PES 2011 Demo | İlk İzlenimlerim

PES mi Fifa mı tartışması her daim sürer. Ben önceden Fifa oynuyordum. Fifa 2005'ten sonra bıraktım ve PES 6'yı tercih ettim. PES 6 oynanabilirlik açısından bugüne kadarki en güzel futbol oyunuydu bence. Aradan birkaç sene geçmesine rağmen Konami PES'i bir türlü 6'daki kıvamda biz oyun severlere sunamadı. Grafikler gelişti, yeni yeni özellikler tabi ki eklendi. Fakat PES 6'dan sonra değişen maç motoru bir çok PES sever tarafından tatmin edici bulunmadı.

Bugün çıkan PES 2011 (PC versiyon) demosunu indirdim ve test ettim. Blogu okuyan arkadaşlarla ilk görüşlerimi paylaşmak, henüz oynamayanlara fikir vermek istedim. Öncelikle demonun 1,3 GB olduğunu ve 20 dakikada indirdiğimi belirteyim. İnternet hızımın yüksek olduğu bir ana denk geldi sanırım. Torrente de mutlaka düşmüştür, bir araştırın derim. Oyunu kurdum ve tuş ayarlarını kendi düzeneğime getirdim. S Pas, A Orta, D şut, E hızlı koşma, W ara pas şaşmaz hacı. Hem klavye ile hem de Gamepad ile oynadım. Çok iyi bir gamepadim yok. 20 küsür liraya aldığım Snopy'nin güzel bir modelini kullanıyorum. İşimi görüyor. Oyunun Türkçe geleceği biliniyordu. Türkçe olması inanılmaz büyük bir keyif. Rahat rahat aradığını buluyorsun menüde. Demo olduğu için henüz her menü aktif değil. Ancak aktif olanlarda aradığımı kolaylıkla buldum. Demoda Bayern Münih, Barcelona, Guadalajara ve Internacional takımları var. Libartadores Kupasını ekleyeceklerini biliyordum. Demoya da tadımlık 2 Amerika takımı koymuşlar. Taktik ayarları biraz uğraştırıyor. Hatta arkadaşım Özkan şöyle yazmış bugün Twitter'da;
Playstation cafe sahipleri müjde!!! Pes 2011de taktik ayarı maçtan daha uzun sürüyor.

Taktik ekranına alışmak biraz vakit alacak gibi... Ancak güzel bir yanı yedeklerin hemen yan tarafta gözüküyor olması. Biraz FM usulü sürükle bırak olayına benziyor. Alıştığımız zaman hoşumuza gidecektir. Formalar falan on numara. Ondan yana şüphem yok zaten. Yeni bir kamera açısıyla oynanıyor oyun. İlk resimde gördüğünüz şekilde başlıyor. Ancak son resimdeki şekilde oynuyorsunuz maçı ve açınıza göre hafiften açısal oynamalar da oluyor. En beğendiğim özellik ; pas verirken şiddetini istediğimiz gibi ayarlayabiliyor olmamız. Bu sayede inanılmaz arapaslar atıp, oyunu oynarken kendimizi coşturabiliyoruz. Çalım atmak zor gibi yorumlar okudum. Bence zor değil. Sadece güçlü adamları geçmek çok zor. Örneğin; Puyol'la Pique'ye çalım atamıyorsunuz. Ancak çalım özelliği çok iyi olan Robben'le geçebiliyorsunuz. Güçlü oyuncu vücudunla dengeyi sağladığı zaman topun hakimiyetini kazanıyor ve rakibini engelliyor. Bu da çok güzel bir özellik. Bir güzel özellik de; artık öyle defanstan top al, herkesi çalımla, yardırarak git olayı yok. Kankamın taktiğiydi, ben sevindim açıkçası. Adam uzun süre top süremiyor ve çabuk yorulabiliyor. Yalnız benim taktik olan; kanat çizgisinden yardır, içeri ortala pivot kafa vursun olayı da yalan olmuş. Her kafa topunu alamıyorsunuz; ki oyun gerçekçiliği açısından bu da güzel özellik. Şikayetim yok.
Kendimce eksik gördüğüm yanlarını da yazayım;

