BlogTivi Programındaydım

31.08.2011 Çarşamba günü, yani dün; Desportivo blog yazarı Murat Türker ve Şeyda Baykal'ın sunduğu BlogTivi programındaydım. Biraz heyecanlı da olsam, programın hoş bir sohbet havasından geçmesinden dolayı zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Programda;

*Blog yazmaya nasıl başladığım,
*Fenerbahçe'nin son durumu,
*Galatasaray'ın bir türlü gerçekleştiremediği transferleri,
*Lazio ve Tottenham sempatimin nereden geldiği,
*Bu sezon Spor Toto Lig'den beklentilerim,
*Bloglardan alıntılanan fotoğraflar

hakkında konuşma fırsatı bulduk. Keyifli bir sohbet oldu. Davetleri ve misafirperverlikleri için Murat Türker-Şeyda Baykal ikilisine ve Sportivi çalışanlarına tekrar teşekkür ediyorum.

Blogtivi programını Tivibu aracılığıyla Sportivi kanalında her Çarşamba 15.15'te izleyebilirsiniz.



1 Eylül 2011 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 1 - 5 Man. City | Hezimet

Tottenham'ın sezona hazır bir görüntü vermediği aşikar. Yine de, oturmuş bir kadro sayesinde 2 yıldır başarılı sonuçlar alınması bir referansken; aynı kadronun bu şekilde bir hezimet yaşaması soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Takımda gündem yoğun. Çok etkili futbol oynanmıyor. Palacios ve Crouch'un Stoke City'ye transfer olacağı konuşuluyor. Ancak bugün bir bakıyorsunuz; Peter Crouch ilk onbirde sahaya çıkıyor. Son zamanlarda Tottenham'da neyin ne olduğunu ve ne olacağını anlamakta güçlük çekiyorum. Iago ve Adebayor transferleri hakkında yarın yazacağım. Ancak yaz boyunca ihtiyaç olan yerlere transfer yapılmaması düşündürücü.

Geçen hafta Manchester United karşısında golü yiyene kadar iyi bir Tottenham vardı. Golden sonra iş kontrolden çıktı. Ha bugünkü City ve Manchester United'ı kıyasladım da ; Tottenham geçen hafta sahiden iyi yırtmış. Zira Manchester'ın mavileri acımadı. Dzeko'nun golleri konuşuluyor, konuşulmayacak gibi değil. Sezona iyi bir başlangıç yapan Edin Dzeko, bugün White Hart Lane'de zirve yaptı. Bu performansını sezonun geneline yayacağını düşünüyorum. Çünkü harcadığı paralar dolayısıyla eleştirilen Man.City takımı, takım olma yolunda bir hayli yol almış gibi gözüküyor. Mancini'nin başarılı olduğunun ve olacağının kanaatindeyim. Yeter ki; elindeki takımı her zaman bugünkü gibi ofansif oynatsın. Nasri'ye de ayrı bir parantez açmak lazım. Benim çok hayran olduğum bir futbolcu değil. Ancak bugünkü futboluyla adeta şov yapmış. Sol kanadı çok iyi kullanmış; ki karşısında iyi bir sağ kanat oyuncusunun olmamasının da bunda payı var. Dawson ve Kaboul berbat bir ikili görüntüsü veriyorlar. Acilen Ledley King lazım. Ya da 2 yıldır yazdığım gibi; yeni bir stoper. Adebayor'un gelişiyle de Crouch'un gönderilmesi şart. Oturmuş Tottenham kadrosunun yakın zamanda daha iyi sonuçlar alacağını düşünüyorum. Ancak bugünkü hezimet yenilir yutulur cinsten değil... Yine de skor 4-1 olduğunda sevinen Tottenham taraftarları, futbolu eğlence olarak görüyor gibi bir izlenim yaratıyor. Ancak ben White Hart Lane'i daha farklı bir atmosferiyle hatırlıyor ve seviyorum. Bir de; bu berbat formaların futbolculara pek futbol oynama isteği uyandırdığını zannetmiyorum. Son yılların en dandik forması... Günün tesellisi ise; ezeli rakip Arsenal'ın bir başka Manchester ekibi United'a 8-2 yenilmesi... Bu şov gösteriyor ki ; Manchester >>>>>> Kuzey Londra
28 Ağustos 2011 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Buralar Gitsin, Sen Gitme

Zorlu bir maçın en kritik anında atılan kafa golüdür Lugano...
Formayı gladyatör kıyafeti, yüreğini kalkan olarak kullanmış bir savaşçıdır.
Sahadaki taraftardır Lugano...
Ruhtur. Uche gibi, Luciano gibi, Appiah gibi...
Kadıköy'deki ilk maçında Antalyaspor'a attığı 2 golle taraftarını selamlayandır Lugano...
Bazen hakeme yapılan gözlük işaretidir.
Çoğu zaman kart gördüğünde gözlerini çıkarandır Lugano...
Formasından çekildiğinde, formayı çıkarıp hakeme itiraz edendir.
Hırslıdır. Sinirlidir. Siniri formaya olan aşkındandır.
Başındaki kanla oynayandır Lugano...
Ayağındaki ağrısıyla oynayandır.
Drogba'ya adım attırmayandır.
Antrenmanlarda en çok çalışandır.
Eline kupa, yüzüne galibiyet yakışandır.
Uruguay'ın kaptanıdır.
Sulu derbide golünü atandır.
İnönü'de 8 işareti yapmaktır.
Fenerbahçe savunmasının bel kemiğidir.
Formanın hakkını verenlerdendir.
Taraftarların ona taktığı lakap ile; "Cesur Yürek"tir. Tota'dır.
Gittiğinde, geldiğinde sevindirdiğinden çok daha fazla üzecek olandır Lugano.
Asla unutulmayacak olanlardandır. Pierre gibi, Uche gibi, Schumacher gibi, Luciano gibi...

Çok ağlarım, çürür gözlerim.
Gidersen eğer...
Gitmek çözecekse,
Biri gidecekse,
Buralar gitsin, sen gitme...

Senin için 15 Mart 2009'da yazmışım; "Buralar Gitsin,Sen Gitme" diye... O zaman gitmemişsin, şimdi gidiyorsun. Arkanda milyonlarca göz yaşı, milyonlarca sevgi bırakıyorsun. Artık maç öncesi "Alfredo Lugano Moreno lay la lay la lay lay" diye çağıracak bir Cesur Yüreğimiz olmayacak. Artık attığı kritik golle bizi sevince boğacak bir Tota'mız olmayacak. Formanın hakkını verdiğin için teşekkürler. Yolun açık olsun Tota! Son kez;

"Alfredo Lugano Moreno lay la lay la lay lay"
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham | Europa League

Moralsiz, keyifsiz bir şekilde geçiştireceğim yine... Yazmayacaktım, ancak blogu arşiv amaçlı tuttuğum için geçiştireyim istedim.

Tottenham ilk maçta Hearts'ı deplasmanda 5-0 mağlup edince, Redknapp bu maçta genç bir kadro sahaya sürdü. Tottenham altyapısını az çok bilen biri olarak, dün oynayan isimlerden Fredericks, Carroll ve Nicholson'ı hiç bilmediğimi yazabilirim. Orta sahada oynayan Andros Townsend zaman zaman kulübede kendisine yer bulan bir isim. Forvette oynayan Kane ise altyapının gelecek vaad eden isimlerinden. Genç kadrosuyla Tottenham Hearts karşısında gol bulmayı başaramasa da, 5-0'ın avantajıyla gruplara kaldı.

A Grubu:
Tottenham (İngiltere)
Rubin Kazan (Rusya)
Paok (Yunanistan)
Shamrock Rovers (İrlanda)


26 Ağustos 2011 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio | Europa League

Lazio Roma'da 6-0 kazanmıştı. Makedonya'ya rahat gittiler. İlk yarısı Rocchi ve Lazarevski'nin karşılıklı golleriyle 1-1 biten maçın ikinci yarısında Hernanes ve bir kez daha Rocchi sahne alınca, Lazio sahadan 3-1 galip ayrıldı.

Rabotnicki (4-4-2): Dimitrievski, Todorovski, Bogdanovic, Chumbev, Lazarevski, Muarem, Velkovski, Vujcic, Nastevski, Manevski, Petkovski.

Lazio
(4-4-2): Bizzarri, Scaloni, Dias (36′ Biava), Diakite, Zauri, Lulic, Matuzalem, Cana, Mauri (56′ Hernanes), Rocchi, Kozak (71′ Ledesma).

Hakem
: Masiah (Israil)

Goller
: 23′ Rocchi, 40′ Lazarevski, 72′ Hernanes, 77′ Rocchi


Bu galibiyetten sonra Lazio, Avrupa Ligi kura çekiminde D Grubu'na düştü.

D Grubu:
Sporting Lizbon (Portekiz)
Lazio (İtalya)
Zürih (İsviçre)
Vaslui (Romanya)


Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Sen Çok Yaşa Fenerbahçe!

Söyleyecek çok şey var, ancak anlayacak çok adam yok. Fenerbahçeli olduğum için gururluyum. Bu akşam bir kez daha gurur duydum. Şampiyon olduğunda sevmedim, bu akşam sevdiğim kadar. Giden, gidecek olan, kalacak olan tüm futbolcularımıza; Ali Koç'a, tüm taraftarlarımıza helal olsun. Üzerindeki çubuklu formaya şükret Fenerbahçeli! O forma üzerinde durdukça, Fenerbahçe bayrağı nesilden nesile dalgalanacaktır.

25 Ağustos 2011 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Federasyona Tavsiyeler

Madem lig işi bu kadar ciddi bir iş değil, madem deneme/yanılma yöntemiyle birşeyler yapabiliyorsunuz; o zaman şunların da lige heyecan getireceğini düşünüyorum. Çok iyi bir futbolseverimdir, öyle böyle değil. Ligin heyecanına bir katkımız olursa ne âla...

  • Maç kadroları 16 kişiye düşürülsün. Böylelikle bir 15 sene öncesine dönebiliriz, müthiş heyecan olur. Hem İngiltere'de kupa formatı hâla böyle. San Marino ve Andorra modelini örnek alıyorsak o ayrı. San Marino ve Andorra kadar olmasa da İngiltere'de de futbol fena değildir.
  • Türkiye Kupası'nda "Altın Gol" uygulamasına geçilsin. 90 dakikası 0-0 biten maçta, uzatmanın ilk dakikasında Sabri Sarıoğlu'nun atacağı bir altın gol hepimizi heyecanlandıracak ve futbolumuzun marka değerini yukarılara çekecektir.
  • Hadi Altın fiyatları pahalı, altın gol uygulaması büyük risk. E "Gümüş Gol" var. Uzatmada Ziya Doğan'ın takımının bala mala atacağı bir gol, ardından devre olana kadar savunmaya çekilmesi; Ayman'ın kesiciliği, Erdinç'in savunmadaki kritik müdahaleleri pek çok futbolsever için merak uyandıracaktır.
  • Ofsayt kaldırılabilir. Böylelikle daha çok gol izleriz, Lig Tv reytingleri tavan yapar. Sir Alex Ferguson'ın "Ofsaytta doğmuş" dediği Filippo Inzaghi bile Spor Toto Süper Lig'de İstanbul Büyükşehir Belediyespor forması giyebilir.
  • 3 korner bir penaltı olabilir. Tabi Alex'in gol olayını abartacağını düşündüğümüzde bu sistem federasyonun pek işine gelmez.
  • Oyuncu değişiklik hakkı sınırsız olsun. Böylelikle kadrodaki her futbolcu maçtan hevesini alır. Futbol çok eğlenceli bir oyun olur.
  • Şortlara da reklam alınabilsin. Allah aşkına, o ne öyle sade sade ? Şort dediğin afilli olur, desenli ve yazılı olur. Hiç mi denize gitmiyorsunuz ? Görmüyor musunuz şortları ? Sade futbol şortu mu olur hiç ?
Benden tavsiyeler bu kadar. Eskiden "bağırmayan taraftar siktirsin gitsin" derdik. Artık "decoder almayan siktirsin gitsin" diyoruz. Herşey futbolumuz için... Lig Tv decoderi almayan futbolsever mi olur alla'sen ? Biz decoder alacağız ki; Erman Toroğlu gibi kahve ağzıyla konuşan yorumcular, gömleğin yakalarını açıp yaptığı absürt yorumlar sayesinde maaş alacak. Alın,verin futbol ekonomisine can verin.
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Friedel'a Rağmen 3-0

İngiltere'de bir Manchester United farkı olduğunu kabul etmek gerek... Bu sezonun da en büyük şampiyonluk adayı Kırmızı Şeytanlar. Zorlayabilecek tek takımı yine Chelsea olarak görüyorum. Arsenal rakip olamaz. Manchester City ilk dördü zorlar, ancak şampiyonluk fantastik bir hedef olur. Liverpool'un ise ilk 4'ü zorlayabileceğinden şüpheliyim.

Old Trafford'da ilginç bir kadro seçimi vardı dün Redknapp'ın. Modric'in yokluğunda yerine "satılacak" denilen Niko Kranjcar'ı oynattı. Defansif orta saha olarak ise sürpriz bir isim Jake Livermore sahadaydı. Manchester United'a baktığımızda da aslında pek fark yoktu. Smalling ve Cleverley sezona sürekli forma şansı bularak başladı. Ancak savunmanın ortasını Evans ve Jones'tan oluşturmak bir riskti. Buna rağmen Redknapp'ın kadro seçimini eleştiriyorum. Çünkü iki takım arasında bariz bir kalite farkı var. Bu kalite farkını Manchester'ın genç oyuncuları dengelemiyor maalesef. Üstelik yedek kulübesinde direkt oynamaya alışkın olan Corluka ve Huddlestone varken; Livermore ve Walker'ı oynatmak tuhaftı. İlk yarı beklediğim gibi dengeli bir oyun vardı. De Gea yediği hatalı gollerle rakiplere bir güven vermiş. Tottenham aldığını kaleye vurdu dün. İlk yarıda özellikle Van der Vaart'ın kayda değer bir çabası vardı. Ancak söylediğim gibi; kaleye vurma işinin suyunu çıkardılar. Manchester United maça hızlı ve pozisyonlu başlasa da; devamını getiremedi. Ara sıra etkili geldiler. Ancak insiyatif Tottenham'daydı.

Redknapp ikinci yarı Walker'ın yerine Corluka'yla başlayınca, sağ kanat işlemeye başladı. Lennon ortalıkta gözükmeye başladı en azından. Lennon oyun içinde varsa, Tottenham için pozisyon var demektir. İkinci yarının 15 dakikalık bölümünde Tottenham gol atacak kadar pozisyon buldu. Ancak değerlendiremediler. Manchester United da çok silik bir futbol oynamadı. Aksine onlar da bol pozisyon bulmaya başladılar. Ancak kalede devleşen 40 yaşında bir Friedel vardı. Cleverley'in asistiyle Danny Welbeck şık bir kafayla skoru 1-0 getirdikten sonra Tottenham sahadan silindi. Vasatın altında bir tempoyla, şuursuzca oynamaya başladılar. Redknapp'ın müdahalelerinden hemen sonra Anderson'un golünün gelmesi de işin tadını kaçırdı. Anderson'un golünde Welbeck'in müthiş asistine de dikkat çekmek lazım. 87'de Rooney'in attığı gol şovun son perdesi oldu.

Şöyle ömürlük bir fotoğraf yakalanmış objektiflere. Olamadı şöyle enfes bir fotoğrafımız.

Bir de Friedel'a dikkat çekmek lazım. Şüphesiz Premier Lig'in en istikrarlı kalecisi. Tottenham'a transferini yaşından dolayı yadırgamıştım. Ancak dün inanılmaz bir performans gösterdi. Maçın hakkı kesinlikle 3-0 değildi. Friedel'ın emeklerine yazık oldu. Kendisinden 20 yaş küçük De Gea'dan daha gençti dün. Böyle oynarsa Gomes kaleyi anca kupa maçlarında görür.
23 Ağustos 2011 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Keano Siftahı Yaptı

Amerikalılar ve Robbie Keane transferden dolayı oldukça mutlu... Geçtiğimiz haftaiçi LA Galaxy'ye imza atan Keane, LA Galaxy taraftarları tarafından büyük ilgiyle karşılanmıştı. İdmanlarda dahi imza dağıtan yıldız; haftasonu ilk maçına San Jose karşısında çıktı.

İlk maçında ağları havalandıran Robbie Keane; alışılagelmiş gol sevinci taklasını atarak taraftarı selamladı. Golden sonra kendisini ilk kutlayan da Amerika'daki kankası David Beckham oldu.






Robbie Keane'nin eşi Claudine Palmer de tribündeydi. Ayrıca taraftarlar Keano'ya yine özel ilgi gösterdiler.
22 Ağustos 2011 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio 6 - 0 Rabotnicki

Maçın özet görüntülerini bulamadığım için geçen hafta yazamamıştım. Forma yazısı yazdık lakin, her seferinde belirtmek isteyip unutuyorum. Lazio'nun yeni sezon forma renk tonu şahane. Lacivert formayla müthiş uyum içerisinde... Cisse'ye özellikle çok yakışıyor. İnternete düştüğü an bir tane alacağım.

Reja'nın ilk onbir tercihinde 2 defansif oyuncu izleyeceğiz gibi bu sezon. Çünkü çift forvetli sisteme döndü. Klose ve Cisse'yi yedek bırakamıyor. E Zarate de var, illa ki çift forvet oynamak zorunda kalacak. Marchetti hazırlık maçlarında güven verdi. Savunmada Scaloni, Biava, Dias, Radu dörtlüsü başladı. Orta sahada defansif yönüyle oynayan Ledesma ve Brocchi, ofansif oynayan Hernanes ve Mauri vardı. İleri ikilide iki yıldız; Klose ve Cisse.

Lazio'nun attığı 6 gol de birbirinden kolay goller. Rabotnicki takımı mücadele etmeye değil de, tatile gelmiş sanki Roma'ya. Gol perdesini açan isim Anderson Hernanes. İkinci gol Stefano Mauri'den... Cisse'nin 2, Rocchi ve Klose'nin 1er golü var. Lazio'nun gruplarda ne yapacağını merakla beklemekteyim. Ezeli rakip Roma ise deplasmanda Slovan Bratislava'ya 1-0 yenilerek tur şansını Roma'ya bıraktı. Bir sürpriz olur mu ? Neden olmasın ?
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Hearts 0 - 5 Tottenham

Menajer Harry Redknapp, Şampiyonlar Ligi vizesi kaçınca Avrupa Ligi'nde rezerv takım ile mücadele edeceklerini belirtmişti. Ancak söylediği gibi yapmadı. Tottenham dün ideale yakın bir kadroyla sahadaydı. Sadece iki genç isim; Livermore ve Kyle Walker onbirdeydi. Dolayısıyla uzun zaman sonra asıl mevkisi olan stoperde oynadı Younes Kaboul.

Gomes
Walker - Kaboul - Dawson - Assou Ekotto
Lennon - Livermore - Kranjcar - Bale
Van der Vaart
Defoe

Rafael Van der Vaart, Defoe ve Livermore'un ilk yarım saatte attığı gollerle çok rahat bir maç çıkardı Tottenham. İkinci yarıda da Bale ve Lennon'un attığı gollerle maç 5-0 bitti. Yine genç isimlerden olan Andros Townsend; 70.dakikada Gareth Bale'in yerine oyuna girdi. İskoçya'nın güçlü takımlarından olan Hearts'ın kendi evinde Tottenham'a 5-0 yenilmesi İskoç liginin ne kadar sıradan olduğunun bir göstergesi. Her zaman savunduğum bir görüşü yazayım; İngiltere Championship > İskoçya Premier Ligi. Takımlar arasındaki transferlerde de bunu görebilirsiniz. Rangers'ın golcüleri Boyd ve Miller'ın anca Championship takımlarında oynayabildiğini görüyoruz. Nitekim Celtic ve Rangers da Championship takımlarından transfer ettiği oyuncularla Avrupa arenasına adım atabiliyor.

Rövanşta da benzer bir skor beklentim var. Tottenham iyi bir motivasyonla Avrupa Ligi'ni kazanabilecek güce ve kadroya sahip.
19 Ağustos 2011 Cuma
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -