Orduspor 1 - 1 Fenerbahçe | Fener Ulan!

Televizyon karşısına oturmamın ve tribünde olmamın tek bir amacı var bu sezon. Kutsal formama ve futbolcularıma sahip çıkmak... Şampiyonluk gibi bir beklentim yok. Olmamızı tabi ki istiyorum. Olursak eğer bugün konuştuğumuzdan çok fazla şeyle kendimizi savunabiliriz. Ancak; olamazsak kimseyi yerden yere vurmam. Ben futbolcumun ve teknik ekibimin değerini biliyorum. Ben kör değilim; manevi değerlerime sahip çıkıyorum.

Dünya futbol tarihinin en seksi ligi olan Spor Toto Süper Lig'in ikinci yarısı absürt haftaiçi maçlarıyla başladı. Birbirinden saçma gollerin atıldığı ve hakem kararlarının çıktığı tipik bir Süper Lig haftasında; Fenerbahçe son haftalarda olduğu gibi yine bir deplasmandan beraberlikle döndü. Canlar sağolsun, her zaman söylüyorum. Maçın ilk yarısını kaçırdım. İkinci yarısını izledim. Çok kötü oynamadığımızı ama çok iyi mücadele de edemediğimizi düşünüyorum. "Stoch neden çıktı, Semih kaç dakika yürüdü?" gibi gereksiz eleştirilere girmek istemiyorum. Semih için belki birkaç şey söyleyebilirim. Mesela; takımın simge oyuncularından birisiyken; bu kötü günlerde bu kadar kötü oynamasına anlam veremediğimi söyleyebilirim. Ama bu Semih'in gözümdeki sonsuz kredisini azaltmaz. "Tüh kaka Semih" olmaz. Hele sözde Fenerbahçeliler gibi Twitter üzerinden Semih'e küfür etmek aklımın ucundan dahi geçmez. Semih bu yahu... Bizi defalarca güldüren, mutlu eden... Fenerbahçe bu yahu! Onca haksızlığa rağmen dimdik ayakta durabilen... Aykut Kocaman ulan bu; bunca zorluğa rağmen takımını dimdik ayakta tutan kocaman yürek!

Bakın; Orduspor Galatasaray'ın pilot takımı staylası olabilir. Fenerbahçe'den aldığı 1 puanla bu sezonluk amacını gerçekleştirmiş olabilir. Mesela Hector Cuper gibi ünlü bir hocayı getirmeleri de çok güzel bence. Ancak; Orduspor'a vermiş olduğumuz 1,Galatasaray'a bırakmış olduğumuz 2 puanın önemsiz. Geçen sezon olsaydı önemliydi, kahrederdi. Bu sezon önemsiz. Dün akşam Fenerbahçe'yi acımasızca eleştirilenler; 3 Temmuz sabahını sindirebilenler. Seviyeli eleştirileri ayrı tutuyorum. Ben taraftarlığımın yanında iyi bir futbolseverim. Şu takımın forvet ihtiyacı olduğunu görmüyor muyum? Alexsiz olmadığını görmüyor muyum? Tabi ki görüyorum, tabi ki dile getirebiliyorum. Ancak hiç bir futbolcumun mücadelesini karalamıyorum. Hiç birinin emeğini hiçe saymıyorum. Eğer video olayı doğruysa; Cristian için elbet birşeyler söyleyecek, tepkimi göstereceğim. Ancak onun için de şu an doğru vakit değil.

Bugün yaptığı 3 günlük işin boşa gittiğini öğrense kıyamet koparacak insanlar; 1 sezonluk emekleri çalınan Fenerbahçe futbolcularını acımasızca eleştirebiliyorlar. Hevesin kaldıysa; o 3 gün boşuna uğraştığın işi tekrar aynı şekilde yap bakalım.

Bir maç yazısından ziyade bir iç dökme olduğunun farkındayım. Ancak insanın kutsal değerleri olmalı ve bu kutsal değerlere sahip çıkmalı. Benim en kutsal değerim; çubuklu formam, şanlı armam. Hâla geçen sezonki golleri izlerken gözlerim doluyor. Hâla 2 Temmuz günü elimde kombinem, Fenerium'dan aldığım yeni antrenman tişörtümle eve mutlu gelişimdeyim. "Sen hayallerdesin" diyenlere net bir şekilde "gerçeğin ta kendisini" yaşadığımı söyleyebilirim. Asıl siz hayallerdesiniz.

Sevgiler benim gibi düşünenler...
5 Ocak 2012 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 1 - 0 West Brom | EPL 20.Hafta

Benim için ligler henüz başlamadı dostlarım. Fenerbahçe hariç hiç bir maça ucundan bile bakamadığımı, yoğun bir iş temposu içinde olduğumu söyleyeyim. Dolayısıyla "maç geçiştirmeleri" şeklinde ilerleyen bir gidişatım var blogda. Liglere uzun ara verilseydi iyiydi. Zaten benim için Türkiye Süper Ligi de oynanmıyor. Fenerbahçe vicdanımın şampiyonu, Galatasaray da bu sezonun zorlama şampiyonu olur.

Benim için lig ve futbol demek; Serie A ve Premier Lig demek. La Liga'yı pek sevmiyorum, iki takımın hegomonyası bana çok çekici gelmiyor. Ama bir Premier Lig öyle mi? Mesela bu akşam Howard'ın attığı golü gördüm. Mesela Newcastle'ın şovundan haberdarım. Zaten flaş takım ünvanlarını ben bahiste onlara oynadıkça yitirmeye başlamışlardı. Premier Lig'de iyi ve doyurucu futbol oynandığı gibi Defoe gibi bir adam sarışınlaşabiliyor. "İşte Premier Lig bu!" deme isteği uyandırıyor bende. Son haftalarda Adebayor'un gölgesinde kalan Defoe; sarışınlaşarak Redknapp'ın gözünde yeni bir transfer izlenimi yaratmış olmalı. Hem ilk onbirde çıkıp, hem de galibiyet golünü atmış. Yeterli bir performans kendisi için... Tabi Tottenham için de öyle olmuş olmalı. United'ın bir mağlubiyet daha alması, Tottenham'a haftasonu yaptığı puan kaybını da telafi etme şansı sundu. Everton maçı eksiğiyle puan farkı 3'e indi. Yürüyedur Tottenham, temiz lig için sen de yuruyedur!
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Swansea 1 - 1 Tottenham | EPL 19.Hafta

Swansea ve Tottenham yılın son maçında Liberty Stadium'da karşılaştılar. İki takımın da pozisyon bulabildiği, tempolu bir maç olurken; sahadan çıkan beraberlik maçın hakkıydı. Swansea, Tottenham'a karşı cesur bir futbol sergiledi. Bu kadarını beklemiyordum. Tottenham ise her zamanki etkili futbolunu oynadı. Buna rağmen kaçırdıkları pozisyonları maç sonunda aradılar. Swansea maça daha etkili başlarken, kalede Friedel gole geçit vermiyordu. Tottenham ise; Assou Ekotto'nun hazırladığı, şık bir hareketle sonlandırdığı gol pozisyonunda; Van der Vaart ile öne geçti. Tottenham'ın gol sevincinde üzgün bir şekilde kameralara yansıyan Scott Sinclair; maç sonunda Swansea'ye beraberliği getiren golü atacaktı.

Tottenham'da Kyle Walker'ın boş kaleye büyük bir riski göze alıp çıkardığı top maçın hareketlerinden biriydi. Yine bir sonraki pozisyonda bu kez Luka Modric çizgiden bir şutu çıkardı. Gol yememeyi hakettiren bu kadar neden varken, kaleci Friedel'ın hatası pahalıya mâl oldu. Scott Sinclair maçın skorunu belirledi. Manchester United'ın sürpriz mağlubiyeti; Tottenham'a yaramadı. Bugünkü Sunderland-Manchester City maçı öncesi şu an en kârlı gözüken takım QPR'yi 1-0 yenen Arsenal.
1 Ocak 2012 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Norwich 0 - 2 Tottenham | EPL 18.Hafta

Premier Lig'in en mütevazı kadrosuyla, en oturmuş kadrolarından birinin karşılaşmasıydı. Norwich sezona belki kötü başlamadı ama stadı ve atmosferi hâla bir Championship takımı havasında... Keza kadrosu da öyle. Bu sezon belki kalırlar ama önümüzdeki sezon Blackpool gibi bir düşüş yaşayabileceklerini düşünüyorum.

Zaten Tottenham maçında da bireysel yetenek farkları gözler önündeydi. Tottenhamlı oyuncular rakibin her pas girişimini bozdu, çalım atarken bile rahattılar. Gollerde de öyle... Kalite farkının bu kadar bariz olması Tottenham'a baştan sona üstün bir oyunla gösterdi. Kolay atılan goller ile kolay bir galibiyet geldi. Chelsea, Manchester City, Arsenal puan kaybetmişken; Tottenham ve Manchester United haftanın en kârlı takımları oldular. Tottenham bu 3 puanla Chelsea beraberliğini de telafi etmiş oldu. 2 gol atan Bale ise maçın yıldızı. 2 gol atmasaydı bile maçın yıldızı olurdu.

Premier Lig'de güzel bir haftasonu futbolseverleri bekliyor yine. Tahminlerim;

Manchester United, Blackburn'ü iyice dibe hapseder. Kendisi de zirve yürüyüşüne devam eder. Arsenal bu haftaki kaybın ardından QPR karşısında rahat kazanır. Chelsea Aston Villa'yı yenmek zorunda... Sunderland'in Manchester City'ye çelme takma ihtimali var. Tottenham'ın ise Swansea karşısında yine kazanarak, haftayı kârda kapatacağını düşünüyorum.
29 Aralık 2011 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Claudio Lopez

Bana Lazio'yu sevdiren üstatlardan Claudio Lopez; profesyonel olduğu Racing Club formasıyla... Gençliğinde Arjantin pembe dizilerinde oynayan uzun saçlı abilerden farksızmış.
24 Aralık 2011 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 1 - 1 Chelsea | EPL 17.Hafta

Beraberlik beklediğim bir maçtı. Chelsea iyi olsaydı, Tottenham'ın kazanmasını beklerdim. Ancak Chelsea'nin kötü ve mağlubiyet kredisi olmaması dolayısıyla beraberlik koparmasına ihtimal veriyordum. Tottenham'ın çok üzüldüğü bir skor olduğunu ve çok şey kaybettiğini düşünmüyorum. Bir maç eksikleri de var; Chelsea ile puan farkını 5'e çıkarırlarsa sorun yok.

Maçta atılan 2 gol de aynı... İkisinde de 3 numaraların büyük payı var. Gareth Bale, soldan ortasıyla Adebayor'un golünde aslan payının sahibi oldu. Aynı şeyi Ashley Cole da yaptı. Soldan ortasıyla Sturridge'in golüyle aslan payının sahibi oldu. Sturridge'in yükselişi devam ediyor. Chelsea için adeta yeni bir transfer oldu.

Chelsea 17 maç sonunda 33 , Tottenham 16 maç sonunda 35 puanda.


Tottenham : Friedel, Walker, Gallas, King, Ekotto, Sandro, Parker, Modric, Bale, Van der Vaart (46' Pavlyuchenko), Adebayor

Chelsea : Cech, Bosingwa, Ivanovic (33' Ferreira), Terry, Cole, Ramires, Obi Mikel (45' Romeu), Meireles, Mata, Drogba (76' Torres), Sturridge
23 Aralık 2011 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lider!

Hoca şöyleydi, böyleydi. Kadro yetersizdi. Takımdan çok umutlanmamak lazımdı. Jerrels ve Gist sorundu. Sakatların yokluğunu çok hissediyorduk. Euroleague grup maçları boyunca konuştuklarımız bunlardı. Tüm bunlara rağmen gruptan lider çıktık. Bennet Cantu'yu deplasmanda 83-76 mağlup ettik.

Euroleague'de gruptan lider çıkan ilk Türk takımı,
ve
Bennet Cantu'yu sahasında yenen ilk ve tek takım;
Fenerbahçe Ülker!

Şimdi sorunları bir kenara bırakıp kenetlenme zamanı. Seribaşı olmak gibi bir avantajımız da var. Kadroya yapılacak bir takviyeyle bu takımın Final Four oynayacağına inanıyorum.
Yazan: steven_stiffler

Lazio 0 - 0 Chievo | Serie A 1.Hafta

Mavi ya da lacivert formalı bir takımla, sarı formalı bir takımın maçı çok hoş bir görsellik sunuyor. Sezon başında Lazio'nun Villarreal hazırlık maçında da belirtmiştim. Serie A'da ilk hafta ertelenmişti. O maçlar oynandı. Dün akşam 19.00'da başlayan maçta Udinese ve Juventus birbiriyle yenişemeyince; Milan haftanın en kârlı takımı olmayı garantilemişti. Haftanın kârlı diğer takımı olmak için ise; Lazio'nun şansı vardı.

Chievo orta sıralara oynuyor. Düşme korkusu yok, olacağını da sanmıyorum. Rahat bir takım hüviyetindeler. Lazio ise tıpkı geçen sezon olduğu gibi zirve mücadelesi içerisinde... Evinde bu tip maçları kazanamadığı takdirde yine geçen sezon olduğu gibi gardları düşebilir. Serie A'da ilginç maçlar oynandı dün, bol gol vardı. Napoli'nin Genoa'yı 6-1 yenmesi gecenin en flaş skoruydu. Lazio-Chievo maçı da oldukça ilginçti. Bir dünya pozisyon kaçtı. Hem de öyle böyle pozisyonlar değil... Lazio ideal savunma dörtlüsüne dönmüş olsa da; bireysel savunma hatalarıyla Chievo'ya inanılmaz pozisyonlar verdi. Hep Marchetti devleşiyordu, dün de Bizzarri devleşti. Lazio 1 puanı aldı, 16. hafta sonunda zirvenin 4 puan gerisinde; 4.sırada kaldı. Ben 1 puanı kâr saymak zorunda kaldım, çünkü Chievo gerçekten acayip goller kaçırdı.

Lazio : Bizzarri, Konko (85' Kozak), Biava, Dias, Radu, Cana, Ledesma, Lulic, Hernanes (46' Alvaro Gonzalez), Cisse (65' Rocchi), Klose

Chievo : Sorrentino, Andreolli, Cesar, Frey, Jokic, Bradley, Luciano (75' Sammarco), Hetemaj, Thereau (80' Morero), Paloschi (72' Moscardelli), Pellissier
22 Aralık 2011 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Antalyaspor 0 - 0 Fenerbahçe | STSL 17.Hafta

Dünyanın en dandik liglerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Spor Toto Süper Lig'de ligin yarısı olan 17.Haftayı geride bırakıyoruz. Fenerbahçe için bıraktık hatta... 3 Temmuz sabahı dün gibi. Onca olayın üstüne 17 lig maçı oynamışız, şaka gibi... Bu 17 maçlık ilk periyotta onca zorluğa rağmen topladığımız 35 puanın ve sergilediğimiz performansın iyi olduğunu düşünüyorum.

Biraz halamın bıyığı olsaydı,amcam olurdu tarzında olacak ama makina gibi işlemeye başlayan takımımız dış güçler tarafından bozulmasaydı, şu an çok farklı şeyler konuşuyorduk olacaktık. Yine puan kayıplarımız olacaktı, belki yine Galatasaray'a yenilecektik ama mutlu ve umutlu bir takımımız olacaktı. Ben oyuncularımızda umutsuzluk görüyorum, içimi de bu acıtıyor. Dün Aykut Kocaman'ın soruşturma öncesinde transfer listesinde yer alan isimleri gördüğümde de içim çok acıdı. Bizi bu günlere getirenlerden elbet hesap sorulacaktır, ona şüphem yok. Büyük aşklar, büyük acıları beraberinde getiriyor. Bunları bir sıkıntı,dert olarak yazmıyorum. Benim Fenerbahçe'den her zaman umudum var.

Umut konusunu açmışken... Ligin bence en düz kadrolardan birine sahip olan Antalyaspor ile deplasmanda yaptığımız puan mücadelesinde 2 puan bıraktık. Ancak 2 puandan çok taraftarın Henri Bienvenu'den umudunu kesmesi ön plana çıktı. Üzüldüm. Bienvenu'ye de üzüldüm, taraftarın tavrına da... Hani bu sezon şampiyonluk sezonu değil de, Fenerbahçelilik yılıydı? Hani Aykut hocaya hep destek? Süreç malum... Emenike gitmiş, Niang gitmiş. Yabancı transfer için bütçe kısıtlı. Paranın yettiği oyuncular da yarın küme düşürülmeyeceği garanti olmayan Fenerbahçe'ye gelmek istemiyor. Henri Bienvenu potansiyelli bir forvet. Niang'ın Fransa 2.liginde oynadığı yaşta, Bienvenu büyük bir kulübe geliyor. Hala bunun heyecanını atamamış olmasını normal karşılıyorum. Üstelik takımda tüm futbolcular üzerinde bir baskı ve karmaşık duygular var. Bu sezon da şampiyon olsalar, sezon sonu küme düşürülmeyecekleri garanti değil... Haa benim vicdanımda takım şampiyon, geçen sezon da şampiyon, bu sezon da... Ama hazırlanan ortam Galatasaray'ın şampiyonluğunu tetikliyor. Muhtemelen sezon sonu Galatasaray mutlu sona ulaşacak. İyi oldukları için değil, minare kılıfına uygun olarak hazırlandığı için... İyi olsalardı, tarihinin en zor günlerini yaşayan Fenerbahçe ile puan farkı 2 olmazdı.

Sözüm odur ki; Bienvenu'ye şans tanıyın. Formanın hakkını veren futbolcularımızın hepsiyle gurur duyun. Hepsine destek olun. Bu dandik ligin en güzel takımı, en güzel geleneğidir Fenerbahçe...
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Sadri Şener Hakkında...

3 yıldır blog yazıyorum. Rakip takımlar hakkında maç yazıları harici pek birşey yazmam. Ancak son zamanlarda hafızamın bana anımsattığı bazı şeyler için, Trabzonspor başkanı Sadri Şener için bir şeyler yazma gereksinimi hissettim. Sadri Şener'in Trabzonspor'a daha önceden başkanlık, yöneticilik yaptığı dönemleri hatırlamam. Sadece 2008 yılının başında yeniden Trabzonspor başkanlığına seçildiği dönemden itibaren aklımda kalan bir takım detayları belirteceğim. Aslında o kadar geriye de gitmeyeceğim. Trabzonspor'un bizi mağlup edip Türkiye Kupası'nı aldığı döneme gitmem yeterli olacaktır.

Malum soruşturma süreci öncesinden söylemek gerekirse; Trabzonspor belli gelenekleri olan, Türkiye'de 6 defa şampiyonluğa ulaşmış, saygı duyulması gereken bir takım benim için. Herhangi bir nefret, sempati, antipati duygusu beslemem. Trabzonspor deplasmanları her zaman zor olmuştur, taraftarımız genelde taşlanmıştır. Takımımıza genelde nefret saçılmıştır. Buna rağmen Trabzonspor'a beslediğim bir kin duygusu olmamıştır. Fenerbahçe taraftarının pek çoğunun böyle düşündüğünü zannediyorum.

İlk olarak; 2009-2010 devre arası transfer dönemi... Fenerbahçe'nin Daum ile şampiyonluk hedefi var. Trabzonspor kaçıncı sırada hatırlamıyorum. Gökhan Ünal için; 3.5 Milyon Euro + Burak Yılmaz'ı Trabzonspor'a veriyoruz. Fenerbahçe için tartışılabilecek, Trabzonspor için ise makul ve kârlı sayılabilecek, iki takımın da çıkarını düşündüğü, tamamen iyi niyetle gerçekleştirilmiş bir transfer durumu söz konusu. Şimdi, 5 Mayıs 2010 Kupa finali... Trabzonspor ile Şanlıurfa'da karşılaşacağız. Aynı zamanda ligde de Bursaspor ile şampiyonluk mücadelesi vermekteyiz. Kupaya olan şanssızlığımız malum... Alex ile 1-0 öne geçiyoruz. Trabzonspor bizi 3-1 yenerek kupaya uzanıyor. Maç sonrası Trabzonspor başkanı Sadri Şener'in medyaya açıklamaları oluyor. Bursaspor ile yarışan Fenerbahçe'nin muhtemelen şampiyon olacağını ve o yüzden kupayı almalarının da kendileri için iyi olduğunu söylüyor. Aslında açıklamalarının detayını okuduğumuzda; Sadri Şener'in oldukça dostane bir konuşma yaptığını söyleyebiliriz. Forumları hepiniz az çok takip ediyorsunuzdur. Forumları sevmeyen biri bile illa ki takip ediyordur. Ben de o dönem pek çok forumda okuyorum. Sadri Şener'in Fenerbahçe ile iyi ilişkileri olduğu, hatta bazı yerlerde abartılıp Fenerbahçe kongre üyesi olduğu bile söyleniyor. Zaten tavırları da itici değil. Medyaya verdiği pek çok demeç sempatik bulunuyor. Yine ekşisözlük yorumlarına baktığımda; Sadri Şener için "tonton,sempatik vs." yakıştırmalar yapıldığını görüyorum.

Aynı sezonun son maçı... Sadri Şener'e soruyorlar.
-"Fenerbahçe maçından beklentiniz nedir?"
Sadri Başkan alaycı bir tavırla; "Ne olsun? Yenilip geleceğiz" diyor. Sadri Şener'in kamuoyunda öyle bir izlenimi var ki; bugün şike delili sayılabilecek bu açıklama hakkında kimse kötü birşey düşünmüyordu. Malum maçı hepiniz biliyorsunuz. Kaderin bir cilvesidir ki; Fenerbahçe'nin gönderdiği Burak Yılmaz Fenerbahçe'yi yıkan golü atarken; Fenerbahçe dünyaları kaçırıyordu. Trabzonspor bizi şampiyonluktan ediyordu. Yanlış anons skandalı yaşıyoruz. Ben dahil, pek çok Fenerbahçeli ağlıyor, gözlerine inanamıyor. Garip olan ise, Fenerbahçe taraftarı Trabzonspor'a yine kin beslemiyordu. Bir Denizlispor öfkesi ve nefreti yoktu. Aksine; Onur Kıvrak'ın performansı takdir edilmiş, Burak Yılmaz'ın tek şutunun gol olması hakkında konuşulmuştu. Maçtan sonra Sadri Şener; Bursaspor'un şampiyonluğunu tebrik ediyor, ancak anlamsızca kendilerinin daha fazla şampiyon olduğunu söyleyen bir açıklama yapıyordu. Fenerbahçe yönetimi ile Trabzonspor yönetiminin iyi ilişkileri yine devam etti. Sadece; 1996'dan beri Fenerbahçe kompleksi yaşayan Trabzonspor taraftarları, Fenerbahçe'yi şampiyonluktan etmenin mutluluğunu yaşıyordu.

Fenerbahçe'yle ve Aziz Yıldırım'la iyi ilişkileri olan Sadri Şener'in düşüncelerini değiştiren Trabzonspor'dan sonra ilk kez bir Anadolu takımı, Bursaspor'un şampiyon olması olabilir. Toplum; Anadolu'dan şampiyon çıkmaz diye düşünürken Bursaspor'un şampiyon olması; Trabzon halkını da gaza getirmiş, Trabzonspor taraftarlarının başkan üzerinde baskı kurmalarını sağlamış olabilir. Sadri Şener de siyasi ilişkilerini ve Trabzon'un siyasi lobilerini ardına alarak şampiyonluk için düğmeye basmıştı. Zira, Bursaspor'un şampiyonluğunda da Faruk Çelik siyasi etkeni vardı. Sadri Şener'in şampiyonluk için düğmeye basması demek; iyi ilişkiler kurduğu Fenerbahçe ile karşı karşıya gelecek olması demekti. Öyle de oldu. Trabzonspor ile Fenerbahçe şampiyonluk için yarıştı. Gülen taraf Fenerbahçe oldu. Şimdi maç sonrası Sadri Şener'in Telegol'e söylediklerine dikkat!

Özellikle 1:02'de söylediklerine dikkat edin. Henüz Mayıs ayı, Fenerbahçe şampiyonluğu kutluyor. Sadri Şener; Fenerbahçe'nin şaibeli gollerle şampiyon olduğunu duyduğunu söylüyor. Arkada ne idüğü belirsiz biri ise; Aziz Yıldırım'ın çantaları geyiği yapıyor. Sadri Şener'de sinsi bir sırıtış. Benim düşüncem ve iddiam; Fenerbahçe'nin başına gelecekler o günden biliniyor. Sadri Şener'e şampiyonluk vaadediliyor. Fenerbahçe'nin şampiyon olması durumunda ise; bir oyun planlandığı çok net. Herşey hazır, sadece güzel bir senaryo yazmak kalıyor. Sadri Şener sürekli açıklama yapıyor, sürekli medyaya konuşuyor. "Fenerbahçe şampiyon olsaydı, tebrik ederdik" gibi manidar bir açıklaması var. Herşey hazırlanmış. Seçimler bekleniyor. Hem siyasi parti seçimleri, hem de TFF Başkan seçimleri bekleniyor. İkisi birden bittikten sonra ise; bomba patlıyor.

Trabzonspor Fenerbahçe'yi şampiyonluktan ettiği ve Sadri Şener'in olumlu yaklaşımlarda bulunduğu günden bugüne geçen sadece 1,5 futbol sezonu. Bu kadar kısa bir süreçte değişen çok şey var. Fenerbahçe'ye ezeli rakip olamayacak düzeyde bir kulüp olan Trabzonspor ve Sadri Şener; Fenerbahçe'nin karalanma sürecinde en büyük düşman rolünü üstleniyorlar.
20 Aralık 2011 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Arsenal Tuvalet Kağıdı

White Hart Lane, Sunderland maçı öncesi... 5 Pound beyler! İdeal hediye... Premier Lig'in işportacıları bile bir başka oluyor.
Yazan: steven_stiffler

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -