11 saat önce
Tottenham 4 - 0 Liverpool
White Hart Lane'de oynadığı tek maçında galibiyet alamayan Tottenham ile lige iyi başlamasına rağmen geçen hafta Stoke City'ye mağlup olarak ayakları yere basan Liverpool karşılaştı bugün. Tottenham ilk galibiyetini geçen hafta almıştı. Adebayor'un takıma kaıtlmasıyla gol yollarındaki etkinliğin arttığı ortada. Bir de; ilk hafta gelen ertelemeden sonra sırayla iki Manchester takımına mağlup olunmasıyla lige kötü bir başlangıç yapılmıştı. Tottenham 2 haftadır oynadığı futbolla geçtiğimiz 2 sezondan esintiler sunuyor. Liverpool'da ise Dalglish'e çok fazla güven duyuluyor. Lige de oldukça iyi başlamıştı kırmızılar. Ancak geçen hafta Stoke karşısında aldıkları mağlubiyetin moral bozukluğuyla geldiler Londra'ya... İki sezondur burada kazanıyorlardı. Bunun da getirdiği ekstra bir moral vardı.
Dawson'ın yokluğu bir eksiklik iken; King'in sahalara döndüğü maç oldu. King müzmin sakattır. Ancak takımın en önemli iki stoperi Dawson ve King'tir. İkisini uzun süredir bir arada oynatamamak da Redknapp'ın bir şanssızlığıdır. Walker iyiden iyiye sağ beki kaptı, çok da iyi oynadı bugün. Maça baskıyla başladı Tottenham... İnternetten takip ettiğim maçta, sekmeyi ne zaman değiştirsem; Tottenham'ın Liverpool ceza sahası etrafında olduğunu gördüm. Nitekim kaçan goller, gelecek golün sinyalini veriyordu. Liverpool savunması da biraz sakardı hani, maça tam konstantre olmuş gözükmüyordu. Modric'in mükemmel füzesiyle açıldı perde... Charlie Adam'ın gördüğü kırmızı karttan sonra Tottenham kontrolü iyice ele geçirdi. Zaten maç başından beri yaptıkları paslaşmalarla epey zorlamışlardı Liverpool'u. Eksik bir Liverpool'un Tottenham'a direnmesi zor gözüküyordu. Yine de temponun düşmesiyle Liverpool'un da direnci arttı. İkinci yarı Van der Vaart'ın oyuna girmesi çok olumlu bir fark yaratmadı Tottenham için. Gerçi ikinci yarıya yine net bir gol pozisyonuyla başladılar. Defoe çok net fırsatı değerlendiremedi. Skrtel'ın kırmızı kartından sonra Liverpool'un işi Tottenham'ın vicdanına kaldı. Tottenhamlılar zaman zaman artistik gol vuruşları denese de; yine çok cıvımadılar ve maçı 4-0 galip kapattılar. Modric'in golü haftanın gollerinden... Ancak Defoe'nin golü de izlenmeye değerdi. Kenny Dalglish'in surat ifadesi ise Fatih Terim'den halliceydi.
Haftaya Wigan deplasmanına gidiyor Tottenham... Liverpool ise Anfield'da Wolves'ı ağırlayacak. İki takım da haftaya kazanır diye düşünüyorum.
Dawson'ın yokluğu bir eksiklik iken; King'in sahalara döndüğü maç oldu. King müzmin sakattır. Ancak takımın en önemli iki stoperi Dawson ve King'tir. İkisini uzun süredir bir arada oynatamamak da Redknapp'ın bir şanssızlığıdır. Walker iyiden iyiye sağ beki kaptı, çok da iyi oynadı bugün. Maça baskıyla başladı Tottenham... İnternetten takip ettiğim maçta, sekmeyi ne zaman değiştirsem; Tottenham'ın Liverpool ceza sahası etrafında olduğunu gördüm. Nitekim kaçan goller, gelecek golün sinyalini veriyordu. Liverpool savunması da biraz sakardı hani, maça tam konstantre olmuş gözükmüyordu. Modric'in mükemmel füzesiyle açıldı perde... Charlie Adam'ın gördüğü kırmızı karttan sonra Tottenham kontrolü iyice ele geçirdi. Zaten maç başından beri yaptıkları paslaşmalarla epey zorlamışlardı Liverpool'u. Eksik bir Liverpool'un Tottenham'a direnmesi zor gözüküyordu. Yine de temponun düşmesiyle Liverpool'un da direnci arttı. İkinci yarı Van der Vaart'ın oyuna girmesi çok olumlu bir fark yaratmadı Tottenham için. Gerçi ikinci yarıya yine net bir gol pozisyonuyla başladılar. Defoe çok net fırsatı değerlendiremedi. Skrtel'ın kırmızı kartından sonra Liverpool'un işi Tottenham'ın vicdanına kaldı. Tottenhamlılar zaman zaman artistik gol vuruşları denese de; yine çok cıvımadılar ve maçı 4-0 galip kapattılar. Modric'in golü haftanın gollerinden... Ancak Defoe'nin golü de izlenmeye değerdi. Kenny Dalglish'in surat ifadesi ise Fatih Terim'den halliceydi.
Haftaya Wigan deplasmanına gidiyor Tottenham... Liverpool ise Anfield'da Wolves'ı ağırlayacak. İki takım da haftaya kazanır diye düşünüyorum.
Gaziantepspor 1 - 3 Fenerbahçe | Seri Devam Ediyor
Bakmaya üşendim. Yanlış hatırlamıyorsam eğer; Gaziantep'teki en son galibiyetimiz Zico dönemindeki 5 gollü galibiyetimizdi. Hani şu kaleci Oğuz Dağlaroğlu'nun şikeci olduğunun iddia edildiği maç.
Ligde 19 maç sonra sarı lacivert çubuklu formamızı giymedik. Geçen hafta takım savunması olarak olmasa da, bireysel olarak iyi oynayan savunmayı bozmamak gerekiyordu. Gerçi kiminle bozuyorsun? Bozacak adam da yok da; yine bir Mehmet Topuz sağ bek olarak değerlendirilebilir düşüncesi vardı hani. Sakatlıklar çok can sıkıcı. Dia geçen hafta formsuzdu, Stoch oynar diye bekliyordum. Hoca geçen maç iyi oynayan Caner'in performansını görmezden gelmedi. Caner'e güveniyorum, geçen sezon Eskişehir deplasmanında da ilk onbir çıkacak olması kafamda soru işaretlerini getirmişti. Ancak golü ve performansıyla güven vermişti. Haa o da bir başka şikeli olduğu iddia edilen maçımız gerçi... Onda da alın teri yok(!) ama Caner o maçtaki Caner'di diyelim yine de... Müthiş azim, müthiş istek. Caner'in bek oyuncusu olmadığı aşikar. Beke ancak 3. bir alternatif olabilir. Biz de maalesef oraya 2. alternatif olarak gözüküyor. Ancak böyle ofansif oynadığı maçlarda da kendisinden maksimum verim alabileceğiz gibi gözüküyor. Cristian'a da değinelim. Ben çok kızarım hiç yere düşmediği için. Biraz daha fazla mücadele etmesini isterim. En azından benim tribünde, sosyal hayatta verdiğim Fenerbahçelilik mücadelesinin birazını versin isterim. Son iki maçtır oldukça iyi gözüküyor. Ofansif yanından da faydalanıyoruz. Emre'nin yokluğunda Selçuk Cristian gibi, Cristian Emre gibi oynuyor. Yine de eksik birşey var. Geldiği dönem tereyağından kıl çeker gibi top kapmalarına hastaydım. Uzun zamandır onları göremiyorum. Mehmet Topuz mevcut kadroda en güçlü orta saha oyuncumuz. Bugün Avrupa'da mücadele etme hakkımız çalınmasaydı eğer, o maçların en kritik adamı Mehmet Topuz olurdu. Çünkü mücadele gücü en yüksek orta saha oyuncumuz o. Sakatlanıp erken çıkması çok büyük şanssızlık. Daha büyük şanssızlık ise; sakatlığının hemen geçmeyecek olması olur. Allah göstermesin diyelim ona da...
Uğur Boral tercihine gelelim. Oyuncu değiştirilmesi gerekiyordu ancak Uğur Boral ve Caner'in aynı anda sahada olmasını beklemiyordum. Maçın başında Caner yerine solda Uğur Boral da düşünülebilirdi dedim. Hazırlık maçlarında oldukça hazır bir görüntü vermişti. E futbolu özleyen adam, istekli bir futbol karakteri de var. Oynaması kısmet oldu ve oyuna girer girmez de skora katkı verdi. Alex'e yaptığı asist alkışlanacak türden. Ofsayt riski var, kaleye vursa büyük ihtimalle gol. Ancak o asist yaptı. Olcan'ın golüne gelelim. Eyvallah, güzel gol. Haftanın golü olsun. Yılın en güzel gollerinden biri olsun. Ama o hareketler, o tripler neyin nesi ? Ne çabuk unuttun tek sebebi Fenerbahçe forması giymen olduğu için Luciano tarafından korunup kollandığın günleri Olcan efendi?! Fenerbahçe'yle alıp veremediği nedir, bilen beri gelsin. Tolunay'ın öğrencisi olması olabilir mi acaba ? En mantıklı neden bu gibi gözüküyor. Semih kötüydü bugün. Topları ezdi, hiç bir topu kontrol edemedi. Maç boyu bir tane kafa topu aldı. Onda da Caner kendisine müthiş bir pas attı, değerlendiremedi. Yine de büyük golcüdür Semih. O kafa vuruşu direkten dönmeseydi, kötü oynadığı maçı golle tamamlayabilecekti. Büyük golcü, kötü oynadığı maçta bile gol atabilendir. Ha bir de büyük golcü adayı var. Müthiş mücadeleci, sadece sahada işine bakıyor. Henüz adaptasyon sürecinde olmasından kaynaklanıyor olabilir bu. Adı Henri Bienvenu. Oyuna tam zamanında alındı, hücuma müthiş katkı verdi. Hele ki rakibin hücumu çok etkisizken, Bienvenu bize ilaç oldu. Zaten Gaziantepspor'un forvet hattı epeydir etkisiz. Bu maçta bize ya duran toptan ya da uzaktan şutla gol atabilirlerdi. İkisinin karışımı yaptılar. Bienvenu Dany Nounkeu'ya oranla biraz yavaş kalsa da; estetik hareketleri ve bilek hakimiyetiyle Nounkeu'yu alt etmeyi başardı. Gol vuruşu usta işi. Havada asılı kalan forvet candır. Ancak golün ortasını yapan Ziegler'in de hakkını verelim. Andre Santos-Ziegler muhabbeti yapmayacağım. Ancak Ziegler'in bu tip ortalarını pek çok gez göreceğimizi ve Alex, Gökhan Gönül ikilisinden sonra takıma bol kafa golü attıracak üçüncü bir isim olduğunu düşünüyorum. Penaltı kazandığımız pozisyonun tartışılabileceğini, bence penaltı olmadığını; ancak Dany'nin eliyle müdahale ettiği pozisyonda verilmeyen bir penaltı kararı olduğunu düşünüyorum. Geçen hafta da vardı, etti 2 verilmeyen penaltı... Penaltılarınız sizin olsun, böyle de kazanırız. Yeni rekorumuz da hayırlı olsun. Deplasmanda en uzun süre kazanan takım; Fenerbahçe!
Alex iyi ki var. Söylemeye gerek var mı ? Bugün gol sevinçleri oldukça hırslı ve etkileyiciydi. Bienvenu'nun de öyle... Güzel adamlar. Güzel takımız biz de... Fenerbahçe taraftarı "Takım nasıl tutulur?" dersleri verirken, Fenerbahçe futbolcuları da "Takım nasıl olunur?" dersleri veriyorlar. Ortak sebebimiz; hayatta en çok Fenerbahçe'yi sevmemiz. E bu kadar dersin yetmesi, artanlarının etüt olarak sayılması gerek ama bizim insanımızda bu dersleri algılayacak kafa olmadığından geçinip gidiyorlar. Geçinedurun.
Ligde 19 maç sonra sarı lacivert çubuklu formamızı giymedik. Geçen hafta takım savunması olarak olmasa da, bireysel olarak iyi oynayan savunmayı bozmamak gerekiyordu. Gerçi kiminle bozuyorsun? Bozacak adam da yok da; yine bir Mehmet Topuz sağ bek olarak değerlendirilebilir düşüncesi vardı hani. Sakatlıklar çok can sıkıcı. Dia geçen hafta formsuzdu, Stoch oynar diye bekliyordum. Hoca geçen maç iyi oynayan Caner'in performansını görmezden gelmedi. Caner'e güveniyorum, geçen sezon Eskişehir deplasmanında da ilk onbir çıkacak olması kafamda soru işaretlerini getirmişti. Ancak golü ve performansıyla güven vermişti. Haa o da bir başka şikeli olduğu iddia edilen maçımız gerçi... Onda da alın teri yok(!) ama Caner o maçtaki Caner'di diyelim yine de... Müthiş azim, müthiş istek. Caner'in bek oyuncusu olmadığı aşikar. Beke ancak 3. bir alternatif olabilir. Biz de maalesef oraya 2. alternatif olarak gözüküyor. Ancak böyle ofansif oynadığı maçlarda da kendisinden maksimum verim alabileceğiz gibi gözüküyor. Cristian'a da değinelim. Ben çok kızarım hiç yere düşmediği için. Biraz daha fazla mücadele etmesini isterim. En azından benim tribünde, sosyal hayatta verdiğim Fenerbahçelilik mücadelesinin birazını versin isterim. Son iki maçtır oldukça iyi gözüküyor. Ofansif yanından da faydalanıyoruz. Emre'nin yokluğunda Selçuk Cristian gibi, Cristian Emre gibi oynuyor. Yine de eksik birşey var. Geldiği dönem tereyağından kıl çeker gibi top kapmalarına hastaydım. Uzun zamandır onları göremiyorum. Mehmet Topuz mevcut kadroda en güçlü orta saha oyuncumuz. Bugün Avrupa'da mücadele etme hakkımız çalınmasaydı eğer, o maçların en kritik adamı Mehmet Topuz olurdu. Çünkü mücadele gücü en yüksek orta saha oyuncumuz o. Sakatlanıp erken çıkması çok büyük şanssızlık. Daha büyük şanssızlık ise; sakatlığının hemen geçmeyecek olması olur. Allah göstermesin diyelim ona da...
Uğur Boral tercihine gelelim. Oyuncu değiştirilmesi gerekiyordu ancak Uğur Boral ve Caner'in aynı anda sahada olmasını beklemiyordum. Maçın başında Caner yerine solda Uğur Boral da düşünülebilirdi dedim. Hazırlık maçlarında oldukça hazır bir görüntü vermişti. E futbolu özleyen adam, istekli bir futbol karakteri de var. Oynaması kısmet oldu ve oyuna girer girmez de skora katkı verdi. Alex'e yaptığı asist alkışlanacak türden. Ofsayt riski var, kaleye vursa büyük ihtimalle gol. Ancak o asist yaptı. Olcan'ın golüne gelelim. Eyvallah, güzel gol. Haftanın golü olsun. Yılın en güzel gollerinden biri olsun. Ama o hareketler, o tripler neyin nesi ? Ne çabuk unuttun tek sebebi Fenerbahçe forması giymen olduğu için Luciano tarafından korunup kollandığın günleri Olcan efendi?! Fenerbahçe'yle alıp veremediği nedir, bilen beri gelsin. Tolunay'ın öğrencisi olması olabilir mi acaba ? En mantıklı neden bu gibi gözüküyor. Semih kötüydü bugün. Topları ezdi, hiç bir topu kontrol edemedi. Maç boyu bir tane kafa topu aldı. Onda da Caner kendisine müthiş bir pas attı, değerlendiremedi. Yine de büyük golcüdür Semih. O kafa vuruşu direkten dönmeseydi, kötü oynadığı maçı golle tamamlayabilecekti. Büyük golcü, kötü oynadığı maçta bile gol atabilendir. Ha bir de büyük golcü adayı var. Müthiş mücadeleci, sadece sahada işine bakıyor. Henüz adaptasyon sürecinde olmasından kaynaklanıyor olabilir bu. Adı Henri Bienvenu. Oyuna tam zamanında alındı, hücuma müthiş katkı verdi. Hele ki rakibin hücumu çok etkisizken, Bienvenu bize ilaç oldu. Zaten Gaziantepspor'un forvet hattı epeydir etkisiz. Bu maçta bize ya duran toptan ya da uzaktan şutla gol atabilirlerdi. İkisinin karışımı yaptılar. Bienvenu Dany Nounkeu'ya oranla biraz yavaş kalsa da; estetik hareketleri ve bilek hakimiyetiyle Nounkeu'yu alt etmeyi başardı. Gol vuruşu usta işi. Havada asılı kalan forvet candır. Ancak golün ortasını yapan Ziegler'in de hakkını verelim. Andre Santos-Ziegler muhabbeti yapmayacağım. Ancak Ziegler'in bu tip ortalarını pek çok gez göreceğimizi ve Alex, Gökhan Gönül ikilisinden sonra takıma bol kafa golü attıracak üçüncü bir isim olduğunu düşünüyorum. Penaltı kazandığımız pozisyonun tartışılabileceğini, bence penaltı olmadığını; ancak Dany'nin eliyle müdahale ettiği pozisyonda verilmeyen bir penaltı kararı olduğunu düşünüyorum. Geçen hafta da vardı, etti 2 verilmeyen penaltı... Penaltılarınız sizin olsun, böyle de kazanırız. Yeni rekorumuz da hayırlı olsun. Deplasmanda en uzun süre kazanan takım; Fenerbahçe!
Alex iyi ki var. Söylemeye gerek var mı ? Bugün gol sevinçleri oldukça hırslı ve etkileyiciydi. Bienvenu'nun de öyle... Güzel adamlar. Güzel takımız biz de... Fenerbahçe taraftarı "Takım nasıl tutulur?" dersleri verirken, Fenerbahçe futbolcuları da "Takım nasıl olunur?" dersleri veriyorlar. Ortak sebebimiz; hayatta en çok Fenerbahçe'yi sevmemiz. E bu kadar dersin yetmesi, artanlarının etüt olarak sayılması gerek ama bizim insanımızda bu dersleri algılayacak kafa olmadığından geçinip gidiyorlar. Geçinedurun.
Lazio 2 - 2 Vaslui
Gecenin en banko maçıydı gözümde. Lazio hem hazırlık maçlarında iyi oynamış, hem iyi bir hazırlık dönemi geçirmiş; hem de ligin ilk maçında Milan deplasmanında iyi oynamıştı. Ancak dün akşam aynı performansı gösteremediler. Bölüm bölüm iyi oynasalar da; Vaslui'ye kendi evlerinde puan kaybetmekten kurtulamadılar. Vaslui sürpriz potansiyeli olan bir takım. Kadroları oldukça mütevazı. Sadece Adailton'u tanıyorum. Yıllarca Serie A'nın vasat takımlarında oynamış, bir kaç kez küme düşme duygusu yaşamış, haliyle tecrübeli bir futbolcu. Maçtan akılda kalanlar; penaltılar, goller ve Kozak'ın kaçırdığı pozisyon. Zauri'yi eskiden beğenirdim. Ancak uzun süre başka takımlara kiralandığından mıdır nedir, Lazio formasına oldukça yabancı oynuyor. Milan maçında hatası gol getirmişti. Vaslui maçında da penaltı yaptırdı. Zauri'nin varlığı zarar. Bir aralar da Matuzalem'i takmıştım böyle, takip eden Laziolu arkadaşlar az çok hatırlarlar. Cisse'nin penaltısı Kezman tarzıydı. İlk izlediğinizde dışarı çıkacakmış gibi gözüken bir top. Ancak farklı açılardan bakıldığında müthiş bir penaltı vuruşu diyebiliriz. Wesley'in peşpeşe 2 golü ve Sculli'nin beraberlik golünden sonra Lazio'nun kurduğu baskı az kalsın golü de getiriyordu. Libor Kozak'ın kalenin dibinden kafa vurduğu top direğe isabet etti. Bunu da maçın kader anı olarak belirtebiliriz. Sporting Lizbon, Zürih deplasmanında kazanınca grup lideri olarak başladı kupaya. Muhtemelen de Sporting lider, Lazio ikinci olarak bu gruptan çıkacaktır.
Dünya'dan Tribün Manzaraları #3
Haftanın en güzel görüntülerinden birini es geçmek olmaz. Şampiyonlar Ligi'nin en güzel tribünü Dortmund tribünüydü bu hafta. Muhtemelen çoğunda öyle olacaktır. En güzel golü de; bence Pato'nun golüydü. Dortmund taraftarlarının bu muhteşem kareografisinin ekran görüntüsünü koymazsak olmaz. Haa bizim Lig Tv'miz Fenerbahçe tribünlerinin kareografilerini çoğu zaman bu açıdan göstermiyor. Bazen hiç göstermiyor.
Paok 0 - 0 Tottenham
Yukarıdaki fotoğraf Tottenham-Wimbledon hazırlık maçı 11'i değil. Avrupa Ligi'nde, ateşli Yunan taraftarlarının karşısına çıkan Paok maçı ilk 11'i... Bu kadro seçimi eleştirilebilir de takdir edilebilir de... Ben anlamsız buldum. Hepimiz futbolseveriz, takip etmediğimiz takımların bile ilk oyuncularını ilk görüşte tanırız. Ancak yukarıdaki kadroyu ezbere saymak zor. Ben yine de soldan sağa yazayım. Eskiden gazetelerinden verdiği posterlerde yazan şekil;
Ayaktakiler: Pavlyuchenko, Corluka, Cudicini, Bassong (Kaptan!?), Kane, Livermore
Oturanlar: Iago, Dos Santos, Carroll, Townsend, Walker.
Tamam abartmışım, o kadar da zor değilmiş. Ancak yine de Redknapp'ın bu seçimlerini anlayamıyorum. Geçen sezon lig biterken söylemişti aslında. Avrupa Ligi'nde yedek ve genç ağırlıklı kadroyla mücadele edeceğiz demişti. Önceliğin lig olması elbette bir hedef olduğunu gösteriyor. Hatta Premier Lig gelirleri Avrupa Lig gelirlerinden daha iyi. Ancak yine de Tottenham büyük taraftar kitlesi olan bir kulüp. Bu kulübü sadece İngiltere içerisine hapsetmenin taraftara yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Geçen sene Şampiyonlar Ligi'nde gösterilen doyurucu performansın devamı gelmedikten sonra çok önemi yok. Avrupa Ligi'nde zayıf takımlar olsa da; turlar ilerledikçe çok heyecanlı ve kaliteli bir hâl alabiliyor. Geçen sezon final oynayan Braga taraftarlarından çok daha fazla hakediyordur Tottenham taraftarı finali. O yüzden; Redknapp'ın bu seçimini eleştiriyorum. Haa; "Adama helal olsun, nasıl da gençleri oynatıyor" diyene de saygı duyarım tabi ki.
Paok'un kadrosunda geçen sezon Fenerbahçe'yi eleyen takımdaki oyuncular var. Hemen hemen aynı kadro, 2-3 değişik isim var. Maçta gol yok ama iyi pozisyonlar var. Hakemin iki takımın da penaltılarını hiç ettiği bir mücadele olmuş. Ancak ikisinin hiç olma şekli farklı. Tottenham'da ceza sahasında düşürülen Kane hakemi aldatmaya yönelik hareketten sarı kart görüyor. Ancak pozisyon net penaltı. Onun akabinde Paok penaltı kazanıyor. Lino topu ağlara gönderiyor, tribünlere bile koşuyor. Ancak hakem oyuncuların topa vurulmadan ceza sahasına girdikleri için atışı tekrarlatıyor. Penaltının tekrarında Lino topu auta atıyor. Ancak tekrarındaki vuruşun, ilk vuruştan pek farkı yok gibi geldi bana... O yüzden, iki takımın da birer penaltısına yazık olmuş diyorum ve maçın hakkının beraberlik olduğunu düşünüyorum. Bu arada Pavlyuchenko, Corluka bir tarafa; tecrübesiz kadroda en çok dikkat çeken isim Jake Livermore'du. Livermore ligde de artık forma buluyor ve fizik olarak diğer genç oyunculardan daha iyi durumda. Çok büyük yıldız potansiyeli yok ama iyi bir takım oyuncusu olma yolunda ilerliyor.
Ayaktakiler: Pavlyuchenko, Corluka, Cudicini, Bassong (Kaptan!?), Kane, Livermore
Oturanlar: Iago, Dos Santos, Carroll, Townsend, Walker.
Tamam abartmışım, o kadar da zor değilmiş. Ancak yine de Redknapp'ın bu seçimlerini anlayamıyorum. Geçen sezon lig biterken söylemişti aslında. Avrupa Ligi'nde yedek ve genç ağırlıklı kadroyla mücadele edeceğiz demişti. Önceliğin lig olması elbette bir hedef olduğunu gösteriyor. Hatta Premier Lig gelirleri Avrupa Lig gelirlerinden daha iyi. Ancak yine de Tottenham büyük taraftar kitlesi olan bir kulüp. Bu kulübü sadece İngiltere içerisine hapsetmenin taraftara yapılan bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Geçen sene Şampiyonlar Ligi'nde gösterilen doyurucu performansın devamı gelmedikten sonra çok önemi yok. Avrupa Ligi'nde zayıf takımlar olsa da; turlar ilerledikçe çok heyecanlı ve kaliteli bir hâl alabiliyor. Geçen sezon final oynayan Braga taraftarlarından çok daha fazla hakediyordur Tottenham taraftarı finali. O yüzden; Redknapp'ın bu seçimini eleştiriyorum. Haa; "Adama helal olsun, nasıl da gençleri oynatıyor" diyene de saygı duyarım tabi ki.
Paok'un kadrosunda geçen sezon Fenerbahçe'yi eleyen takımdaki oyuncular var. Hemen hemen aynı kadro, 2-3 değişik isim var. Maçta gol yok ama iyi pozisyonlar var. Hakemin iki takımın da penaltılarını hiç ettiği bir mücadele olmuş. Ancak ikisinin hiç olma şekli farklı. Tottenham'da ceza sahasında düşürülen Kane hakemi aldatmaya yönelik hareketten sarı kart görüyor. Ancak pozisyon net penaltı. Onun akabinde Paok penaltı kazanıyor. Lino topu ağlara gönderiyor, tribünlere bile koşuyor. Ancak hakem oyuncuların topa vurulmadan ceza sahasına girdikleri için atışı tekrarlatıyor. Penaltının tekrarında Lino topu auta atıyor. Ancak tekrarındaki vuruşun, ilk vuruştan pek farkı yok gibi geldi bana... O yüzden, iki takımın da birer penaltısına yazık olmuş diyorum ve maçın hakkının beraberlik olduğunu düşünüyorum. Bu arada Pavlyuchenko, Corluka bir tarafa; tecrübesiz kadroda en çok dikkat çeken isim Jake Livermore'du. Livermore ligde de artık forma buluyor ve fizik olarak diğer genç oyunculardan daha iyi durumda. Çok büyük yıldız potansiyeli yok ama iyi bir takım oyuncusu olma yolunda ilerliyor.
Hayat Seninle Güzel
İyi ki doğdun, doğum günün kutlu olsun Büyük Fenerbahçeli... Babam bana Rıdvan'ı, Oğuz'u, Aykut'u, Can'ı, Cemil'i anlattı. Ben de çocuklarıma seni anlatacağım. Birlikte nice yıllara... Senin olduğun yerde, başarı ve çekilememezlik kendiliğinden geliyor. Fotoğraf herşeyi anlatıyor. Büyük Fenerbahçe'nin Büyük Kaptanı... Hayat Seninle Güzel!
Fenerbahçe 1 - 0 Orduspor | Kaldırımdan Desteklemek
Fenerbahçe'nin maçı olduğu gün; Fenerbahçelinin içi içine sığmaz. Ben de tüm gün aynı heyecanla şampiyonun sahaya çıkacağı maç saatini bekledim. Artık lig boktan bir statüyle oynanacak olsa da; Fenerbahçeli için lig değil, sadece Fenerbahçe önemli olduğu için; Fenerbahçe'sine kavuşacağı ân vazgeçilmezdir. Öyle bir günü daha geride bıraktık.
Aziz Yıldırım tişörtleriyle sahaya çıkan futbolcularımızın başkana selam mesajları yerindeydi. Takımda bir kenetlenme var. Değil başkan, malzemeciler içeride olsa yine benzer bir hareket gelecekti. Ziegler ve Bienvenu'yü ilk onbir beklemiyordum. Hem Caner, hem Uğur Boral hazırlık maçlarında iyi performans göstermişlerdi. Ancak Ziegler'in de yaz boyu yatmadığını, Juventus'tan hazır geldiğini söylemek gerekir. Aykut hocamız da muhakkak böyle düşünmüştür. Bilica tercihi yerindedir. Bunu yazacağım hiç aklıma gelmezdi aslında ama Bilica'dan bu sezon çok faydalanacağımızı düşünüyorum. Yobo müthiş, bugün yine müthişti. Ancak Serdar oraya hemen uymayabilir. Orhan uymayabilir. Bekir'den beklediğimiz performansı alamayabiliriz. Yobo yeteri kadar soğukkanlı olsa da; yanında tecrübeli bir Bilica olduğunda daha sert savunma yapabiliriz. Lugano'nun sertliğine en yakın stoperimiz Bilica çünkü... Günümüzde futbolda da sert bir stopere sahip olmak şart. Cristian-Selçuk çok yumuşak bir orta saha. Emre'nin sakatlığı bir an önce geçmeli... Cristian'da geçen sezona oranla artak bir istek olduğunu görmezden gelerek haksızlık etmeyelim. Selçuk ise çok oyunda görünmemesine rağmen doğru zamanda doğru yerde olan bir görüntü çizdi. Mehmet Topuz vasat başladı, golü bulduğumuz dakikalarda etkiliydi. Bu etkili oyunu da golde pay sahibi olmasını sağladı. Bekir bu tip maçlarda verebileceği maksimum sağ bek katkısına yakın bir katkı verdi. Bekir'den sağ bekte çok şey beklememek gerektiğini her zaman söylüyorum. Yine öyle bir maç oldu, idare etti; yetti. Ziegler'i oldukça heyecanlı gördüm. Soğukkanlı bir oyuncu, daha sakin oynamasını beklerdim. Ancak heyecanı ve adaptasyon süreci dolayısıyla hücumda beklediğim etkinliği gösteremedi. Ancak çok da kötü değildi. Heyecanından kaynaklanan pas şiddetini ayarlayamam sorunu yaşadı. Pek çok pası ya çok sert, ya da çok yumuşak gitti. Dia çok çizgiye yapıştı, biraz form tutması lazım. Bir de açıkça bir korkumu dile getireyim. Dia profesyonel bir futbolcu da olsa; abi-kardeş gibi oldukları Niang'ın gidişi kendisini olumsuz etkileyecek diye korkuyorum. Ne bileyim, mesela bu akşam yüzünde o her zamanki heyecan duygusunu göremedim. Tabi bunda; Fenerbahçe'ye ve kendi emeklerine yapılan haksızlıkların şevkini kırmış olmasının da etkisi olabilir, bilemeyiz. Alex'in resitali yine gözümüzü şenlendirdi. Ligin ilk maçı, tribünler boş, kötü bir dönem... Oynanacak futboldan ziyade kötü bir oyunla alınacak galibiyet tercih edilesi. Ancak Alex oynadığı futbolla sahadaki kötü futbolu unutturdu. Semih bir iki pozisyonda etkili olsa da; çoğu topu ezdi. Hazırlık maçlarında daha hazır bir görüntü çiziyordu. Golde bencil davranmayarak bir takım oyuncusu örneği sundu. E bu da yetti. Caner istekli ve kısa sürede etkili gözükürken; Bienvenu de Ziegler'e oranla daha etkili bir oyun sergiledi. Pozisyon tekrarlarını izlerseniz, pek çok pozisyonda doğru yerde olduğunu görebilirsiniz.
Orduspor ligin yeni takımı, ligin yeni takımlarına karşı her zaman bir merak olmuştur. Henüz takım olamamış olsalar bile iyi bir kadroları var. Kalecileri güven verdi. Dalmat bu ligde iş yapar. Ancak Gosso; maçın büyük bölümünde müthiş oynadı. Son yarım saat yorgunluğun da etkisiyle gözden kayboldu. Aslen bir önlibero oyuncusu olan Gosso; orta sahada atak başlattı, sağ kanattan top getirdi, savunmadan top çıkardı ve hücumda gol pozisyonlarına girdi. Bir Anadolu takımı için çok iyi transfer. Ha benim çok umrumda mı? Değil... Geçen sezon olsaydı, umrumda olur; Orduspor böyle bir futbolcuya sahip olduğu için sevinirdim.
Taraftara değinmeden tabi ki geçmeyeceğim. Ancak; insan kendinden bahsedirken zorlanır ya, öyle zorlanıyorum yazarken. Ne desem bilemiyorum. Bu akşam stat dışından takımı destekleyen, televizyondan sesi sürekli gelen grubun içinde olamadım. Ancak fırsatım olsaydı olur, bu mükemmel duyguyu yaşardm. Kayseri Erciyesspor maçında da benzer bir organizasyonumuz olmuştu. Ancak bu denli 90 dakikaya yayılmamıştı tezahüratlar. Müthişti, müthiş. Samandıra'da takım otobüsüyle başlayan Fenerbahçe coşkusu, takım ile arada duvarlar olmasına rağmen azalmadan devam etti. Çok büyüğüz çok... Ancak sorun şu ki; bizi haketmeyen yöneticiler tarafından idare ediliyoruz. Sayın Nihat Özdemir'in açıklamalarının zoraki yapıldığını düşünsem de; yakışmadığını belirtmek isterim. Pek çok taraftarın güvenini kaybetti. Bu güzel Fenerbahçe akşamına yakışmadı. Fenerbahçe taraftarının son zamanda sık kullandığı bir deyimdi "Kaldırımdan desteklemek". Şimdi gerçek oldu. İnanıyorum ki; Fenerbahçe başka bir gezegende oynasa, 12 numara Fenerbahçe'yi yine yalnız bırakmaz.
Aziz Yıldırım tişörtleriyle sahaya çıkan futbolcularımızın başkana selam mesajları yerindeydi. Takımda bir kenetlenme var. Değil başkan, malzemeciler içeride olsa yine benzer bir hareket gelecekti. Ziegler ve Bienvenu'yü ilk onbir beklemiyordum. Hem Caner, hem Uğur Boral hazırlık maçlarında iyi performans göstermişlerdi. Ancak Ziegler'in de yaz boyu yatmadığını, Juventus'tan hazır geldiğini söylemek gerekir. Aykut hocamız da muhakkak böyle düşünmüştür. Bilica tercihi yerindedir. Bunu yazacağım hiç aklıma gelmezdi aslında ama Bilica'dan bu sezon çok faydalanacağımızı düşünüyorum. Yobo müthiş, bugün yine müthişti. Ancak Serdar oraya hemen uymayabilir. Orhan uymayabilir. Bekir'den beklediğimiz performansı alamayabiliriz. Yobo yeteri kadar soğukkanlı olsa da; yanında tecrübeli bir Bilica olduğunda daha sert savunma yapabiliriz. Lugano'nun sertliğine en yakın stoperimiz Bilica çünkü... Günümüzde futbolda da sert bir stopere sahip olmak şart. Cristian-Selçuk çok yumuşak bir orta saha. Emre'nin sakatlığı bir an önce geçmeli... Cristian'da geçen sezona oranla artak bir istek olduğunu görmezden gelerek haksızlık etmeyelim. Selçuk ise çok oyunda görünmemesine rağmen doğru zamanda doğru yerde olan bir görüntü çizdi. Mehmet Topuz vasat başladı, golü bulduğumuz dakikalarda etkiliydi. Bu etkili oyunu da golde pay sahibi olmasını sağladı. Bekir bu tip maçlarda verebileceği maksimum sağ bek katkısına yakın bir katkı verdi. Bekir'den sağ bekte çok şey beklememek gerektiğini her zaman söylüyorum. Yine öyle bir maç oldu, idare etti; yetti. Ziegler'i oldukça heyecanlı gördüm. Soğukkanlı bir oyuncu, daha sakin oynamasını beklerdim. Ancak heyecanı ve adaptasyon süreci dolayısıyla hücumda beklediğim etkinliği gösteremedi. Ancak çok da kötü değildi. Heyecanından kaynaklanan pas şiddetini ayarlayamam sorunu yaşadı. Pek çok pası ya çok sert, ya da çok yumuşak gitti. Dia çok çizgiye yapıştı, biraz form tutması lazım. Bir de açıkça bir korkumu dile getireyim. Dia profesyonel bir futbolcu da olsa; abi-kardeş gibi oldukları Niang'ın gidişi kendisini olumsuz etkileyecek diye korkuyorum. Ne bileyim, mesela bu akşam yüzünde o her zamanki heyecan duygusunu göremedim. Tabi bunda; Fenerbahçe'ye ve kendi emeklerine yapılan haksızlıkların şevkini kırmış olmasının da etkisi olabilir, bilemeyiz. Alex'in resitali yine gözümüzü şenlendirdi. Ligin ilk maçı, tribünler boş, kötü bir dönem... Oynanacak futboldan ziyade kötü bir oyunla alınacak galibiyet tercih edilesi. Ancak Alex oynadığı futbolla sahadaki kötü futbolu unutturdu. Semih bir iki pozisyonda etkili olsa da; çoğu topu ezdi. Hazırlık maçlarında daha hazır bir görüntü çiziyordu. Golde bencil davranmayarak bir takım oyuncusu örneği sundu. E bu da yetti. Caner istekli ve kısa sürede etkili gözükürken; Bienvenu de Ziegler'e oranla daha etkili bir oyun sergiledi. Pozisyon tekrarlarını izlerseniz, pek çok pozisyonda doğru yerde olduğunu görebilirsiniz.
Orduspor ligin yeni takımı, ligin yeni takımlarına karşı her zaman bir merak olmuştur. Henüz takım olamamış olsalar bile iyi bir kadroları var. Kalecileri güven verdi. Dalmat bu ligde iş yapar. Ancak Gosso; maçın büyük bölümünde müthiş oynadı. Son yarım saat yorgunluğun da etkisiyle gözden kayboldu. Aslen bir önlibero oyuncusu olan Gosso; orta sahada atak başlattı, sağ kanattan top getirdi, savunmadan top çıkardı ve hücumda gol pozisyonlarına girdi. Bir Anadolu takımı için çok iyi transfer. Ha benim çok umrumda mı? Değil... Geçen sezon olsaydı, umrumda olur; Orduspor böyle bir futbolcuya sahip olduğu için sevinirdim.
Taraftara değinmeden tabi ki geçmeyeceğim. Ancak; insan kendinden bahsedirken zorlanır ya, öyle zorlanıyorum yazarken. Ne desem bilemiyorum. Bu akşam stat dışından takımı destekleyen, televizyondan sesi sürekli gelen grubun içinde olamadım. Ancak fırsatım olsaydı olur, bu mükemmel duyguyu yaşardm. Kayseri Erciyesspor maçında da benzer bir organizasyonumuz olmuştu. Ancak bu denli 90 dakikaya yayılmamıştı tezahüratlar. Müthişti, müthiş. Samandıra'da takım otobüsüyle başlayan Fenerbahçe coşkusu, takım ile arada duvarlar olmasına rağmen azalmadan devam etti. Çok büyüğüz çok... Ancak sorun şu ki; bizi haketmeyen yöneticiler tarafından idare ediliyoruz. Sayın Nihat Özdemir'in açıklamalarının zoraki yapıldığını düşünsem de; yakışmadığını belirtmek isterim. Pek çok taraftarın güvenini kaybetti. Bu güzel Fenerbahçe akşamına yakışmadı. Fenerbahçe taraftarının son zamanda sık kullandığı bir deyimdi "Kaldırımdan desteklemek". Şimdi gerçek oldu. İnanıyorum ki; Fenerbahçe başka bir gezegende oynasa, 12 numara Fenerbahçe'yi yine yalnız bırakmaz.
Wolves 0 - 2 Tottenham
Ligde 1 maç eksiği bulunan Tottenham, oynadığı 2 maçı da Manchester ekipleriyle oynamış; hem kendi takım formsuzluğu hem de bu iki takımın sezona iyi başlamaları dolayısıyla puan alamamıştı. Wolves ise; sezona beklenenden daha iyi başlamıştı. 3 maçta 7 puan topladılar, ayrıca evinde de her zaman iyi oynayan bir takım. Tottenham'ın yeni transferleri Scott Parker ve Emmanuel Adebayor maça ilk 11'de başladı. Brad Friedel ise iyice kaledeki yerini sağlamlaştırıyor gibi gözüküyor. Aynı şeyi sağ bekteki Kyle Walker için söyleyebiliriz. Wolverhampton'ın ise en etkili ismi; bilindiği gibi Tottenham'dan transfer ettiği Jamie O'Hara. Geçen sezon kiralık performansıyla Wolves'a katkı sağlamış, bu sezon bonservisi ile transfer edilmişti.
Maça hızlı başlayan Tottenham oldu. Adebayor boş kaleye klasına yakışmayan bir vuruş yaparak topu ağlara göndermeyi başaramadı. Wolverhampton'ın atakları ise daha çok O'Hara' nın uzaktan şutları üzerine kuruluydu. Goller ikinci yarıda geldi. İlk golde yeni transferler sahnedeydi. Scott Parker'ın ara pasını kaleciyi çalımlayan Emmanuel Adebayor filelere gönderdi. Defoe'in golü maçın skorunu tayin etti. Corluka'nın performansını da oldukça başarılı buldum. Pazar günü Tottenham, White Hart Lane'de Liverpool'u ağırlayacak. Liverpool'un bu hafta sürpriz sayılabilecek puan kaybı bu maçı daha da heyecanlı kılacaktır. Tottenham'ın yakaladığı moralle Liverpool'u kendi evinde yenip, taraftarlarına sezonun ilk galibiyetini izlettireceğini düşünüyorum.
Maça hızlı başlayan Tottenham oldu. Adebayor boş kaleye klasına yakışmayan bir vuruş yaparak topu ağlara göndermeyi başaramadı. Wolverhampton'ın atakları ise daha çok O'Hara' nın uzaktan şutları üzerine kuruluydu. Goller ikinci yarıda geldi. İlk golde yeni transferler sahnedeydi. Scott Parker'ın ara pasını kaleciyi çalımlayan Emmanuel Adebayor filelere gönderdi. Defoe'in golü maçın skorunu tayin etti. Corluka'nın performansını da oldukça başarılı buldum. Pazar günü Tottenham, White Hart Lane'de Liverpool'u ağırlayacak. Liverpool'un bu hafta sürpriz sayılabilecek puan kaybı bu maçı daha da heyecanlı kılacaktır. Tottenham'ın yakaladığı moralle Liverpool'u kendi evinde yenip, taraftarlarına sezonun ilk galibiyetini izlettireceğini düşünüyorum.
Milan 2 - 2 Lazio | Kaliteli Golcü Farkı
Lazio, San Siro'da en son 1989-1990 sezonunda, Maldini'nin kendi kalesine attığı golle 1-0 kazanmıştı. İnanılır gibi değil ancak Lazio o günden beri San Siro'da Milan'ı mağlup edemiyor. Üstelik bu süreç içerisinde şampiyonluk var, şampiyonluk mücadeleleri var. Dün ilk kez bu kadar yaklaşılan galibiyet yine gelmedi.
Reja'nın maça başladığı kadroya göz atarak başlayalım. Kalede Bizzarri vardı; ki Marchetti'nin yokluğunda performansını merak ediyordum. Maçın başında Aquilani'nin pozisyonunda yaptığı kurtarışla iyi başladı. Ancak Cassano'dan yediği gol yakışmadı. Sağ bekte Konko, stoperde Biava-Dias ikilisi, sol bekte Zauri vardı. Zauri bu savunma hattının en zayıf halkası. İlk golde yaptığı hata ile de oyunun dengelenmesini sağladı. Orta sahada Ledesma, Brocchi defansif; Mauri ve Hernanes ise ofansif görev üstlendiler. Cisse ve Klose hücum hattındaydı. Bu sezon Lazio'nun en büyük kozu bu ikilinin yanı sıra geçen sezon olduğu gibi yine Hernanes olacak. Ancak Mauri gizli kahramanlardan olmaya devam edecek. Geçen sezonki performansıyla gizli kahraman mertebesinin çok çok üstüne çıkan Kaptan Stefano Mauri, dün akşam yine iki harika asist yaptı. Yaşlandıkça futbol kalitesi artıyor. Dolayısıyla; Reja kendisinden vazgeçemediği için farklı bir sistemle oynamak zorunda kalıyor. Geçen sezon Zarate iyi formunu tüm sezona yayamadı. Floccari genel olarak iyi bir sezon geçiremedi. Skor yükünü genellikle Hernanes ve Mauri isimleri yüklendi. Bu sezon forvet hattı çok kaliteli. Cisse ve Klose dün akşam iki usta golü attılar. Sezon içerisinde aynı performanslarını gösterirlerse, Lazio için verimli bir hücum sezonu olur. Yedekte sakatlığı tamamen geçen bir başka usta Tommaso Rocchi var. Kaliteli golcü faktörü akşam kendini belli etti ve Lazio'yu Milan deplasmanında 2-0 öne geçirdi.
Milan ev sahibi olmasına rağmen Aquilani, Gattuso ve Ambrosini gibi üç agresif orta saha oyuncusuyla oynadı. Gattuso ve Nesta'nın acemice bir hatası Lazio'ya bir gol daha getiriyordu. Ancak genel olarak tecrübeli isimler oyuna ağırlıklarını koydu ve Milan işi fazla zora sokmadan 2-0 geriden gelip eşitliği yakaladı. Serie A'nın açılış maçı oldukça zevkliydi ve tabi ki Türk kanalları yayınlamadı. Lazio'nun oyunu beni umutlandırdı.
Ziegler-Bienvenu-Yobo'lu Fenerbahçe
Öncelikle belirteyim ki; transfer heyecanıyla bu sezonki asıl davamızın farklı olduğunu unutmadım. Her sene Fenerbahçe düşmanlarını yenmek için uğraşıyoruz, yeniyoruz da... Ancak önümüzdeki 1-2 senelik periyod çok daha anlam kazandı. Maddi olarak ne kadar güç kaybettiysek, manevi olarak o kadar güç kazandık. Saha içinde de çubuklu için savaşacak birileri lazımdı. Aykut Kocaman'ın kurduğu iyi takım istemdışı bozulmuş olsa da, ona yakın bir kadro kurulmasını istemeye hakkı vardı. Dolayısıyla bu 3 ismin transferi önemliydi.
İlk olarak Reto Ziegler hakkında konuşalım. Benim Tottenham'dan beri takip ettiğim bir isimdir. 18-19 yaşında geldi Tottenham'a... Premier Lig ağır bir lig olsa da, genellikle şans buldu. Orta sahanın solunda oynatılıyordu. Zaten İtalya'ya gelene kadar da bir sol açık oyuncusuydu. Herkes dengeli ve disiplinli bir kanat oyuncusu olduğundan bahsediyor. Bu fikirlere katılıyorum. Andre Santos çok özel oyuncuydu, kabul etmek gerekir. Ancak Andre Santos; tipik bir Brezilyalıydı. Canı isterse oynayan, istemezse oynamayan türden bir futbolcuydu. Ayrıca yaz tatilinden sonra kilolarıyla dönmesi de bonusu... Ağustos'ta başlayan ligde form tutması Kasım-Aralık ayını buluyordu. Ziegler bu konuda daha profesyonel bir oyuncu. İkisinin ortak özelliği; sol bek ve sol açık olarak oynayabilmeleri. Günümüzde kaliteli sol bek bulmak zor. Bunun farkında olan büyük futbol adamı Arthur Zico; Uğur Boral'ı sol bek yapmak için emek sarfetmiş, ancak yapamayacağını anlayınca sol önde oynatmaya başlamıştı. Reto Ziegler bunun olmuş versiyonu. İsabetli şutları en çok dile getirilen özelliği... Diğer özelliklerini sıralayacak olursak; çalışkan, süratli, isabetli pas yapan, agresif, kararlı ve dengeli diyebiliriz. Savunma-Hücum dengesini çok iyi sağlayabilen bir isim. En çok bu özelliğine güveniyorum. Aykut Kocaman'ın sisteminde çok başarılı olacağını düşünüyorum. Aynı zamanda Devler Ligi'ni değil de; Dev takımı seçmesi karakterli bir futbolcu olduğunun bir işareti olarak kabul edilebilir. Fenerbahçe'de görmeyi çok istiyordum, bu isteğim gerçek oldu. Şimdi ki isteğim; kendisini çubuklu forma ile uzun yıllar izleyebilmek.
Gelelim geçen seneden beri tanıdığımız Henri Bienvenu Ntsama'ya... Tam aradığımız futbolcu olduğunu düşündüğümü en baştan yazayım.Bizim maçta dikkatimi çektikten sonra, epey izleme fırsatı buldum. Hepinizin bildiği gibi süratli, kuvvetli, yırtıcı bir ayıboğan. Türkiye'de ayıboğan forvetler her türlü iş yapar. Ancak kendisi henüz tecrübesiz ve yolun başında. Hamuru iyi, Aykut hocanın iyi yoğuracağına da eminim. Ancak Niang yerine değil de Emenike'nin yerine alınmış olsaydı daha mutlu olurdum.Gol sayısının yanı sıra asistleriyle de dikkat çekiyor. Bu da bencil olmadığı anlamına geliyor ki; tam Fenerbahçe'nin kadro yapısına uygun. Bakın; Reto Ziegler, Henri Bienvenu isimleri Aykut Kocaman'ın 1-2 senelik izlenimleri sonucu kadroya kattığı isimler. Yani Fenerbahçe'de transfer olayı çok doğru yapılıyor artık. Senelerdir görmek istediğimiz hareketleri gördüğümüz şu günlerde, zor bir dönemden geçiyor olmamız büyük haksızlık. Henri Bienvenu için de haddim olmayarak bir kıyaslama yapacağım.
Bienvenu 23 yaşında... Profesyonel kariyeri boyunca 130 küsür maç oynamış, 45-50 civarı gol atmış.
Şimdi 23 yaşındaki Drogba'ya dönelim. 60 civarı maç oynamış, 15 civarı gol atmış. Hadi sadece Le Mans'ı saymayıp Guingamp'ı da ekleyelim. 120 civarı maç oynayıp, 40a yakın gol atmış. Aynı yaşlarda Mallorca'da 120 civarı maç, 50 küsüratlı gol sayısı olan Samuel Eto'o örneği de var. Yani istatistiklerin Drogba ve Etoo'yla benzer rakamlar taşıması, beni Bienvenu için daha da umutlandırıyor.
2012 Model Tottenham
Lazio için henüz transferler tamamlanmadan bir inceleme yazısı yazmıştım. Ancak o köprünün altından çok sular aktı. Tottenham'ı yazmak için ise transferleri bekliyordum. Transferlerle ilgili her ne kadar beklentilerimi alamamış olsam da; transferin son günlerinde kadroda değişiklikler gerçekleşti.
Tottenham için her sezon yinelediğim; sağ bek sıkıntısını bu sezon da yineleyeceğim. Ancak şu da var; Redknapp iki sezondur Corluka-Hutton-Kaboul üçlüsüyle başarılı sonuçlar aldı. Çıtanın yükselmesi için ise; bir sağ bek transferi şarttı. Yine yapılmadı. Yapılmadığı gibi; dün Alan Hutton Aston Villa'ya satıldı. Aston Villa geçtiğimiz sezon ara transfer döneminde de Tottenham'dan Kyle Walker'ı kiralayarak sağ bek sıkıntısını çözmüştü. Bu kez çok daha iyisini; Alan Hutton'ı transfer ederek sağ bek sıkıntılarını çözdüler. Transfer bedeli olarak Tottenham'a 4 Milyon Pound ödenecek. Elde kalan yine Corluka oldu. Alternatifi olarak ise; geçen sezon Villa Park'ta pişen Kyle Walker ve Redknapp'ın sağ bekte de tercih ettiğin Younes Kaboul var. Sol bek konusunda Assou-Ekotto güven veriyor. Olası bir sakatlık halinde Gareth Bale oraya çekilecektir. Çünkü üçüncü bir alternatif yok. Ya da geçen sezonki gibi; Danny Rose düşünülebilir. Ancak Danny Rose'un orta sahanın solunda daha başarılı olabileceğini düşünüyorum. Stopere kaliteli bir transfer yapılması yine çıtanın yükselmesini sağlayabilirdi. Özellikle geçen hafta Manchester City karşısında savunmanın döküldüğüne şahit olmuştuk. Elde çok kaliteli iki isim var; King ve Dawson. Ancak King her zamanki gibi sakat. Gallas geçen sezon müthiş bir özveriyle oynamıştı. Tecrübesiyle yine tercih edilmesi gereken ilk isim olması gerektiğini düşünüyorum. Tabi Dawson'la birlikte... Bassong, Kaboul gibi alternatifler yeterli olacaktır.
Geçelim orta sahaya... Jenas Aston Villa'ya kiralandı. Palacios ise Stoke City'ye satıldı. Huddlestone ligde her takımda oynayabilecek düzeyde bir oyuncu olmasına rağmen, performansı her zaman tatmin etmiyor. Ancak önliberonun uzun boylu ve uzun bacaklısı makbuldür. Huddlestone kritik bir isim. Scott Parker transferi için ise; epey çaba sarfetmişti Spurs. Parker ise geçen sezon takımı küme düşmesine rağmen olağanüstü bir performans sergilemişti. Yeri Premier Lig'di, şimdi ait olduğu yerde... Chelsea ve West Ham'dan sonra bu kez Londra'nın kuzeyinde. 5,5 Milyon Pound ödendi. Tottenham'ın en önemli icraatleri; Bale ve Modric'i elde tutabilmeleri sayılabilir. Özellikle Chelsea; Modric için son dakikaya kadar saldırdı. Modric yine orta sahanın ortasında geçtiğimiz sezonki performansına yakın bir performans gösterecektir. Van der Vaart zaten takımın lideri... Sağda Lennon özellikle deplasmanlarda tercih edilecektir. Redknapp'ın her zaman tercih etmediği aşikar. Harry Redknapp her zaman bu dizilişle oynamıyor. Zaman zaman çift forveti de deniyor; ki o zaman Lennon kenara, Defoe içeri diyebiliriz.
Solda Gareth Bale'in hücuma katacağı zenginlikle, Adebayor klasını konuşturacaktır. Manchester City formasıyla Arsenal'a attığı gol sonrası rakip taraftara ayar veren Adebayor'un bu durumu; Tottenham taraftarlarınca kabul edilebilir bir transfer olmasını sağlamıştır. Ancak yine de; 10 numaralı formanın kendisine pek yakışacağını düşünmüyorum. Crouch'tan sonra forvete ilaç gibi gelecektir. Adebayor, Defoe ve Pavlyuchenko ile yine çok güçlü bir hücum hattına sahip Spurs. Redknapp dün; Giovani Dos Santos'a da şans vereceğini açıkladı. Dos Santos da Bale ve Lennon'a iyi bir alternatif olabilir. Bentley'in West Ham'a kiralanmasıyla Kranjcar'ın joker yedekliği garantilenmiş oldu. Modric mi yok ? Koy Kranjcar'ı... Lennon ya da Bale mi yok ? Koy Kranjcar'ı... Livermore ve Townsend'in henüz alması gereken çok yol var. Ancak Sandro öyle değil... Sandro zaman zaman defansif oynanan maçlarda Parker ya da Huddlestone ile birlikte oynayacaktır. Zaman zaman bu ikiliyi kesecektir bile... Son olarak; Iago'ya değinelim. Iago'yu hiç izleme fırsatı bulamadım. Menajerlik oyunlarında banko oyuncularımdandır. Ancak Juventus'ta bir türlü as takım planları içerisine dahil olamadı. Orada kumaşı tutmamış olabilir. Redknapp kiralık aldırdığına göre; mutlaka bir umut vardır. O da ofansif bir orta saha oyuncusu, kanatlarda da oynayabiliyor.
Transfer döneminde gelenler:
Brad Friedel - Free (Aston Villa)
Emmanuel Adebayor - 2 Milyon £ Kiralık (Man.City)
Iago - Kiralık (Juventus)
Scott Parker - 5 Milyon £ (West Ham)
Transfer döneminde gidenler:
Jamie O'Hara - 3,5 Milyon £ (Wolves)
Jonathan Woodgate - Free (Stoke)
Alan Hutton - 4 Milyon £ (Aston Villa)
Wilson Palacios - 8 Milyon £ (Stoke)
Peter Crouch - 10 Milyon £ (Stoke)
Robbie Keane - 3,3 Milyon £ (LA Galaxy)
Kyle Naughton - Kiralık (Norwich)
Jermaine Jenas - 900 bin £ kiralık (Aston Villa)
Bongani Khumalo - Kiralık (Reading)
Tottenham için her sezon yinelediğim; sağ bek sıkıntısını bu sezon da yineleyeceğim. Ancak şu da var; Redknapp iki sezondur Corluka-Hutton-Kaboul üçlüsüyle başarılı sonuçlar aldı. Çıtanın yükselmesi için ise; bir sağ bek transferi şarttı. Yine yapılmadı. Yapılmadığı gibi; dün Alan Hutton Aston Villa'ya satıldı. Aston Villa geçtiğimiz sezon ara transfer döneminde de Tottenham'dan Kyle Walker'ı kiralayarak sağ bek sıkıntısını çözmüştü. Bu kez çok daha iyisini; Alan Hutton'ı transfer ederek sağ bek sıkıntılarını çözdüler. Transfer bedeli olarak Tottenham'a 4 Milyon Pound ödenecek. Elde kalan yine Corluka oldu. Alternatifi olarak ise; geçen sezon Villa Park'ta pişen Kyle Walker ve Redknapp'ın sağ bekte de tercih ettiğin Younes Kaboul var. Sol bek konusunda Assou-Ekotto güven veriyor. Olası bir sakatlık halinde Gareth Bale oraya çekilecektir. Çünkü üçüncü bir alternatif yok. Ya da geçen sezonki gibi; Danny Rose düşünülebilir. Ancak Danny Rose'un orta sahanın solunda daha başarılı olabileceğini düşünüyorum. Stopere kaliteli bir transfer yapılması yine çıtanın yükselmesini sağlayabilirdi. Özellikle geçen hafta Manchester City karşısında savunmanın döküldüğüne şahit olmuştuk. Elde çok kaliteli iki isim var; King ve Dawson. Ancak King her zamanki gibi sakat. Gallas geçen sezon müthiş bir özveriyle oynamıştı. Tecrübesiyle yine tercih edilmesi gereken ilk isim olması gerektiğini düşünüyorum. Tabi Dawson'la birlikte... Bassong, Kaboul gibi alternatifler yeterli olacaktır.
Geçelim orta sahaya... Jenas Aston Villa'ya kiralandı. Palacios ise Stoke City'ye satıldı. Huddlestone ligde her takımda oynayabilecek düzeyde bir oyuncu olmasına rağmen, performansı her zaman tatmin etmiyor. Ancak önliberonun uzun boylu ve uzun bacaklısı makbuldür. Huddlestone kritik bir isim. Scott Parker transferi için ise; epey çaba sarfetmişti Spurs. Parker ise geçen sezon takımı küme düşmesine rağmen olağanüstü bir performans sergilemişti. Yeri Premier Lig'di, şimdi ait olduğu yerde... Chelsea ve West Ham'dan sonra bu kez Londra'nın kuzeyinde. 5,5 Milyon Pound ödendi. Tottenham'ın en önemli icraatleri; Bale ve Modric'i elde tutabilmeleri sayılabilir. Özellikle Chelsea; Modric için son dakikaya kadar saldırdı. Modric yine orta sahanın ortasında geçtiğimiz sezonki performansına yakın bir performans gösterecektir. Van der Vaart zaten takımın lideri... Sağda Lennon özellikle deplasmanlarda tercih edilecektir. Redknapp'ın her zaman tercih etmediği aşikar. Harry Redknapp her zaman bu dizilişle oynamıyor. Zaman zaman çift forveti de deniyor; ki o zaman Lennon kenara, Defoe içeri diyebiliriz.
Solda Gareth Bale'in hücuma katacağı zenginlikle, Adebayor klasını konuşturacaktır. Manchester City formasıyla Arsenal'a attığı gol sonrası rakip taraftara ayar veren Adebayor'un bu durumu; Tottenham taraftarlarınca kabul edilebilir bir transfer olmasını sağlamıştır. Ancak yine de; 10 numaralı formanın kendisine pek yakışacağını düşünmüyorum. Crouch'tan sonra forvete ilaç gibi gelecektir. Adebayor, Defoe ve Pavlyuchenko ile yine çok güçlü bir hücum hattına sahip Spurs. Redknapp dün; Giovani Dos Santos'a da şans vereceğini açıkladı. Dos Santos da Bale ve Lennon'a iyi bir alternatif olabilir. Bentley'in West Ham'a kiralanmasıyla Kranjcar'ın joker yedekliği garantilenmiş oldu. Modric mi yok ? Koy Kranjcar'ı... Lennon ya da Bale mi yok ? Koy Kranjcar'ı... Livermore ve Townsend'in henüz alması gereken çok yol var. Ancak Sandro öyle değil... Sandro zaman zaman defansif oynanan maçlarda Parker ya da Huddlestone ile birlikte oynayacaktır. Zaman zaman bu ikiliyi kesecektir bile... Son olarak; Iago'ya değinelim. Iago'yu hiç izleme fırsatı bulamadım. Menajerlik oyunlarında banko oyuncularımdandır. Ancak Juventus'ta bir türlü as takım planları içerisine dahil olamadı. Orada kumaşı tutmamış olabilir. Redknapp kiralık aldırdığına göre; mutlaka bir umut vardır. O da ofansif bir orta saha oyuncusu, kanatlarda da oynayabiliyor.
Transfer döneminde gelenler:
Brad Friedel - Free (Aston Villa)
Emmanuel Adebayor - 2 Milyon £ Kiralık (Man.City)
Iago - Kiralık (Juventus)
Scott Parker - 5 Milyon £ (West Ham)
Transfer döneminde gidenler:
Jamie O'Hara - 3,5 Milyon £ (Wolves)
Jonathan Woodgate - Free (Stoke)
Alan Hutton - 4 Milyon £ (Aston Villa)
Wilson Palacios - 8 Milyon £ (Stoke)
Peter Crouch - 10 Milyon £ (Stoke)
Robbie Keane - 3,3 Milyon £ (LA Galaxy)
Kyle Naughton - Kiralık (Norwich)
Jermaine Jenas - 900 bin £ kiralık (Aston Villa)
Bongani Khumalo - Kiralık (Reading)















