğim Felipe Anderson ve Brayan Perea. Bu arada Lazio'nun sarı formayla başlamasını bekliyordum, öyle oldu. Çok şık şu forma ya, bir tane de bundan alabilirim.
Her iki takımın da evlere şenlik savunması maçın başında kendini belli edince, az gollü maç beklentimi rafa kaldırana kadar zaten goller gelmeye başlamıştı. 2013'ün Trabzon'unda hâla çöp poşetleriyle yağmurdan korunup maç izleyen taraftarlar var, hahahaha. İngiliz spikerden izledim, görüntülerin ilginç olduğunu söyledi. İtalyanların ne düşündüğünü gerçekten merak ediyorum. Trabzonspor'u bu sezon sadece Apollon maçının ilk yarısında izlemiştim. Bizim maç öncesi bir alıcı gözle izleme fırsatım oldu, izlediklerimden de memnun kaldım. Öte yandan; herkesin konuştuğu Yusuf Erdoğan'ı geçen seneden beri beğenenlerdenim ben de. Mustafa Reşit Akçay'ın ise yetersiz bir teknik direktör olduğunu düşünüyorum. Adrian'dan ve Henrique'den verim alması müthiş, ikisi de iyi topçular zaten. Bundan önce oynatmayan hocalar hatalıydı. Ancak Olcan'ı sol bek yapmak çok fantastik bir düşünce değil mi ya ? Gerçi Lazio'da da Petkovic'in benzer bir durumu var. Mesela Lorik Cana'yı stoperde izlemek acayip. Geçen sezon mecburiyetti, bu sezon öncelik oldu. Lorik Cana, Marsilya'dayken çok iyi bir ön liberoydu, severdim. Galatasaray'a geldi, sıradanlaştı. Sonrası malum... Şu an tamamen Igli Tare torpili olduğunu düşünüyorum. Yoksa bu kadar düz bir adamın birinci stoper olmasını aklım almıyor. Dün akşam Trabzonsporlular elini kolunu sallaya sallaya geçti savunmayı. Ciani hariç 3 oyuncu da iyi savunmacı değil. Cavanda'nın üzerinde duruyor Petkovic, takıma iyi bir yedek bek kazandırdı ama asla Lazio kalibresinde bir oyuncu değil. Lulic iyi bir sol açık ama vasat bir sol bek. Trabzonspor da çok istekli başlayınca, Lazio savunmasını geçmek zor olmadı. 4-5 olacak maç, ilk yarıda 3-1 oldu. İkinci yarıda Lazio oyunun son bölümlerinde skoru kabullenmiş gözükünce canım sıkıldı. Neticede biliyorum böyle bir takım olmadıklarını... Trabzonspor yine çok etkili kontralar buldu. Petkovic dün 90 dakika Perea'ya nasıl katlandı anlamak güç. Candreva oyundan çıktı, Floccari girdi; değişik bir sisteme döndü Lazio. Ne kadar formsuz olsa da üstündeki kireci attı Sergio. Bitime kısa süre kala Lazio'nun gerçek bir forvetle neler yapabileceğini gösterdi ve 1 puanı alan isim oldu.
Lazio'da Felipe Anderson'u hep merak ettiğimi söylüyordum. Dün akşam vasattı ama en azından adam "topçu" olduğunu belli ediyor. Perea'yı hiç beğenmedim. Bana tarz olarak Hoarau'yu hatırlattı. Cavanda'nın savrukluğu can sıktı. Onazi ise olmuş, gerçekten olmuş. Onazi ve Cavanda'nın ilk maçlarını hatırlıyorum, her ikisi de sıska ve vitaminsizdi. Şimdi ikisinin de fiziği taş gibi. Salih Uçan ve Bruma daha üst düzey maçlar çıkarmalarına rağmen fizik olarak hâla çok yetersizler mesela... Keita Balde de olacak gibi gözüküyor, kumaşı çok iyi.
Maçın istatistiklerini olduğu gibi veriyorum. Gazetelere baksanız; "Trabzon galibiyeti kaçırdı" yazar ama maçın istatistikleri öyle söylemiyor.
Trabzonspor : Onur, Bosingwa, Aykut, Yumlu, Olcan, Colman (57' Aykut Akgün), Zokora, Malouda (64' Alanzinho), Adrian, Yusuf, Henrique
Lazio : Marchetti, Cavanda, Ciani, Cana, Lulic, Biglia, Onazi, Candreva (61' Floccari), Hernanes (74' Ederson), Felipe Anderson (79' Keita), Perea
Sarı Kartlar : Cavanda
Goller : 12' Yusuf, 22' Adrian, 29' Onazi, 34' Henrique, 83' ve 85' Floccari
Legia'nın sahasında Apollon'a kaybetmesi benim için sürpriz oldu. Trabzonspor'un gruptaki şansını arttırdı bana göre. Lazio karşısındaki Legia'yı beğenmiştim. Lazio yine gruptan rahat çıkacak da, ikinci kim olacak merakla bekliyorum.
Her iki takımın da evlere şenlik savunması maçın başında kendini belli edince, az gollü maç beklentimi rafa kaldırana kadar zaten goller gelmeye başlamıştı. 2013'ün Trabzon'unda hâla çöp poşetleriyle yağmurdan korunup maç izleyen taraftarlar var, hahahaha. İngiliz spikerden izledim, görüntülerin ilginç olduğunu söyledi. İtalyanların ne düşündüğünü gerçekten merak ediyorum. Trabzonspor'u bu sezon sadece Apollon maçının ilk yarısında izlemiştim. Bizim maç öncesi bir alıcı gözle izleme fırsatım oldu, izlediklerimden de memnun kaldım. Öte yandan; herkesin konuştuğu Yusuf Erdoğan'ı geçen seneden beri beğenenlerdenim ben de. Mustafa Reşit Akçay'ın ise yetersiz bir teknik direktör olduğunu düşünüyorum. Adrian'dan ve Henrique'den verim alması müthiş, ikisi de iyi topçular zaten. Bundan önce oynatmayan hocalar hatalıydı. Ancak Olcan'ı sol bek yapmak çok fantastik bir düşünce değil mi ya ? Gerçi Lazio'da da Petkovic'in benzer bir durumu var. Mesela Lorik Cana'yı stoperde izlemek acayip. Geçen sezon mecburiyetti, bu sezon öncelik oldu. Lorik Cana, Marsilya'dayken çok iyi bir ön liberoydu, severdim. Galatasaray'a geldi, sıradanlaştı. Sonrası malum... Şu an tamamen Igli Tare torpili olduğunu düşünüyorum. Yoksa bu kadar düz bir adamın birinci stoper olmasını aklım almıyor. Dün akşam Trabzonsporlular elini kolunu sallaya sallaya geçti savunmayı. Ciani hariç 3 oyuncu da iyi savunmacı değil. Cavanda'nın üzerinde duruyor Petkovic, takıma iyi bir yedek bek kazandırdı ama asla Lazio kalibresinde bir oyuncu değil. Lulic iyi bir sol açık ama vasat bir sol bek. Trabzonspor da çok istekli başlayınca, Lazio savunmasını geçmek zor olmadı. 4-5 olacak maç, ilk yarıda 3-1 oldu. İkinci yarıda Lazio oyunun son bölümlerinde skoru kabullenmiş gözükünce canım sıkıldı. Neticede biliyorum böyle bir takım olmadıklarını... Trabzonspor yine çok etkili kontralar buldu. Petkovic dün 90 dakika Perea'ya nasıl katlandı anlamak güç. Candreva oyundan çıktı, Floccari girdi; değişik bir sisteme döndü Lazio. Ne kadar formsuz olsa da üstündeki kireci attı Sergio. Bitime kısa süre kala Lazio'nun gerçek bir forvetle neler yapabileceğini gösterdi ve 1 puanı alan isim oldu.
Lazio'da Felipe Anderson'u hep merak ettiğimi söylüyordum. Dün akşam vasattı ama en azından adam "topçu" olduğunu belli ediyor. Perea'yı hiç beğenmedim. Bana tarz olarak Hoarau'yu hatırlattı. Cavanda'nın savrukluğu can sıktı. Onazi ise olmuş, gerçekten olmuş. Onazi ve Cavanda'nın ilk maçlarını hatırlıyorum, her ikisi de sıska ve vitaminsizdi. Şimdi ikisinin de fiziği taş gibi. Salih Uçan ve Bruma daha üst düzey maçlar çıkarmalarına rağmen fizik olarak hâla çok yetersizler mesela... Keita Balde de olacak gibi gözüküyor, kumaşı çok iyi.
Maçın istatistiklerini olduğu gibi veriyorum. Gazetelere baksanız; "Trabzon galibiyeti kaçırdı" yazar ama maçın istatistikleri öyle söylemiyor.
Trabzonspor : Onur, Bosingwa, Aykut, Yumlu, Olcan, Colman (57' Aykut Akgün), Zokora, Malouda (64' Alanzinho), Adrian, Yusuf, Henrique
Lazio : Marchetti, Cavanda, Ciani, Cana, Lulic, Biglia, Onazi, Candreva (61' Floccari), Hernanes (74' Ederson), Felipe Anderson (79' Keita), Perea
Sarı Kartlar : Cavanda
Goller : 12' Yusuf, 22' Adrian, 29' Onazi, 34' Henrique, 83' ve 85' Floccari
Legia'nın sahasında Apollon'a kaybetmesi benim için sürpriz oldu. Trabzonspor'un gruptaki şansını arttırdı bana göre. Lazio karşısındaki Legia'yı beğenmiştim. Lazio yine gruptan rahat çıkacak da, ikinci kim olacak merakla bekliyorum.
Karizma
Lazio kafilesi dün Trabzon'a geldi. Resmi Facebook hesaplarından da fotoğrafları yayınladılar. Şüphesiz ki en karizmatik isim yine Hernanes. Bu adam bana hep Alex'i hatırlatıyor. Duruşuyla, saha içindeki halleriyle, şimdi de gözlüğüyle... Tabi bir Alex olması imkansız ama karizması Alex'ten az değil.
Bu akşam Trabzon deplasmanında Lazio'nun kazanacağını düşünüyorum. Hernanes de Trabzon sınırlarında olduğu sürece şehrin en karizmatik insanı.
Bu akşam Trabzon deplasmanında Lazio'nun kazanacağını düşünüyorum. Hernanes de Trabzon sınırlarında olduğu sürece şehrin en karizmatik insanı.
Sassuolo 2 - 2 Lazio | Serie A 6.Hafta
Sassuolo teknik direktör değişikliği ile birlikte ilk puanını haftaiçi Napoli'den almıştı. Sassuolo güzel takım, ilk defa Serie A'da oynuyorlar. Benim Serie A'da izlediğim, renklerinde yeşil olan tek takım. Üşenmedim baktım, daha önce de Venezia ve Avellino haricinde yeşil renkli takım yok. İtalyanlar yeşil sevmiyorsa demek... Bu arada geçen sezon Serie B izlemişliğim var, müthiş canlı bahisçiydim. Hey gidi torba yasa... Simone Zaza'yı geçen sezondan beri çok beğenirim. Bu sezon da Sassuolo'nun iki golünü atan oyuncuydu. Lazio karşısında iki farklı isim de gol hanesine adını ekledi. Zaza'da potansiyel var, yaşı da genç. Sassuolo düşse bile Zaza Serie A'da kalır. İlk yarıda aklımda kalan 3 pozisyon vardı. Biri Zaza'nın direğe isabet eden kafa vuruşu, biri Candreva'nın şutu, diğeri Ciani'nin çok iyi yükselip vurduğu kafa vuruşu. İkinci yarıya gollerle başlayan taraf ise Lazio'ydu. Sassuolo'nun etkisiz futboluna 2 gol ile karşılık geldi. Önce Andre Dias attı. İlk yarıda Ciani'nin kaçırdığına benzer bir pozisyondu. Sonra Candreva 2-0 yaptı. Ancak pes etmeyen Sassuolo, önce Scheletto ile farkı bire indirdi. Sonra Floro Flores'in şık frikik golüyle skoru eşitledi. 3-2 için de çok uğraştılar ama olmadı. Lazio beklemediği bir puan kaybı yaparken, Sassuolo ligde kalma yarışında 2-0'dan geriden gelmesine rağmen önemli 1 puan aldı.
Sassuolo : Pegolo, Acerbi, Bianco, Marzorati, Magnanelli, Missiroli, Kurtic (76' Laribi), Ziegler, Scheletto, Berardi (63' Floro Flores), Zaza (80' Alexe)
Lazio : Marchetti, Cavanda (76' Cana), Dias, Ciani, Pereirinha, Ledesma, Onazi (46' Gonzalez), Hernanes, Ederson (64' Biglia), Candreva, Floccari
Sarı Kartlar : Pereirinha, Zaza, Scheletto, Floro Flores
Goller : 50' Dias, 54' Candreva, 55' Scheletto, 77' Floro Flores
Gençlerbirliği 0 - 1 Fenerbahçe | Pozisyon Vermeden
Fenerbahçe'nin şampiyonlukları Ankara'dan geçer. 2000 sonrasına baktığımı not ederek belirteyim; Gençlerbirliği'ni Ankara'da yendiğimiz sezonlar şampiyon olmuşuz. Sadece 2008 yılı var, onda da çok iyi oynayıp Şampiyonlar Ligi ağırlığı ve Kezman'ın penaltı kaprisiyle şampiyonluğu kaybetmiştik. Yenemediğimiz sezonlar ise şampiyonluğumuz yok. En son geçen sezon yarışından koptuğumuz deplasman olmuştu. Ankara deplasmanı eşittir şampiyonluk yolu. Yen ve dön, bu kadar basit.
Şu ilkel yabancı kontenjanı yüzünden hep dengesiz kadro içerisinde en dengeliyi seçmeye çalışıyor Ersun hoca. Yine kazanan kadroyu bozmak istemedi. Sadece defansif önlemleri arttırdı. Gençlerbirliği de kötü olmayan kadrosuna rağmen lige iyi başlayamadı. Metin Diyadin hocayı severim, futbolculuğuna doyamadık; hocalıkta başarılı olsun. Hatta ligde Bülent Uygun ile beraber sevdiğim iki Anadolu hocasından biri. Gençlerbirliği bu sezon beni şaşırtarak başladı. Gosso, Stancu, Petrovic, Tomic, Tosic gibi iyi yabancılara sahipler. Metin Hoca ile yaptıkları başlangıcın beklenti altında olduğunu kabul ediyorum. Öte yandan dersine iyi çalışmış bir Ersun Yanal vardı. Ersun hoca defansif tüm önlemleri almış ve rakibin formsuz hücum hattına karşı oldukça sağlam bir savunma anlayışının yanında, sabırlı ve kontrollü hücum eden bir Fenerbahçe sahaya sürmüştü. İlk yarıda istekli, bir o kadar da tedbirli ve sabırlı bir Fenerbahçe izledik. Bulunan birkaç net pozisyondan sonuç alamadık.
İkinci yarıda kontrolün yanına gol de eklemeliydik. İyi hücum edemeyen rakip karşısında beklenen gol Egemen'in yarattığı karambolde Kuyt'tan geldi. Mücadeleci futbolunun yanında gol krallığında da iddialı olan "Working Class Hero", Fenerbahçe'yi sırtlamaya devam ediyor. Ersun Yanal, Emenike'yi kontraatak şansının arttırdığı daha erken bir dakikada oyuna alsaydı, son 10 dakikada bulduğumuz dünyanın pozisyonunu daha uzun bir süre bulma şansına sahip olacaktık. Neticede pozisyon vermeden alınan galibiyet bal kaymak oldu ve gelecek adına da ümit vermeye devam etti. Fenerbahçe'nin galibiyeti sonrası ortaya çıkan "Hakemciler" olduğuna göre, Fenerbahçe korku salmaya başlamıştır. Hepsinden öte, şampiyonluk yolunun geçtiği Ankara'dan alınan 3 puan önemlidir. Başkanı hakemlere ve federasyona saldırırken, sessizliğini koruyan ve sadece futbol konuşan Metin Diyadin hocama da teşekkür ederim. Türkiye sadece futbol konuşan adamları çok özledi.
Şu ilkel yabancı kontenjanı yüzünden hep dengesiz kadro içerisinde en dengeliyi seçmeye çalışıyor Ersun hoca. Yine kazanan kadroyu bozmak istemedi. Sadece defansif önlemleri arttırdı. Gençlerbirliği de kötü olmayan kadrosuna rağmen lige iyi başlayamadı. Metin Diyadin hocayı severim, futbolculuğuna doyamadık; hocalıkta başarılı olsun. Hatta ligde Bülent Uygun ile beraber sevdiğim iki Anadolu hocasından biri. Gençlerbirliği bu sezon beni şaşırtarak başladı. Gosso, Stancu, Petrovic, Tomic, Tosic gibi iyi yabancılara sahipler. Metin Hoca ile yaptıkları başlangıcın beklenti altında olduğunu kabul ediyorum. Öte yandan dersine iyi çalışmış bir Ersun Yanal vardı. Ersun hoca defansif tüm önlemleri almış ve rakibin formsuz hücum hattına karşı oldukça sağlam bir savunma anlayışının yanında, sabırlı ve kontrollü hücum eden bir Fenerbahçe sahaya sürmüştü. İlk yarıda istekli, bir o kadar da tedbirli ve sabırlı bir Fenerbahçe izledik. Bulunan birkaç net pozisyondan sonuç alamadık.
İkinci yarıda kontrolün yanına gol de eklemeliydik. İyi hücum edemeyen rakip karşısında beklenen gol Egemen'in yarattığı karambolde Kuyt'tan geldi. Mücadeleci futbolunun yanında gol krallığında da iddialı olan "Working Class Hero", Fenerbahçe'yi sırtlamaya devam ediyor. Ersun Yanal, Emenike'yi kontraatak şansının arttırdığı daha erken bir dakikada oyuna alsaydı, son 10 dakikada bulduğumuz dünyanın pozisyonunu daha uzun bir süre bulma şansına sahip olacaktık. Neticede pozisyon vermeden alınan galibiyet bal kaymak oldu ve gelecek adına da ümit vermeye devam etti. Fenerbahçe'nin galibiyeti sonrası ortaya çıkan "Hakemciler" olduğuna göre, Fenerbahçe korku salmaya başlamıştır. Hepsinden öte, şampiyonluk yolunun geçtiği Ankara'dan alınan 3 puan önemlidir. Başkanı hakemlere ve federasyona saldırırken, sessizliğini koruyan ve sadece futbol konuşan Metin Diyadin hocama da teşekkür ederim. Türkiye sadece futbol konuşan adamları çok özledi.
Tottenham 1 - 1 Chelsea | Yine Olmadı
Manchester takımları beklentileri karşılamayınca, zirve yürüyüşünü 3 Londra ekibi yapıyor. Arsenal, Tottenham ve Chelsea'nin zirve yürüyüşünde dün önemli bir derbi daha vardı. Tottenham, şansının bir türlü tutmadığı Chelsea'yi ağırladı. Premier Lig istatistiklerinde Chelsea'nin ezici bir üstünlüğü var. Tottenham, bugüne kadar EPL'de Chelsea'yi sadece 3 kez yenebilmiş. Son galibiyet 17 Nisan 2010'da Defoe ve Bale'in golleriyle gelmiş. 1992-2006 arası Tottenham hiç galibiyeti yok.
Düne dair en merak edilen şeylerden biri Mourinho-Villas Boas kapışmasıydı. İki eski dost maça oldukça soğuk bir el sıkışmasıyla başladı. Villas-Boas, misafiri Mourinho'nun yanına gitti, buna karşılık Mou soğuk bir şekilde yarım yamalak ayağa kalkarak ve Boas'ın yüzüne bakmayarak selam verdi. Mourinho'dan son 2 senede gerçekten soğudum. Dün Mata'ya muhtaç kalması ve Mata'nın golü attırması güzel bir mesaj oldu Portekizli'ye. Tottenham'da haftaiçi kupada oynanan maçtan sonra, Defoe ve Holtby'nin 11 başlayıp başlamayacağı merak ediliyordu. Villas-Boas kadroyu bozmamayı tercih etti ve Sigurdsson, Eriksen, Townsend, Soldado ileri dörtlüsüyle başladı. Spurs'ün maça oldukça baskın başladığı ve rakibe nefes aldırmadığını belirtelim. Bu baskın futbolun sonucunda 19. dakikada Sigurdsson'ın golü geldi. Eriksen yine golü getiren adamdı. Sigurdsson ise yükselen performansını derbide de devam ettirdi. İlk yarının son 10 dakikasına kadar üstünlüğü elden bırakmayan Spurs, son 10 dakikalık bölümde ipleri rakibinin eline verdi.
İkinci yarıda Mourinho egolarını bir kenara bırakarak, Mata'yı oyuna almak zorunda kaldı. Zaten Ramires'in sağ kanatta oynaması acayip bir şey. Bu değişiklikle Ramires orta sahaya geçerken; Mata, Oscar, Hazard ve önlerinde Torres ile gol aramaya başladı Maviler. Maçın kırılma anlarından biri; Paulinho'nun karşı karşıya çaprazdan kaçırdığı o pozisyon. O pozisyonun golle sonuçlanması maçı bitirebilirdi, olmadı. İkinci yarının akılda kalanlarından biri de Torres ile Vertonghen arasında dalaşmanın sonucunda Torres'in oyundan atılması. Chelsea'nin hücumlarından doğan boşluklarda Tottenham kontraatak sayısını arttırınca, Villas-Boas Nacer Chadli'yi oyuna aldı. Oysa Townsend kötü oynamıyordu, üstelik yerine Holtby tercihi daha isabetli olurdu. Bu değişikliğin üzerinden çok geçmeden Chelsea'nin ofsayt kokan beraberlik golü geldi. Bu duran topa yapılan savunma da oldukça kötüydü, Terry'ye dokunmak kaldı. Son bölümlerde Tottenham baskıyı arttırsa da; Defoe ve Holtby'nin de oyuna girmesine rağmen galibiyet golü gelmedi. Tottenham, Chelsea'yi yine yenemedi. Ezeli rakip karşısındaki galibiyet hasreti 8 resmi maça çıktı. Tottenham bu sezon ikinci kez gol yedi. Daha önceki maçlarında sadece Arsenal'dan gol yemişlerdi.
Düne dair en merak edilen şeylerden biri Mourinho-Villas Boas kapışmasıydı. İki eski dost maça oldukça soğuk bir el sıkışmasıyla başladı. Villas-Boas, misafiri Mourinho'nun yanına gitti, buna karşılık Mou soğuk bir şekilde yarım yamalak ayağa kalkarak ve Boas'ın yüzüne bakmayarak selam verdi. Mourinho'dan son 2 senede gerçekten soğudum. Dün Mata'ya muhtaç kalması ve Mata'nın golü attırması güzel bir mesaj oldu Portekizli'ye. Tottenham'da haftaiçi kupada oynanan maçtan sonra, Defoe ve Holtby'nin 11 başlayıp başlamayacağı merak ediliyordu. Villas-Boas kadroyu bozmamayı tercih etti ve Sigurdsson, Eriksen, Townsend, Soldado ileri dörtlüsüyle başladı. Spurs'ün maça oldukça baskın başladığı ve rakibe nefes aldırmadığını belirtelim. Bu baskın futbolun sonucunda 19. dakikada Sigurdsson'ın golü geldi. Eriksen yine golü getiren adamdı. Sigurdsson ise yükselen performansını derbide de devam ettirdi. İlk yarının son 10 dakikasına kadar üstünlüğü elden bırakmayan Spurs, son 10 dakikalık bölümde ipleri rakibinin eline verdi.
İkinci yarıda Mourinho egolarını bir kenara bırakarak, Mata'yı oyuna almak zorunda kaldı. Zaten Ramires'in sağ kanatta oynaması acayip bir şey. Bu değişiklikle Ramires orta sahaya geçerken; Mata, Oscar, Hazard ve önlerinde Torres ile gol aramaya başladı Maviler. Maçın kırılma anlarından biri; Paulinho'nun karşı karşıya çaprazdan kaçırdığı o pozisyon. O pozisyonun golle sonuçlanması maçı bitirebilirdi, olmadı. İkinci yarının akılda kalanlarından biri de Torres ile Vertonghen arasında dalaşmanın sonucunda Torres'in oyundan atılması. Chelsea'nin hücumlarından doğan boşluklarda Tottenham kontraatak sayısını arttırınca, Villas-Boas Nacer Chadli'yi oyuna aldı. Oysa Townsend kötü oynamıyordu, üstelik yerine Holtby tercihi daha isabetli olurdu. Bu değişikliğin üzerinden çok geçmeden Chelsea'nin ofsayt kokan beraberlik golü geldi. Bu duran topa yapılan savunma da oldukça kötüydü, Terry'ye dokunmak kaldı. Son bölümlerde Tottenham baskıyı arttırsa da; Defoe ve Holtby'nin de oyuna girmesine rağmen galibiyet golü gelmedi. Tottenham, Chelsea'yi yine yenemedi. Ezeli rakip karşısındaki galibiyet hasreti 8 resmi maça çıktı. Tottenham bu sezon ikinci kez gol yedi. Daha önceki maçlarında sadece Arsenal'dan gol yemişlerdi.
Lazio 3 - 1 Catania | Serie A 5.Hafta
Lazio - Catania maçını izleyemedim. Açık kanaldan yayınlanan Chievo - Juventus maçını izleyebildim. Linkten maç izlemek zulüm bilirsiniz.
Lazio için 5 haftalık sezon başlangıcının özeti : kendinden güçlü takımlara yeniliyor, kendinden güçsüz takımları yeniyor. Geçen senelerde hep eleştirdiğim bir noktaydı. Juventus'tan, Milan'dan puan alıp; ertesi hafta Chievo'ya yenilebiliyorlardı. Bu sezon ise tam tersi bir başlangıç söz konusu. Haftasonu Sassuolo karşısında da aynı devam edebilecekler mi merak ediyorum. Sassuolo'nun Napoli'den aldığı puanla morali yerine geldi ve en azından iç sahadaki maçlarda kazanmak için oynamak zorundalar.
Lazio'da yeni transfer Brayan Perea da 70'de oyuna dahil olmuş. Ederson'un karambol goldeki fırsatçılığı ve zekası, Lulic'in Ronaldo'nun 2002'de Türkiye'ye attığı gibi sağ ayakla yaptığı pisburun ve Hernanes'in tipik gollerinden birini atması maçın önemli anları olmuş. Lazio'nun yediği gol yine savunma hatası. Serie A'da Inter çok da büyük olmayan kadrosuyla büyük oynamaya devam ediyor. Mazzarri büyük hoca. Gecenin akılda kalan bir detayı da Milan karşısında Bologna'nın 3-1'i koruyamaması ve Diego Laxalt'ın performansı.
Lazio : Marchetti, Cavanda, Ciani, Cana, Pereirinha, Ledesma, Onazi, Candreva (89' Gonzalez), Ederson (76' Hernanes), Lulic, Floccari (70' Perea)
Catania : Andujar, Alvarez, Bellusci, Spolli, Biraghi, Almiron (76' Tachtsidis), Guarente (58' Boateng), Plasil, Barrientos, Monzon, Petkovic (58' Leto)
Sarı Kartlar : Cana, Bellusci, Onazi, Barrientos, Alvarez
Kırmızı Kart : 60' Bellusci
Goller : 4' Ederson, 6' Barrientos, 39' Lulic, 90' Hernanes
Lazio için 5 haftalık sezon başlangıcının özeti : kendinden güçlü takımlara yeniliyor, kendinden güçsüz takımları yeniyor. Geçen senelerde hep eleştirdiğim bir noktaydı. Juventus'tan, Milan'dan puan alıp; ertesi hafta Chievo'ya yenilebiliyorlardı. Bu sezon ise tam tersi bir başlangıç söz konusu. Haftasonu Sassuolo karşısında da aynı devam edebilecekler mi merak ediyorum. Sassuolo'nun Napoli'den aldığı puanla morali yerine geldi ve en azından iç sahadaki maçlarda kazanmak için oynamak zorundalar.
Lazio'da yeni transfer Brayan Perea da 70'de oyuna dahil olmuş. Ederson'un karambol goldeki fırsatçılığı ve zekası, Lulic'in Ronaldo'nun 2002'de Türkiye'ye attığı gibi sağ ayakla yaptığı pisburun ve Hernanes'in tipik gollerinden birini atması maçın önemli anları olmuş. Lazio'nun yediği gol yine savunma hatası. Serie A'da Inter çok da büyük olmayan kadrosuyla büyük oynamaya devam ediyor. Mazzarri büyük hoca. Gecenin akılda kalan bir detayı da Milan karşısında Bologna'nın 3-1'i koruyamaması ve Diego Laxalt'ın performansı.
Lazio : Marchetti, Cavanda, Ciani, Cana, Pereirinha, Ledesma, Onazi, Candreva (89' Gonzalez), Ederson (76' Hernanes), Lulic, Floccari (70' Perea)
Catania : Andujar, Alvarez, Bellusci, Spolli, Biraghi, Almiron (76' Tachtsidis), Guarente (58' Boateng), Plasil, Barrientos, Monzon, Petkovic (58' Leto)
Sarı Kartlar : Cana, Bellusci, Onazi, Barrientos, Alvarez
Kırmızı Kart : 60' Bellusci
Goller : 4' Ederson, 6' Barrientos, 39' Lulic, 90' Hernanes
Aston Villa 0 - 4 Tottenham | Holtby'nin Gecesi
Kupa maçlarını pek sevmiyorum. Çeyrek Final'den sonra belki biraz... Yarı finalden sonra epey. Finalleri elbette seviyorum. Alt liglerden gelen bir takım ilerledikçe acayip keyifli oluyor ama o da her zaman olan bir şey değil. Bunca Premier Lig takımına da alt lig ekibi rakip olmuşken, Tottenham'a Aston Villa çıkması ve bu maçın Chelsea maçı öncesi oynanmasını şanssızlık görüyordum. Tottenham beklentilerin çok üstüne çıkınca keyif vermeye başladı.
Aston Villa yedek ağırlıklı bir kadroyla sahadaydı. Keza Tottenham da öyle.. Ancak iki takımın yedekleri arasında kalite farkı çok büyük. Tottenham dün 4-4-2'ye yakın bir dizilişle sahadaydı. Harry Kane ve Defoe forvet ikilisiydi. Aston Villa'da merak ettiğim Bacuna ve Kozak'ın performansıydı ancak maçı naklen takip edemedim. İlk yarının tek golü 45'te Defoe'dan geldi. Holtby'nin gol ortası mükemmelken, tıfıl Defoe'nin yükselişi ve kafa vuruşu da asiste yakışır şekildeydi. Defoe inanılmaz golcü. Sürekli kendini hazır tutması ve her oynadığında gol atması takdire şâyan... İkinci yarının başında bu kez kornerde Holtby ortaladı, ön direkte Paulinho tamamladı. Üçüncü golde Defoe & Chadli iş birliği vardı. Golleriyle ön planda olan Defoe, bu kez 10 numara ara pası verdi ve Chadli'ye yeni takımında gol siftahı yapma fırsatını altın tepside sundu. Dördüncü golde ise; Holtby rakibin atağını kesip, önce topu çaldı; sonra Defoe'ye asist yaptı. Holtby, geldiği günden beri en iyi maçını çıkardı. 3 asist yaptı; ki bunlardan 2si mükemmel asistlerdi.
Tottenham, Lig Kupası 3.turunu nispeten zor bir rakibe karşı oynamasına rağmen rahat geçti.
Aston Villa : Steer, Baker, Bennett, Vlaar, Lowton, Bacuna, Sylla, Albrighton, El Ahmadi (46' Bowery), Tonev (82' Robinson), Kozak (46' Helenius)
Tottenham : Friedel, Walker (80' Dawson), Chiricheş, Vertonghen, Fryers, Lamela, Paulinho (64' Dembele), Sandro, Holtby, Kane (73' Chadli), Defoe
Gecenin en akılda kalan olayı ise; Vertonghen'in gole giden Helenius'un şortunu indirdiği ân oldu. Tottenham'da yeni transferlerden Chiricheş ve geçen Ocak'ta Manchester United'dan alınan genç Zeki Fryers ilk kez forma giydi.
Aston Villa yedek ağırlıklı bir kadroyla sahadaydı. Keza Tottenham da öyle.. Ancak iki takımın yedekleri arasında kalite farkı çok büyük. Tottenham dün 4-4-2'ye yakın bir dizilişle sahadaydı. Harry Kane ve Defoe forvet ikilisiydi. Aston Villa'da merak ettiğim Bacuna ve Kozak'ın performansıydı ancak maçı naklen takip edemedim. İlk yarının tek golü 45'te Defoe'dan geldi. Holtby'nin gol ortası mükemmelken, tıfıl Defoe'nin yükselişi ve kafa vuruşu da asiste yakışır şekildeydi. Defoe inanılmaz golcü. Sürekli kendini hazır tutması ve her oynadığında gol atması takdire şâyan... İkinci yarının başında bu kez kornerde Holtby ortaladı, ön direkte Paulinho tamamladı. Üçüncü golde Defoe & Chadli iş birliği vardı. Golleriyle ön planda olan Defoe, bu kez 10 numara ara pası verdi ve Chadli'ye yeni takımında gol siftahı yapma fırsatını altın tepside sundu. Dördüncü golde ise; Holtby rakibin atağını kesip, önce topu çaldı; sonra Defoe'ye asist yaptı. Holtby, geldiği günden beri en iyi maçını çıkardı. 3 asist yaptı; ki bunlardan 2si mükemmel asistlerdi.
Tottenham, Lig Kupası 3.turunu nispeten zor bir rakibe karşı oynamasına rağmen rahat geçti.
Aston Villa : Steer, Baker, Bennett, Vlaar, Lowton, Bacuna, Sylla, Albrighton, El Ahmadi (46' Bowery), Tonev (82' Robinson), Kozak (46' Helenius)
Tottenham : Friedel, Walker (80' Dawson), Chiricheş, Vertonghen, Fryers, Lamela, Paulinho (64' Dembele), Sandro, Holtby, Kane (73' Chadli), Defoe
Gecenin en akılda kalan olayı ise; Vertonghen'in gole giden Helenius'un şortunu indirdiği ân oldu. Tottenham'da yeni transferlerden Chiricheş ve geçen Ocak'ta Manchester United'dan alınan genç Zeki Fryers ilk kez forma giydi.
Fotoğraflarla Haftasonu #11
Hafta ortasına geldik ama fotoğrafları anca toparlayabildim. Zabaleta ve Agüero aşkıyla da perdeyi açıyorum. Manchester derbisi öncesi el ele tutuşan, formalarında Zabaleta ve Agüero yazan çiftin görüntüsü oldukça ilginç...
Verona karşısında ilk yarının uzatma dakikalarında attığı golden sonra Fernando Llorente... İspanyol golcününü Serie A'daki ilk golü oldu. Devamı elbette ki gelecek.
Geçtiğimiz haftasonunun en çok santra yapan, en pahalı üçlüsü... Ahahaha, ulan ne çok santra yaptınız be.
Geçen haftanın en güzel fotoğrafı... Müthiş fotoğraf. Cardiff - Tottenham maçında çekilmiş. Küçük bir taraftar maçı stadın çıkış kapısındaki delikten izlemeye çalışıyor. İngiltere'de aşk 8 harfli; FOOTBALL :)
"Efendim, adam atıyor durduramıyoruz." Michu büyük topçu.
Palermo teknik direktörü Gennaro Gattuso. Reis futbolculuğunda olduğu gibi teknik direktörlüğünde de karizma saçıyor.
Adamım Paolo Di Canio'nun Sunderland macerası kısa sürdü. Geçen sezon takımı ligde tutan, transfer döneminde dünyanın transferini yapan İtalyan menajer, Sunderland'in başında son maçına çıktı. 5 maçta 1 puan toplayabilen ve ligin dibine demir atan Di Canio'nun görevine son verildi.
Verona karşısında ilk yarının uzatma dakikalarında attığı golden sonra Fernando Llorente... İspanyol golcününü Serie A'daki ilk golü oldu. Devamı elbette ki gelecek.
Geçtiğimiz haftasonunun en çok santra yapan, en pahalı üçlüsü... Ahahaha, ulan ne çok santra yaptınız be.
Geçen haftanın en güzel fotoğrafı... Müthiş fotoğraf. Cardiff - Tottenham maçında çekilmiş. Küçük bir taraftar maçı stadın çıkış kapısındaki delikten izlemeye çalışıyor. İngiltere'de aşk 8 harfli; FOOTBALL :)
"Efendim, adam atıyor durduramıyoruz." Michu büyük topçu.
Palermo teknik direktörü Gennaro Gattuso. Reis futbolculuğunda olduğu gibi teknik direktörlüğünde de karizma saçıyor.
Adamım Paolo Di Canio'nun Sunderland macerası kısa sürdü. Geçen sezon takımı ligde tutan, transfer döneminde dünyanın transferini yapan İtalyan menajer, Sunderland'in başında son maçına çıktı. 5 maçta 1 puan toplayabilen ve ligin dibine demir atan Di Canio'nun görevine son verildi.
Ama çok özledik be...
Federico Balzaretti, Roma derbisinde Lazio'ya attığı golden sonra gözyaşlarını tutamadı.
Parma kalecisi Antonio Mirante ve müthiş kaleci forması... Çok beğendim, öyle böyle değil.
Underrated'in İtalyancası... Alessandro Diamanti, büyük reis.
Cardiff 0 - 1 Tottenham | Paulinho Ayıp Etti
Aynı saatte Manchester derbisi olmasına rağmen ben Cardiff-Tottenham izlemeyi tercih ettim. Cardiff yıllardır lige renk katacağını düşündüğüm bir ekipti. Geçen sezon logo ve renk değiştirdiler ve hep ucu ucuna kaçırdıkları lig yükselişini gerçekleştirdiler. Renk değiştirdikleri günden beri soğuğum Cardiff'e karşı, kırmızı sevmem malum...
Aklım hâla Caulker'ın Cardiff'e satılmasında. Yahu taş gibi stoperi verdiler, Chiricheş'i aldılar. Cardiff de ilk sezon ligde kalma hedefine orantılı bir şekilde taş gibi takım kurdu. Sadece forvet konusunda bir yetersizlikleri olduğunu düşünüyorum. Fraizer Campbell 2 golle başlangıç yapsa da, yine de yetersiz ve yetersizliğini Tottenham karşısında bir kez daha kanıtladı. Maçın henüz başında karşı karşıya atamadığı pozisyon Cardiff için heves kırıcıydı. Tabi pozisyonu Campbell'a mâl etmeyelim, Lloris'in önce sezgisi, sonra kurtarışı çok başarılıydı. Yine de Fraizer Campbell iyi bir rotasyon golcüsüdür. Haa bir de 2 Broke Girls izliyormuş, severim. İlk yarıda Campbell'ın pozisyonundan sonra Tottenham kontrolü ele aldı. Zaten o pozisyon da savunma hatasıydı. Tottenham'da Soldado, Eriksson, Sigurdsson oldukça etkiliydiler. Townsend bu kez beklentilerimin altında kaldı. İlk yarının başarılı isimleri Cardiff savunmacılarından Ben Turner ve kaleci David Marshall'dı. İkinci yarıda Cardiff oyunu dengelemeye çalışsa da, özellikle son bölümde Tottenham hakimiyeti ele aldı. Mackay, Campbell yerine Odemwingie kozunu sahaya sürerken; 70'den sonra galibiyet için tüm kozlarını oynayan Villas Boas; Lamela, Holtby ve Harry Kane'i oyuna aldı. Cardiff kalecisi David Marshall maç boyunca mükemmel bir performans sergiledi. İzlediğim en iyi kaleci performanslarından biriydi, ofsayt pozisyonlarda bile vurulan topları kurtardı. 90+1'de kurtardığı pozisyondan sonra derin bir oh çekse de; 90+3'te gelecek Paulinho golünü hesaba katmadı. Lamela'nın asistinde Paulinho'nun estetik bir vuruşla attığı gol futbol için harika olsa da, maçın yıldızı Marshall için oldukça rencide edici bir an oldu. Paulinho attığı golle Tottenham'da yüzleri güldürürken, zirvede 12şer puanla iki ezeli rakip yer aldı. Arsenal ve Tottenham...
Tottenham istatistikleriyle yine göz kamaştırdı. Haftasonu Chelsea'yi de yenmelerini bekliyorum.
Aklım hâla Caulker'ın Cardiff'e satılmasında. Yahu taş gibi stoperi verdiler, Chiricheş'i aldılar. Cardiff de ilk sezon ligde kalma hedefine orantılı bir şekilde taş gibi takım kurdu. Sadece forvet konusunda bir yetersizlikleri olduğunu düşünüyorum. Fraizer Campbell 2 golle başlangıç yapsa da, yine de yetersiz ve yetersizliğini Tottenham karşısında bir kez daha kanıtladı. Maçın henüz başında karşı karşıya atamadığı pozisyon Cardiff için heves kırıcıydı. Tabi pozisyonu Campbell'a mâl etmeyelim, Lloris'in önce sezgisi, sonra kurtarışı çok başarılıydı. Yine de Fraizer Campbell iyi bir rotasyon golcüsüdür. Haa bir de 2 Broke Girls izliyormuş, severim. İlk yarıda Campbell'ın pozisyonundan sonra Tottenham kontrolü ele aldı. Zaten o pozisyon da savunma hatasıydı. Tottenham'da Soldado, Eriksson, Sigurdsson oldukça etkiliydiler. Townsend bu kez beklentilerimin altında kaldı. İlk yarının başarılı isimleri Cardiff savunmacılarından Ben Turner ve kaleci David Marshall'dı. İkinci yarıda Cardiff oyunu dengelemeye çalışsa da, özellikle son bölümde Tottenham hakimiyeti ele aldı. Mackay, Campbell yerine Odemwingie kozunu sahaya sürerken; 70'den sonra galibiyet için tüm kozlarını oynayan Villas Boas; Lamela, Holtby ve Harry Kane'i oyuna aldı. Cardiff kalecisi David Marshall maç boyunca mükemmel bir performans sergiledi. İzlediğim en iyi kaleci performanslarından biriydi, ofsayt pozisyonlarda bile vurulan topları kurtardı. 90+1'de kurtardığı pozisyondan sonra derin bir oh çekse de; 90+3'te gelecek Paulinho golünü hesaba katmadı. Lamela'nın asistinde Paulinho'nun estetik bir vuruşla attığı gol futbol için harika olsa da, maçın yıldızı Marshall için oldukça rencide edici bir an oldu. Paulinho attığı golle Tottenham'da yüzleri güldürürken, zirvede 12şer puanla iki ezeli rakip yer aldı. Arsenal ve Tottenham...
Tottenham istatistikleriyle yine göz kamaştırdı. Haftasonu Chelsea'yi de yenmelerini bekliyorum.

























