Leicester City Efsanesi


Muzzy İzzet zamanından sevdiğim bir takım Leicester City. Her sezon menajerlik oyunlarında bir Championship takımı alırım. Birkaç sene önce Leicester City ile de uzun soluklu bir kariyerim olmuştu. Ama şüphesiz Ranieri bu başarıyı Football Manager'de bile hayal edemezdi. Çoğunluğun aksine ben Ranieri'yi severim. Chelsea'nin şımarık kadrosu bir beden büyük gelmişti. Belki futbolu çağ dışı kalıyordu. Hatta Yunanistan ile kariyerine tüy dikmişti. Leicester'a gelişi de bu nedenle yankı uyandırmıştı. Kariyerinin sonunda bir teknik adam profili çiziyordu. Sezon başında yazılıp çizilenler bugün takdir yazılarına dönüştü. Büyük iş.

Çok güzel yazılar yazıldı bu şampiyonluk yürüyüşü ve büyük bir rüyanın gerçek olmasıyla ilgili. Benim öyle uzun uzun araştırmalarım yok. Geçmişe baktığımda ben Ranieri'ye değil ama Leicester City'den birkaç oyuncuya sallamışım. Tek tek değerlendireceğim.


Kasper Schmeichel bana göre her zaman iyi kaleciydi. Babasının kariyerinin sonuna yetiştim, o kadar iyi mi bilmiyorum ama bu adam bir dönem League One'da bile oynadı. Oradayken bir gömlek fazlaydı. Premier Lig şampiyonluğu çok yakıştı.

Danny Simpson yılların vasat sağ beki. Bu sezon takımın değişmezlerindendi ve şampiyonlukta büyük katkı sağladı. Danny Drinkwater benim için hep Championship düzeyinde bir oyuncuydu. Bu sezon o da devleşti. Andy King yıllardır Leicester City'de. Yine iyi bir Championship oyuncusu. Hadi zorlayalım, Premier Lig'de alt sıra takımlarının iyi bir rotasyon oyuncusu olur. Nathan Dyer çok süre almış sayılmaz ama Swansea'de severdim. Böyle pırpır oyunculardan en az bir tane her takıma lazım. Ama kim derdi bu adamlar kariyerine Premier Lig şampiyonluğu ekleyecek ?


Az önce saydıklarımdan bir adım öte oyunculardan devam edelim. Bunlardan başı Okazaki çekiyor. Leicester City'nin yüksek bonservise transefer ettiğini duyduğumda "Ne alaka?" demiştim. Bana göre Ranieri'nin çok kötü bir para harcama tercihiydi. Yıllarca Bundesliga'da geçen ortalama bir kariyerden sonra 30 yaşında Premier Lig şampiyonluğuna 5 gol 2 asistlik katkıda bulundu. Marc Albrighton tam bir Aston Villa saçmalamasıydı. Tipik bir potansiyelli İngiliz 4-4-2 kanat oyuncusu genç yaşta alt lige gönderildi. 2014'te gelip lig yükseldiği Leicester City'nin şampiyonluğunda 37 maçın tamamında şans bularak yaptığı 7 asistle büyük katkısı var. Jeffrey Schlupp bir nevi Dany Rose'dur gözümde. İkisi de futbola hücum oyuncusu olarak başladı. Rose Tottenham'da, Schlupp Leicester'da sol beke devşirdi. 23 yaşındaki Schlupp'un kariyerinde 1 Premier Lig şampiyonluğu var. Christian Fuchs'un da Okazaki'ye benzer bir Bundesliga geçmişi var. Sezon başında belki de rotasyon oyuncusu olarak düşünülüp Leicester City'ye transfer edilmişti. Sezon boyunca üst düzey performans sergileyerek şampiyonluğun önemli isimlerinden oldu. Leonardo Ulloa'ya gelelim, ki ben çok severim. Vasat bir İspanya kariyerinden Championship'te iddialı bir takım kuran ve İspanya ekolü oluşturan Brighton'a geldi. O Brighton'ın Premier Lig'e çıkmasını bekledim ama olmadı. Yaklaştılar ama başaramadılar. Leicester City ise Premier Lig'e yükseldi ve yanlış hatırlamıyorsam ilk pahalı transferi Arjantinli Ulloa oldu. Ulloa'yı beğenmeme rağmen Premier Lig'de kalma hedefi olan bir takımın alt ligden bir oyuncuya bu kadar para bağlamasını anlayamamıştım. O Ulloa da bu sezon genellikle kulübeden gelip katkı sağlasa da takımın şampiyonluğunda önemli pay sahibi oldu. Bu klasmanda son değerlendireceğim isim Gökhan İnler. Yıllardır Fenerbahçe'de görmek istesem de; İtalya kariyerinin ardından Ranieri'nin Leicester'ına transfer oldu. Kariyerinden dolayı olacak ki; Ranieri onu "Maradonamız olacak" diye lanse etti. Benim için oldukça anlamsız bir benzetmeydi. Gökhan çok forma bulamadı. Hatta kulübede olup olmadığını takip bile etmedim bazen. Yeni sezonda belki ayrılır ama kariyerinde bir Premier Lig şampiyonluğuyla...


Gelelim en üst klasmana. Önceliği "Yılın Futbolcusu" seçilen Mahrez hakediyor olsa da Vardy ile başlayacağım. Geçmiş yazıları arayıp bulmaya üşendim. Vardy için Tottenham maçından sonra "Ranieri neden Vardy'de ısrar ediyor anlamıyorum. Alt lig oyuncusu" gibi bir ibare kullandığımı hatırlıyorum. Hatta "Kramaric oynamalı" bile demiş olabilirim. Hele ki birisi bana Mourinho bile olsa "Vardy-Okazaki ikilisiyle şampiyon olunacak" dese onunla futbol konuşmazdım. Kaale bile almayacağım Jamie Vardy bu sezon değerini 100'e katlayan bir performans ortaya koydu. Belki de bir önceki yazımda selam çaktığım Luca Toni gibi geç gelmiş başarıların yer aldığı bir kariyeri olacak. Sezon boyunca inanılmaz goller attı ve çıkışının tesadüf değil çok istemek ve çalışmak olduğunu gösterdi. Riyad Mahrez ise Dünya Kupası'nda çok beğendiğim oyuncuydu. Hatta sezon başında Leicester'ın ilk hafta performanslarından sonra "Keşke Feghouli değil de Mahrez'i kovalasaydık, 4-5'e biterdi" gibi talihsiz bir açıklamam olmuş olabilir. Şimdi Mahrez kaç milyona nereye gidecek tahmin etmek zor ama o parayı verebilecek kulüpler de az çok belli. Premier Lig'de 17 gol, 10 asist muazzam performans. Bir de N'Golo Kante var. Bu sezon Leicester'ın pek çok maçını onun için izledim. Tam olarak aynı stil denemez ama izlemeye doyamadığım Appiah'ı anımsatan ciğeriyle beni geçmişe götürdü. Yine kapalı kutu bir transferdi, para da harcandı ama o da değerini onlarca kat katlayan isimlerden oldu. Hani böyle adamlar genelde gizli kahraman olur ya; Kante'nin kahramanlığı pek de gizli kalmadı. Bağıra bağıra, yüreğini ortaya sere sere oynadı her maç.


Bu mükemmel ofansif performansın arkasında elbette mükemmel bir savunma performansı olmalı. Böyle destansı bir şampiyonluk başka türlü gelmez. O mükemmel savunma kurgusunda iki beke değindik. "Vasat" olarak değerlendirebileceğimiz Fuchs ve Simpson'a güven veren iki stoper vardı. Wes Morgan ve Robert Huth. Yine Championship ilgimden dolayı takip ettiğim, duvar gibi adam olarak değerlendirdiğim bir isimdi Nottinghamlı Wes Morgan. Nottingham ile yıllardır gerçekleştiremediği Premier Lig hayalini Leicester City ile gerçekleştirdi ve iki sezonda şampiyon olan takımın kaptanlığını yapma şerefine nail oldu. Partneri Huth bu ligin tecrübeli isimlerindendi. Sezon genelinde Huth'ün de kritik golleri var. Savunmada ikilinin öyle bir uyumu vardı ki; yedek stoper Wasilewski'ye pek şans gelmedi. Koca bir sezonu iki stoper ile bitirdi Leicester City.

Ranieri'nin şanslarından biri de çok kritik sakatlıklarla boğuşmadılar. Öyle ki; Ocak ayında takıma katılan Amartey ve Gray gibi yıldız adayları işleyen takım bozulmasın diye pek şans bulamadılar. Wasilewski, Gökhan İnler ikilisini de böyle değerlendirebiliriz. Böyle bir kadroya bu kadar büyük başarı yaşatmak Ranieri için çok büyük bir rüya olmalı ve eminim kendisi hala zaman zaman bu başarıya inanamıyordur. Başka bir sezon olsaydı ben de herkes gibi Leicester City'nin şampiyonluğa koşmasını hayal ederdim elbette. "Ha takıldılar, ha takılacaklar" diye beklerken çok büyük motivasyon ile başarıya ulaştılar. Fakat Tottenham'ın bu kadar yaklaştığı, yıllardır temelini attığı şampiyonluğa ulaşamasından dolayı biraz buruğum. Tottenham için kritik virajlar vardı takıldığı. Onları geçseydi şampiyon olur muydu ? Bu sorunun cevabını vermek zor. Ama Leicester City'nin bu performansı karşısında Spurs'ün de yapacak çok şeyi kalmadı. Takımın iskeletini bozmazlarsa belki seneye de şampiyonluğa oynarlar. Leicester City'nin ise böyle bir hedefi yok. Ranieri ilk 10 hedefi belirledi. Şampiyonlar Ligi için ise içten içe gönlünde bir şeyler mutlaka vardır.
10 Mayıs 2016 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Grazie Luca Toni


Çok sevdiğim İtalyan futbolunun geç açılan golcüsü Luca Toni sezon sonunda aktif futbol yaşantısını sonlandırıyor. Küme düşen takımı Hellas Verona ile şampiyon Juventus'a gol atarak taraftarına veda etti. 1977 doğumlu Luca Toni, 28 yaşına kadar Serie A'nın ortalama golcülerinden biri olarak oynadı. Fiorentina'da oldukça parlayan ve yıldızlaşan oyuncu 2 sezon burada oynadıktan ve Milli Takım ile de Dünya Şampiyonluğu kazandıktan sonra Bayern Münih'e transfer oldu. Bavyera ekibinde 2 lig, 2 kupa şampiyonluğu yaşadıktan sonra ülkesine döndü. İlerleyen yaşına rağmen Genoa, Juventus, Fiorentina ve Hellas Verona'da oynamaya devam etti. Kısa süreli de bir Birleşik Arap Emirlikleri macerası var. Serie A'da toplam 346 maçta 158 gol. Bundesliga'da 60 maçta 38 gol. Milli forma ile 49 maçta 16 gol. Toplamda 593 resmi maç, 290 gol.

İzlediğim en baba golcülerdendi. Umarım teknik direktör olarak devam eder. İtalyan futbolunun iyi teknik direktörlere ihtiyacı var. Grazie Luca Toni.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Trabzonspor 0 - 4 Fenerbahçe


Biraz zaman aşımına uğradı ama sezonun en güzel maçlarından birisinin burada yer almasını istedim. Yıllardır Trabzon'da üst düzey oynayıp kazanıyoruz. Malum süreçten beri hiç kaybetmedik, sadece 1 gol yedik. Ersun Yanal ile çıktığımızda şiir gibi bir yarım saatin maç yarım kalmıştı. 2012 Süper Final'de 5 dakikada fişi çektik. Kadıköy'de geçen sezonki Emenike felaketi hariç zaten kasmadan kazanıyoruz. Tüm bunlara rağmen Trabzonspor rekabet yaratma peşinde ve başarılı olamıyor. Üstelik her maç olaylarla bitiyor ya da bitemiyor. Dolayısıyla maç sonunda konuşulan futboldan çok başka şeyler oluyor.

Kabul ediyorum, tüm bu rahat maç etkenlerine rağmen galibiyeti cepte gördüğüm bir deplasman değildi bu sefer. Takımın zor gol atması buna nedendi. Hatta 3.5 altı kupon yapmıştım. Ama kadrolar sayıldığında fark atacağımızı düşünüp bir rahatlama da gelmedi değil. Alper ve Volkan'ın peşpeşe attığı gollerle de bunun sinyalini verdik. İlk yarı boyunca Mehmet Ekici'nin şutu ve verilmeyen penaltı pozisyonu hariç Trabzonspor tehdit olamadı zaten. İkinci yarıda da çok zaman geçmeden önce Nani, sonra Van Persie golleri attı. Nani yeni Cristian, Trabzon'u boş geçmiyor. Gol harici çabası da takdire değerdi, çok keyif aldım. Trabzonspor tribünlerinin tepkiyle karışık alkışları maçın şaşırtıcı şekilde güzel bir havada geçtiğini gösteriyordu. Ancak 27 dakikada idrak edilmiş olsa gerek, 61'de 4-0 olan maçın olayları 88'de çıktı. Volkan'ın söylediği gibi farkı arttırmak istesek çok daha fazlasını atardık ama kasmadık. Trabzon'dan ağlayarak ayrılan Volkan Şen'in Fenerbahçe formasıyla golle dönmesi duygusal olarak gecenin önemli detaylarındandı. Sahaya atlayıp hakem döven, işin tirajik yanı bu denli destek gören eleman ülkeyi uluslararası alanda rezil etti. Son dönemde alışık olduğumuz görüntüler. Vitor Pereira'nın takım içeri girmeden girmeyişi, rakibi teselli edişi, golde aşırı sevinmemeleri için oyuncuları uyarması ve polis korumasında ağlayarak sahadan çıkarılan kız gecenin akılda kalan diğer görüntüleriydi.


Şampiyonluk artık gerçekten zor. Beşiktaş'ın mağlubiyet değil, beraberlik alıp bize avantaj sağlayacağı bir durum olsa umutlu olurdum. Ancak şu aşamada pek umudum yok. Konya'ya kadar puan kaybetmeyeceklerini düşünüyorum. Bu arada Hami Mandıralı iyi adam ama aşırı kötü teknik direktör.
27 Nisan 2016 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Stoke 0 - 4 Tottenham


Leicester City'nin puan kaybından sonra coşkulu bir Tottenham bekliyordum ama bu kadar da değil. Stoke City deplasmanı sezonun en rahat maçlarından biri oldu ve geçen hafta alınan 3-0'lık Manchester United galibiyetinden sonra bu deplasmanda da 4-0 gibi farklı bir skor geldi. Stoke City'de kalede 40 yaşındaki Shay Given oynadı. Oğlu yaşındaki Dele Alli, Given'a baş belası oldu. 9. dakikada Harry Kane'in güzel bir organizasyon sonucu attığı gol Spurs'ü deplasmanda öne geçirdi. Stoke City ise Arnautovic'le etkili olmaya çalıştı. Hem Arnautovic, hem Shaqiri, hem Imbula çok önemli oyuncular. (Arnautovic şu saç stiliyle Ragnar Lothbrok'un oğlu Björn'e benziyor) Afellay ve Bojan biraz gününde olduğunda oynayan oyuncular. Dolayısıyla Stoke City hücum anlamında üretkenlikten çok uzak kaldı. Tottenham ilk yarı boyunca bol bol kaleye geldi. Zaten iyi bir savunması olan takımda Vertonghen de iyileşince savunma çok daha sağlam gözüküyor. Dembele bu takımın en iyi defansif orta sahası. Üstelik dikine oynama özelliği de var. Geçen sezon değerlendirilmemesi Pochettino'nun ayıbıydı. Arjantinli bu sezon Dembele'den verim almaya başladı. Tottenham ikinci yarıda da rahat ve üstün oyununu sürdürdü. 67'de Eriksen'in asistiyle sahneye Alli çıktı. Aynı Alli peşinden Given'ı çalımlayıp boş kaleye golü atamadı. Harry Kane baskılı oyunun hakkını hemen vererek skoru 3-0'a taşıdı. Farkı 4'e taşıyan golü yine Dele Alli attı ve boş kaleye kaçırmasını telafi etti. Eriksen yine 2 asistle farkını ortaya koydu.

Kalan 4 maç, puan farkı 5. Leicester City'nin kolay gibi gözüken bir Swansea maçı var. Zorlu Everton maçı var. Hem Chelsea, hem Manchester United maçları tilkileri çok zorlayacak maçlar olarak gözüküyor. Tottenham'ın ise West Bromwich ve Southampton'ı yeneceğini düşünüyorum. Chelsea fikstürdeki en kritik maç. Son hafta oynanacak Newcastle maçı için ise Newcastle'ın durumunu takip etmek lazım.

Stoke : Given; Cameron, Shawcross, Wollscheid, Muniesa; Imbula, Whelan (76' Adam); Shaqiri (46' Joselu), Afellay, Arnautovic; Bojan.

Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Rose; Dembele (87' Mason), Dier; Lamela (90' Son), Alli (84' Chadli), Eriksen; Kane.

Sarı Kartlar : Imbula, Adam.

Goller : 9' ve 71' Kane, 67' ve 82' Alli.
21 Nisan 2016 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 2 - 0 Empoli


Simone Inzaghi 2'de 2 yaptı. Futbolculuğunda kardeşi Filippo'nun çok gölgesinde kalan Simone teknik direktörlük kariyerinin ilk 2 maçını kazanarak ışık verdi. Bu sezon Lazio'yu çok hevesle izleyememiştim, takımın üzerinde bir ölü toprağı vardı. Pioli'nin gidişi ve Simone'nin gelişiyle her şeyden önce bu ölü toprağını üzerlerinden attılar. İki haftadır da kazanıyorlar. Bunun yanında iştahlı futbolları da göze çarpıyor. Bahsi geçmişken Filippo Inzaghi'nin de tribünde kardeşine destek olduğunu not düşelim. Baskılı başlangıçla birlikte Candreva'nın erken penaltı golü, ilk yarıda bariz değil ama gözle görülür derecedeki üstün oyun devre bitmeden Onazi'nin attığı golle takımı rahatlattı. Pioli'nin çok kullanmadığı isimlerdendi Onazi. Yıllardır ha oldu ha olacak deniyor ama Simone Inzaghi ile en azından sezon bitmeden ışık verme şansını elde etti. Balde Keita'nın da yeni hocasıyla birlikte bir çıkışa geçeceğini düşünüyorum. Çarşamba günü Juventus maçı var, Simone için çok zorlu bir sınav olacak ama Juventus'un puan farkını iyice açmasının rahatlığı olursa puan koparabilir.

Lazio : Marchetti; Patric (84' Basta), Gentiletti, Hoedt, Lulic; Biglia, Onazi, Parolo; Candreva, Keita Balde (63' Felipe Anderson), Klose (71' Djordjevic).

Empoli : Pelagotti; Laurini, Cosic, Costa, Rui; Croce, Paredes (69' Diousse), Büchel; Saponara; Piu (59' Levan), Pucciarelli.

Sarı Kartlar : Cosic, Keita Balde, Biglia, Parolo, Levan.

Goller : 6' Candreva, 44' Onazi.
18 Nisan 2016 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Liverpool 1 - 1 Tottenham


Cumartesi planım akşam oturup keyifle Liverpool - Tottenham maçını izlemekti. Ama planda olmayan bir Hangover ile maçı kaçırdım. Hangover olunca haliyle üzülmedim. Tekrarı yeni izleyebildim, çok zevkli maç olmuş. Tottenham'ın fikstürdeki iki çok zorlu maçından biriydi. İlk yarı Coutinho önderliğinde Liverpool üstünlüğünde geçmiş. Lloris'in çok ön plana çıktığı bir yarı olmuş. Kaleci gerektiğinde maç alır ya, Lloris bunun için çok çabalamış. Özellikle Lallana'nın bir şutunda dengesiz yakalanmasına rağmen parmak ucuyla yaptığı müdahale takdiri hakediyor. İlk yarının 0-0 bitmesi Spurs için hem şans, hem Lloris'in büyük emeğiyle gerçekleşmiş. İkinci yarıda ise biraz daha dengeli bir oyun söz konusu. Takımın en iyilerinden Coutinho'nun erken gelen klas golüyle Liverpool aradığını buldu. Geriye düştükten sonra daha ofansif oynamaya başlayan Tottenham zamanlama olarak çok iyi bir dakikada beraberlik golünü atsa da devamını getirmeye yetmedi. Eriksen'in asisti, Kane'in gol vuruşu çok iyi. Bu yarıda da Liverpool'un kalecisi Mignolet çok ön plandaydı. Spurs'ün oyuna hakim olduğu ve şut denediği bölümde Mignolet kurtarışlarıyla izin vermedi. Leicester City'nin kazanmasıyla Tottenham yarışta ağır yara aldı. Haftasonu diğer çok zorlu maçı var. Hep ters gelen Manchester United ile White Hart Lane'de oynayacaklar. Puan kaybı ligi bitirir. Leicester City'nin maçı daha önce, bence Leicester City takılacak ama kazanırlarsa Tottenham'ın motivasyonunu da olumsuz etkileyecektir.

Liverpool : Mignolet; Clyne, Lovren, Sakho, Moreno; Henderson, Emre Can; Milner (90+2' Ibe), Lallana (82' Allen), Coutinho; Sturridge (72' Origi).

Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Wimmer, Rose; Dier, Dembele; Son-Heung Min (66' Chadli), Alli (88' Mason), Eriksen; Kane.

Sarı Kartlar : Coutinho, Emre Can.

Goller : 51' Coutinho, 63' Kane.

7 Nisan 2016 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 1 - 4 Roma


Skora rağmen keyif aldığım bir Derby Della Capitale oldu. Lazio'nun ilk onbiri kötüydü. Spaletti ile ivme yakalayan Roma'nın kazanmasını bekliyordum. Geçen sene o kadar oturmuş kadrosu olan ve Felipe Anderson'u satmayarak güç kaybetmeyen Lazio'nun bu sezon nasıl bu kadar kötü olabildiğini aklım almıyor. Pioli hocamın geçen sezon performansı etkileyiciydi ama bu sezon takıma ağırlığını koyamadı. Lazio'nun kadrosu oturmuş dedim ama aslında çok vasat oyunculardan kurulu. Felipe Anderson, Candreva, Keita Balde, Biglia, De Vrij ve Parolo hariç takımın geri kalanı belli bir standardın altında kalıyor. Bu saydığım isimlerden de sadece Keita Balde, Parolo ve Biglia bu sezon faydalı oldu. Diğerleri formsuz. Özellikle Candreva bu sezon yokları oynuyor. De Vrij zaten yok. Felipe Anderson canı isterse...

Roma'da ise Spaletti takımı çok iyi topladı ve güzel bir seri yakaladı. Bir yanda Totti krizi var. Bizim Alex olayına dönmez ama ona yakın bir hüzünlü veda bekliyorum. Bu maç son derbisi olacak, olmayacak derken maçın gidişatıyla Totti kulübede kalmak zorunda kaldı. Maça Roma baskılı başladı. Özellikle El Shaarawy ve Perotti etkiliydi. Nainggolan orta alanda fark yarattı. Lazio'da ise savunma saatli bombaydı. Patric, Bisevac, Hoedt ve Braafheid ile normal lig maçına çıkılmasını düşünmezdim ama Pioli derbiye çıkmak zorunda kaldı. Bol sarı kart vardı yine, kırmızı kart çok gecikti. Mauricio olsa muhtemelen 3-1'den sonra atılırdı. Roma'nın Dzeko ile bulduğu 2. golünden sonra Lazio oyunu tek kaleye çevirdi. Keita Balde takımı toparladı. İki direkten dönen top ve kalecinin kritik müdahaleleri vardı. Parolo'nun golünden sonra ne yalan söyleyeyim umutlandım. Maça büyük keyif geldi. Baskı devam ederken Roma Florenzi'nin golüyle rakibin gardını düşürdü ve rahatladı. Bu dakikadan sonrası Lazio taraftarı için işkenceye dönüştü ve Perotti işkenceyi pekiştiren 4. golü kaydetti.

Maç sonunda Pioli ile yollar ayrıldı. Lazio'nun bu sezondan beklentisi kalmadı ve sezonun kalanında takımı Simone Inzaghi idare edecek. Umarım skandal maçlar olmaz da Inzaghi kulüpteki asıl görevinden olmaz. Seneye ben Lazio'yu Donadoni ya da Mazzarri çalıştırsın isterim.

Lazio : Marchetti; Patric, Bisevac, Hoedt, Braafheid; Parolo, Biglia, Cataldi (84' Djordjevic); Candreva (56' Keita Balde), Felipe Anderson, Matri (56' Klose).

Roma : Szczesny; Florenzi, Manolas, Rüdiger, Digne; Pjanic, Keita, Nainggolan (71' Iago); Salah (81' Zukanovic), Perotti, El Shaarawy (60' Dzeko).

Sarı Kartlar : Patric, Candreva, Biglia, Nainggolan, Rüdiger, Hoedt, Cataldi.

Kırmızı Kart : 90+3' Hoedt.

Goller : 15' El Shaarawy, 64' Dzeko, 75' Parolo, 83' Florenzi, 87' Perotti.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 1 - 0 Braga


Kabul, çok güzel kuraydı. Ama futbol sahada oynanıyor. Braga'nın kadrosu çok vasat. Potansiyeli yüksek bir Ahmed Hassan'ın olduğunu düşünüyorum. Braga'nın Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı dönemde bile kadrosu vasattı. O zamanki 11 oyuncularından ligimize gelenler de oldu. İlk akla gelen Mossoro. Bizimle kıyaslanamaz bir kadroları olsa da yüksek potansiyelli bir teknik direktörleri var ve çok iyi çalışmış da gelmiş. Kadıköy'de ilk yarılara hep baskılı başlıyoruz ama bu sefer yapamadık. Braga oyunu kilitlemeye hazırlanmıştı ve başardılar da. İlk yarı yüksek mücadele, az pozisyon, bol orta saha ile geçti. Tam da Braga'nın istediği gibi...

Televizyondan izlemedim, tribünde gözüme çarpan Braga'nın oyunu orta sahaya yığdığıydı. Basit bir düşünceyle kanatlardan gelsek faydalı olabileceğimizi düşündüm. Vitor Pereira da ikinci yarıya böyle başladı. İlk etapta Volkan Şen'in bireysel becerilerini de ön plana çıkararak sol kanattan gelmeye başladık. Tam etkili olmaya başlamışken Volkan Şen'in çıkması iyi olmadı. Kulübeyle diyalog halindeydi, muhtemelen kendisi çıkmak istedi. Alper daha etkisizdi, zira kısa süre sonra Alper de çıktı. Gol için ise Fernandao'ya ihtiyaç olduğu hissedildiğinde Pereira'nın bu değişikliği geldi. Mehmet Topal'ın attığı şık gol geç gelmiş olsa da geceyi güzel kıldı. Gol yemeden alınan her galibiyet önemli. Sonuçta Benfica'ya değil Braga'ya gideceğiz. Moskova deplasmanı gibi oynarsak sıkıntı olabilir. Biraz daha golü düşünmeliyiz. Volkan'ın maç 0-0 iken Josue'nin şutunu çıkarması maçın kırılma anı sayılabilir. Vitor Pereira'nın gol sonrası tepkisi ise çok iyiydi. Herkes kendi içinde bir şekilde Fenerbahçe'yi yaşıyor.
13 Mart 2016 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 2 - 2 Arsenal


Türkiye'de futbol olarak tatmin eden Fenerbahçe-Beşiktaş derbileri var. Bir de Fenerbahçe, Galatasaray'ı yendiğinde doyuyorum ben. Dünyada ise Kuzey Londra derbisinin yeri bende bambaşkadır. İki takım genelde 4.lük için kapışsa da; bu sefer işler bambaşkaydı. Son yılların en önemli Kuzey Londra derbisiydi. Haftaiçinde iki takım da mağlubiyet ile beklenmedik puanlar kaybetti ve Leicester City'nin puan kaybını fırsata çeviremediler. Bu maçta da yine senaryo Ranieri ve Leicester City lehine işledi. Ama maçta futbol adına her şey vardı, keyiften dört köşe eden bir maç oynandı.

Gece rüyamda çekik gözlü, Tottenham formalı bir insan gördüm. Son Heung Min'in gol atacağına yorumladım. İlk onbirde yoktu ama oyuna gireceği az çok belliydi. Pochettino, Vertonghen hariç ideal onbiriyle başladı. Arsenal'de ise eleştirilen Giroud yerine Welbeck başladı. Maç aslında Fenerbahçe-Beşiktaş maçı gibi başladı. Ev sahibi yoğun bir baskı ve istek içerisindeydi. Konuk ekip ise oyunun içine girmekte uzun süre zorlandı. Bu süreçte Arsenal'ın savunması -ki bu savunmada Bellerin ve Gabriel tecrübesiz oyuncular- pek pozisyon vermedi. Bulunan pozisyonlarda ise David Ospina başarılıydı. Gunners ilk tehlikeli pozisyonunda Ramsey'in nefis vuruşuyla öne geçti. Hugo Lloris son haftalarda beni korkutuyor. Kendine çok fazla güveni var, sürekli Neuerlik yapma peşinde. Bana göre Ramsey'in şutunu da kurtarabilirdi. Vuruş o kadar beklenmedik şekildeydi ki; Lloris hazırlıksız yakalandı. İlk yarı 1-0 Gunners lehine sona erdi.


İkinci yarıda Coquelin'in atılmasıyla Tottenham rüzgarı arkasına aldı. Önce Harry Kane kaçırdı. Sonra benzer pozisyonda Toby Alderweireld golü attı. Peşinden Harry Kane öyle bir gol attı ki; evin içinde Arap spiker coşkusu yaşayarak üç tur attım. Kane'in golünden ziyade Dele Alli'nin pası da mükemmeldi. İyi bir maç çıkaran Ospina'ya ancak bu kadar güzel bir gol atılabilirdi. 2-1'den sonra bastıran yağmur maçı daha da güzelleştirdi. Pochettino'nun yaptığı oyuncu değişikliğini ben pek anlayamadım. Lamela çıktı, Mason girdi. 10 kişi kalan Arsenal oyunda dengeyi kurdu ve elbette Özil'in asisti olacaktı. Alexis Sanchez attığı gol ile skora denge getirdi. Bu süre zarfında Tottenham'dan Eric Dier, Arsenal'dan ise Bellerin'e gösterilmesi gereken ikinci sarı kartlar gösterilemedi. Bana göre Son oyuna girerken çıkacak adam Dembele değil Dier olmalıydı. Dembele yeri geldiğinde 10 numara pozisyonda bile oynayabilen bir adam. "Gol atacak" diye beklediğim Son oyunda kaldığı sürede 2 top kaybı yaptı. Nefes kesen bir derbi beraberlikle sona erdi ve Tottenham avantajı kullanamadı. Akşam ise Leicester City galip gelerek puan farkını 5'e çıkardı. İpler artık iyice Ranieri'nin elinde...

Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Wimmer, Rose (78' Davies); Dier, Dembele (82' Son); Lamela (67' Mason), Alli, Eriksen; Kane.

Arsenal : Ospina; Bellerin, Mertesacker, Gabriel, Gibbs; Elneny (75' Giroud), Coquelin; Ramsey, Mesut (90' Campbell), Sanchez; Welbeck (85' Flamini).

Sarı Kartlar : Bellerin, Lamela, Coquelin, Sanchez, Dier.

Kırmızı Kart : 55' Coquelin.

Goller : 39' Ramsey, 60' Alderweireld, 62' Kane, 76' Sanchez.
6 Mart 2016 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 2 - 0 Beşiktaş



Ne kadar galibiyetten emin olsam da son yıllarda maç öncesi en heyecanlandığım Beşiktaş maçıydı. Bir an önce oynanıp aradan çıkmasını istiyordum. Vitor Pereira'nın Alper-Nani hamlesi ilginç ve cesurcaydı. Kim oynarsa oynasın aynı iştahı gösterecekti, ona şüphem yok. Volkan Şen'in çalışılmış ve erken golüyle maça 1-0 önde başladık. İlk yarı boyunca da sürekli üretmeye çalıştık, sürekli aradık. Kaçan pozisyonları sayamadım. Aklımda kalan Volkan Şen'in iki pozisyonun birinde Diego'ya, birinde Van Persie'ye çıkarmayıp iki pozisyonu kendi harcaması. Alper Potuk oynadığı oyunla Nani'yi aratmadı, Nani'nin yapacağı her şeyi layığıyla yaptı. Sağdan atıp soldan geçmeler, tempolu bir oyun, boşa kaçmalar, sorumluluk almalar; hepsi vardı. Volkan Şen de ya eski hocasına ya da derbiye bilenmiş, üst düzey performans gösterdi. Her iki oyuncunun da eforu değerliydi. Volkan'ın sakatlanacağı belliydi. İlk yarıda bolca pozisyon bulduk ama Beşiktaş'ın iki tehlikeli pozisyonu da oldu. Mehmet Topal ve Souza gösterişsiz gözüktü ama Hutchinson-Oğuzhan-Sosa üçlüsünü iyi kilitlediler. Caner yine çok konuştu. Hakemin yönetimi kötüydü. Bol pozisyon ve yüksek tempo olunca sayamadım ama biri tartışmalı iki penaltımızı vermedi.

İkinci yarıda durulduk. Belki yüksek efordandır, oyundan düştük. Beşiktaş ise toparlandı, pozisyon buldukça da cesaret kazandı. 60. dakikada Vitor Pereira oyuna tam zamanında müdahale etti. Takım düşmüşken rakip için büyük tehdit oluşturacak Nani'yi ve orta alanda baskıyı arttıracak Ozan'ı oyuna aldı. Oyun dengelendi ve son bölümde Ozan'ın bireysel çabası ve eforuyla gelen gol ile fişi çektik. Volkan'ın sakatlanmasından sonra oyuna Hasan Ali'nin girmesi doğru hamleydi ama hoca 60'da Alper yerine Volkan'ı çıkarsa daha doğru olabilirdi. Yine de bu maçın kahramanlarından en dikkat çekeni Vitor Pereira'dır. Daha önce yazmıştım, Beşiktaş gibi haldır haldır top oynayan bir takımı bu sistemle çok rahat yenecektik. Bunda elbette Vitor Pereira'nın büyük payı var. Beşiktaş'ın vasat savunmacıları o kadar kötüydü ki; en uçta oynayan Van Persie'ye pozisyon bulma gereksinimi kalmadan işi kanat oyuncularımız bitirebildi. Souza ve Hasan Ali'nin paslaşmasında çekilen oleeeeyler anlamlıydı. Maçın sırf bu bölümünde tribünde olmak isterdim ama cezamızdan dolayı gidemedik. Galibiyet her şeye bedel elbette. Şampiyonluk bizim elimizde, Beşiktaş'ın şişirilmiş bir kadrosu ve daha kaybedeceği puanları var.


2-0 ile birlikte ikili averajı da aldık. Dualarım Şenol Güneş'e karşı bir kez daha averajla şampiyon olmak. Bu arada Kadıköy'deki inanılmaz derbi istatistiğim de gözardı edilmemeli.
1 Mart 2016 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 2 - 1 Swansea


Çok güzel maç oldu be. Arsenal kaybederken Spurs'ün kazanması altın değerinde olacaktı. Swansea bu sezon kötü bir sezon geçiriyor. En etkili isimleri Ayew. Forvette Paloschi'ye bel bağlamışlar. Kesinlikle kötü futbolcu değil ama Premier Lig seviyesi için anca rotasyon oyuncusu olur. Bu maçta ilk golünü attı, takipçiliğini ön plana çıkardı. Gole kadar Rus Ruleti kıvamında maçtı. Her iki takım da karşılıklı pozisyonlara girebildi. Ancak golden sonrası tamamen Tottenham'ın kontrolündeydi. Swansea'nin pozisyonunu hatırlamıyorum. Maç Spurs ile Fabianski arasında geçmeye başladı. Fabianski büyük oynadı ancak Chadli'nin golünde kornerde topu yumruklaması tam Fabiano hareketiydi. Zaten isimleri de benziyor. Danny Rose'un golü iğne deliğinden geçti gitti. Arsenal'ın puan kaybettiği haftada Tottenham zirvede Leicester City ile rekabeti kızıştırdı. Yine de koskoca 11 maç var. Arsenal'dan değil de Manchester City'den çekiniyorum. Tam bir sinsi takım, bir anda kopup gelebilir. Spurs'ü buralarda görmek çok güzel.

Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Wimmer, Rose; Dier, Alli; Son (75' Mason), Eriksen, Lamela (63' Chadli); Kane (84' Onomah).

Swansea : Fabianski; Rangel, Fernandez, Williams, Taylor; Cork, Britton (75' Fer), Ki (83' Gomis); Ayew, Sigurdsson; Paloschi (88' Barrow).

Sarı Kartlar : Williams, Paloschi, Rose, Ayew, Walker.

Goller : 19' Paloschi, 70' Chadli, 77' Rose.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -