Tottenham 1 - 1 Sunderland | Olmayınca Olmuyor

Tottenham'ın İdeal bir stoper ikilisi olmadığını düşünürsek; ideal kadrosu akşamki kadrosu diyebiliriz.Tek değişiklik Bentley'in oynamasıydı. Son 3 maçtır ideal onbirini sahaya süremiyordu Redknapp. Van der Vaart geldiği günden beri gol atıyor. Takımın kimyasını bozabilir diye düşündüm, bozmadı. Tek değiştirdiği saha dizilişi oldu aslında. Tek forvete döndürdü. Defoe'nin sakatlığının da bunda payı var. Tottenham akşam 18-20 civarı pozisyondan bir gol çıkardı. 17 tane korner kullandı. Crouch yine kendinden başkasının indiremeyeceği topu indirdi ve golü attırdı. Tottenham taraftarının müthiş desteğini arkasına almasına rağmen ikinci golü bulamadı. 1-0'ı bulur bulmaz, bireysel hata ile yenen golden dolayı da olabilir tabi bu. Gereksiz bir puan kaybıyla haftayı kapattı Tottenham...Man. United ve Man.City'nin birbiriyle oynadığı haftada puan kaybetmek çok yersiz oldu.

Tottenham : Gomes - Hutton, Kaboul, Gallas, Assou Ekotto - Bentley, Huddlestone, Modric, Van der Vaart, Bale - Pavlyuchenko (46' Crouch)

Sunderland : Gordon - Turner, Onuoha, Bramble, Ferdinand (18' Bardsley) - Henderson, Cattermole , Zenden, Riveros(46'Wellbeck) , Richardson (86' Malbranque) - Asamoah Gyan

Goller : 64 ' Van der Vaart , 67' Asamoah Gyan
10 Kasım 2010 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ankaragücü 4 - 2 Fenerbahçe

Türkiye Kupası Grup maçları hep sıkıcı olur. Maç güzel olsa bile izlemek sıkıntı olabiliyor. Haftaiçi olmasından mıdır, yoksa şu hala alışamadığım statüden midir bilmiyorum. Ancak Fenerbahçe'nin bu maçta kimlerle oynayacağını, nasıl oynayacağını ve sonucun ne olacağını çok merak ederek oturdum Tv karşısına.

Aykut Kocaman'ın Gökay ve Okan'a şans vermesini bekliyordum. Emre'nin yerine Gökay'la başladı nitekim. Gökay'ın fizik olarak eksiği çok. Sahadaki en çelimsiz futbolcu olması, en ufak bir omuzda yıkılmasını sağlıyor. Ancak tekniği, pasları ve hızı yerinde. Ayrıca korkmadan her topa girdiğini de gördük. Heyecanından dolayı pas hatası yapması da çok normal. Yıllardır genç oynatmıyoruz takımda, artık Gökay,Okan gibi gençlere gerekli sabrı göstermesini öğrenmeliyiz. İlk yarıdaki kadro beklediğimden çok daha iyi futbol oynadı. Orta Saha Caner'i izledik. Orta saha oynayabilecek bir oyuncu değil. Ancak çok iyi pres yapıyor. Topları ayağa kullanması da yeterli oluyor. Cristian'ı ilk geldiğinde çok savunuyor, çok faydalı buluyordum. Potansiyeli yok değil; ileriye dönük oynayabildiğnde çok daha iyi olduğunu biliyorum. Ancak Cristian'ın oynayası yok. 5 metrede oynamaya, ruh gibi gezmeye devam ediyor. Golde topa ayağına uzatmaya tenezzül etmiyor. Gamsızın önde gideni... Tez zamanda kurtulmak gerek. Gökay'ın en büyük şanssızlığı da Cristian'la birlikte oynamasıydı dün. Gerektiğinden fazla yük bindi sırtına.
Futbolu bırakalı 10 sene olmuş Aykut Kocaman'ın... Ümit Özat'ın ise 1,5-2 sene oldu. Aradan geçen zamanda Aykut tip olarak aynı kalmış. Ümit Özat ise şişmiş de şişmiş. Daha da şişmeye devam ediyor gibi... Muhtemelen rahatsızlığının etkisi olabilir. Ancak pek yakışmamış tosunluk. Kerem Öncel'in anlatımı da bir garipti akşam... Ümit Özat'tan yılların usta teknik direktörü gibi bahsetti. Üründül de Mehmet Çakır'ı şişirdi de şişirdi. Eski günlerine dönüş sinyali veriyormuş. Eski günlerinde Avrupa'da oynadı, Milli takımla Euro 2008'te coşturdu falan da benim mi haberim yok ? Theo Weeks'in sağ beke geçip Stoch'u kilitlediğini düşünmüyorum. Stoch zaten zaman zaman maç içinde çizgiye yapışıp, oyundan kaybolabiliyor. İlk yarıdaki Stoch'u ikinci yarıda da izleyebilseydik; Weeks falan engel olamazdı. Serkan Kırıntılı'yı eleştirerek yazıyı bitireceğim. 17 yaşında Adanaspor ile ilk 11de oynamaya başladı. Yıllardır pek çok maç oynadı. Zaafları da olsa iyi bir kaleci. Ancak dün akşamki heyecanı, beceriksizliği hiç yakışmadı. Pek çok kornerde kalesini terketmeyerek gol yedi. Gökhan'ın golünde top oraya gelmeden uzansa kurtarabilirdi. İlk golde de önünden geçen topu yumruklayamadı. Pek çok çıkış ve müdahale hatası yaptı. Oynadığı stat, oynadığı takım yabancı değildi... Heyecanını yenmesini beklerdim.

Kupaya kötü başladık. Zaten zor bir gruptayız. Gaziantepspor maçından da epey çekiniyorum. Umarım Aykut Kocaman üstesinden gelmeyi başarır.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Amiş Kaleci Waltorp

Amişleri bilmeyeniniz mutlaka vardır. Amerika'da teknolojiyi ve modern yaşamı kabul etmeyen, muhafazakar bir tarikattır. Kadınları kapalı, 1800lerdeymiş gibi giyinir; erkekleri ise resimdeki sakalı bırakır.

Aalborg kalecisi Jens Waltorp Sorensen'in sakalını görür görmez aklıma amişler geldi. Nasıl bir kalecidir bilmem. Ancak tip olarak bir amişi andırdığı kesin...
Jens Waltorp Sorensen

Amiş Dayılar
9 Kasım 2010 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Lazio 0 - 2 Roma | Derbiye Hakem Gölgesi

Roma derbisinde -pek çok derbide olduğu gibi- yenilen taraf mutlaka hakemden ya da farklı faktörlerden şikayetçi olur. Futbolun içinde olan bir şey bu... Ancak bugünkü hakem Emidio Morganti kesinlikle futbolun içinde olmaması gereken bir hakem.

Reja'nın maça Zarate'yle başlamaması tartışılır. Ancak ilk yarıda girdiği pozisyonlardan bir tanesinde golü bulsa, kahraman Reja ve Rocchi olurdu. Brocchi'nin etkisizliği, Ledesma'nın silik futbolu da tartışılır. Çok üst düzey bir futbol yoktu, beklemiyordum da... Ancak çok üst düzey bir mücadele vardı. Bu tip maçlarda en büyük mücadaleleri orta saha oyuncuları sergiler. Ancak iki takımın da orta sahası çok iyi değildi bugün. Ne De Rossi'nin, ne Ledesma'nın çok verimli olduğunu söyleyemeyiz. Ancak savunmalar çok daha etkili oynadı. Zira Burdisso top geçirmezken; iyi oynayan Stendardo maçın sonlarına doğru oyundan düştü. Diğer savunma oyuncuları da görevlerini yaptılar. Maçın hakkı beraberlikti. Penaltıların hakkı da bunu gerektiriyordu. Roma'nın iki penaltı golü, Lazio'nun iki verilmeyen penaltısı, birer de direkten dönen top var. Maçın hakkı 0-0 gibi gözükse de; 2-2 ve 3-3 gibi muhtemel beraberlik skorları da vardı yani...

Lazio'ya pek penaltı çalınmaz. Bu açıdan hep Fenerbahçe'yle benzeştiririm. Hakem Morganti bugün sergilediği rezil performansla bir takımın puan ya da puanlarını çaldığı gibi ; yakaladığı ivmenin de bozulmasına neden olabilir.
Puan durumu aşağıdaki gibi... Lazio hala lider. Ancak yakaladığı ivmeyi kaybederse üst sıralara tutunabilme çabasına girebilir. Yine de Kurt hoca Reja'ya güveniyorum. Ancak Lazio'nun kadrosunu zirveyi kaldırabilecek kadar kaliteli görmediğimi de söyleyeyim. Lotito Pandev ile Ledesma ile uğraşacağına; Pandev ayarında bir adam getirmeliydi takıma.
7 Kasım 2010 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Derby Della Capitale Günü

Saat 16.00
TV 8

Muhtemel 11ler

SS Lazio
Muslera
Lichtsteiner
Stendardo
Dias
Radu
Brocchi
Ledesma
Mauri
Hernanes
Rocchi
Floccari

AS Roma
Julio Sergio
Cassetti
Burdisso
Mexes
Riise
Perrotta
Pizarro
De Rossi
Menez
Vucinic
Borriello


Saldır Lazio!



Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe 4 - 2 Eskişehirspor

Lider Bursaspor'un puan kaybettiği haftada 2 haftalık galibiyet hasretimize son vererek, zirveye bir adım daha yaklaştık. Takımda ışık olduğunu düşündüğüm için; zirve yarışında şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Nitekim ; bol gollü galibiyetler alıyoruz. Rahat maçlar çıkartıyoruz. Yeni oyun yapılanmamız şimdilik önemli maçlarda zorlandığımızı gösteriyor. Bu akşam Eskişehirspor'u yenerek; iç sahada kötü bir tribünle bile maç kazanabileceğimizi gösterdik. Evet, tribünler çok kötüydü. Takım uyuturken tribünler canlandırırdı önceden. Artık o da kalmadı. Kezman'a en kötü zamanlarında tezahüratla gol attırırdık yahu. Şimdi nerede ? Gelişmeleri üzüntüyle takip ediyorum...

Aykut Kocaman sakatlıktan yeni çıkan Dia'yı yanında oturtarak doğru bir tercih yaptı yine. Zira Dia'nın iyi performansını 90 dakikaya yayamadığını da birkaç kez gördük. Henüz o kapasitede oynamıyor. Dolayısıyla kenarda Dia gibi bir oyuncumuzun olması artı bir güven veriyor. Niang ile Güiza'yı tribünde hop oturup hop kalkarken görmek de güzeldi. Güiza ile her ne kadar dalga geçilse de, beğenilmese de, evet kötü bir oyuncu da olsa; kalbinin Fenerbahçe ile atması sempati duymamı sağlıyor.

İlk yarıdaki tempolu, zaman zaman sert, bol gollü oyundan sonra; ne olduğunu doğru düzgün göremediğim bir sürtüşme oldu ve iki takım da birer kişi eksildi. Lugano'nun kendinden yaşça epey küçük Sezer Öztürk ile bu kadar ciddi sürtüşmesi yakışık almadı. Bilica'nın el bombalığını bir kez daha görünce; Lugano'nun eksikliğinin önemi daha da arttı tabi. İkinci yarı sahada iki takım da 10ar kişiyken; sanki bir kişi eksik oynuyormuşcasına isteksiz oynaması maçı sıkıcı bir hale getirdi. Tribünler de uyuyunca; tv başında izleyenlerin de uykusu geldi nitekim. Neyse ki saatli bombamız Fabio Bilica'nın hatasıyla Eskişehirspor için; Alex'in ustalığıyla da bizim için maç tekrar heyecanlı bir hal aldı. Alex'in 99. golü, Semih'in iyi futbolu ve golleri, Emre'nin yine çok iyi oynarken talihsiz yere sakatlanması, Bilica'nın gereksiz yere yuhlanması, Dia'nın müthiş çalımlarına rağmen bir türlü son noktayı koyamaması, Mehmet Topuz'un yine çok iyi oynaması ve Gökhan Gönül'ün özlenen performansını sergilemesi maçtan aklımda kalan diğer detaylar. Eskişehirspor'u da iyi mücadelesi için kutluyorum.
6 Kasım 2010 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Bolton 4 - 2 Tottenham | Güzel Maç, Kötü Sonuç

Haftaiçi Inter'i yenerek tarihi bir zafer kazanan Tottenham; zor bir deplasmandaydı bugün. Bolton deplasmanında eksiklerin de olması Redknapp'ın ve Tottenham'ın işini zora sokuyordu. Nitekim kadro kurmakta sıkıntı çektiği tercihlerinden belliydi. Palacios ve Sandro ile başladı maça. Deplasman için normal bir orta saha düzeni. Ancak Redknapp geldiği günden beri iki defansif oyuncuyu aynı anda pek oynatmadı. Krancjar diye iyi bir oyuncusu olduğunu da hatırladı kurt hoca. Ancak Krancjar gününde değildi. Formsuz bir dönem geçiriyor belli ki... Premier Lig'e yakıştıramadığım türde bir gol yedi Tottenham. 30 dakikada savunmadan çıkarken kaptırılan topta Bolton golü buldu. Gol bulmakta sıkıntı çekmedi Bolton. Çok pozisyona giremese de 3-0lık üstünlüğü sağladı. Geç açılan Tottenham Hutton ve Pavlyuchenko'nun gollerinin yanı sıra rakip kalede son dakikalarda baskıyı da arttırdı. Bunun getirdiği boşluğu değerlendiren Martin Petrov skor 4-2 tayin etti. İyi bir maç, birbirinden güzel goller neticesinde Tottenham aleyhinde bir sonuç çıktı.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Barcelona Zaferi

Bu büyük zaferle ilgili yazmazsak, basket takımımıza haksızlık etmiş oluruz. Tabi ki söylemek istediklerimiz var. Son Avrupa Şampiyonu Barcelona'yı, kendi evinde 61 sayıda tutarak yenmek çok büyük bir başarı. Ancak akşam bu maçı kaybetseydik de; takımda gerçekleşen ve gerçekleşmekte olan olumlu gelişmeleri göz ardı edemezdik. Takım taş gibi oldu. Spahija farklı bir kimlik kazandırdı. Bu kimlik Fenerbahçe ismine yakışan, formasına yakışan savaşçı bir kimlik. Müthiş savunma yaptık. Arkama yaslanıp da rahat rahat izlediğim, baştan sona üstün oynadığımız bir Barcelona maçımız var artık tarihte... Süre alıp da skora katkı vermeyen oyuncumuz yok. Pek beğenmediğim Greer bile bir başka oynuyor bu sezon. Tebrikler, alkışlar takımımza... İnanılmaz keyif alarak izlediğim bir maçtı. Emeği geçen herkese teşekkürler.
5 Kasım 2010 Cuma
Yazan: steven_stiffler

Stefania Sansonna

Bugünkü takıntım... 1982 doğumlu Asystel Novara liberosu...
4 Kasım 2010 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tottenham 3 - 1 Inter | Cadılar Bayramı Kutlaması

2 Kasım 2010...White Hart Lane'de tarihi bir gece. Ve o geceden akıldan kalan pek çok şey var. Ancak bunların içinde en akılda kalan, en çok konuşulan Gallerli kanat oyuncusu Gareth Bale. Maç sonu Redknapp kendisi için çok net bir cümle kurdu: "Gareth Bale is amazing!"

Gündüz Ntvspor'da bir haber okudum. Vaart ile Sneijder Twitter'dan kapışmışlar. İkisini de takip etmiyorum Twitter'da. İkisinin de futbolunu severim. Haberin gerçekçiliği hakkında net bilgim yok ama NTVSpor yazdıysa gerçektir diye düşünüyorum. Zira Vaart golü attıktan sonra inanılmaz bir coşku yaşadı. Geldiği günden beri gol atıyor Tottenham'da. Hiç birinde bu kadar sevinmemişti. Sneijder'ın da maç içinde yüzü epey asıktı. Benitez Inter'i günden güne kurutuyor. Bir Biabiany ısrarıdır gidiyor. İki takım arasındaki ilk maç da inanılmaz geçmişti. 4-0 üstünlüğü yakalayan Inter tarihi bir galibiyete gidecekken; Gareth Bale terletmişti Interlileri. 4-3'ün ardından ancak böyle bir galibiyet unutulmaz olurdu.

Hızlı başladı maç. White Hart Lane'in büyüleyici atmosferi maçları hep tempolu kılıyor. O statta defansif futbol oynamak, düşük tempo oynamak imkansız gibi... Öyle farklı bir çekiciliği, albenisi var. Inter Eto'o ile; Tottenham Modric ile yokladı. Çok geçmeden Van der Vaart'ın golü ve ardından görülmeye değer coşkusu geldi.

Bale maç boyu soldan yardırdı. Dünyanın en iyi sağ beklerinden (belki de en iyisi) Maicon'u dağıttı. Bel kırmalar, 1 metre gerisinden depar atıp geçmeler, kanattan atılan isabetli pas ve ortalar. Hepsi Bale'den geldi. Çok değil; 1,5-2 sene önce Tottenham'ın uğursuzuydu Bale. Bir FM efsanesi olarak bile kalabilirdi. Ancak çok çalışmasının karşılığını her maç üstüne koyarak, her gün kendini daha da geliştirerek aldı. Şu an dünyanın en iyi sol kanat oyuncularından birisi ve en formda sol kanat oyuncusu. Dün akşam Tottenham adına gelen 3.golde yaptığı asist, attığı depar uzun süre hafızalardan silinmeyecek. İlk yarı Crouch'un boş kaleye kaçırdığı topu getirişi de efsaneydi. Van der Vaart maç sonu şöyle diyor : "Maicon şüphesiz ki dünyanın en iyi sağ beki. Ancak Bale bugün onu öldürdü." Bu inanılmaz maç, Tottenham taraftarına adeta Cadılar Bayramı hediyesi oldu. Son Avrupa Şampiyonu Inter'i yenmek de; Tottenham için tarihi bir galibiyet anlamı taşıyor.
3 Kasım 2010 Çarşamba
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Alex Del Piero

Milan'a attığı gol ile Juventus tarihinin en çok gol atan (179 gol) oyuncusu oldu efsane Del Piero. Ezeli rakiplerden birisine atılması daha da anlamlı bu golün. İlkokula başlamıştım. Alessandro Del Piero'yu mahallede top oynayan abilerimizden duyuyordum. İzledim, büyülendim. 15 sene önceydi. Adam gol atıyordu. Şimdi iş güç sahibiyim; adam hala gol atıyor. Unutamayacağım futbolculardan birisisin Alex Del Piero...
1 Kasım 2010 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -