10 saat önce
Kolarov < --- > Garrido
Pandev, Ledesma, Zarate ve Kolarov... Lazio'nun sıradan bir takım olmasını önleyen, Lazio'yu kalkındıracak isimlerdi. Şimdi bu isimlerden sadece Zarate ve Ledesma kaldı. İkisi de geçen sezon eski performansından uzaktı. Bu sezon her ikisinin de yükü ağır olacak. Çünkü Kolarov hali hazırda Lazio'nun en büyük yıldızıydı. Başlı başına bir sol bek Kolarov. Jose Mourinho Real Madrid'e istemekle sonuna kadar haklıydı. Ancak paragöz Lotito City'ye daha yakın davrandı bu transferin gelişiminde...Sonunda hem City, hem Lotito amacına ulaştı ve Kolarov yeni sezonda Premier Lig'de olacak.Garrido genç yaşta City'ye geldi. İlk geldiği dönem forma şansı buluyordu. Daha sonra arap para saçmaya başlayınca Bridge'in gölgesinde kaldı. Oyun stili olarak Kolarov'u andıran bir stili var aslında... Misal frikik bile atabilen bir sol bek. Fakat geçen sezondan maç eksiği olması büyük handikap olarak gözüküyor. Ayrıca İspanyolların ülke dışında çok başarılı olamamaları beni düşündürüyor. Garrido da adada başarılı olamadı. İtalya'da başarılı olup, istisnalardan birisi olmak zorunda. Şu aşamada hem Lazio'nun Garrido'ya, hem de Garrido'nun Lazio'ya ihtiyacı var.
Serie A 2010 - 2011
Şikesiyle meşhur olsa da severek izlemekten kendimizi alamadığımız İtalya Serie A ligi 29 Ağustos itibariyle başlayacak. Son yıllarda Inter'in hegomonyasında geçen ligde Inter'i sadece AS Roma zorlayabiliyor. Juventus ve Milan, belki biraz da Fiorentina zorlaması muhtemel takımlar. Ancak bu sezon Roma ve Juventus'tan pek umudum yok. Milan ise Inter'i zorlayabilir. Fiorentina sürpriz yapabilir. Inter'in Rafa Benitez'le neler yapabileceğini de görmek gerek. Konuşmak için erken. Lazio'dan ise bu sezon için de pek umudum yok açıkçası. Yine bir heyecanla , bir hevesle maçlarını takip edeceğim tabi ki. Özellikle Reja yönetiminde iyi bir toparlanma süreci geçirip ligde kalmayı başarmıştı Lazio. Takımın ihtiyacı olan oyuncular alınamadığı gibi Kolarov gibi önemli bir koz da gönderildi takımdan. Şimdi ismi geçen Garrido, Hernanes gibi isimler takıma katılırsa mutlaka katkı sağlarlar. Ancak Garrido Kolarov'u aratır, ona eminim. Lazio'yla ilgili sezon öncesi son bir değerlendirme yazısı yazmayı düşünüyorum.Fikstüre Sampdoria deplasmanıyla giriş yapacak Lazio. Derbimiz ise 10.Hafta oynanacak. İlk maç ev sahibi konumundayız.
Lazio'nun fikstürü;
#1 Sampdoria (D)
#2 Bologna
#3 Fiorentina (D)
#4 Milan
#5 Chievo (D)
#6 Brescia
#7 Bari (D)
#8 Cagliari
#9 Palermo (D)
#10 As Roma
#11 Cesena (D)
#12 Napoli
#13 Parma (D)
#14 Catania
#15 Inter
#16 Juventus (D)
#17 Udinese
#18 Genoa (D)
#19 Lecce
Fikstürün tamamı aşağıdaki resimde...
Young Boys 2 - 2 Fenerbahçe
Sezon ilk resmi maçımızla birlikte resmi olarak başlamış oldu bizim için... Yeni bir sezon demek, Fenerbahçe'ye yerden yere vurmak için yeni bir fırsat demek kimileri için. Buna kendi taraftarlarımız da dahil maalesef. Mide bulandıran yorumlar okudum bu akşam. Twitter'da, Antu'da, haber sitelerinde abuk sabuk -mal mal- yorumlar var. Polyannacılık oynamayacağım. Fakat gerçekçi bir düşünce ile Fenerbahçe'ye baktığımda bu kadar da abartılacak bir durum göremiyorum ortada. Nedenlerini birazdan yazacağım...Kura çekiminden önce Young Boys, Celtic ile birlikte istemediğim iki takımdan birisiydi. Çünkü Fenerbahçe'nin bir geçiş döneminde olduğu ve hazır olmadığı, üstüne bir de eksik olduğu ve yönetimin transferi bitiremeyeceği kuşkusu vardı içimde. Young Boys günümüz futboluna uygun oynayan bir takım olmamasına rağmen, oynadığı hücum futbolu Fenerbahçe'ye çoğu zaman ters gelen bir futboldur. Diri, çok koşan, çok pozisyona girmesi muhtemel takımlar bizi her zaman zorlamıştır. Bu tip takımlara karşı en büyük kozumuz olan Alex'i de kullanamadığımızda özellikle daha çok zorlanıyoruz. Celtic'i istememe nedenim de yine hazır olmayışımızın yanı sıra, Ada futbolunun da bize ters bir yapıda olmasıdır. Bu ikilinin dışında kalan takımlar ise rahat mağlup edilebilecek,hazırlık maçı havasında geçebileceğimiz takımlardı.
Aykut Kocaman'ın elindeki önemli eksiklere bakalım;
1- Lugano
2- Gökhan Gönül
3- Mehmet Topuz
4- Forvet.
5- Hazır olmayan Dia.
İki oyuncu savunmanın en önemli iki oyuncusu. Biri alternatifsiz gözüken Gökhan Gönül. Diğeri takımın savunmasının bel kemiği Diego Lugano. Zira gördük de bu akşam... Lugano yoksa Fenerbahçe savunması yok. 2006-2007 sezonundan beri gerçeğimiz bu. Nasıl Alex oynamayınca gol atamıyoruz diye eleştiriyorduk takımımızı ? Aynı şeyler Lugano'suz savunma için de geçerli. Tota yoksa savunamıyoruz hocam! Başka açıklaması yok. Para çok, referanslar iyi, Avrupa Kupaları'nda oynuyoruz, tesisler on numara falan da savunmada Bilica var. O ne olacak peki ? Her neyse bu farklı konu. Bilica da olsa, herhangi bir savunmacı da olsa eldeki malzemeden yararlanmak lazım. Savunmada Bilica olması Fenerbahçe'yi Young Boys'tan güçsüz bir takım yapmaz. Elindeki dar kadrodan çıkarabileceği en iyi kadroyu sahaya çıkardı Aykut Kocaman. Çok sorumluluk almayan, fakat belli bir tecrübesi olan Önder Turacı, iyi savunma yapan bir Bekir İrtegün ve mecburi istikametlerimizden saatli bombamız Bilica tercihlerinden başka seçenek yok maalesef.
Önder meselesini hiç anlayamıyorum yine de... Biz bu adamı Galatasaray'ın elinden kapıp getirmişiz. Oynadığı ilk sezonlarda takıma maksimum katkı sağlamış. Zico döneminde yedeğe düşünce pek çok yedek futbolcu gibi mutsuz olup takımdan ayrılmak istemiş, daha sonra olan hoca değişikliğiyle imza attığı Lokomotiv Moskova'ya cebinden tazminat ödeyerek Fenerbahçe'de kalmış bir oyuncu Önder Turacı. Herhangi bir çirkefliği, pisliği yok bu adamın. Fenerbahçe formasına, taraftarına saygısızlık yapmamış. Efendi, kapasitesinin farkında bir oyuncu. Milli takımda oynatabilmek çok uğraştığımız, hatta o zamanın en iyi yerli stoperi, üstelik sağ bek oynadığı pek çok maçta sırıtmamış, bana göre Gökhan Gönül'den daha iyi kesme orta yapabilen bir oyuncu Önder Turacı. Antu ağırlıklı olmak üzere yorumları uzun zamandır takip ediyorum Önder hakkında. Resmen üvey evlat. Deniz'in başını yiyenler, Selçuk'un başını yemeye çalışmaktan bıkanlar resmen Önder'e sarmışlar. Amatör takımda bile oynayamazmış, topçu değilmiş, adam değilmiş miş miş miş miş de miş. Bugün de çok kötü oynamış. Evet iyi oynamadı. Takımdaki pek çok arkadaşı gibi...Bir tane elinde çarpıp verilmeyen penaltısı bile var. Ancak boş kaleye giden topu çıkarmışlığı da var. Üstelik Young Boys ataklarının çoğu Önder'in kanadından değil, Andre Santos'un kanadından gelmiş.
Volkan'ın çok eleştirilen karakteri olgunlaştı. Son 2 yılda oldu bu. Ayrıca takımda Alex ile birlikte kendine en fazla güven duyan adam Volkan. Bugünkü performansıyla sayılı iyi kalecilerden birisi olduğunu gösterdi. Bilica'nın berbat oyunu devam ediyor. Kapandığımız zaman iyi güzel, kesici özelliği var. Topu ileri şişirme, rakip oyuncuyu kilitleyebilme gibi artı özellikleri var. Ancak Fenerbahçe topçusu olamaz Bilica. Geldiği günden beri söylüyorum. Zaman zaman kapasitesinin üzerine çıkıyor. Ancak taraftarın Bilica'nın kapasitesinin üzerine çıkmasını bekleyecek sabrı kalmadı. Bekir'i de eleştiriyorlar. Eeee adamlar haklı. Türk Futbolu'nda onca Nesta'lar, Maldini'ler, Lucio'lar, Puyol'lar yetişiyor; biz hala savunmada Bekir İrtegün'ü oynatıyoruz. Galatasaray ve Beşiktaş'tan iyi yerlileri -ki onların sayısı da bir elin parmak sayısını geçmez ya- koparmak kolay olmadığına göre; ya Anadolu'nun iyi yerlilerini alacaksın ya da kendin yetiştireceksin. Selçuk, Deniz Barış, Bekir, İlhan Eker, Serkan Balcı vs oyuncular Anadolu'nun en iyi yerli oyuncuları. Kesinlikle tartışmam bile bu konuyu. Bekir Fenerbahçe'ye gelmeden önce pek çok forumlarda futbol bilgisi yerinde olan arkadaşlar kendi takımlarına savunma rotasyonuna Bekir'i istiyordu. Daha iyisi varmış gibi Bekir'i beğenmiyoruz şimdi... Cristian Baroni geldiği günden beri savunduğum isimlerden oldu. Ancak 10 kişi kaldığımız maçta üzerine fazla yük alması gerekirken hiç sahada görünmedi. Takımı 9 kişi oynattı. Biraz sorumluluk almalı. Allah Emre'yi korusun demekle yetineceğim şimdilik. Kazım da çok savunduğum, forvet oynamasını istediğim bir oyuncuydu. Ancak Kazım bu akşamdan sonra gözümdeki değerini iyice yitirdi. Artistlik peşinde olan bir hakeme koz verdi. Bir değil, iki değil... Kazım futbolcu olabilir ama asla iyi bir profesyonel olamaz. Fenerbahçe formasına yakışmıyor. Alex sorumluluk almaya çalıştı yine, elinden geleni yaptı. Alex'i eleştirmek gibi bir saygısızlıkta bulunamam. Stoch henüz yeni başladı, iyi devam edeceğine şüphem yok. Şüphem; olur da Aykut hoca başarısız olursa Stoch gibi, Issiar Dia gibi değerler Fenerbahçe'ye geldikleri için pişman olabilirler. Çünkü bu adamlar potansiyelli. İyi bir takımda oynamayı hak ediyorlar. Gökhan Ünal'ı da eleştirmeyeceğim. Elinden geleni verdi. 10 kişilik takımda daha fazlasını yapmasını beklemiyordum.
Son olarak Semih Şentürk... Eleştirilebilir tabi ki. Fakat büyük Fenerbahçelidir Semih. Eleştirmenin bokunu çıkarmamak, mide bulandırmamak gerekir. Bize yaşattığı sevinçler çok fazladır. Semih Fenerbahçe'ye layık değil diyenler var. İşte bunu söyleyenler Fenerbahçe'ye layık olmayan taraftarlar aslında... Sonuna kadar Semih Şentürk! Elimizdeki değerleri bu kadar çabuk silip atmamalıyız. Ben duygusal yaklaşıyorum belki de. Semih'in bize yaşattığı sevinçleri unutamıyorum. Ne olursa olsun bu kadar nankör olmamalıyız. Lütfen...!
Takım kötü oynuyor. İyi pas yapamıyor. Aykut hocaya güveniyorum, eksikler takıma katılınca mutlaka daha iyi olacağız. Zico geldiğinde de zorlu bir geçiş dönemi geçirmiştik. Aykut Kocaman ile de öyle olacağını düşünüyorum. Biraz sabır... Aykut Kocaman'a erken görev verildi bence. Ancak destek olmak bizim görevimiz... Lütfen asıl görevimizi unutmayalım. Basının çokça eleştireceği Aykut hocamızı, efsanemizi ağır eleştirmeyelim. Basına, düşmana yem etmeyelim... Benim umudum var.
Tekrar okuyamayacağım kadar uzun, belki de sıkıcı bir yazı oldu. Tepkimi dile getirmek istedim. Okuyan, göz atan herkese selamlar...
21
Kendi blogumda da bugünü dondurmak istedim. Hayatımdaki herkese teşekkür ederim...










Fenerbahçe 2010-2011 Formaları
Sabırsızlıkla beklediğimiz yeni sezon formalarımız nihayet tanıtıldı. Bu tanıtım organizasyonunu Türkiye'de en iyi yapan kulübüz, onu da söyleyelim. Fakat bu sezonki formalarımızı organizasyon bile kurtaramadı gibi geldi bana. Efsanemiz çubuklu forma bile çok hoşuma gitmedi. Daha güzel bir dizayn bekliyordum. Hele ki Milan'ın çubuklusunu falan görünce... Çubuklu forma geçen sezonkiyle hemen hemen aynı. Arkasının da çubuklu olması dışında pek farkı yok. Belki lacivert şortla, beyaz şortla ve sarı şortla 3 farklı kombinasyonu yaratılır. O zaman en azından daha şık geleceğini düşünüyorum. Yine de çubuklu her zaman candır tabi. Kutsaldır.
Bir sezon aradan sonra tekrar beyaz forma... Fenerbahçe'nin beyaz formaları hep güzel olmuştur. Bu da epey sade olmuş. Kabartma arma olayını her yıl yapacağız gibi artık... Eee geçen sezon epey tuttu tabi. Adidas da kabartma desenlere her tasarımında yer vermeye başladı. Beyaz formanın önündeki desen çok şık. Futbolcularımıza da epey yakıştı. Aragones dönemindeki beyaz bayrak formamız favorim bu arada. Giymeye kıyamıyorum. Alex'e imzalatıp çerçeveletme planım var bakalım...
Yeşil rengini oldum olası sevmem. Mecbur kalmadıkça giymem. Taraftarın bu yıl buna benzer bir tasarım isteği vardı. Muhtemelen onu yerine getirmiş yönetim. Fakat yeşilini pek beğenmedim. Tonu biraz daha farklı olabilirdi. Palamut formayı çok şık yapıyor. Lakin rengi sınıfta kalmış. Farklı zevklere hitap eden bir forma...
İşte bunu beğendim. Antrenman tişörtlerinden belliydi böyle bir model geleceği. Rengi hoş, tasarımı hoş, umarım sıkça giyeriz.
Bu forma da satışa sunulacakmış bugün. Şık bir kaleci forması...
Dia'ya çok yakışmış mavi forma. Hafiften bir Chelsea formalı Makalele havası katmış. Giyelim şu formayı beee... Diğerlerine nazaran en şıkı bu sanki.Formalarla birlikte iyiyden iyiye yeni sezon heyecanı sardı. Forvet transferiyle daha da saracağı kesin... Lig başlasın artık. Bu arada eski üyelerine Lig Tv'yi 77 liradan satan zihniyete sokayım !
Galatasaray 0 - 1 Fenerbahçe
Şu maçla ilgili ne yazılabilir ? Hazır olmayan, berbat oynayan iki takımın mücadelesinde değişmeyen şey yine Fenerbahçe'nin kazanması oldu. Onun dışında futbol kötü, hakem kötü, taraftar kötü, sıkıcı bir maçtı. İki takımın dostluk maçı yapması mantıksızdı kabul. Alex maçtan önce söylediklerinde haklıydı. Maç da hiç o havada geçmedi. Bunda futbolculardan çok hakemin payı var aslında. Hakem ortamı geren bir yönetim sergiledi. Kahvedeki adamları bile çileden çıkardı bu kararlar. Herkes gayet sakin bir şekilde izlemeye başlamıştı maçı. Hakemin elinde kartla dolaşması, her müdahalede oyunu faul ile durdurması sinirleri epey gerdi. Bir ara çevreme baktım söven sövene... Hakem kötüydü tamam da; bir yandan da diyorum "elin hakemi acımıyor." Selçuk çok gereksiz atıldı. Kırmızı kart belki ağırdı ancak 15 dakikada 3-4 sarı kart çıkarmış, en ufak şeyde düdük çalan bir hakeme Selçuk gibi tecrübeli futbolcunun o hareketi yapmaması gerekiyordu.Biraz Fenerbahçe'ye değinelim. Henüz hazır değil. Hem de hiç değil... Oyuncuları çok heyecansız görüyorum, inşallah yanılırım. Yeniler ne kadar heyecanlıysa, eskiler o kadar heyecansız. Takım doğru düzgün pas yapamadı. İlk top çevirdiğimizde dakika 74'tü. Aslında pas yapabilen bir takım yapısına sahibiz. Bilica berbat bir stoper. Geçen sezon zaman zaman kendini aşan performans gösterdi. Fakat Fenerbahçe'nin stoperi olamayacak kadar kalitesiz bir isim Bilica. Hele artistik tavırlarıyla taraftarın iyice antipatisini kazanmaya başladı. Ne olur görün artık, bir stoper transfer edin! Volkan Demirel sahada kendine en çok güvenen isimdi. Bir kaç pozisyon olmasına rağmen rahat bir maç çıkardı. Kaptanlık pazubandı da çok yakıştı. Bekir İrtegün defansif olarak iyiydi, hücumcu bir bek kalitesi yok zaten kendisinde. İkinci yarının belli bir kesiminde Bekir'i stoperde; Okan Alkan'ı sağ bekte izlemeyi bekledim. İlhan Eker çok sert oynuyor. Biraz daha kontrollü olması lazım. Yalnız ileriye oynayabilen bir stoper gibi. Bir iki olumlu denemesi oldu bu konuda. Andre Santos çok kilo almasına rağmen kalitesini ortaya koydu yine. Golü şıktı. Lakin asıl görevi olan savunmayı da hiç aksatmadı. Hep son müdahaleleri Andre Santos yaptı. Skora katkı yapan bir sol bekimiz olması ekstra bir getiri bizim için. Cristian Baroni'yle ilgili geçen sezon hep olumlu yorum yaptım. Dün akşam beğenmedim. Sadece golde gözüktü,onda da tam gözüktü. Kumaşı çok iyi, tereyağından kıl çeker gibi top kapışlarına hastayım. Daum stoperlerle çok iç içe oynatıyordu. Aykut Kocaman biraz daha hücuma katkı yapma görevini verirse, dünkü paslarını çok sık izleriz sezon içinde. Kazım çok etkisiz, Stoch ise çok istekliydi. Stoch'u ligimizde anca faul yaparak durdururlar. Kazma sağ ve sol beklerle dolu ligimiz. Stoch umarım sakatlanmaz. Gökhan Ünal çok etkisizdi. Semih çok geç oyuna girdi. Fakat Gökhan Ünal'ın 90 dakikada yapamadığı ileride top tutma işini aldığı ilk topta yaptı. İleride top tutma konusunda Türkiye'deki en iyi forvet Semih. Mental olarak hazır hale geldiğinde eski Semih'i izletir bize...Selçuk'un atılmasıyla orta sahanın direnci azalınca Alex de çok etkili olamadı. Takımı beğenmedim, ancak henüz oturmadığını da biliyoruz. İki hızlı kanatla, diri bir forvetle oynayacağımızı biliyoruz. O günü görmeyi de sabırsızlıkla bekliyoruz.
Galatasaray'la ilgili de kısaca birşeyler yazayım. Arda maçta en etkili oyuncularıydı. Ufuk Ceylan ve Aykut'la lig bitmez. Kaleci almaları şart. Cana sert ve düz oynadı, kısa zamanda pek kendini gösteremedi. Musa'nın fiziği yaşına göre çok iyi , iyi beslenmiş. Mehmet Batdal iyi ancak heyecanlıydı. Sabri yine küçük enişte... Ayhan hala Galatasaray'da nasıl oynayabiliyor anlamıyorum. Servet ve Gökhan Zan'ın ağırlığı bizim Stoch ve Dia'nın işine çok yarar. Emre Çolak'ta iş var. Diğer gençler hakkında pek fikir sahibi değilim.
Son olarak şu görüntüler NTV Spor'dan neden kaldırılmış anlayamadım. Aynı şeyleri Kazım yapsaydı, Emre Belözoğlu yapsaydı bugün manşetlerdeydi. Belki de maçın önüne geçmişti. Türk futbolcusunun egosu tepelerde geziyor maalesef. Ne kadar futbol izlettin de, ne oldu da dayılanıyorsun taraftarlara ? Taraftarlar sütten çıkmış ak kaşık demiyorum, milli futbolcuların böyle hareketler yapmaması gerekiyor diyorum. Arda ve Sabri isimlerini hep böyle şeylerde duyuyoruz diyorum.Berbat bir organizasyon bitti geçti neyse ki...
Simone Inzaghi & Gaia Lucariello
Lazio'nun sahalarda pek göremediğimiz, aynı zamanda Filippo'nun kardeşi olan Simone Inzaghi'nin sevgilisi Gaia Lucariello ile görüntüleri...Goygoycu.com tarzıyla söylemek gerekirse ; Simone'nin Gaia'yı emizlemesi...




Takvim'den İnciler
Fransa Pazarını Keşfettik
Birkaç hafta önceydi. Evde kendimce PES 2010 kadrolarını güncelliyorum,taktikleri falan ayarlıyorum. Kadro konusunda her zaman Football Squads sitesini referans alırım. Fransa Ligi'nde oyalanırken Nancy'deki Issiar Dia ismi gözüme çarpıyor. O zamanlar da Aykut Kocaman'ın açıklaması var; hızlı oyuncular istiyorum gibisinden... Issiar Dia ismini ise birkaç sene önce bir İngiliz scout sitesinde görmüşlüğüm var. O listede has adamlarımdan Victor Moses'in de ismi vardı. Dia'yı da merak edip birkaç sefer izlemişliğim var dolayısıyla. Aykut Kocaman'ın bu demecinden sonra "Ulan şu Dia'yı Fenerbahçe'ye getirsek ya!" diye düşünce geçti içimden. Temiz kalpliymişim ki ; 4-5 gün sonra Issiar Dia transfer dedikodusu yayılmaya başladı. Açık söyleyeyim ; Fenerbahçe'nin böyle bir transfer yapacağını, Fransa'dan genç oyuncu bulup alacağını hiç tahmin etmezdim.Hazard ve Krasiç isimleriyle epey uğraşıldığı belli. Hazard müthiş bir yatırım olurdu. Krasiç de çok üst düzey futbolcu ancak transferde gönülsüz olması, transferi gerçekleşse bile ileride sorun yaratabilir izlenimi yarattı bende. Alternatif olarak çok güvendiğimiz Aykut hocamızın isteğiyle Issiar Dia ismi gündeme alındı ve transfer dün akşam resmi olarak açıklandı. Dia transferi gündeme geldiğinde Antu'da olumlu şeyler yazmıştım. Böyle potansiyeli olan, genç, hızlı oyuncular Türkiye Ligi'nde her zaman iş yapar. Takımlarına her zaman katkı sağlar. En önemli özelliklerinden biri de ileride takımlarına para kazandıracak nitelikte olmalarıdır. Issiar Dia da bu tanıma uyan oyunculardan.Hızlı, adam geçen, içe kat eden, aynı zamanda kontra atak futbolunda da faydalanabilinecek bir futbolcu. Bitiriciliği zayıf, defansı neredeyse sıfır ve Afrika Kupası döneminde takımdan 1 ay civarı ayrı kalması söz konusu. Bunlar transferin dezavantaj olarak gözüken kısımları. Fakat zaman ne gösterecek göreceğiz. Dia'yla ilgili bir kuşkum da ; defansif yönünün olmayışından dolayı Gökhan Gönül'ün yükünün biraz daha ağırlaşabilecek olması. Stoch'u da böyle düşünüyordum; fakat Stoch hazırlık maçlarından süratle savunmaya koşarak en azından rakibi oyalıyor, hamlesini geciktiriyor ve Andre Santos'u rahatlatıyor. Süratli olan Dia da bunu yapabilir pekala. Benim düşüncelerimden birisi de Aykut Kocaman'ın önümüzdeki sezon Alex ayrıldığında ; 4-3-3 sistemine geçeceğidir. Yapılan transferler bunu gösteriyor. İki hücumcu sağ bekimiz var mevcut kadroda. İki de hücumcu kanat oyuncumuz oldu. Bu kanat oyuncularının ikisi de 3 lü forvetin sağında ve solunda oynayabilir. Aykut Kocaman'ın kafasında mutlaka böyle birşey olduğunu düşünüyorum. Dia ve Stoch'un bu sezon saha içerisinde sürekli yer değiştirerek oynadıklarını da göreceğiz. Bu da en azından taktiksel olarak saha içinde +1 müdahale yapma hakkı kazandırır Aykut hocaya... Issiar Dia Fenerbahçemiz'e hayırlı olsun.
Galatasaray'ın transferleriyle ilgili pek yazma huyum yoktur. Fakat Fransa'ya değinmişken Pino'dan da bahsetmek istedim. Dia ile hemen hemen benzer özellikleri olan, top hakimiyeti biraz daha iyi bir oyuncu Juan Pablo Pino. Geçen sezon yaşadığı sakatlık sorunu, devamlı oynamasına engel oldu ve istikrar sıkıntısı yaşayabilecek bir yapıya sahip. Juan Pablo Pino'nun Galatasaray'da başarılı olacağını düşünüyorum. Ligimize genç ve potansiyelli oyuncuların gelmesi sevindirici... Özellikle yıllardır keşfedilemeyen Fransa Pazarı bizim takımlarımız için maden değerindedir. Pino ve Dia başarılı olursa eğer bu pazardan daha fazla futbolcu getirebileceğimizi düşünüyorum. Fransız takımları çok iyi scout ekiplerine ve çok iyi altyapılara sahipler. Eğer bir futbolcu Fransız değilse ve gençse mutlaka iyi bir scoutun ürünüdür orada. Dolayısıyla Dia,Pino gibi isimler ligimizde büyük sıçrama yapabilecek isimler.Fransa Pazarı'na atılmamız da futbolumuz için hayırlı olsun o zaman...