Lisans sorunu hala var. İngiltere Logoları sahte yine ve oyundan zevk almak için lisans yamasını beklemek zorunda kalacağız. Kadroların da güncel geleceğini zannetmiyorum. Mesela geçen PES 2010 için 1 GBlık bir paket indirdim. Kadrolar,oyuncu yüzleri mükemmel. Her kadro güncel... Bunda da yine öyle bir sıkıntı yaşayacağız diye düşünüyorum. Tipik Konami sıkıntısı çünkü...Ve Demoda da bu sıkıntı mevcut. Oyuncu yüzlerine çok önem veririm futbol oyununda. Fifayı bırakmamın nedenlerinden birisi de budur. Default oyuncu yüzleri senelerdir aynı. PES bu açıdan çok farklı. Her oyuncunun suratı farklı ama her oyuncunun kendi orjinal suratı değil. Grafik olarak güzel, ama gerçek yüz olmayınca benim hevesimi biraz kırıyor. Kitserver falan hem uğraştıran, hem de zamanla oyunu bozan eklentiler. Yine her ligin olmayışı, kısıtlı takım sayısının olması ise epey moralimi bozan bir olumsuzluk. Her takım,her lig olsa PES olağanüstü bir oyun olur. Oyunda ota boka faul çalıyor hakemler. Bu nedenle epey küfür yiyeceğe benziyorlar. En ufak bir hamlede faul geliyor. Kart görmeniz kaçınılmaz... Şut olayında da vuruş açısını iyi ayarlamanız gerekiyor. Topa vuruşlarda oyuncunun altında mini bir bar çıkıyor. Bu bar ile vuruşu ayarlıyorsunuz. Beğenmeyenleriniz olacaktır. Ben beğendim. Oyuncu reaksiyonlarına hiç birşey eklenmemiş. Gol sevinçleri aynı...Gol kaçırma üzüntüleri aynı. Hakeme itirazlar aynı. Seyirci yine odun gibi. Anlamsız tezahüratlar devam ediyor ve hiç yerinde tepki yok. Maça giriş sahneleri de aynı bu arada... 2010'dan, hatta 2008'den hiç farkı yok. Bir de Online Master League söz konusu ki; sanırım orijinal oyun ister o. Merak ettiğim bir özellik...

Oyunda çalım atabilmek çok zevkli. Yön tuşları hassas ve iyi kullanım istiyor. Dolayısıyla gamepad ile oynamak daha cazip geldi bana. Logitech gamepadlerle çok iyi verim alınabilir. Ayrıca gamepadin joystick kısmını kullanabilenler için müthiş zevkli olacağını düşünüyorum. Ben kullanamıyorum,o kadar estetik gelmiyor bana.

Oyunun sistem özellikleri hakkında net bir bilgim yok. Benim denediğim sistem özellikleri ;
Intel Core i3 540 3 Ghz İşlemci
4 GB DDR3 ram
Palit NVidia 9800 GT 1 GB / 512 bit dvi/hdmi ekran kartı
22 " 1920*1080 Monitör

Oyunu genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim.Full sürümü sabırsızlıkla bekliyorum.Ancak bu yıl Fifa'yı da deneyeceğim. Umarım bu yazıdan oyunla ilgili iyi-kötü fikir sahibi olmuşsunuzdur.
15 Eylül 2010 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Werder Bremen 2 - 2 Tottenham

Tottenham'ın ilk Şampiyonlar Ligi maçı... Van der Vaart gibi bir yıldızın takıma gelmesi dengeleri biraz değiştirdi ve değiştiriyor gibi Tottenham'da. Geçen sezon göze hitap ederken skora da gidebilen ve hiç sistem değiştirmeden oynayan Tottenham; Van der Vaart'ın gelişiyle tek forvetli bir düzene büründü. Kadro kalitesi olarak baktığımızda ölüsü bile iş yapar bu kadronun diyebiliyoruz. Ancak alışılagelmiş çift forvetli -ki bu forvetlerden birisi mutlaka pivot özellikli Crouch ya da Pavlyuchenko oluyor- sistemin bozulması saha içine pek olumlu yansımadı Tottenham'ın. Robbie Keane'in formsuzluğu, Pavlycuhenko'nun etkisizliği ve Defoe'nin sakatlığı Redknapp'a tek forvet Crouch tercihine de döndürmüş olabilir. Haa bu uygulaması tutabilir de...Ama 2 maçtır izlediğim Tottenham geçen sezonki Tottenham'ı aratıyor bana. Hatta geçen sezona gitmeye gerek yok. Young Boys maçlarında da çok iyiydi Tottenham.

Redknapp'ın bir yanlış seçimi de Palacios'u yedek bırakmasaydı. Geçen yıl takımın en istikrarlı oyuncusuydu Palacios. Ayrıca dünya futbolunda artık belki de en önemli mevki olan defansif orta saha mevkiinin en iyi oyuncularından. Hoca Huddlestone'u tercih etmiş dün... Palacios'u 76.dakikada skoru dengede tutabilmek için oyuna aldı. Bale soldan akıp gidiyor. İzlemek büyük keyif... Ancak Lennon sağ kanattan aynı etkiyi gösteremedi. Gollerin ikisi de sol kanattan geldi. İkinci yarıda Assou-Ekotto Tottenham'ın Vederson'u oldu. Rezil bir futbol oynadı. Bale açıkta her ne kadar iyi oynasa da; sol beke kaydırılıp Ekotto'nun yerine Krancjar'ın oyuna girmesi takıma maç kazandırabilecek bir hamle olabilirdi. Crouch'un boş kaleye atamadığı ve son dakikalarda karşı karşıya atamadığı 2 net gol pozisyonu var. Ancak Crouch'un yine ondan başka kimsenin atamayacağı bir kafa golü var. Robbie Keane ise dün akşam skor 2-2 olduktan sonra Redknapp tarafından acil bir hamle olarak oyuna alındı. Fakat etkisiz bir futbol ortaya koydu.

Werder Bremen özellikle ikinci yarı çok iyiydi. İlk yarıda erken sayılabilecek bir zaman diliminde 2-0 geriye düşmesine rağmen demoralize olmadı. Silvestre'yi sol bekte izledik akşam...Yıllar önce Manchester'da da sol bek oynuyordu sanki. Yanlış hatırlıyor da olabilirim...Werder Bremen'de Marko Marin'i izlemeye doyamadım. Attığı golün dışında oynadığı oyun da Tottenham'ı epey zorladı. Ayrıca Stoch'la birbirine çok benzer yapıda olması; Marin'den izlediğimiz hareketleri Stoch'un da yapabileceği konusunda umutlandım ben. Yine Fener'e bağladık hadi...
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Gurur!

Turnuva öncesinde "Final oynayacağız" deseler inanmazdım. Bir çok kişi hem fikirdir. ABD'nin şampiyon olacağı konusunda olduğu gibi... Sırpları mağlup etme şeklimiz bile yıllar sonra tüylerimizi diken diken etmeye devam edecek. Biz final oynadık bu kupada. Dünya Şampiyonası'nda yahu... Keşke dün akşam taraftarımız biraz daha canlı,hareketli olsaydı. Takıma mutlaka olumlu yansıması olacaktı. Keşke takımımız da kendisi gibi oynayabilseydi de maçın sonuna kadar iddialı olabilseydik.

Ülkemize bu gururu yaşatan, spor sevmeyen sevmeyen herkesi birbirine kenetleyen basketbolcularımızı teşekkürler. Gururumuz oldunuz!
13 Eylül 2010 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio 3 - 1 Bologna | Siftah

Sezona Sampdoria mağlubiyetle başlamıştı Lazio. Bugün sahasında ilk maçına çıktı. Geldiği günden beri üçlü savunmadan vazgeçmeyen Reja, bugün savunmayı dörtlü kurdu. Üçlü savunma olunca; kanatlarda oynayan defansif özellikli oyuncuların sık sık ileri gidip gelmesi hücumdaki etkinliği arttırmasına rağmen; savunmada zaafiyet yaratıyordu. Özellikle Kolarov gidince savunmayı üçlü kurmak mantıksız. Lichtsteiner yine sağdan gider gelir ama Radu ve Garrido ileri geri yapabilecek özellikte isimler değiller. İlk yarı düşük tempolu, sıkıcı bir mücadaleye sahne oldu. İkinci yarı eski tüfeklerin ateşlenmesiyle Lazio 2-0 üstünlüğü yakaladı. Mauri ve Rocchi futbolu bırakana kadar Lazio'da kalması gerektiğine inandığım isimler. Hiç birşey yapmasalar bile yedekte otursunlar. İkisi takımın gerçek liderleri. Bir de saha içi liderliği eline geçirmeye çalışan Hernanes var. İyi manada söylüyorum bunu. Hernanes epey sorumluluk alıyor. Saha içi patronluğa üstlenmeye hazır gözüküyor. Olumlu işler yapacağa benziyor Hernanes.

Mauri eskiden Lazio'da 11 numara giyerdi bu arada. Geçen sezon 5'i alıp 11'i Kolarov'a verdi. Bu sezon ise 6 numarayla oynuyor. Totem mi acaba ? Rocchi'nin gol vuruşundaki ustalığı mutlaka herkes görmeli. Rocchi keşke biraz daha genç olsaydı. Biraz daha genç Lazio'ya gelseydi. Eski Laziolu Mudingayi'nin golü de güzel, top ip gibi gitti. Son dakikada genç Kozak'ın kazandırdığı penaltı çok sahte. Hernanes'in golü atması güzel ama o penaltı olmasa da olurdu. Galibiyet siftahı yapıldı, devamı gelsin...

Bu haftasonu Fenerbahçe'nin maçını izleyemedim. Bu akşam Lig Tv'de geniş özet yakaladım ancak çok tatsız,tuzsuz bir maç olması ; sevimsiz bir sonucun olması dolayısıyla yazma iştahım sıfır. O yüzden es geçiyorum...
12 Eylül 2010 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

West Brom 1 - 1 Tottenham | Vasat Tottenham

Tottenham Young Boys maçlarında çok iyi oynamıştı. Dışarıda kaybettiği maçta bile çok etkili olup, gol pozisyonları bulmuştu. Fakat ligde çok farklı, sonuca gidemeyen bir Tottenham izledik ilk 4 hafta sonunda. İstenilen başlangıç kesinlikle olamaz. Geçen sezon futbolunun zirve yapması, Şampiyonlar Ligi vizesi derken; otomatikman beklentiler yükseldi bu sezon. Defoe'nin milli takımdan sakat dönmesi, 2 ay oynamayacak olması Tottenham için kayıp. Fakat eldeki kadroya bakınca çok da büyük bir kayıp olarak düşünülmemeli. Van der Vaart Tottenham ile siftah yaptı. Van der Vaart'ın gelişi ve Defoe'nin sakatlanışıyla Redknapp tek forvet oynattı takımı dün. Modric geleneksel sakatlanma talihsizliğini dün de yaşadı. Golü atan Modric, 32.dakikada yerini Krancjar'a bıraktı.
Vasat futbol oynayan Tottenham, ligin yeni ekibi West Bromwich'e 14 gol pozisyonu vermiş dün. Kendisi ise 13 gol girişiminde bulunmuş. West Brom yeni takım, ligin asansör takımı olmasına rağmen evinde tabi ki etkili oynamak zorunda. Ancak geçen sezonki Tottenham; özellikle bu tip alt düzey takımlara pek puan kaptırmazdı. Nitekim geçen sezon 9 gol attığı Wigan'a da yenildi geçen hafta.

Werder Bremen deplasmanıyla Devler Ligi'ne adım atacak hafta içi Tottenham. Redknapp West Brom'u bu maçın provası olarak düşündüyse eğer provanın istediği gibi geçmediği kesin.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Bol Gollü Bayramlar

Nice mutlu, sevinçli, gollü, sarı laci bayramlara...
9 Eylül 2010 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Büyüksün Reis

İrlanda Cumhuriyeti 3 - 1 Andorra
3. Gol 54. Dakikada Robbie Keane'den...
7 Eylül 2010 Salı
Yazan: steven_stiffler

Türkiye 3 - 2 Belçika | 6 Gol,6 Puan

Fatih Terim'in gitmesiyle Milli takımdan yeniden zevk almaya başladığımı belirterek giriş yapacağım. İyi ki gittin Sinyor Terim... İyi ki kurtulduk.

Belçika gruptaki en ciddi rakiplerimizden şüphesiz. Ayrıca kadro kalitesi olarak bizden daha kaliteli isimlere sahip bir takım. Son elemelerde iki maçta da yenememiştik misal. Kazakistan maçında aldığımız 3 puana anlam yüklemek için bu maçı kazanmamız gerekiyordu. Gerçi bu da saçma bir yaklaşım. Bir yorum tamam ama; futbol takımlarının her maçı tabi ki kazanması gerekir. Almanya maçları hariç kaybetme lüksümüz olmadığını söyleyerek geçiştireyim. Bir de eleştiri ekleyeyim. Rıdvan Dilmen'i çok severim. Fenerbahçeli duruşu, kaliteli yorumculuğu tartışılmaz. Ancak Rıdvan Dilmen'de gereğinden fazla bir Fatih Terim, bir Arda sempatisi olduğunu düşünüyorum. Maç başlar başlamaz, bu kadroyla olmaz; uzaktan gol atarsak atarız yorumlarını abarttı da abarttı. Uzaktan bir gol atsak; ben demiştim diyecekmiş gibi yorumlar yaptı. Arda Turan'ın her hareketinde coştu. En ufak top kaybında "O da insan" yorumu yaptı. Fazla abartı yorumlardı. Evet Arda Turan iyi oynadı. Kadro seçimi de yanlıştı. Ancak belirtmek istediğim; yorumun fazla abartılmasıydı. Hiddink takıma bir sistem oturtmaya çalışıyor. İnanıyorum ki bu sistem oturduğunda Milli Takım bir 8-10 sene bu sistemin ekmeğini yiyecek. Rıdvan Dilmen'in önceki dönemlerdeki futbol anlayışımı övmesini de çok doğru bulmadım. Hiddink ne için geldi ? Yıllardır başarısız olan, Fatih Terim'in "Yürü aslanım,yürü koçum" stratejisiyle oynayan milli takımı değiştirmek için... Bırakalım da değiştirsin. Gerekirse tek forvetli oynatsın,5li defans yaptırsın. Ama maçı kazandırsın be hocam...

Bireysel yetenekleri bizden iyi olan Belçika'nın bir sol bek eksiği vardı mesela. Vermaelen oraya yakın bir stoper gibi oynadı. Belçika 3lü stoperle oynadı. Sabri ve Hamit biraz top getirebilse o kanattan ilk yarı muhakkak golü bulurduk. Tek forvetli sisteme karşı değilim. Günümüz futbolunda pek çok takımın oynadığı sistem zaten. Ancak Tuncay tek forvet olmaz. Hiddink bu hatasından ikinci yarının başında döndü ve Kral Semih'i oyuna aldı. Kral,hakikaten kral! Mevlüt iyi oyuncu, başlı başına bir forvet. Halil Altıntop iyi bir golcü. Ancak Semih Şentürk her zaman milli takımın forvetinde adı ilk yazılması gereken isim olmalıdır. İlk yarı Ercan Taner bir pozisyonda Gerd Müller'i andı. Gerd Müller'i izleyemedim hiç. Ancak o pozisyonda Semih'i anmak varken Gerd Müller abes geldi bana. Semih işte yahu o fırsatçı golcü. Hiddink'in Semih hamlesiyle beraberlik golü de erken gelince ipler elimize geçti. Aslında ilk yarıda da ipler elimizdeydi ancak hücumda yetersiz kaldık. Hamit Altıntop tartışmasız en iyi futbolcumuz. Takım arkadaşı Van Buyten'e cevap verme görevini üstlendi. Van Buyten'i de her zaman çok beğendiğimi belirteyim. Tam bir savaşçı. Onur'un hatalarının pahalıya mal olmaması büyük bir şans oldu bu akşam kendisi için. Arda'nın iyi futbolunu galibiyet golüyle süslemesi 2de 2 ile başlamamızı sağladı. Emre, Arda, Hamit, Semih çok iyi oynadı bugün. İsmail de maç içinde inişli çıkışlı performans sergiledi. Ben İsmail'den ilerisi için çok ümitliyim. Ancak iyi stoper de bulmak şart Milli takımımıza...

Hiddink ile ne yaptığını bilen bir takım olma yolunda ilerliyoruz. İki maçta atılan 6 gol ve alınan 6 puan var. Almanya'dan 1 puan koparabilsek, ah bir koparabilsek çok büyük avantaj olacak. Avusturya cacık takım. Belçika ile ikincilik, Almanya ile de liderlik mücadelesi yapacağımızı düşünüyorum. Belçika'nın iki rakibiyle başlaması onların adına büyük dezavantajdı.
Yazan: steven_stiffler

Van der Vaart Tottenham'da !

Transferde suskun takılan, geçen seneki kadro yapısını bozmayan Tottenham son günlere doğru Gallas ve Pletikosa'yı takıma katarak ihtiyaçlarını gidermişti. Kadrodaki yıldız isimlere rağmen, tecrübesi üst düzey birinci sınıf bir yıldızın eksikliğini özellikle Şampiyonlar Ligi'nde hissedebilirdi Tottenham. Van der Vaart belki ihtiyaç duyulan bir mevkii için yapılan bir transfer değil. Ancak takıma katkıda bulunacak, sorun yaratmayacak bir yıldız olduğunu düşünüyorum. Ajax'tan beri severim. Sorumluluk alan, üst düzey bir futbolcu. Modric, Lennon, Palacios gibi üst düzey orta saha oyuncularıyla iyi işler çıkaracaktır. Redknapp işini bilir. Ancak transfer dönemi bitmeden Corluka'nın yerine bir sağ bek de düşünülebilirdi. Tottenham'a Şampiyonlar Ligi'nde, Van der Vaart'a Tottenham'da başarılar...
2 Eylül 2010 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Carlo Cudicini













Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Son Gün Piyangosu : Yobo

Piyango...Hakikaten piyango. Fenerbahçe Yobo'yu alacak deseler ihtimal vermezdim. Tamam bu sezon transfer konusunda gelişme var yönetimde. En azından hocanın istediği görev adamlarını alıyorlar. Kadroyu gereksiz yıldız sıfatlı isimlerle şişirmiyorlar. Ancak zamanlama konusunda bir sıkıntı olduğu tartışılmaz.

Yobo'yu anlatmaya gerek yok. Yıllardır Everton'ın banko oyuncularından. Özellikle Lescott ile çok iyi bir ikili oluşturuyorlardı savunmada. Tam bir ayıboğan. Hava topları birinci sınıf,Türkiye'de marke edemeyeceği adam yok.İri kıyım fiziğine rağmen gayet de hızlı bir stoper. Tam Fenerbahçe'nin ihtiyacı olan adam. Lugano'yla uyum sürecini atlattığında çok üst düzey bir savunmamız olacak. Ancak acı tarafı; bu üst düzey savunma, hatta bu kaliteli kadro Avrupa'da mücadele edemeyecek. Yönetime kızıyoruz bu transferleri erken bitirmedi,son güne bıraktı falan diye. Galatasaray yönetimi de aynı. Ancak; kulüpler satmak istedikleri adamı istediği fiyata satamayınca son gün gelen en cazip teklife razı olabiliyor. Bunu da göz önünde bulundurmak lazım. Robinho, Ibrahimovic, Borriello gibi oyuncuların transfer döneminin son günlerinde transfer olması da buna örnek. Demek istediğim ;Bugün akşama kadar Güiza'yı 1 milyon € bedelle bile satabiliriz.

Güiza'yı saymayınca; Bilica,Lugano,Santos,Yobo,Cristian,Dia,Stoch,Alex,Niang ile beraber 9 yabancımız oluyor. Aykut hocanın 6 yabancıyı seçme işi çok zor olacak. Santos,Stoch,Niang,Lugano ve Yobo'nun yerini garanti görüyorum. Ancak 6. adam kim olacak merak ediyorum. Bir dönüşüm olayı olabilir. Ancak 3 hafta yedekten girip,4. maç onbirde oynayıp iyi performans gösteren bir Dia'yı tekrar yedeğe çekmek sıkıntı olabilir misal. Şu ön libero sıkıntısını da gidersek dört dörtlük kadro diyebilirdim. Aykut hocanın forma dağıtımı konusunda adil davranacağını düşünüyorum. Yeter ki basının,yönetiminin etkisinde kalmasın.

Bu sene transfer politikasından çok memnunum. Dilerim Yobo iyi performans gösterir de seneye bonservisini alırız.
1 Eylül 2010 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -