Robbie Keane - Gerard Butler

Amerika'da MLS Cup'ı kazanan Los Angeles Galaxy futbolcuları kupayla pozlar vermişler. Fotoğraflarda ünlü aktör Gerard Butler da var. Hem Beckham ile hem Robbie Keane ile fotoğrafta yer almış. Houston Dynamo karşısında kupayla sonlanan maç aynı zamanda David Beckham'ın LA Galaxy kariyerinin son maçıydı. Robbie Keane 90+4'te penaltıdan gol kaydetti.
2 Aralık 2012 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 2 - 1 Liverpool | EPL 14.Hafta

Geceyi kısaca özetleyecek olursak; şanslı Tottenham, iyi Liverpool, kötü Suarez, kilit Walker, iyi gününde kendi kalesine gol atabilen Gareth Bale aklıma gelenler olur. İlginç ve seyir zevki yüksek bir maç oldu. Tottenham'ın kazanması şarttı, kazandılar. İçerideki Wigan mağlubiyetini telafi ettiklerini düşünüyorum.

Maça çok hızlı başladı Tottenham. Özellikle Bale oynamaya ve oynatmaya çıkmıştı. Her pozisyonda Galli yıldızı görmek mümkündü. Lennon'a gol attırdı önce... Skor 1-0 olduktan sonra Liverpool karşılık vermeye başladı. Walker'ın boş kaleye giden bir topu kıl payı çıkarması skorun korunmasını sağladı. Ardından Gareth Bale'in şans kokan golü geldi. Frikikte kaleyi düşündü ve baraja çarpan top gol oldu. Tottenham iyiydi, ancak şanslıydı da... Liverpool ise iyi ve şanssızdı. 2-0 olduktan sonra bir top daha var boş kaleye gönderdikleri... Yanlış hatırlamıyorsam eğer Gerard ya da Henderson'dan biri topu boş kaleye gönderdi. Yine Walker çıkardı. Üstelik pozisyonun içerisinde olan Gallas'a çarpabilecek top, çarpmadı. Futbol şansı Tottenham'ın yanındaydı. İkinci yarıda işler değişti. Liverpool hakimiyeti ele aldı. Bol miktarda pozisyona da girdiler. Çekirge üçüncü kez zıplamadı. Bu kez boş kaleye giden topu Lennon çizgiden çıkarmak isterken  Bale'e çarpıp gol oldu. Tottenham menajeri Villas Boas için sıkıntılı, Liverpool menajeri Brendan Rodgers için ise heyecanlı bir süreç başladı. Liverpool ataklarını sürdürse de; Suarez'in formsuzluğu beraberlik golünü getirmeye yetmedi. Tottenham şansının da yardımıyla 3 puanı kazandı.

Tottenham : Lloris, Walker, Gallas, Dawson, Vertonghen, Sandro, Dembele (87' Huddlestone), Lennon, Bale, Dempsey (63' Sigurdsson), Defoe

Liverpool : Reina, Johnson, Agger, Skrtel, Enrique, Henderson (62' Shelvey), Gerrard, Allen, Downing (77' Assaidi), Sterling, Suarez

Sarı Kartlar : Bale, Skrtel, Enrique

Goller : 7' Lennon, 15' Bale, 71' Bale (kendi kalesine)
29 Kasım 2012 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 3 - 0 Udinese | Serie A 14.Hafta

Çok anlamlı maç çok... Sahaya baktığında belki sıradan bir 3 puan mücadelesi. Ancak verilen mesaj büyük. Yönetmenlerin filmlerinde verdikleri mesajlar gibi derin ve anlamlı bir mesaj verdi Lazio. "No Racism" yazan formalarla sahaya çıktılar. Lazio tarihinde ırkçı bir takım olarak bilinir. Lazio'yu ırkçı gördüğü için tutan ve nefret eden de var. Ancak bugüne kadar yaptıklarını başka bir futbol takımı yaptı mı bilmiyorum. Bu kadar açık ve net şekilde böyle bir mesajı vermek büyük yürek işi. Herkes formasına birden fazla reklam alırken, Lazio reklam yerine mesaj vererek önemli bir işe imza attı.

Maça göz ucuyla bakabildim. Udinese eski gücünde olmayan bir takım. Son 2 sezondur çok iyilerdi. Ancak kadroları artık bozuldu. Isla, Handanovic, Asamoah gibi isimlerin yeri dolmadı. Yerlerine alınan futbolcular iyi, ancak giden oyuncular kadar potansiyel taşımıyorlar. Di Natale artık gemiyi terketmez de; Armero'yu da kaptırırlarsa sıradan bir takım olacaklar. Lazio'nun kazanmasını bekliyordum ancak 3 fark benim için sürpriz oldu. 2-0 beklediğim bir skordu, 3-0 lüks oldu. İlk gol Lazio'nun Mehmet Topuz'u Alvaro Tata Gonzalez'den geldi. Gonzalez çok çalışkan futbolcu, gösterişsiz oynuyor ama çok iş yapıyor. Udinese savunmasının verdiği boşluklar Klose ile ikinci golü getirdi. Oyuna ikinci yarıda giren Hernanes yine güzel frikik gollerinden birisini atarak taklasıyla kutladı. Lazio ilk 5'te kalmayı başardı, haftasonu Parma ile oynayacaklar. Arkadan Milan tehdidi de geliyor; özellikle iç saha maçlarını kazanmalı Mavililer.

Lazio : Marchetti, Cavanda, Biava, Ciani, Radu, Ledesma (65' Cana), Gonzalez, Ederson (46' Hernanes), Mauri, Candreva (81' Lulic), Klose

Udinese : Brkic, Danilo, Domizzi (24' Angella), Coda (87' Heurtaux), Allan, Badu, Armero, Pereyra, Maicosuel, Willians (46' Ranegie), Di Natale

Sarı Kartlar :  Ledesma, Coda, Cana, Maicosuel

Goller : 17' Gonzalez, 31' Klose, 59' Hernanes
28 Kasım 2012 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 4 - 1 Gençlerbirliği | STSL 13.Hafta

Kasım ayı Fenerbahçe için çok kârlı geçti. Eskişehir beraberliği hariç tüm maçları kazandık. Galibiyetlerin yanında mücadele gücümüzü arttırdık, futbolumuzu geliştirdik. Çok kârlı bir ay... Hocanın Ağustos'ta söylediği gibi; takım sabrın sonunda rayına oturmuş gibi gözüküyor. Bu süreç Fenerbahçe'de zaten her zaman sancılı olmuştur. Neyse ki; iyi futbol gelmeye başladı ve Aykut Kocaman hocamıza da tepkiler azaldı. Kalan 4 maçlık periyodun ardından iyi bir hazırlık kampı, ikinci yarıda çok daha iyi bir Fenerbahçe izlememizi sağlayacaktır.

Marsilya yorgunluğunun ardından iç sahada Gençlerbirliği ile karşılacak olmak bir avantajdı. Zorlu bir deplasmana da gidilebilirdi. Gençlerbirliği açık futbol oynayan bir takım. Gol atmak zor değil. Hatta kalecileri de ligin en kötü kalecilerinden. Ancak Fenerbahçe yorgunlukla baş edemeyecekmiş gibi başladı maça. Hücumda çok etkili olamadık. 35 dakika boyunca bireysel performanslar dışında varlık gösteremedik. Kuyt, Sow ve Gökhan Gönül başından beri istekli ve etkiliydi. Ancak takım ayak uydurmaya 35'den sonra başladı. Kalemizde her duran topun tehlikeli olması neticesinde de duran toptan 1 gol yedik. 35-45 arası son 10 dakikalık bölümde Sow önderliğinde pek çok atak geliştirdik. Stoch da istekli oynayınca; her iki kanat da çalışmaya başladı. Baroni bir pozisyonu çok gamsızca yerken, pozisyonda çalınmayan bir de penaltı vardı. Stoch solda bomboşken, Baroni tercihini şuttan yana kullandı. Cristian Stoch'a verse Fenerbahçe gol kazanacak, belki puan kazanacak, Stoch moral kazanacak. Ama vermez gamsız... Bir kıvılcım lazımdı, o kıvılcım yine Moussa Sow oldu. Bitiricilik 20'lerde geziyor son zamanlarda, mükemmel bir forvet, tam bir takım oyuncusu.

İkinci yarıya topu önde tutarak ve baskı kurmaya çalışarak başladık. Gençlerbirliği çok boş alan bulabilirdi belki ama risk almak gerekiyordu. Hurşut da zaten çok etkisizdi. Son iki maçtır etkisiz bir performans gösteren Raul Meireles, attığı golle skor üstünlüğünü getirdi. Golde topu durdurup faulü kullanan Sow'un katkısı yine çok büyük. Sow'un girmeyen rövaşatası üzücü. Kötü bir kalecinin bu topa parmak ucuyla dokunabilmesi ise büyük talihsizlik. İkinci golden sonra gelen rahatlık, Fenerbahçe futbolcularına oyundan zevk aldırmaya başladı. Kuyt'ın golü ve özellikle Sezer'in golü büyük keyifle atılmış gollerdi. Skorun erken 4-1 olması, aslında tam Recep Niyaz'a zemin hazırlamıştı ancak hocamız tercihini Semih'i kazanmaktan yana kullandı.

Maç 4-1'ken bile ileride basan bir Fenerbahçe izlemek keyifliydi ve taraftara umut verdi. Fikstür avantajımız olduğu da çok açık. Önümüzdeki Kayserispor maçını kazanırsak, kalan maçlar için çok büyük bir avantaj yakalarız. 4 maçtan 10 puan çıkarabilmek çok avantajlı olacaktır.
26 Kasım 2012 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Di Matteo'ya Destek !

Abramovich klubü satın aldığından beri Chelsea'nin profili elbette ki değişti. Nefret edenleri sayısı arttı. Ancak pek çok başarı da geldi. Genelde tecrübeli teknik adamları tercih eden Abramovich; Di Matteo'yla birlikte farklı bir profil çizmişti. Taraftar Chelsea'nin evladı olarak gördükleri Di Matteo'ya karşı diğerlerinden daha yakındı. Kısa sürede hem kupa şampiyonluğu, hem Avrupa'nın en büyük kupası olan Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu gelmişti. Ancak istikrar sağlanamadı ve Di Matteo başarısız sonuçlar almaya başladı. Dolayısıyla değişiklik kaçınılmaz hâle geldi.

Chelsea'de haftaiçi itibariyle göreve Rafael Benitez getirildi. Liverpool'da başarılı geçen sezonların ardından dibe vurmuş ve görevinden olmuştu. Kısa süreli ve başarısız bir Inter kariyeriyle birlikte futbolseverlerin "Aman ha!" diyebileceği bir teknik patron haline dönüştü. Futbolcularla iletişimi sıkıntılı, taktik bilgisi elbette ki yeterli seviyede görülebilir ancak son zamanlarda bunları sahaya yansıtmakta yetersiz kalmıştı. Chelsea taraftarı Liverpool'dayken ezeli rekabetten de kaynaklanan sorunlar nedeniyle Rafael Benitez ismine oldukça tepki göstermiş ve Di Matteo lehine tezahüratlarda bulunmuş. Açılan onlarca pankart da var. Rafael Benitez, Chelsea taraftarları tarafından istenmiyor. Böyle bir ortamda çalışmak elbette ki zor olacaktı; Rafa'nın Chelsea'nin neler yapacağını merak etmekteyim.

Chelsea taraftarının Di Matteo desteği, bizim Aykut Kocaman desteğimize benziyor. Taraftar takımın başında sevdiği bir ismi görmek ister elbette. Hele ki bu isim kısa süre önce takıma büyük bir başarı kazandırdıysa... Kredi yüksek olmalıdır belki ama günümüz futbolunda para da çok olunca, kredi azalıyor. Taraftar desteği olmadan bir yerlere gelmek elbette kolay değil. Chelsea'nin zaten şansı az, ancak Rafa'yla birlikte bu sezonlarını çöpe attıklarını düşünüyorum. Belki biraz Fernando Torres'e yarar. Belki...


Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 3 - 1 West Ham | EPL 13.Hafta

Bir Kuzey Londra derbisi tadı elbette yok, ancak derbi derbidir. Tottenham en son 9.hafta Southampton'ı mağlup etmişti. Kasım ayında yaptığı 3 lig mücadelesinde puan kazanamadı. Arsenal ve City maçları muhtemel kayıptı. Bunların yanında çok ekstra bir kayıp olan Wigan maçı var. West Ham ise lige beklentilerin üstünde başlamış, 12 haftalık periyodda üst sıraları zorlamıştı.

AVB, Naughton'dan sol bek yapma fantezisinden erken vazgeçti. Savunmanında solunda hiç de fena oynamayan Vertonghen'e geri dönüş yaptı. Dawson ve Caulker ile de tandemi oluşturdu. Dawson'ı gözü kapalı onbire yazarım ben. Ancak AVB'ın dördüncü alternatifi. Kafasındaki ideal ikili Vertonghen-Gallas. AVB'nın Tottenham'a kazandırdığı, kazandırmaya çalıştığı bir Steven Caulker gerçeği de ortada. Oynamaya iyice alıştı ve kim bilir belki yeni Ledley King olup senelerce formayı giyecek. Tabi sakatlıklarını yaşamamasını dileyelim. Tottenham hakimiyeti erken sağladı ancak gol biraz geç geldi. Defoe'nin çok şık golüyle soyunma odasına önde gittiler. Defoe'nin golleri birbirinin kopyası. Ceza sahası dışında ve yay üzerinde çok etkili. İkinci yarıda Tottenham kontrolü elinde tuttu. Tempoyu ayarlayan taraf oldu. Gareth Bale'in golü takımı rahatlatırken; Clint Dempsey'in pası da muazzamdı. Aaron Lennon hayranlığımı da her zaman söylerim. Üçüncü gol de onun eseri. Karşı karşıyayken basit olanı yaptı ve golü Jermain Defoe'ya attırdı. Maçın sonlarında Carroll'ın golü skoru belirledi. Golden önce Lloris'in alabileceği topu uzaklaştırmaya çalışan Caulker; rakibine pas vermiş oldu. Hata yapa yapa daha üst düzeye gelecek. Önemli olan kritik yerde, kritik hatalar yapmaması.

Tottenham hâla ilk 4'ün dışında; ancak üstte çok ekstra bir takım olan West Bromwich var. Haftaya Tottenham-Liverpool karşılaşması olacak. Liverpool çok riskli rakip ancak Wigan'a kaybedilen ekstra 3 puanın dışına çıkılmaması gerekiyor.

Tottenham : Lloris, Walker, Caulker, Dawson, Vertonghen, Sandro (86' Livermore), Huddlestone, Lennon (79' Dembele), Dempsey, Bale, Defoe (90' Sigurdsson)

West Ham : Jaaskelainen, O'Brien, Tomkins, Reid, McCartney, Diame, Noble, O'Neil (54' Taylor), Nolan (67' Cole), Maiga (31' Jarvis), Carroll

Sarı Kartlar : Defoe, O'Brien, Noble

Goller : 44' ve 64' Defoe, 58' Bale, 82' Carroll
Yazan: steven_stiffler

Marseille 0 - 1 Fenerbahçe | UEL 5.Hafta

Kuralar çekildiğinde en zor gruplardan birine düştüğümüz konusunda genel bir kanı vardı. İlk maçta Marseille karşısında 2-0 üstünlüğü koruyamamış olmak da; büyük bir avantajı yitirmemizi sağlamıştı. Ancak o maçtan ders çıkaran takım, geri kalan tüm maçları ciddiye alarak oynadı ve puan kaybettiğimiz tek maç olarak 2-0'lık üstünlüğü koruyamadığımız Marseille maçı kaldı.

Rakibi küçümsemek ya da zaferi küçümsemek gibi algılanmasın; çok eksiği olan Marsilya'yı yenmemiz zaten normal sonuç olacaktı. Üstelik lige başladıkları o yüksek ivmeyi koruyamadılar ve şu an hocalarının da yerinin çok sağlam olduğunu düşünmüyorum. Fenerbahçe'de ise gözle görülür bir futbol yükselişi mevcut. Takımın oyun karakteri oturmaya başladı. Her ne kadar taraftarı memnun etmese de; Fenerbahçe bu sezon özellikle deplasmanlarda buna benzer bir futbol ortaya koyacak. Oyuna hakimiyetimizi koyduğumuz sürece benim açımdan sıkıntı yok. Marsilya karşısında orta sahada üstünlük kuramadan kazandığımızı düşünüyorum. Ne Mehmet Topal, ne Meireles kendi performanslarını yansıtamadılar. Buna rağmen Marsilya orta sahası da kötü olunca, bize zorluk çıkaran bir durum da meydana gelmedi. Bekir İrtegün oynadıkça daha iyi oluyor. Ben her zaman Türkiye'nin en kaliteli stoperlerinden olduğunu savunmuşumdur, sağolsun yanıltmamaya devam ediyor. Yobo'yla oynadığında üzerinde daha bir güven olduğu da aşikâr. Volkan istikrarlı bir şekilde iyi oynamaya devam ediyor. Caner'in sol kanattaki hareketliliği de oldukça fayda sağladı. Gol öncesi serbest vuruşta yaptığı o saçma ortaya anlam veremesem de; oradan kazandığımız golle maçı kazanmamız hareketi makûl kıldı. Eskiden izlediğimiz Bilica'nın defanstan top uzaklaştırmak için yaptığı rövaşatalardı. Artık her hafta bir rövaşata izlemeye başladık. Bu elbette ki futbolsever açısından güzel bir durum. Bekir'in bu golü atmasına da şaşırmadım. Stoperlere göre tekniği fena değildir, zaten tekniği kötü olmadığı için defalarca sağ bekte iyi performans sergilediğini de gördük.

Gruptan lider çıkmayı garantiledik. Son maçta yedek ağırlıklı bir kadro çıkması gerekiyor. Hem as oyuncular dinlenmiş olur, hem fazla şans bulamayan isimler için kendini kanıtlama fırsatı olur. Ben Mönchengladbach'ın da benzer bir şekilde geleceğini düşünüyorum. Üst turda artık kura şansı bir kere olsun yanımızda olsun ve çok gerilmeyeceğimiz bir kura çekelim.
24 Kasım 2012 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 0 - 0 Tottenham | UEL 5.Hafta

Sevdiğim iki takımın iki maçının da berabere bitmesi ve ikisinin gruptan birlikte çıkma ihtimâli elbette güzel... Ancak maçtan çok maç öncesi olayların konuşulması üzücü oldu. Lazio taraftarlarının, maçtan bir gece önce bir barda eğlenen Tottenham taraftarlarına saldırması gündemi meşgul etti. Lazio son yıllarda tribünlerin tamamını dolduramasa da; ateşli ve Ultras kültürünü taşıyan bir taraftar topluluğuna hitap ediyor. Tottenham da İngiliz takımlarına göre ortalamanın üzerinde bir taraftar yapısına sahip. İngilizlerin futbol tutkusu da başka boyutlarda. İngilizler tahrik etmiştir, Laziolular saldırmıştır diye tahmin etsem de; detay bilmeden yorum yapmamak en güzeli. Bir babayiğit çıkıp; "Durun siz kardeşsiniz!" diyebilirdi.

İki takım da sahaya kazanmak için çıktı. Kadrolar ideal 11'e yakındı. Tempo genelde yüksekti. Gol olmayan çok da güzel pozisyonlar vardı. Pozisyonları değerlendirirsek; maç Lazio'nun hakkıydı. Ama beraberlik de iki takımı memnun eden bir sonuç olmuştur. Kozak'ın karşı karşıya kaçırdıkları kendisini geliştirmesi için bir sinyaldi. Forma giymeye başladığından beri iyi işler yapıyor, kendini geliştiriyor ama henüz yeterli aşamada değil. Lulic'i ilk kez önde izledik bu sezon. Radu'nun iyileşmesiyle birlikte daha verimli olduğu sol açıkta oynamaya başladı. Lazio bu sonuçla gruptan çıkmayı garantiledi. Tottenham işi son maça bıraktı. Liderlik el değiştirebilir. "Faşist" olarak bilinen Lazio taraftarlarının Filistin için açtıkları pankart da anlamlıydı.

Lazio : Marchetti, Cavanda, Ciani, Biava, Radu, Ledesma, Gonzalez, Mauri, Hernanes (69' Ederson), Lulic (79' Candreva), Kozak (79' Floccari)

Tottenham : Lloris, Walker, Caulker, Vertonghen, Naughton, Sandro, Carroll (77' Dembele), Sigurdsson (64' Lennon), Bale, Dempsey (64' Defoe), Adebayor

Sarı Kartlar : Vertonghen, Floccari, Mauri
23 Kasım 2012 Cuma
Yazan: steven_stiffler

Eskişehirspor 1 - 1 Fenerbahçe | STSL 12.Hafta

Fenerbahçe'nin 2 puan bıraktığı, hakkının yendiği, fakat mücadele ruhunun yeniden kazandığı ve bunu ispat ettiği bir deplasman oldu Eskişehir. Ligin iyi takımlarından olduğu tartışılmaz. Normal şartlarda Eskişehir deplasmanından 1 puan almak da kötü sonuç sayılmaz. Ancak söz konusu Fenerbahçe'nin hakları olduğunda, kıyımın yeniden başladığını bariz şekilde görmek düşündürücü. Neticede müdahale edebilen bir yönetim yok. Haklar yeniyor, doğranıyor; 2 sene sonra dönüp arkanı baktığında şampiyon takım olarak başkasının ismi yazıyor. 2006'da, 2010'da, 2012'de yenen haklarımızın hesapları soruldu mu sanki ?

Fenerbahçe, Eskişehirspor karşısında baştan sonra mükemmel mücadele etmiş; eksik olmasına rağmen zaman zaman iyi futbol oynamış, zaman zaman da yorgunluğun ve eksikliğin etkisiyle geriye kapanmış ve rakibine fırsatlar vermiştir. Bir yerden sonra bunlar çok da önemli değil. Fenerbahçe maçın 26. dakikasından itibaren doğranıyorsa; artık yönetimin haklarını araması ve gerektiğinde diğer kulüpler gibi hakeme düdük astırması gerekir. Fırat Aydınus'un Caner Erkin'e karşı ön yargılı olduğu çok açık ortada. Caner'e her maç kartı var. O kırmızı kart 26'da çıktı ve Fenerbahçe 25 dakika onun şokunu atamadı. İlk yarının 0-0 bitmesi büyük nimet olacaktı. Neticede takım soyunma odasından daha motive çıkabilir, ikinci yarı üstünlüğü bile alabilirdi. Fırat Aydınus buna da müdahale etti. 4 dakikada duraklama verdi, 5. dakikada penaltı uydurdu. Penaltı pozisyonu tartışılır belki ama ben Kamara'nın Hasan Ali'nin ayağına takıldığını ve kendisini de yere bıraktığını düşünüyorum. Bu gol planları değiştiren bir gol oldu.

İkinci yarıda Fenerbahçe savaştı. Düşmana gözdağı verdi. Sow her zamanki efsane gollerinden birini attı. Maç öyle bir hal aldı ki; üç ihtimalin de çıkması muhtemeldi. Beraberlik bizim için 1 puandan çok daha fazlasıydı. Türkiye'nin en iyi 2 hakeminden biri olarak gösterilen Fırat Aydınus; Fenerbahçe'yi alenen katletti. Verilen, verilmeyen pek çok hatalı karar var. Sorun sadece Caner'in kırmızı kartı da değil. Aykut Kocaman hocamızın dediği gibi; Fırat Aydınus ön yargılı davranmış ve Fenerbahçe'nin haklarını gaspetmiştir. Yazıklar olsun. Kimsenin ekmeğiyle oynamayacaksın ki; ekmeğinle oynanmasın. Vicdan sahibi bir insan olarak; Fırat Aydınus'un düdüğünü asmasını istiyorum. Ali Aydın'a, Cem Papila'ya yapılanlar bir kez de bizim tarafımızdan yapılabilsin. Cüneyt Çakır da, Fırat Aydınus da yetti artık. Türk Futbolu'nun katili Türk hakemleri...

Dün Twitter'da gördüm. Sefa 22, Cefa 20, Feda 19 puan yazmışlar. Çok da güzel söylemişler.
19 Kasım 2012 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Juventus 0 - 0 Lazio | Serie A 13.Hafta

Juventus mu 0, Lazio mu 0, Marchetti mi 1 bilemedim. Lazio'dan sürpriz bekliyordum. Galibiyet zordu elbet ama beraberlik imkansız değildi. Maçı izleyemedim, berbat çekim kalitesinden 2 dakikalık bir özetini izleyebildim. Marchetti'nin gecesi olmuş.

Roma derbisindeki galibiyeti anlamlı ve kılmak ve yarışta kalmak için buradan puan almak önemliydi. Lazio her zamanki dizilişiyle sahadaydı ama kısmen daha defansif bir anlayışla oyundaydı. Neticede kontraatak futboluna uygun oyuncuları var. Radu da uzun sakatlık döneminden sonra nihayet ilk onbirde kadroya çıkmış. Radu Lazio için önemlidir. Her ne kadar stoper devşirmesi sol bek olsa da; takımın ruhunu simgeleyen oyunculardandır ve üst düzey takımlar seviyesindedir. Juventus'ta Giovinco'nun ilk günden beri hayranıyım. Ancak son zamanlarda en çok ilgilendiğim isim Paul Pogba. Çok iyi, çok atletik oyuncu. Abisi Florentin Pogba da stoper oynuyor, St. Ettienne'de oynuyor. Sedan'a kiralanmış. Giovinco yine Juventus'un tüm ataklarında var. Ancak başta söylediğim gibi; Marchetti gol yememeye yeminli çıkmışsa gol atmak çok zor.

Juventus : Buffon, Barzagli, Bonucci, Chiellini, Pogba (84' Bendtner), Marchisio, Asamoah, Isla (69' Pepe), Vidal, Giovinco, Quagliarella (67' Matri)

Lazio : Marchetti, Konko, Biava, Dias (20' Ciani), Radu, Gonzalez, Ledesma, Brocchi (57' Ederson), Candreva, Hernanes, Klose (81' Kozak)

Sarı Kartlar : Bonucci, Marchetti, Ledesma, Vidal
18 Kasım 2012 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Arsenal 5 - 2 Tottenham | EPL 12.Hafta

Kuzey Londra derbisinin galibi Arsenal'ın değil de; ibret olsun diye Emmanuel Adebayor'un fotoğrafıyla girişi yapıyorum. Kendisi git gide itici bir karakter olma yolunda ilerliyor. Manchester City'deyken Arsenal'a gol atınca eski taraftarlarını çıldırtmıştı. Dün de yine attığı golle eski taraftarlarını üzse de; gördüğü kırmızı kartla maçın gidişatını etkileyen isim oldu ve Tottenham'ın ezilmesinde başrol üstlendi.

Kuzey Londra derbisinin seyir zevki her zaman yüksek oluyor. Genelde gollü bitiyor. İki takım arasında ilginç bir savaş var. Günümüzde olduğu gibi gol atanın biraz daha geriye çekilip oyunu rölantiye alması olayı Kuzey Londra derbisinde olmuyor. Bu da futbolseverleri doyuruyor. Ancak iki yıldır Tottenham taraftarı üzgün ve sinirli. Arsenal'ın kadrosunun eski kalitesinde olmadığını herkes biliyor. Van Persie'den; Giroud'ya... Fabregas'tan Arteta'ya... Bir level küçülmesi elbette var, ancak Wenger ile her zaman takım oyununu sahaya yansıtabilen bir ekip. Dün stoperde Mertesacker ve Koscielny'yi görünce; Lennon, Defoe ve Bale'in çokça pozisyona gireceğini düşündüm. Nitekim maç da böyle başladı. Defoe pozisyona girdi, Adebayor bitirdi. Ardından Lennon 2'yi kaçırdı. Adebayor atılınca da işler değişti. Adebayor atılırken skor 1-0 değil de 2-0 olsaydı bile Arsenal bu maçı çevirirdi. Çok istekli geldiler ve kontrolü ellerine aldılar. Santi Cazorla önderliğinde müthiş ataklar geliştirdiler. İlk yarı bitmeden farkın açılması da Andre Villas-Boas'ın gardını düşürdü.

Naughton'ın sol bekte zorlu anlar yaşaması, Tottenham'ın bek ihtiyacını bir kez daha gözler önüne serdi. Ocak'ta mutlaka direkt oynayabilecek kapasitede bir bek alınmalı. 4-1'ten sonra Gareth Bale sazı eline aldı. Önce 4-2 yaptı, sonra 4-3 yapabilecek golü kaçırdı. O gol gelseydi; son dakikalarda çok ilginç şeyler olabilirdi. Geçen sezon olduğu gibi yine Arsenal'in 5-2 galibiyetiyle biten bir derbi oldu. Bu gollerin altında da Mertesacker, Podolski, Giroud, Cazorla ve Walcott; 5 farklı isim vardı.

Tottenham yarıştan biraz uzaklaşmış gibi gözükse de; haftaya West Ham'ı yenerek tekrar potanın içine girecektir.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -