Kean Out

 Blackburn Rovers taraftarları; genci, yaşlısı, çoluğu, çocuğu Steve Kean'i protesto etti. Hatta City maçının tek anlamı Steve Kean'i protesto etmek gibi gözüküyordu Rovers taraftarları için... Zaten maçı da 4-0 kaybettiler. Fotoğraflar Ewood Park'tan.



3 Ekim 2011 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 2 - 1 Arsenal

Her zaman, her yerde yazıyorum. İzlemekten en keyif aldığım derbi Kuzey Londra derbisi. Her zaman açık futbol var, 0-0 bitse bile kaçan bol pozisyon oluyor. Arsenal bir kaç sezon öncesine kadar bariz üstün olsa da, son 1-2 senedir Tottenham Arsenal'a karşı üstünlüğü ele almış olması derbiyi daha heyecanlı kılıyor. Arsenal lige en zor lig başlangıçlarından birini yaptı bu sezon. Manchester'dan 8 yemenin yanı sıra, lige kümede kalma potasında başlayan Blackburn'den de 4 yemişlerdi. Bu aynı zamanda Blackburn Rovers'ın 7 maçta aldığı tek galibiyet olma özelliğini taşıyor.

Fabregas'ın gidişi, 8 gollü mağlubiyetten sonra gelen yeni transferler ve altyapıdan gelen genç oyuncular Arsenal'ı yeni kurulmuş bir takım havasına soktu. Henüz takım olmayı da başarmış gözükmüyorlar. Arteta, Santos, Gervinho takıma katkı sağlayabilecek oyuncular olarak gözükmelerine rağmen; Frimpong, Jenkinson, Coquelin, Chamberlein gibi genç isimler sürekli takımda yer bulmalarına rağmen henüz soru işaretlerini atabilmiş değiller. Ayrıca kaleci Szcezsny'nin de çok fazla güven verdiğini düşünmüyorum ben. Tottenham ise tam bir takım havasında. Son 2-3 sezondur kadronun iskeletini bozmuyorlar. En önemlisi; gidenlerin yerine daha kalitelilerini alıyorlar. Az ve öz transfer yapıyorlar. Benim hep eleştirdiğim sağ bek yokluğu da bu sezon Walker ile aşılacakmış gibi gözüküyor.

Wenger dün Andre Santos yerine Gibbs'i tercih etti. Andre Santos, Şampiyonlar Ligi maçında etkili oynamış, bir de gol atmıştı. O yüzden derbide Gibbs tercihine anlam veremedim. Redknapp ise zorluk derecesi yüksek bir maç olmasına ve derbi olmasına rağmen iç sahada 4-4-2 oynama geleneğini bozmadı. İlk yarıda kaçan bir kaç net pozisyon olmasına rağmen tempo beklenen düzeyde değildi. Hiç de o düzeye yükselmedi hani... Son yıllarda Kuzey Londra derbisinin müthiş bir temposu, müthiş bir izlenebilirliği var. Dün ilk 25 dakikanın uyuttuğunu bile söyleyebiliriz. İlk yarının bitmesine 5 dakika kala, Arsenal üstün bir futbol oynarken geldi Tottenham'ın golü... Adebayor ve Van der Vaart rolleri değişti. Adebayor, Van der Vaart tarzı müthiş bir orta yaptı. Van der Vaart'a da bu ortayı güzel bir golle sonuçlandırmak düştü. Golden sonra Burak Yılmaz tarzı "anneaaaa" demese de; kameralara karşı yaptığı "goooaaaaal" sesi duyulmaya ve görülmeye değerdi.

İkinci yarı tempo nispeten biraz daha iyiydi. Arsenal çok zaman kaybetmeden, 51'de yakaladığı beraberliği. Aaron Ramsey attı. İstatistiklerden göreceğiniz üzere Arsenal topla çok daha fazla oynasa da, oyunda bariz bir üstünlük ortaya koyamadılar. Tempo Arsenal'in insiyatifinde gözükse de, pozisyonlara girmeyi başaran taraf Tottenham oluyord. Ancak Adebayor'un etkisizliği gol yollarında takımı tıkıyordu. Redknapp'ın Van der Vaart-Sandro değişikliğine anlam veremesem de; gol bu değişiklikten sonra geldi. Karşı karşıya birkaç pozisyon çıkaran Szcezsny, Walker'ın mükemmel şutunu çıkaramadı. Gol gerçekten enfesti, yattığımdan yerden izlediğim maçta yataktan fırladım. Adebayor ve Bale'in kaçırdığı pozisyonların gol olmaması neyse ki takımı sıkıntıya sokmadı ve 2-1'lik skor korundu. Tottenham son yıllardaki derbi üstünlüğünü devam ettiriyor.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fiorentina 1 - 2 Lazio

Lige üst sıralarda başlamış bir Fiorentina, iyi futbolunu skora yansıtamayan bir Lazio... İki ezeli rakip dün Artemio Franchi'de kozlarını paylaştı. Geçen sezon Lazio hem Roma'da, hem Floransa'da kazanmıştı. Libor Kozak her iki maçta da ağları havalandırmıştı.

Her zaman sona yazdığımı bu kez başa yazayım. İki takımın maç kadroları;

Fiorentina : Boruc - De Silvestri, Gamberini, Natali, Pasqual - Behrami, Montolivo, Lazzari (80' Kharja) - Cerci, Jovetic, Vargas (55' Silva)

Lazio : Marchetti - Konko, Stankevicius, Dias, Radu (64' Sculli) - Brocchi, Ledesma, Gonzalez (60' Lulic), Hernanes - Cisse (75' Matuzalem), Klose.

Kadrolara baktığımız zaman; Santiago Silva oyuna girene kadar Fiorentina'nın santrforsuz oynadığını görüyoruz. Cerci, Jovetic ve Vargas'lı bir hücum hattı. Üç futbolcu da şüphesiz ligin üst düzey oyuncuları arasında yer alıyor. Fakat Jovetic'i genelde kanat forvet olarak izlediğimiz için ileri uçta tercih edilmesi çok doğru bir hamle olarak gözükmeyebiliyor. Yine Fiorentina'nın Montolivo sorunu var. Takımdan ayrılmak istemiş, ayrılamamışt. Sanki isteksiz gibi... Cerci'nin de Mihajlovic'le tartıştığı, fakat bu tartışmanın tatlıya bağlandığı bilgisi var. Lazio'da ise Biava'nın yokluğunda tercih edilen Diakite'nin sakarlıklar; Reja'yı Stankevicius'u kullanamaya itmiş. Savunmanın her yerinde oynayabilen Litvanyalı dün stoperde görev aldı. Reja'nın taktiksel değişiklikleri daha yerinde gibi gözüküyor. 60'da orta sahadan Gonzalez çıkıyor ve yerine sol kanat Lulic giriyor. Hemen 4 dakika sonra sol bekini çıkarıp, ofansif bir sol kanat alıyor oyuna Reja. Böylelikle galibiyet için daha fazla cesaret gösteriyor. Cerci'nin 7. dakikada attığı gole 28'de şık bir şekilde cevap verdi Hernanes. İkinci yarıda Marchetti'nin çıkardığı bir iki net pozisyon var. Milli kalecinin yükselen performansı devam ediyor. Klose'nin gol vuruşundaki bitiriciliği aynı zamanda maçın da bitiriciliği oldu.

Lazio bu galibiyetle puanını 8'e çıkartırken, Fiorentina 7'de kaldı. Lazio zirvedeki Juventus'un sadece 3 puan gerisinde... 16 Ekim'de Derby Della Capitale var. Derbi öncesi iki takımın da 8'er puanı var. Ayrıca hâla ülkemizde Serie A yayını yok.

Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 4 - 2 İstanbul BB | Özlem Sona Erdi

Çok özlemiştik mabedimizdeki yerimizi almayı... Bu maç için en az merak edilen şey maçın sonucuydu. Çoğumuzun kafasında Fenerbahçemiz'e destek olmak, özlem gidermek, sevdamızı haykırmak vardı. 22 maçtır yenilmeyen bir takımdan bu atmosferde mağlubiyet de beklemiyordum açıkçası...

Güzel şeyler vardı, güzel gündü. Geçen ay kaybettiğimiz Selçuk Ulutaş kardeşimiz unutulmadı. Adına pankart açıldı. Huzur içinde yatsın. Aykut hoca epeydir konuşulan şeyleri yaptı aslında. Bilica'nın yerine Bekir'i tercih etti. Mehmet Topuz ortada oynasın diyenler de oldukça çoğunlukta. E Mehmet Topuz da ortaya çekildi. Orhan-Gökhan arkalı önlü sağ kanatta oynasın diyenler de vardı. E onlar da arkalı önlü oynadı. Ancak pek tutmuş gibi gözükmüyordu. İlk yarıda etkisiz bir futbol oynadık. Açıkçası maçın da havasına giremedim ben... Daha çok tribün ile ilgileniyordum. İkinci yarı Stoch'un dejavu yaşatmasıyla havaya girdik. 5 ay önce maçın 2. dakikasında attığı golü bu kez 2. yarının 2. dakikasında attı. Gol sevincini de taraftarla paylaştı. En güzel gol sevinci taraftarla paylaşılandır. Ayrıca ligde 4 maçtır oynatılmayan, mutsuz denilen, gidecek denilen Stoch'un golle dönmesi de oldukça güzel oldu. Oyundan alındığında Aykut hocanın ve yedek kulübesindeki herkesin tebriklerini de kabul ettiğine dikkat ettim.

Aykut Kocaman'ın oyunu her zaman iyi okuduğunu, fakat müdahale konusunda bazen geç kaldığını ya da yanlış müdahale yaptığını düşünmüşümdür. Bugün o müdahaleleri zamanlı yaptı. İkinci yarıya 2 değişiklikle başladı. O 2 değişiklik, lige formsuz başlayan Semih'in yerine Bienvenü ve ilk yarı çok kötü oynamayan fakat Gökhan'ın sahada olması dolayısıyla çıkmak durumunda kalan Orhan Şam'dı. Böylelikle Mehmet Topuz ve Gökhan da yerine geçerken, Sezer'i de ilk kez uzun bir süre izleme fırsatımız oldu. Eskiden Mehmet Topuz'un ortada oynatılması taraftarıydım. Ancak onun sağ kanatta Gökhan'a yardım etmesine ve sağdan etkili ortalarına alıştığım için artık sağ kanatta oynatılması taraftarıyım. Gökhan'ın da bekten oyunu daha iyi okuyabildiği belli. Orhan çabuk oyunucu, belki stoperde oynatılması gerektiğinde stoperde kullanılabilir. Volkan'ın çok tehlikeli topları kurtarıp, 2 ilginç gol yemesini de nazar boncuğu olarak nitelendireceğim.

Belediye gibi iyi bir takımı bol gol atarak yenmek güzel. 4-2'lik skor takımı sahiplenen taraftarı da oldukça memnun etti. Özellikle Alex'in golü derslikti. Bienvenü'nün pası enfesti.

Tribünde grup bazında bir takım tavırlar olduğu söyleniyor, ben dikkat etmedim. Ancak renkli ve özlem dolu bir tribün olduğunu düşünüyorum. Fenerium tribünü biraz daha kalabalık olsa, Meksika dalgası falan daha güzel olurdu. Maçtan önce Nazlı'nın Yeri de oldukça kalabalık ve hareketliydi. Siftahı yaptık, Fenerbahçe özlemine nihayet son verdik. Stattan çıktığımız zamandan itibaren ise; tekrar özlemeye başladık.

23 maç 21 galibiyet ve 2 beraberlik. 2 beraberlikten birinde verilmeyen penaltı, diğerinde verilmeyen nizami gol. Fazla söze gerek yok.
2 Ekim 2011 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

20 Sene Sonra...

Felipe De Souza, Fenerbahçe formasıyla babasının izinden gelir mi ?

De Souza'n hiç eksilmesin Fenerbahçe....
30 Eylül 2011 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Yıldırımlar'ın içine ettiği maç!


Dün akşam Avrupa Ligi maçlarında Türk hakemlerini de gördük. Son zamanlarda çok sık görüyoruz. Cüneyt Çakır bence overrated, ancak UEFA'nın gözde hakemlerinden birisi olduğu biliniyor. Cüneyt Çakır'ın Avrupa'da maç yönetmesini anlarım. Ancak her zaman sayıp, sövdüğümüz ve eleştirdiğimiz Türk Hakemliğine karşı neden böyle tavırlarımız olduğu akşam bir kez daha ortaya çıktı. Hüseyin Göçek'in Avrupa Ligi'nde Rennes-Atletico Madrid maçına verilmesi çok büyük sürprizdi bence. Zorluk derecesi daha düşük bir maça verilebilirdi. En azından Falcao gibi bir yıldız oyuncuyu yakından görecek kadar iyi bir hakem değil Hüseyin Göçek. O maçı izlemedim, özetinde de dikkatimi çeken bir şey olmadı. Ancak Bülent Yıldırım'ın  yönettiği, Yunus Yıldırım'ın yardımcılık yaptığı Celtic-Udinese maçı tam bir Türk hakemliği fiyaskosuydu. İlk olarak Celtic'in penaltı pozisyonu var. Bülent Yıldırım'ın 1,5-2 metre önünde olan bir pozisyon. Bülent hoca penaltıyı çalmıyor. Ancak yardımcısı Yunus Yıldırım uyarıyor ve penaltıyı çalıyor. Penaltı pozisyonu tartışılır. Verdiği karar doğru da olabilir. Ancak öyleyse de; 2 metre önündeki pozisyonu görmemesi ve yardımcı kararıyla çalması kabul edilemez. Yine ikinci yarı tartışmalı, verilmeyen bir penaltı pozisyonu var. Ve bir de gecenin bombası, Udinese'nin penaltısı var. Penaltı verilmeyecek bir pozisyona penaltı çalıyor Bülent Yıldırım. Udinese'nin ofsayt gerekçesiyle verilmeyen golünün etkisinde kalmış da olabilir. Ama o ofsayt maçın en doğru kararıymış gibi gözüküyor. Maç penaltı golleriyle 1-1 berabere bitiyor. Kararlar tartışmalı... Gecenin hiç bir maçında da böyle skora etki eden, tartışmalı karar veren bir hakem grubu yok. UEFA'nın son zamanlarda Türk hakemlerine bu tip maçlarda görev vermesinin, dava sürecinde TFF ile yaptıkları iş birliğine bir jest olduğunu düşünüyorum.
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Sporting Lizbon 2 - 1 Lazio

Lige ve Avrupa Ligi'ne istediği gibi başlayamayan Lazio, istemediği sonuçları almaya devam ediyor. Kağıt üzerinde kolay gibi gözüken Vaslui maçını kazanamadıktan sonra, gruptaki en zorlu maçı için Lizbon şehrindeydi Lazio. Zaman zaman durağan, zaman zaman hareketli geçen, izlenebilir bir maç oynandı.

Ev sahibi Sporting Lizbon, bu sezon yaptığı transferlerle adından söz ettirmişti. Sahaya; Rui Patricio, Pereira, Anderson Polga, Onyewu, Insua, Schaars, Fernandez, Capel, Carillo, Rinaudo ve van Wolfsinkel onbiriyle çıktılar. Lazio'da ise; Cisse yerine Rocchi tercih edildi. Marchetti,  Konko, Diakite, Dias, Lulic, Ledesma, Cana, Hernanes, Broochi, Rocchi ve Klose ilk onbiri oluşturan oyunculardı. Lazio maça bir iki etkili atakla başlamış gözükse de; Sporting Lizbon hakimiyeti ele geçirmek için çok zaman kaybetmedi. İlk yarı tamamen Sporting Lizbon önderliğinde geçti diyebiliriz. Etkili ve tehlikeli Sporting ataklarında kaleci Marchetti kurtarışlarıyla formda gözüküyordu. Ancak Ricky van Wolfsinkel gecenin en güzel gollerinden birini attı topuğuyla. Lizbon 2. golü ararken, Lazio'nun beraberliği geldi. Etkisiz bir futbol oynarken Klose'nin attığı gol çok değerliydi. Ancak beraberliği soyunma odasına taşıyamadı Lazio. İlk yarının duraklama dakikalarında Emiliano Insua'nın uzak mesafeden sert şutu skoru 2-1 yaptı. O dakikaya kadar iyi bir maç çıkaran Marchetti'nin bu pozisyonda kolları uzamadı sanki. Konuşmak kolay ama ne bileyim, o top çıkarılmayacak bir top değildi.

İkinci yarı Klose-Cisse değişikliği geldi. Ardından da Insua'nın ikinci sarıdan oyundan atılması eklendi. Herşey Lazio lehine gelişiyordu. Cisse de oyuna ağırlığını koyunca, pozisyonların ardı arkası kesilmedi. 72 ve 86. dakikada kaçan "inanılmaz" diye tabir edeceğimiz 2 pozisyon var. Özellikle 86'da Rocchi'nin boş kaleye atamadığı kafa vuruşundan sonra ekranlara yansıyan Edy Reja surat ifadesi pozisyonun şaşırtıcılığını anlatıyor. Lazio, 10 kişilik rakibine karşı kazanabilir. En azından beraberlik çıkarabilirdi. Olmadı. Normal şartlarda 2 maçta 1 puan çok kötü ama ikinci sıradaki Vaslui'nin de sadece 2 puanı olması bir avantaj. Lizbon ise bu gruptan beklediğinden daha rahat çıkacak gibi gözüküyor.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 3 - 1 Shamrock

Tottenham bir Britanya takımı olan İskoç Hearts'ı eleyerek UEFA Kupası gruplarında mücadele etmeye hak kazanmıştı. A Grubu'nda bir başka ada takımı olan; İrlanda'nın Shamrock Rovers ekibiyle aynı gruba düştü. İngiltere dışında Ada takımları çok zayıf takımlar. Zaten İskoçya'nın, İrlanda'nın iyi futbolcuları soluğu İngiltere'de alıyor. İngiltere'nin alt sıra, orta sıra takımların oynayabilecek kapasitedekiler ise; Celtic ya da Rangers'ın yolunu tutuyor. Shamrock Rovers da gruplara kalmasına rağmen, kupanın en zayıf takımlarından biri.

White Hart Lane, Shamrock taraftarları ve oyuncuları için hatırlanacak bir anı sadece... Nitekim taraftarları oldukça ateşli görünüyorlardı. Tottenham kupadaki ilk maçına çoğunluğu yedek ve genç isimlerden oluşan bir kadroyla çıkmıştı. Dün daha iyi bir kadroyla çıktılar. En azından Corluka, Pavlyuchenko, Bassong, Defoe, Lennon gibi tecrübeli isimler vardı. Buna rağmen gol yiyene kadar uyanamadı Tottenham. Shamrock'ın ikinci yarıda attığı gole Pavlyuchenko ile cevap verdiler. Defoe'nin iki uzun savunmacı arasında kafayla attığı golle 2-1 öne geçip, Giovani Dos Santos ile işi bitirdiler. Giovani Dos Santos bu sezon şans buluyor. Özellikle Avrupa Ligi'nde hemen hemen her maç oynayacağını düşünüyorum. Dün akşam sahanın en iyilerindendi. Geçtiğimiz haftalarda çıplak fotoğrafları internete düşmüş, gündeme oturmuştu. Futbolunu da konuşturmaya başladı. Ancak yine de; Tottenham için iyi bir isim olmadığını, fakat yedek için bir alternatif olabileceğini düşünüyorum.

Rubin Kazan-Paok maçı da 2-2 berabere bitti. A Grubu'nda; Rubin ve Tottenham 4, Paok 2 puanda. Shamrock'ın puanı yok.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 0 - 0 Palermo

Palermo ve Lazio ligin gol yollarında etkili iki takımı... Ancak dünkü mücadelelerine kaleciler damga vurduğundan gol sesi çıkmadı. Yine geçen sezon Palermo'nun ev sahipliğinde yapılan mücadeleye Muslera damgasını vurmuş, Lazio Dias'ın attığı golle 1-0 kazanmıştı. Dün hem Marchetti, hem Tzorvas günündeydi. Marchetti'yi "iyi başlayamadı" diyerek eleştirdim. Dün takımına 1 puan kazandıran isimdi. Tzorvas, Marchetti'den daha fazla övgüyü hakediyor gerçi. İnanılmaz pozisyonları kurtardı. Cisse bir vuruşta aut yerine boş kaleyi nişan alabilse, Tzorvas'ın emeği boşa gidecekti. Ancak şans Yunan kalecinin yanında oldu. Lazio'da Edy Reja geçen hafta istifa etmiş, ancak bu istifası Lotito tarafından kabul görmemişti. Reja kurt hoca, Lazio'ya geldiği günden beri çok fazla katkısı oldu. Şu an Lazio her ne kadar geçen sezonun üstüne koyamamış ve orta sıra takımı görüntüsünde olsa da bence hoca bu sezonu bitirmeli... Edy Reja için düşündüğüm birşey de; Lorik Cana'yı pek tutmuyor. Haftaya Lazio için zorlu Fiorentina deplasmanı var. Fiorentina sezona iyi başladı. Lazio'nun şansı zor olsa da, ezeli rekabet gazıyla kazanabileceklerini düşünüyorum.
26 Eylül 2011 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Brezilya Kırosu Sandro

Portekiz'in kırosunun ağır kıro ve apaçi olduğunu Ronaldo ve Quaresma'dan biliyoruz.  Brezilya'da da bu konuda Neymar'ın açık ara önderliği bulunuyor. Brezilya'nın kırosu da az kıro değil hani... Ancak Sandro'dan böyle berbat bir saç şekli beklemezdim. Tipini ilk gördüğümde de oldukça sesli sövdüğümü söyleyebilirim.

Yan taraflar mavi, üst tarafta daha çok saç var. Tarifi yok, rezil bir tip... Yedek kal Sandro. Tottenham'ın maçının sadece kadınlara ve çocuklara açık olduğunu bir düşünsenize!
25 Eylül 2011 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Wigan 1 - 2 Tottenham

Tottenham önce Wolverhampton'ı, sonra da Liverpool'u yenerek kötü gidişi aksine çevirmeyi başarmıştı. Wigan için farklı düşüncelerim var. Ne kadar iyi sonuçlar alıp, ligde kalırlarsa kalsınlar; ben Premier Lig için çok yetersiz bir takım olduklarını düşünüyorum. Ancak kadrolarında çok iyi isimler var. Bunlardan en değerlileri Moses ve Rodallega. Menajerleri Martinez'in daha önce Tottenham'dan 9 yemek gibi acı bir tecrübesi bulunmasına rağmen, Arsenal maçını 2-0'dan son 10 dakikada 3-2'ye çevirmek gibi destansı tecrübeleri de bulunuyor. Genç, renkli ve heyecanlı bir kişiliğinin olması dolayısıyla Wigan'da başarılı olduğunu ve takıma çok şey kattığını düşünüyorum.

Rodallega'nın yokluğunda hücumda tüm yük Di Santo'nun üzerine binecek gibi gözüküyordu. Tottenham ise geçen hafta evinde Liverpool'a karşı çift forvetle oynamıştı. Wigan deplasmanında tek forvet Adebayor sahadaydı. Tottenham'ın maça atak başlayacağını düşünmüştüm. Ancak kendilerini pek kasmaları gerekmeden golü bulmaları takıma olumlu bir hava yansıttı. Figueroa'nın savunmada yaptığı hatada Adebayor önce müthiş bir çalım attı. Sonra Van der Vaart'a golü attırdı. Adebayor tam bir takım oyuncusu görüntüsü çiziyor. Tottenham'a da çok katkı sağlayacak gibi bu sezon... Gareth Bale'in kafayla attığı gol ile ilk yarı 2-0 bitti. İkinci yarının başında ikramı bu kez Tottenham yaptı. Savunma adeta gol yemek için özel bir çaba içerisinde gözüküyordu. Öldürücü darbeyi Assou-Ekotto yaptı. Ekotto'nun hatası, Diame'nin golünü getirdi. Yarının hemen başında gelen gol Wigan'ı maça ortak etse, maçın genelinde Tottenham üstünlüğü elden bırakmadı. Kırmızı karttan sonra da iyice kontrolü ellerine aldılar. Bu arada acayip apaçi saç modelleri vardı maçta. Sandro'yu birazdan fotoğrafı ile paylaşacağım. Sandro, Gohouri, Assou Ekotto, Kaboul ve Adebayor saç tipleriyle Neymar'dan hallicelerdi.


Tottenham son 3 haftada 9 puan topladı. 2 Ekim Pazar günü müthiş bir maç olacak White Hart Lane'de. Her sezon ligin en zevkli maçları aday maçlar oynuyor Arsenal ve Tottenham. Geçen sezon herkes El Clasico'yu izlerken, ben 3-3 biten Tottenham-Arsenal maçını izlemiştim. Yine geçen sezon ilk derbide ilk yarıyı Arsenal 2-0 önde kapamış, Tottenham ikinci yarı 3-2 galip gelmişti. Evet, haftaya Kuzey Londra derbisi var.

Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -