11 saat önce
Leverkusen 3 - 0 Lazio
Leverkusen haketti haketmesine de Lazio'nun geçen sezonki emeklerinin karşılığı Şampiyonlar Ligi olmalıydı. Uefa Avrupa Ligi'ne gitmeleri için o kadar iyi olmalarına gerek yok, zaten gidiyorlardı. Candreva'nın, Felipe Anderson'un, Parolo'nun, De Vrij'ın, Pioli'nin 1 numaralı kupada boy göstermesi lazımdı. Olimpico'daki ilk maçtaki 1-0'lık skor şahaneydi. Ben en kötü 2-1'lik mağlubiyetle tur atlayacaklarını düşünüyordum. Bir yandan Aziz Yıldırım ve Terraneo tvde olduğundan ikisini aynı anda izlemek zorunda kaldım ama maçın hakkı sanki 3-0 da değildi. Her iki takım da kontrollü başladı. Lazio gole kadar birkaç etkili pozisyon yakaladı. Leverkusen ise daha çok uzaktan şutlarla kaleyi yokladı. Hakan Çalhanoğlu bu konuda çok önemli bir koz. Her vurduğu tehlike. Golü atmayı da en çok hakeden isimdi. Biraz Lazio savunmasının beceriksizliği ve şanssızlığından geldi gol. Mauricio'nun golden sonra yerleri yumruklaması hoşuma gitti. Çok hırslı bir oyuncu. İkinci yarıda Lazio toparlayacak diye beklerken, tartışmalı bir kırmızı kart kararı geldi Mauricio için. Maşallah dediğimiz 3 gün yaşamadı yine. Kırmızı karttan sonra Pioli de kozlarını oynayamadı. 2-1 yapmak için Radu yerine Kishna'yı alarak ofansif bir kadro yapmıştı ki; Felipe Anderson'u çıkarıp stoper almak zorunda kaldı. Leverkusen'in bu devrede attığı 2 gol de 3 toptan geldi. Hızlı, çabuk, basit hücum ettiler. Önce Mehmedi attı, sonra Bellarabi bitirdi. Leverkusen kalecisi Leno da çok güven veriyor. Lazio için Şampiyonlar Ligi treni kaçtı. Pioli aynı çizgide devam ederse ligi 2. bitirir ve seneye gider. Ama bu CL özellikle Candreva'nın kariyerinde önemli bir adım olacaktı. Kishna, Felipe Anderson gibi isimler daha çok Şampiyonlar Ligi oynayacaklardır. Ama Candreva'nın bunca yıldır emekleri artık Şampiyonlar Ligi performansı gerektiriyordu. Olmadı.
Leverkusen : Leno; Hilbert, Tah, Papadopoulos, Wendell; Bellarabi (89' Ramalho), Kramer, Bender, Mehmedi (76' Brandt); Çalhanoğlu (80' Kruse); Kiessling.
Lazio : Berisha; Basta, De Vrij, Mauricio, Radu (56' Kishna); Onazi (82' Morrison), Parolo, Lulic; Candreva, Felipe Anderson (70' Gentiletti), Balde Keita.
Sarı Kartlar : Bellarabi, Mauricio, Wendell, Parolo, Lulic, Hilbert.
Kırmızı Kart : 68' Mauricio.
Goller : 40' Çalhanoğlu, 48' Mehmedi, 88' Bellarabi.
Olsun
Erken puan kaybı ama "olsun" diyebildim ben. İlk yarıda adı futbol bile olmayan bir oyun oynayıp 1-0 önde bitirmek; ikinci yarıda oldukça etkili oynayıp 0-1 geride bitirmek üzdü en çok. Yoksa kimse bu takımdan 34'te 34 beklemiyor. Zaman ve sabır ihtiyacımız var, o da Fenerbahçe taraftarında pek olmayan bir şey. İlk yarıda Volkan hariç kimse için olumlu şeyler yazamayacağım. Şener de çabaladı, Nani az biraz, Van Persie ilk fırsatta golü attı. Diego, Topal döküldü. Souza çok yorgun gözüktü. Hasan Ali 90 dakika oyunda yoktu. Fernandao çok etkisizdi. Hoş, Fernandao'ya top da ulaştıramadılar ya... Rizespor ise oldukça istekliydi. Hikmet Karaman, Kweuke krizini aşmış ve Fenerbahçe'nin ağır stoperleri üzerine oynamayı düşünmüş. Rizespor'un kazandığı penaltı ilk bakışta penaltı gibiydi ama yakın çekim yapınca penaltı yok. Cüneyt Çakır'ı sevmem, dün yine iyi yönetmedi ama penaltı verdi diye kızamadım. Neyse ki Volkan önce görevini yapıp kurtardı, sonra gökyüzünü gösteren işaret parmağını yaptı.
Nani'nin asisti, Van Persie'nin golü siftah olur umarım. İkiliyi pek çok golde ortak görürürüz. 4-4-2 ya da 4-2-2-2 ya da her neyse; bize hiç uymayan bir diziliş. İkinci yarıda 4-2-3-1'e döndük ve takım kontrolü aldı. Sabırlı şekilde pozisyonlara da girdik. Alper'in işgüzarlığı, Kjaer'in şanssızlığı kalemize gol olarak yazıldı. 1-1'den sonra oldukça etkili oynadık. Özellikle Nani'nin yıldız olduğunu hatırlayıp sazı eline alması keyif vericiydi. "Ben tek, siz hepiniz" havası vardı ama abartmadı da... Takım arkadaşlarını aradı her an, sürekli orta düşündü. Maç bittiğinde de en çok onun üzüldüğünü hissettim. Hep böyle oynar dilerim. Bu maç için yazılacak çok şey yok aslında, ne yazsam laf kalabalığı. Vitor Pereira'nın bir an önce inattan dönüp 4-2-3-1'e devam etmesi gerekiyor. Alper Potuk kötüydü evet. Ama bizim için hâla önemli bir değer. Lütfen sahip çıkalım ve malzeme vermeyelim.
Lazio 2 - 1 Bologna | Serie A 1.Hafta
Bu sezon başlamadan oturup iştahlı bir Lazio yazısı yazamadım. Oysa geçen sezon bana futbol adına en çok keyif veren takımdı. Bu sezona da iyi başladılar. Pioli hocam kanat rotasyonunu öyle genişletti ki; Kishna, Candreva, Felipe Anderson'dan birisi yedek kalıyor. Kanatlarda oynayabilecek Morrison, Mauri, Balde Keita gibi isimleri saymıyorum bile. Göz ucuyla izledim maçı. Beşiktaş-Trabzon maçını daha çok merak ediyordum. Bologna lige yeniden yükseldi. Başında vasat takımların vasat hocası Delio Rossi var. Mirante, Mbaye ve özellikle Destro dikkat çekici transferleri. Lazio maçın genelinde iyiydi ama ilk yarıdaki oyunuyla skora çabuk gitti. Kishna sağda, Candreva solda oynadı. Candreva solda da çok etkiliydi. Kishna da sağda öyle... Şampiyonlar Ligi'nde Leverkusen'e galibiyet golünü atan Balde Keita ileri uçta başladı. Klose ve Djordjevic'e iyi bir alternatif. Tekrar belirteyim. Hiç büyük oyuncu olamayacak ama hep iyi oyuncu olacak Keita. Yeni Kaptan Biglia'nın golüyle öne geçti maviler. Biglia'nın ismi hala United ile anılıyor ama bence o kalibrede bir isim değil. Lazio'da çok daha önemli rol üstlenecek. Zaten Pioli de aynısını söylüyor. United önce stoper alsın, Biglia'ya sonra bulaşsın. Kishna'nın gol vuruşu müthiş. Bologna'nın ender gelişen atakta golü bulması umutlandırsa da; Lazio ikinci yarı hiç fırsat vermedi. De Vrij'ın da gitmesi gündemde, umarım böyle bir hataya düşülmez. Milinkovic-Savic ise en çok merak ettiğim isim. Daha önce hiç izlemedim. Napoli'nin batıracağı bu sezonda galibiyetle başlamak önemli. Lazio'nun rakibi yine Roma olur. Juventus kötü başlasa da şampiyonluğu elbette bırakmaz.
Lazio : Berisha; Basta, De Vrij, Gentiletti, Radu; Biglia (51' Cataldi), Parolo, Lulic (61' Milinkovic-Savic); Kishna, Candreva (75' Felipe Anderson), Balde Keita.
Bologna : Mirante; Ferrari, Rossettini, Oikonomou, Masina; Crimi (46' Pulgar), Brighi, Crisetig (82' Diawara); Brienza; Acquafresca (75' Destro), Mancosu.
Sarı Kartlar: Brighi, Milinkovic-Savic, Radu.
Goller : 17' Biglia, 23' Kishna, 43' Mancosu.
Leicester 1 - 1 Tottenham | EPL 3.Hafta
Nefis maç değil miydi ya ? Tottenham yine kazanamadı, bu gidişte kazanamayacak gibi de gözüküyor. Leicester City ise yine kaybetmedi. Onlar da çok iyi başladı, böyle oynalarsa iyi devam edebilirler. 0-0'ken bile izlemesi çok keyifli bir maç oldu. Tottenham'ın sağ kanatsızlığı çok tuhaf. O kadar para var, bir sağ kanat almadılar. Lamela olmuyor, Lennon düşünülmüyor, Townsend yedek olarak görülüyor. E haliyle iş Dembele'ye kalıyor. Eriksen olmayınca Lamela'yı da aslında verimli olabileceği bir mevki olan forvet arkasında izledik. Ama Lamela bu. O kadar isteksiz ve etkisiz ki; böyle devam ederse "Pochettino'nun oğlu" derler. Nitekim şu haliyle formayı haketmiyor. Bugün kaptırdığı ve Dier'a sarı kart çıktığı bir pozisyon var ki; evlere şenlik. İyi futbolcu, yeteneği tartışılmaz ama Tottenham'la uyuşmadı sanki. Leicester City çok diri takım. Kadrosunda iyi oyuncular kadar Championship seviyesinde oyuncular da var. Örneğin; Schlupp ve Vardy. Schlupp'ın forvet oyuncusuyken sol beke devşirilmesini izliyoruz 2 senedir. İyi de oynuyor, helali hoş olsun. Albrighton çok istekliydi. Okazaki tipik Japon. Çok çalışkan. Çok gol atamayacağını düşünüyorum bu sezon ama çalışkanlığıyla katkı verecektir. Ulloa kesilecek adam değil. Keserse Kramaric kesmeli. Okazaki-Vardy ikilisi değil. Mahrez ise ayrı bir parantez. İnanın sezon başı Fenerbahçe sağ kanadı için aklımdaydı, ilk hafta üst düzey performans verince rafa kaldırdım. Peşpeşe gollerine de devam ediyor. Bir de direkten dönen topu var, çok klas oyuncu. Tottenham'da Dembele iyiydi, Kane de çok çabaladı ama olmadı. Tom Carroll'a şans verdi Mauricio Pochettino. Oyunda kaldığı sürede fena değildi sanki. Ryan Mason da çok iyi noktalara pas atıyor zaman zaman. Bu yönden önemli bir oyuncu gibi gözüküyor. Yoksa Chadli'yle Lamela'yla olacak iş değil. Eriksen olmayınca yaratıcılık azalıyor.
Gökhan İnler oyuna girince Lig Tv spikeri çok gaza geldi :) Gökhan daha ilk savunmaya koşuşunda Tottenham'ın golü geldi. Şu Gökhan'ı Fenerbahçe formasıyla göremezsem üzüleceğim, çok sevdiğim bir isim. Golde Chadli'nin ortası kadar Kane'nin vücut kullanımı da güzeldi. Dele Alli; büyük potansiyel. Gol vuruşunu yaptı ve Premier Lig'deki ilk golünü attı. Çok geçmeden Mahrez'in cevap vermesi maçı iyice keyifli bir hale getirdi. Devamında Leicester kadar Tottenham da yüklendi ama doğrusunu söylemek gerekirse maçın hakkı beraberlikti.
Leicester City : Schmeichel; De Laet, Morgan, Huth, Schlupp; Mahrez (90+4' Ulloa), Drinkwater (80' İnler), King, Albrighton (78' Kante); Vardy, Okazaki.
Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Davies; Dier, Mason (88' Bentaleb); Dembele (77' Carroll), Chadli, Lamela (65' Alli); Kane.
Sarı Kartlar : Dembele, Lamela, Dier, Mason, King.
Goller : 81' Alli, 82' Mahrez.
Güzel Günler Göreceğiz
Dün gece maçı izlemek için müthiş bir çaba sarfettim. Yolculuk halinde telefonun internetiyle ipadden izledim. Onca soru işaretine rağmen Tivibu'nun maçı internet sitesinden yayınlaması benim işimi gördü. Hocamızın yokluğunda oynayabileceğimiz en temiz oyunu oynadık diyebilirim. Ancak şöyle de bir gerçek var; 4-4-2 bize olmaz, olmayacak. Zico'nun Newcastle maçı gibi bir maçı olmalı Pereira'nın da... Belki başarıları da benzer kim bilir ?
Elde 4-2-3-1'e çok müsait bir kadro varken 4-4-2 göz tırmalıyor. Tamam Diego geziyor, Nani arada sola çekiyor ama yine de Sow-Fernandao yerine Nani'nin, Diego'nun daha faydalı olabileceği bir diziliş tercih edilmeli. Meireles'i dün yine beğendim. İlginçtir ki beğenmeyen ve faydasız bulan da çok insan var. Şener de Gökhan'ı hiç aratmıyor. Fernandao ve Sow bolca pozisyona girse de çok etkili değildi. 4-2-3-1 demek Fernandao'yu yedeğe çekmek demek. Bunu kabul etmek kolay değil ama elde Robin van Persie gibi bir marka varken Fernandao eninde sonunda kızağa çekileceğinin farkındadır. Ersun Yanal'ın 4 forvetten aldığı verimi Vitor Pereira da bu isimlerden alabilirse ne güzel. Çok umutluyum takımdan. Çünkü Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak olan Galatasaray bile bu kadar motive değil henüz. Van Persie, Nani gibi Şampiyonlar Ligi oynamaya alışmış isimler de Uefa Avrupa Ligi'ni küçümsemiyor. Hedef olarak gördükleri de çok net. Roberto Carlos'un Şampiyonlar Ligi'nde kattıklarını Van Persie ve Nani; Uefa Avrupa Ligi'nde katarsa çok ciddi ilerleme gelecektir.
Van Persie'nin ilk golünü böyle kritik bir deplasmanda atması da ayrıca keyifli. Toplasan 90 dakika oynamışlığı yok ama klasıyla golünü attı. Devamı gelir de en az Hooijdonk kadar katkı sağlar dilerim. Güzel adam...
Tatilde Olan Tatilde Kalsın
"Hangar'ın dili olsa da konuşsa..." demiyorum hadi. Bu sene şartlar gereği yalnız tatil yapmam gerekti. Araştırmalarım sonucunda Olympos'u seçtim ve en ünlü pansiyonu olan Kadir'in Ağaç Evleri'nde kaldım. Çok detaylı yazmayacağım. Hem kafa dinledim, hem kendimi yeniledim, hem eğlendim, hem yeni insanlarla tanıştım. 4 gündü ama oldukça doyurucuydu. Bir gün mutlaka tekrar gideceğim. Şimdilik günlük hayatıma geri dönmek zorundayım.
Tottenham 2 - 2 Stoke | EPL 2.Hafta
Bol pozisyonlu, gollü ve keyifli bir maç oldu. Tottenham'ın kendi evinde 2-0'ı koruyamaması inanılmaz. Mauricio Pochettino'nun Kane-Lamela değişikliğiyle forvetsiz oynaması inanılmaz. Tam bir İsmail Kartal hamlesi. Stoke City'nin ikinci yarıdaki çabası, Mark Hughes'ün oyuncu değişiklikleri bir o kadar takdire şayan. Özellikle Ireland oynamak istedi, oynadı ve takımının 1 puanında önemli pay sahibi oldu. Geçen sezon olduğu gibi Spurs adına sezonun ilk golünü yine Dier attı. Chadli yine skor üretti ama Eriksen'in pasına da yazık etti. Mame Biram Diouf'u yine çok beğendim. İki kalecinin de inanılmaz kurtarışları var. Özellikle Butland bu sezon Begovic'i aratmaz diyorum. Mason'a olan önyargım kırılacak galiba, adam topçu oldu. Batuhan Karadeniz imajına rağmen Arnautovic çok iyi futbolcu, ikinci yarıda çok savaştı. Soldado da gittikten sonra Tottenham'da Kane'e alternatif lazımdı. Bugün maçı da izleyen yeni transfer Clinton N'jie'den umutluyum. Pochettino bugünkü maçta sınıfta kalarak 2 puan kaybının mimarı oldu. Özellikle 2-2'den sonra Stoke 3-2'yi de bulabilecek bir oyun oynarken, Tottenham afalladı.
Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Davies; Dier, Mason (69' Bentaleb); Dembele, Chadli, Eriksen; Kane (69' Lamela).
Stoke City : Butland; Johnson, Cameron, Muniesa, Pieters; Van Ginkel (59' Ireland), Whelan; Walters (59' Joselu), Arnautovic (90+1' Adam), Afellay; Diouf.
Sarı Kartlar : Whelan, Walker, Davies, Muniesa.
Goller : 19' Dier, 45+2' Chadli; 78' Arnautovic (penaltı), 83' Diouf.
Yoksa Dertler Sende mi Bitiyor Uzun Yaz Geceleri ?
Geçen sezon futbol namına ülkede pek bir şey yoktu. Bu sene de olacağından şüpheliyim ama yeni yabancı kuralı, yeni statlar; Passolig'i gölgede bıraktı ve yeniden heyecan duymaya başladık. Fenerbahçeli olmak dünyanın en saf duygusu benim için. Anne sevgisiyle birlikte içimde kalan en temiz sevgi. Geçen sezon maçları izlemek, boş tribünlerle birlikte işkenceydi. Fenerbahçe'ye karşı algı değişmedikçe de takip etmek hep zor olacak ama algının değişmeyeceği de gerçek. Kumar oynayan başkanlara hesap sorulmazken, kumar oynamayan Mehmet Topal'ın kumar oynamakla lanse edildiği ülke futbolundan sağlıklı bir şey beklenmesi abes kaçar. Bize düşen içimizdeki temiz Fenerbahçe sevgisini yaşatmaya devam etmek ve yepyeni takımımızın bu sezon başarıya koşmasını sağlamak.
Shakthar Donetsk ile eşleştiğimizde elbette şansı az olan taraftık. Bizden daha kötü kadro ve takımlar Şampiyonlar Ligi'nde oynacak olsa da bizim kalibremiz daha çok Uefa Avrupa Ligi çeyrek final. Çeyrek finalden sonrası büyük heyecan olur, bu sezondan beklentim yine en az yarı finali görmek. Ligde ise şu kadroyla ve şu başlangıçla şampiyon olmalıyız. Başlangıçtan kastım sezon sonundan beri oluşturulan hava. Galatasaray'ın şampiyonluğu bizim transferlerimizle yine gölgede kaldı. Her ne kadar tarihe baktığında o sezonun şampiyonu Galatasaray yazacak olsa da; 20. şampiyonluk ve 4.yıldız mutlaka ulaşacağımız bir nokta. Böyle bir takım kurmak çok önemliydi o yüzden. İlk defa bu kadar profesyonel bir çalışmaya şahit olduk ve şu an çok merak ettiğimiz ve bizi heyecanlandıran bir takımımız var. Sadece yeni transferler değil; uzaktan bakan biri kadrodaki Alves, Meireles, Diego, Sow gibi isimleri de gördüğünde bir "oha" çekecektir.
Yeni takım, yeni sistem, yeni hoca; elbette konuşmak için çok erken. Dün akşam tribünde gördüğüm; taraftar çok hevesli ve maça çok iyi başladı. Özellikle üstlerden çok iyi görebildiğim için söylüyorum; "Vura vura vura kıra kıra kıra" performansı üst düzeydi. "Napardım bilmem" muazzamdı. İkinci yarı biraz laylayloma döndü tabi, böyle maçlarda olacaktır. Ben eninde sonunda 4-2-3-1'e döneceğimizi düşünsem de; ligde böyle maçlarda 4-4-2; daha doğrusu Diegolu 4-4-2 sırıtmaz. Günmüzde sistemler çok da yazıldığı gibi değil zaten. Pek çok oyuncu oyunun her alanına katkı vermek zorunda.
Dün akşam Volkan yine güven verdi. Şener özellikle ilk yarıda Cafu gibiydi. Ba-Alves'e çok iş düşmedi. Genelde temiz oynadılar. Hasan Ali çok iyiydi. Ben Nani'nin sürekli Hasan Ali'ye oynamasının Hasan Ali'ye özgüven hissettirdiğini düşünüyorum. Nani istekli, yer yer gösterişli ama hala tam kapasitesinden uzak. Ayrıca kendisine çok faullü oynandığı için Nani'nin de faul yapmasını yadırgamıyorum ben. Ezilmiyor, faul yapmaktan kaçınmıyor. Diego'yu da çok beğendim, çok aktif bir rol üstlendi ve mükemmel bir asist yaptı. Souza-Meireles ikilisi de başarılıydı. Tribünden izleyenler genelde Meireles'i çok beğenmiş. Souza'nın istatistikleri de çok iyi, çalıma tepki olarak doğmuş gibi. Sow-Fernandao golcülüklerini konuşturdu. Her ne kadar Sow'un satılacağını düşünsem de, bu ihtimali bazen hiç istemiyorum. 60 gol atmış bir oyuncu. Sonradan oyuna giren Van Persie büyük tecrübesine rağmen heyecanlı gözüktü. Bu bile hoşuma gitti, heyecanlı olması güzel bir şey. Alper mutlaka daha çok oynamalı. Mümkünse daha çok da çalışmalı. Mehmet Topal'a çok iş düşmedi, gol pozisyonunu değerlendirseydi iyiydi. Bu takıma daha Ozan, Volkan Şen katılacak. Van Persie 11 oynayacak. Kjaer savunmada güven verecek. Gökhan Gönül iyileşecek. Caner'in deli fişek ortaları gelecek. Harika bir sezon bizi bekliyor. Sonu şampiyonluk olsun.
Shakthar Donetsk ile eşleştiğimizde elbette şansı az olan taraftık. Bizden daha kötü kadro ve takımlar Şampiyonlar Ligi'nde oynacak olsa da bizim kalibremiz daha çok Uefa Avrupa Ligi çeyrek final. Çeyrek finalden sonrası büyük heyecan olur, bu sezondan beklentim yine en az yarı finali görmek. Ligde ise şu kadroyla ve şu başlangıçla şampiyon olmalıyız. Başlangıçtan kastım sezon sonundan beri oluşturulan hava. Galatasaray'ın şampiyonluğu bizim transferlerimizle yine gölgede kaldı. Her ne kadar tarihe baktığında o sezonun şampiyonu Galatasaray yazacak olsa da; 20. şampiyonluk ve 4.yıldız mutlaka ulaşacağımız bir nokta. Böyle bir takım kurmak çok önemliydi o yüzden. İlk defa bu kadar profesyonel bir çalışmaya şahit olduk ve şu an çok merak ettiğimiz ve bizi heyecanlandıran bir takımımız var. Sadece yeni transferler değil; uzaktan bakan biri kadrodaki Alves, Meireles, Diego, Sow gibi isimleri de gördüğünde bir "oha" çekecektir.
Yeni takım, yeni sistem, yeni hoca; elbette konuşmak için çok erken. Dün akşam tribünde gördüğüm; taraftar çok hevesli ve maça çok iyi başladı. Özellikle üstlerden çok iyi görebildiğim için söylüyorum; "Vura vura vura kıra kıra kıra" performansı üst düzeydi. "Napardım bilmem" muazzamdı. İkinci yarı biraz laylayloma döndü tabi, böyle maçlarda olacaktır. Ben eninde sonunda 4-2-3-1'e döneceğimizi düşünsem de; ligde böyle maçlarda 4-4-2; daha doğrusu Diegolu 4-4-2 sırıtmaz. Günmüzde sistemler çok da yazıldığı gibi değil zaten. Pek çok oyuncu oyunun her alanına katkı vermek zorunda.
Dün akşam Volkan yine güven verdi. Şener özellikle ilk yarıda Cafu gibiydi. Ba-Alves'e çok iş düşmedi. Genelde temiz oynadılar. Hasan Ali çok iyiydi. Ben Nani'nin sürekli Hasan Ali'ye oynamasının Hasan Ali'ye özgüven hissettirdiğini düşünüyorum. Nani istekli, yer yer gösterişli ama hala tam kapasitesinden uzak. Ayrıca kendisine çok faullü oynandığı için Nani'nin de faul yapmasını yadırgamıyorum ben. Ezilmiyor, faul yapmaktan kaçınmıyor. Diego'yu da çok beğendim, çok aktif bir rol üstlendi ve mükemmel bir asist yaptı. Souza-Meireles ikilisi de başarılıydı. Tribünden izleyenler genelde Meireles'i çok beğenmiş. Souza'nın istatistikleri de çok iyi, çalıma tepki olarak doğmuş gibi. Sow-Fernandao golcülüklerini konuşturdu. Her ne kadar Sow'un satılacağını düşünsem de, bu ihtimali bazen hiç istemiyorum. 60 gol atmış bir oyuncu. Sonradan oyuna giren Van Persie büyük tecrübesine rağmen heyecanlı gözüktü. Bu bile hoşuma gitti, heyecanlı olması güzel bir şey. Alper mutlaka daha çok oynamalı. Mümkünse daha çok da çalışmalı. Mehmet Topal'a çok iş düşmedi, gol pozisyonunu değerlendirseydi iyiydi. Bu takıma daha Ozan, Volkan Şen katılacak. Van Persie 11 oynayacak. Kjaer savunmada güven verecek. Gökhan Gönül iyileşecek. Caner'in deli fişek ortaları gelecek. Harika bir sezon bizi bekliyor. Sonu şampiyonluk olsun.
Juventus 2 - 0 Lazio | Süper Kupa
Çin'de yapılan İtalya Süper Kupa mücadelesini elbette Juventus kazandı. Lazio geçen sezonki performansını bir kupayla taçlandırmalıydı ama olmamıştı. Sezona bir kupayla başlama ihtimali vardı, bu da olmadı. Şampiyonlar Ligi play off mücadelesinde Leverkusen eşleşmesini geçmelerini umuyorum. Lazio'da ilk 11'deki tüm oyuncular geçen sezonun oyuncuları. Juventus'ta ise 10 eski, 1 Mandzukic sahadaydı. Martin Caceres de uzun sakatlıktan sonra sahalara dönüş yaptı. Juventus genel olarak üstün oynayan taraf olsa da 2 golde de Lazio savunmasının hatası vardı. Mandzukic'in affetmeyeceği toplardan biriydi, affetmedi. Yine de Marchetti'nin en azından topa uzanmasını falan beklerdim. İkinci golde ise oyuna sonradan giren bir diğer transfer Paulo Dybala klasına yakışır bir vuruş yaptı. İki takımda da 10 numaralı formalar genç yeteneklere emanet edilmiş. Juventus'ta Pogba, Lazio'da Felipe Anderson ilk kez 10 numarayla sahaya çıktılar.
Juventus : Buffon; Barzagli, Bonucci, Caceres; Lichsteiner, Sturaro (90' Pereyra), Marchisio, Pogba, Evra; Coman (61' Dybala), Mandzukic (80' Llorente).
Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Gentiletti, Radu; Onazi, Biglia, Cataldi (75' Kishna); Candreva, Anderson (88' Morrison), Klose (62' Djordjevic).
Goller : 69' Mandzukic, 73' Dybala.
Manchester United 1 - 0 Tottenham | EPL 1.Hafta
Premier Lig ve futbol özlemimiz dün son bulsa da; ilk maç çok tatmin edici olmadı benim içim. Everton-Watford maçı çok daha keyifliydi. Van Gaal'in Manchester United'ı bu sene de istediğini bulamayacak gibi geldi bana. İlk elin günahı olmaz elbette ama United'ın bir takım eksikleri, nasıl diyeyim; kadroda sanki United kalibresinin çok altında oyuncuları var gibi. Dün stoperler sırıttı mesela. Koskoca Manchester United'ın stoperleri Smalling-Blind ikilisi olmamalı. Sağ bek Darmian konusunda çok ümitsiz değilim. Memphis Depay'in de parlayacağını düşünüyorum. Tottenham maça hızlı başlayan taraf olmasına rağmen Romero'yu geçmeyi beceremedi. Maçın başında Eriksen'in kaçırdığı pozisyon maçın en net pozisyonuydu. Van Gaal'in De Gea'yı kızağa çekmesi tercihi tartışılırken, Romero'nun ilk maçta sınıfı geçmesi her ikisi için de olumlu referans oldu. Kyle Walker'ın kendi kalesine attığı gol ise büyük şanssızlık ve beceriksizlikti. Alderweireld maçın en iyilerinden oldu. Önliberoda Dier-Bentaleb ilginç tercihti. Sağda Dembele de öyle. Tottenham'a aslında etkili bir sağ kanat da lazım ama Pochettino Lamela'ya güvenmek zorunda hissediyor olabilir. Townsend sakatlığı yaşamasaydı o mevki tartışılmaz bir halde olacaktı. Tottenham'ın zaten United'a karşı şansının tutmadığı aşikar. Sezonun ilk maçı olmasıyla sürpriz çıkması fena olmazdı ama yine olmadı.
Manchester United : Romero; Darmian (81' Valencia), Smalling, Blind, Shaw; Schneiderlin, Carrick (60' Schweinsteiger); Mata, Depay (68' Herrera), Young; Rooney.
Tottenham : Vorm; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Davies; Dier (77' Alli), Bentaleb (53' Mason); Dembele (68' Lamela), Eriksen, Chadli; Kane.
Sarı Kartlar : Vertonghen, Schweinsteiger, Dier, Mata, Alli.
Goller : 21' Walker (Kendi Kalesine)
Tottenham 2015-2016
Geçen sezon Tottenham'ın kadrosuna ve oyun anlayışına pek alışamamış olsam da; ligi yine 5. bitirdiler ve Pochettino için iyi bir sezon oldu. Kadroda Dembele, Paulinho gibi isimler yer bulmakta zorlanırken Lennon şans bulamayarak sezonun ikinci yarısını Everton'da geçirdi. Adebayor'un beyin ölümü zaten çoktan gerçekleştiğinden, Soldado ise iyice Dani Güiza'ya bağladığından Harry Kane şans buldu ve futbol dünyası yeni bir yıldıza kavuştu. Premier Lig'de bu sezonun açılış maçını bugün Manchester United ile oynayacak olan Tottenham, yeni sezon öncesi sadece savunmaya transferler yaptı.

Bu sezon yapılan en pahalı transfer Belçikalı Toby Alderweireld oldu. Atletico Madrid'de şans bulamayıp geçen sezonu Southampton'da geçiren Toby; Vertonghen, Dembele ve Chadli'nin milli takımdan arkadaşı olması ve Premier Lig'de oynamış olması sebebiyle yabancılık çekmeyecektir. Sağ bekte görev yapabiliyor olması da önemli elbette ama Walker ve Trippier ikilisini o bölge için yeterli görüyorum. Saha içinde değişiklik gerektiğinde elbette Dier ve Alderweireld'ın sağ bek oynayabiliyor olması önemli. Yedlin muhtemelen kiralanacak, onun için henüz zaman var. Şimdilik süratiyle tam bir deli fişek ama geliştirmesi gereken pek çok özellik var. Özellikle mental olarak kendisini geliştirmesi ve oynayıp maç devamlılığı kazanması gerekiyor. Alderweireld gibi bir oyuncuya verilen 11 Milyon Poundluk bonservis üzerine elbette çok konuşmak doğru olmaz.
Bir diğer stoper transferi sezon biter bitmez açıklanan Kevin Wimmer. 5 Milyon Pounda Köln'den alınan Avusturyalı oyuncuyu hiç izlemedim. Geçen sezon 34 resmi maç oynayıp 5 sarı, 1 de kırmızı kart görmüş. Rotasyonda mutlaka şans bulacaktır. Pochettino böyle oyuncuları oynatmayı seviyor. Adam Mason'dan bile topçu çıkardı. Yine de eldeki isimlere bakınca Wimmer son tercih olacak gibi gözüküyor. Benim ideal ikili tercihim; Toby-Vertonghen olur. Dier'ı da sık sık kullanırım. Fazio geçen sezon özellikle kalaslığıyla beni sinir etse de tecrübeli bir oyuncu. Mutlaka tercih edilecektir. E bu rotasyonda da Wimmer'ın oynama şans az. Uefa Avrupa Ligi ve kupa maçlarında sık sık forma giyecektir. Burnley'den 3.5 Milyon Pounda alınan sağ bek Kieran Trippier'e çok güveniyorum. Elbette Walker mevkisinin en iyilerinden ve o oynayacaktır. Ama Trippier'in de sezon boyunca en az 15-20 maçı olacak. 24 yaşında ve sadece tek bir Premier Lig sezonu var. Onda da tüm maçlarda oynamış. Yeni transfer diyebileceğimiz bir isim Dele Alli. Müthiş yetenek, Real Madrid maçında Modric'e attığı çalımla dikkatleri de çekti zaten. Umarım Pochettino; Bentaleb-Mason'daki ısrarını biraz olsun Alli'de de gösterir.
Tottenham'ın 3 futbolcuya verdiği para yaklaşık 20 Milyon Pound.
Giden isimlerden en çok üzüldüğüm Paulinho oldu. Çok uçuk bir bonservisi olmasaydı Emre yerine Fenerbahçe'ye istiyordum. Bu tür futbolcuları severim. Benim için Premier Lig'e transfer olması soru işaretiydi ama ilk sezonunda iyi iş çıkardı. İkinci sezonunda ise biraz da Pochettino'nun Bentaleb-Mason ısrarından dolayı şans bulamadı. Yeri geldi sağda oynatıldı. Böyle klas bir futbolcunun Çin'e gitmek yerine Avrupa'da kalmasını isterdim. Hem agresif, hem de teknik bir oyun tarzı var. Aynı zamanda ayağı çok düzgün, 10 numarada bile oynayabileceğini düşünüyorum. 10 Milyon Pound, 14 Milyon Euro yapıyor. Tottenham için iyi para. Paulinho da Çin'de ciddiyetiyle oynarsa devre arasında ya da sezon sonunda mutlaka Avrupa'ya geri döner.
Ettienne Capoue benim yine çok sevdiğim bir oyuncu ama Spurs seviyesi için zaman zaman yetersiz kaldığını gösteren maçlar oynadı. O da Pochettino'nun ısrarla şans vermediği isimlerdendi. Bana göre Watford gibi yeni, heyecanlı ve potansiyelli bir takıma transfer olarak doğru yaptı. Benjamin Stambouli ise Montpellier'de beğendiğim, Spurs'te ise yetersiz olarak değerlendirdiğim bir oyuncuydu. Paris Saint Germain'e gitmesi kendisi için elbette iyi oldu. Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak. Tottenham'ın ise bu transferden 2 Milyon Pound gibi bir karı oldu. 4'e alıp 6'ya sattı. Vlad Chiricheş Napoli'ye, Younes Kaboul ise Sunderland'e transfer oldu. Kaboul'u bizde izlemek isterdim yine. Chiricheş ise bence overrated. Holtby geçen sezon Hamburg'da iyice merkez orta saha oyunculuğuna devşirilmişti. Hamburg bonservisiyle aldı. Keşke daha iyi bir takımda izleyebilsek, çok iyi bir yetenek.
Giden oyunculardan Tottenham'ın kasasına giren para 35 Milyon Pound.
Elbette Spurs'ün hala eksikleri var. Harry Kane'in iyi bir alternatifi yok. Soldado için İspanya'dan alıcı bulunabilir. Adebayor dünyanın herhangi bir ligine kiralanabilir, ya da satılabilir. Misal Emenike'nin takımına gitse ikisi harika ikili olur. Takımda IQ seviyesi dibi görür. Pochettino, Aaron Lennon'ı da düşünmediğini söyledi. Muhtemelen Premier Lig'de kalır. Aston Villa, Newcaste, West Brom gibi bir takıma gider. Ama keşke Fenerbahçe'ye gelse de Nani ile birlikte Türkiye Ligi kazmalarının içinden geçişlerini izleyebilsek.
Orta sahada Bentaleb-Mason'ın oynayacağını varsayarsak; Dembele'nin de gitme ihtimali yüksek. Elde bir tek Dele Alli kalıyor. Tabi hoca bir çılgınlık yapıp Carroll'ı falan kullanmaya kalkmazsa. Dembele giderse 2, kalırsa 1 orta saha oyuncusu alınması gerekiyor. 1 forvet, 1 orta saha ile Spurs daha güzel bir takım olabilir.
Pochettino'nun bu sezon kullanacağı ideal 11'i tahmin etmek de zor değil.












